Ebedi saâdete mâni olan engeller

bulut_bey79

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eki 2006
Mesajlar
12,118
Puanları
0
Web sitesi
3422unitedstates.spaces.live.com
Ebedi saâdete mâni olan engeller
02.05.2010

Dünyâ hayâtı çok kısa, âhiret azâbları ise sonsuzdur. Dünyâ lezzetlerinin zararları, faydalarından dahâ çoktur, elde kalmaz, çabuk giderler. Bunlara kavuşmak ise, çok güçtür. Faydası hiç olmayanlara la’b yani oyun ve lehv yani eğlence denir.

İnsanı ölmekten, bir uzvunu yok olmaktan, şiddetli ağrıdan kurtaracak şeye zarûret denir. Rûhî ve bedenî râhatlığı için, sadaka vermek, hayrât ve hasenât yapmak, zekât, hac, kurban, ödünç vermek için lâzım olan şeylere ihtiyâç denir. İhtiyâçtan fazla olup, tatlı gelen, hoşa giden şeylere zînet denir. İhtiyâçtan fazla olan mâlı, tekebbür, gösteriş için kullanmak, zînet olmaz, harâm olur. Zarûret miktârında kazanmak için çalışmak, farzdır. İhtiyâç miktârında kazanmak, sünnettir. Zînet olan şeyleri kazanmak, mubâhtır. İhtiyâç ve zînet eşyâsını İslâmiyyete uygun olarak kazanmak ibâdet olur. Bunları kazanmak için, İslâmiyyetin dışına çıkmak, harâm olur. Böyle ele geçirilenler, dünyâlık olur. Hadîs-i şerîfte; (Dünyâlık olan şeyler, mel’ûndur. Allah için olan şeyler, Allahü teâlânın râzı olduğu şeyler, mel’ûn değildir) buyuruldu.

İbni Âbidîn’de buyuruluyor ki:
“Lu’b, la’ib, lehv ve abes, hepsi oyun ile vakit geçirmektir. Bunlar devâmlı yapılırsa veyâ farzları yapmaya mâni olurlarsa ve kumâr ile yapılırsa, sözbirliği ile harâm olurlar. Hadîs-i şerîfte; (Her türlü lehv harâmdır. Yalnız, zevce ile oynamak, at ve silâh ile tâlîm, yarış yapmak câizdir) buyuruldu.”

İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:
“Hak teâlâ, hiç sevmediği bu alçak dünyânın içyüzünü, onun aşağı olan süslerinin, yaldızlarının çirkinliğini, gönül gözünüze göstersin. Âhiretin güzelliğini, tatlılığını, Cennetlerinin, nehirlerinin tâzeliğini ve hepsinden dahâ tatlı olan Allahü teâlânın cemâlini görmeyi gönlünüze yerleştirsin! Böylece, bu çabuk biten çirkinden iğrenesiniz. Allahü teâlânın râzı olduğu sonsuz âlemi özleyesiniz.

(Dünyâyı sevmek günâhların başıdır) hadîs-i şerîfi şaşmaz bir formüldür. Hak teâlâ, dünyânın beş şey olduğunu bildirdi. Hadîd sûresinin 21. âyetinde meâlen; (Dünyâ hayâtı, elbette la’b, yani oyun ve lehv yani eğlence ve zînet yani süslenmek ve tefâhur yani öğünmek ve malı, parayı, evlâdı çoğaltmaktır) buyuruldu.

İslâmiyyetin sâlih ameller diyerek övdüğü şeyler yapılınca, dünyânın büyük parçası olan lehv ve la’b için zamân kalmaz. Erkekler ipek elbise giymez ve altını ve gümüşü kullanmazsa, dünyânın üçüncü parçası olan zînet de azalır. Allahü teâlâ, üstünlüğün ve kıymetin verâ ve takvâ ile olduğunu, mal ile olmadığını bildirmiştir diyen kimse, hiç övünmez. Evlâdın ve malın, mülkün artması, Allahü teâlâyı zikretmeyi azaltacağını ve Onu unutturacağını bilen, bunları çoğaltmak için uğraşmaz. Sözün kısası, Haşr sûresinin 7. âyetinin; (Resûlullahın emirlerini yapınız ve yasaklarından kaçınınız!) meâline uyarak yaşamalıdır.

İnsanın şerefi ve kıymeti dünyâlıkla ölçülse idi, dünyâlığı çok olanların herkesten dahâ kıymetli ve dahâ üstün olması lâzım gelirdi. Birkaç günlük zamânı büyük nimet bilerek, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yapmaya çalışmalıdır. Allahü teâlânın kullarına ihsân, iyilik etmelidir.

Kıyâmette azâblardan kurtulmak için, iki büyük temel vardır:
Birincisi, Allahü teâlânın emirlerine kıymet vermek, saygı göstermektir.
İkincisi, Allahü teâlânın kullarına, yarattıklarına şefkat, iyilik etmektir. Mü’minûn sûresinin 115. âyetinde meâlen; (Sizi abes olarak, oyuncak olarak mı yarattım sanıyorsunuz? Bize dönmeyecek misiniz diyorsunuz?) buyuruldu.

Elinizden bir şey kaçmış değildir. Tövbe edilecek, Allahü teâlâya yalvaracak zamândır.”

Netice olarak, nefsin hoşuna giden faydasız şeylere lehv ve la’b denir ki, boş yere vakit geçirmektir. Ömrü, ebedi saâdete mâni olan lehv ve la’b ile, yani oyun ve eğlence ile ziyân etmemelidir...
osman ünlü makale
 
Üst