Eğitim, Sınavlar ve Çocuklarımız... | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Eğitim, Sınavlar ve Çocuklarımız...

HaZiRuN

Revizyonda
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2010
Mesajlar
2,591
Puanları
0
Eğitim; gençlerimizi ve çocuklarımızı hayata hazırlamayı, onlara karakter, şekil vermeyi hedefler. Ancak; hayat başarısı okul başarısından daha önemlidir.

“Sadece rapor yetmez, sorumluluk ve paylaşım gerekli...”

"Gemi ile seyahat eden ünlü bir dilbilimci, yolda gemici ile sohbet etmektedir. Bir ara dilbilimci gemiciye, Sen Nahiv (dilbilgisi) bilir misin? diye sorar; hayır cevabını alınca da, “Ömrünün yarısı boşa gitti" der. Gemicinin kalbi kırılır, kızarır ama susar. Derken fırtına çıkar, gemi bir girdaba yakalanır, girdaptan geminin kurtulamayacağı anlaşılır. Gemici dilbilimciye Sen yüzme biliyor musun? diye sorar. Yüzme bilmeyen dilbilimci, yalvaran gözlerle gemiciye bakar ve hayır cevabını verir. Bunun üzerine gemici şöyle der. "Eğer yüzme bilmiyorsan bütün ömrün boşa gitti demektir, çünkü girdaba düşen gemi kurtulamaz".
Bu hikaye, eğitim projesinin temel hedefinin çocukları ve gençleri öncelikle hayata hazırlamak ve olgunlaştırmak olması gerektiğini anlatan güzel bir örnektir.…
Bir genç, mezun olduğu gün girdiği havuzda nasıl boğulur? Bir genç, trafik kurallarını nasıl bilmez ya da bildiği halde uygulamaz? Bir genç, içki ve uyuşturucudan nasıl komaya girer? Bir genç, kumar masalarında çıkan kavgalarda ne arar?
Kader mi? Yoksa; ailesinden, okulundan, eğitiminden güçlü bir kişilik, irade ve sorumluluk eğitimi almadığı için mi? Ya da sorunlarına eğilmediğimiz, sağlıklı ve gerçekçi hobiler edindiremediğimiz veya boş zamanlarını değerlendirme alışkanlığı kazandıramadığımız için mi? Sokakları dolaştığımızda, kafeteryaları gezdiğimizde; dumanlı-havasız kahve-lokal köşelerinde, loş ışıklı internet kafelerde ve izbe yerlerde, akşamları türkü barlarda görürsünüz çocuklarımızı, gençlerimizi, üniversitelilerimizi…Sonra düşünürsünüz; bunlar mı emanet edilen gençlik? Bunlar mı ülkenin geleceği?… Bunlar bu ülkenin çocukları mı?… Bizim çocuklarımız mı?…
Eğitim; gençlerimizi ve çocuklarımızı hayata hazırlamayı, onlara karakter, şekil vermeyi hedefler. Ancak; hayat başarısı okul başarısından daha önemlidir. Çocuklarımıza her şartta ayakta kalmayı, yıkılmamayı, hayata tutunmayı, hayat denen o tozlu yollar öğretir...
Ancak, gençlerimizi ve çocuklarımızı hayata değil, sınavlara hazırlayan eğitim şekli, ülkemizin gençliğini ve geleceğini tehdit eder hale gelmiştir. Dünyanın en harika ve kutsal varlığı olarak adlandırılan çocuklar üzerinden sürdürülen bu yarış artık sağlıklı, üretken, kendisi ve çevresiyle barışık nesiller yetiştirmenin önünü tıkamaya başlamıştır.
Anadolu liselerinde dahi, çocukların fen derslerinden kendilerini kurtarıp oyunu, eğlenmeyi, bedensel ve zihinsel gelişmeyi sağlayacak imkanları yoktur.
Test çözdüğü için ya da çözmesi gerektiği için; kitap okumaktan, müzikten, halk oyunlarından, resimden, spordan alıkonulan, gençlerin, sınavları kazananlardan geriye kalanların ne olduğu, nereye gittiği, ne iş yaptığı, zamanlarını nasıl değerlendirdikleri, hayatlarını nasıl kazandıkları ve aileleriyle neler yaşadıkları konusunda kimsenin bir fikri yoktur. Bir bilimsel araştırma da maalesef mevcut değildir.
Kahvehane ve kafeler dururken, günlük televizyon kritikleri yapmak dururken, argo konuşmak varken kütüphaneye niye gitsinler!… Oyun ve eğlence dururken bir genç insan niye kitap okusun!…Acaba, kahvelere ve camilere konulan kitapları kaç kişi okuyor? Kaç kişi faydalanıyor? Yaptım demekle oluyor mu?
Okumak, araştırmak, ciddi projelerin altına girmek, ülke meselelerine kafa yormak, iradeyi nefse, çalışmayı eğlenmeye tercih etmek ciddi bir irade, kişilik ve bilinç eğitimi gerektirir. Okuma alışkanlığı küçük yaştan edinilmelidir.
Maalesef, eğitim sistemimiz mevcut haliyle bunu sağlayamıyor...Kitle iletişim araçları buna destek vermiyor. Geçmiş mirasımız, kültürümüz bunu özendirmiyor. Toplum olarak, yazılı bir gelenekten ziyade sözlü bir geleneğe sahibiz, konuşmayı, tartışmayı, sohbeti ve şiiri; düşünmeye, okumaya ve yazmaya tercih ediyoruz. Enstrümantal eserlerle yapılmış CD ler yerine mutlaka sözlü Cd ler alıyoruz. Doğal olarak ta, öğrenme isteği, merak duygusu, okuma alışkanlığı, ilim sevgisi ve analitik düşünme gibi melekelerin gelişmesi oldukça zor oluyor.
Halbuki eğitim ile; kişilik sahibi, yetenekli, ailesine, ülkesine ve insanlığa karşı sorumluluklarının farkında gençler yetiştirmek için daha fazla çaba sarf edilmelidir..Çünkü; artık çevremizde, çocukları olumsuz etkileyen şeyler, olumlu etkileyen şeylerden daha fazladır. Sanki, insan yetiştiren dünyanın iklimi bozulmuştur.... Çocuklarımızı ehliyet sahibi öğretmenlere teslim etmenin yanı sıra, anne-baba, amca-hala olarak da üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Sorumluluk hepimize düşüyor....
Konu ile ilgili, Uluslararası Politik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin 2006 yılı Haziran ayında 17 ilde 1850 lise öğrencisiyle yaptığı anketin çözüm önerilerini vermek istiyorum;.

- Aile eğitim programları başlatılmalı,
- Eğitim kurumları gençlerin duygusal, sosyal gelişmelerine ağırlık vermeli,
- Devlet tarafından ailelere gerekirse "aile danışmanlığı” alabilecekleri imkanlar sunulmalı,
- Eğitim programlarına "aile psikolojisi" dersleri konulmalı ve sağlıklı ailenin nasıl olabileceği gençlere anlatılmalı,
- Eğitim kurumlarında hiçbir şekilde şiddet, problem çözme aracı olmamalı,
- Ergenlik çağındaki gençlerle nasıl iletişim kuracakları ve sevgilerini nasıl ifade edebilecekleri yönünde aileler ve öğretmenlere eğitim programları hazırlanmalı,
- İnternet konusunda aileler ve gençler bilinçlendirilmeli,
- Televizyon programları çocukların yararına olacak şekilde izlettirilmeli. Çocuklar anneleri ile beraber sabah kuşağındaki acıklı, şiddet yüklü programları izlememeleri konusunda aileler bilinçlendirilmelidir.

Sonuçlar güzel, ama, bizde soruyoruz; Bu sonuçları kim okuyacak? Kim değerlendirecek? Kim görev benim diyip yapacak? Kim sorunları üstlenip çözecek? Hangi kurumlardan çözüm isteniyor? Yoksa her rapor gibi ortada mı kalacak?
Çünkü; Bakanlık raflarında, yıllardır hazırlanmış, ama uygulanmayan, o kadar güzel raporlar, kararlar var ki....

Y.Doç. Dr. Göktan Ay


 
Üst