Durugörü ve uzaktangörü nedir?

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Beğeniler
2,062
Puanları
0
Yaş
40
#1
Durugörü ve uzaktangörü nedir?

Durugörü/duyu dışı algılama (DDA Türkçe veya İngilizce
ESP; Extrasensory perception veya uzaktan görü/uzaktan hissetme adı verilen durumda bilinen duyu araçları ve organları (göz-kulak-dokunma...) kullanılmadan, zaman ve mekanla sınırlı olmayan uzak yerlerden bilgi edinmektir. Bazıları buna 6. his adını da verirler. Ya da sezgi. Durugörü (clairvoyance) ve uzaktangörü (Remote viewing, RV) ince farklılıklar içerir.

Durugörü, en basit tanımla, normal duyularla ulaşılamayan bilgiye ulaşmaktır. Zamandan bağımsızdır: geleceğe, şimdiye ve geçmişe ait olabilir. Aynı zamanda da yerden bağımsızdır. Yanınızdaki bir çantada ne olduğunu anlamak olabileceği gibi, Neptünde ne oluyoru da araştırabilirsiniz. Yani mekanla sınırlı değildir bilgiye ulaşma. Herkeste olan bir yetenektir. Az ya da çok. bazılarımızda az bazılarımızda çok. Ama bilinen, nasıl sporla kaslar büyür ve gelişir, bu yeteneğinde çalışma ile geliştirilebileceğidir (psi kası denilebilir buna). Durugörü, zaman ile sınırlı değildir. Geçmiş, şimdi ve gelecek görülebilir. Durugörü uzaklıkla da sınırlı değildir. Bir çanta içindekiler ya da Jüpiter gezegeni çevresinde ne olduğu görülebilir. Buradaki tek sorun, görülenlerin ya da algılananların, normal duyu organlarımızla alıştığımız tarzda net ve canlı olmamasıdır. Daha uçucu, daha soluk olabilmesidir.


Uzaktangörü (Remote viewing, RV), durugörünün daha basit bir alt tipidir. Toplumda, daha çok kişide vardır bu yetenek. Durugörü bazen doğuştan yetenek oalrak ortaya çıksa da, RV olmak için doğuştan yetenek şart değildir. Kendi kendine çalışma ile başarılabilir. Durugörüde, çoğunlukla soluk, kısa süreli hızlı geçen, puslu görüntüler görülür. Buna eşlik eden, diğer duyumsal algılar da olabilir: tad, koku, işitsel algılar... Durugörü esnasında bazı kişilerde kaygı, korku, terleme, nazbız yükselmesi, bulantı, neşe gibi değişik duygu halleri ortaya çıkabilir. Görüntüler ve bu hisler bazen rahatsızlık verici olabilir ve kişide psikolojik sorunlara neden olabilir. Oysa, uzaktangörüde, bashettiğimiz hiç bir kaygı, korku, endişe, görüntü görme olmaz. Sakin bir ortamda, yoğunlaşarak resim çizmeye benzer. Tabi bu resim çizmeyi sistematik ve aşamalı olarak yapmak gerekir. Uzun yıllar, Amerikan ordusunda kullanılan ve üzerinde en çok araştırma yapılan konu uzaktangörüdür. Herkes bunu deneyebilir, başarabilir.

Uzaktangörü, aslında her insanda bulunan doğal bir yetenektir. Ama, çoğu kişi bunun farkında değildir. Genellikle kendiliğinden ortaya çıkar ve ancak hazır bir beyin ona anlam verebilir. Gelişmemiş ve içimizde gizli kalmasının nedeni, unsurlarının bugüne kadar doğal durumlarda görülmemiş olmasıdır. Diğer yandan, duyu dışı algının varlığına inanan birinin yeteneği keşfetme şansı daha yüksektir. Buna "koyun" ve "keçi" örneği denir. Koyunlar, yani inananlar iyisonuçlar elde ederler! Ancak, herkesin kendi içinde yer alan bu yeteneği harekete geçirmesi, bazılarımızda çok kolay olurken, bazılarımızda çok zor olacaktır.

Durugörü ya da uzaktan algı, düşünce aktarımı, telepati diye adlandırlan fenomenlerin bir karışımıdır. Bu süreçte hassas kişi uzakta bulunan (zamansal uzaklık-gelecek veya mekansal uzaklık-görüş alanı dışında kalan) bir yer veya olay hakkında bilgiler edinir, ayrıntısıyla tarif etmeye çalışır.

Astral seyahat, reenkarnasyon, ruhlarla ve cinlerle ilişkisiz bir konudur. Tamamen bu sizin evrene sorduğunuz bir soruya karşılık, beynize ulaşan, kaynağı ve aracısının ne olduğu henüz anlaşılamayan bir yanıttan ibarettir.

Uzaysal çözünürlülüğü 1 mm kadar olabilir. Bazı nadir durumlarda atom altı tanımlamalar da yapılmıştır. Uzaklıktan bağımsızdır. Nanometre ölçeğinde bilgi edinilebileceği gibi, gezegenler veya daha da uzak olan başka galaksiler, evrenler hakkında da uzaktangörü çalışması yapılabilir.

Çoğu kişinin, hem de ne yazık ki bu işle iyi ilgilendiğini iddia ettiği gibi olayda elektromanyetik bir dalga işe karışmaz. Çünkü, elektromanyetik dalgaların geçişini engelleyen Faraday kafesinden, okyanusun 500 feet derinliğinde bu bilgi akışının işlediği gösterilmiştir. Bu 1978 yılında gösterilmiştir. başka bir aracı ile bilgi aktarılır ama neyle bilmiyoruz. Ama elektromanyetik bir dalga olmadığını biliyoruz.

Bu konu sadece bir merak ya da falcılık değil, ulusal bir güvenlik sorunudur da. Rusya 1960'llarda, Amerika 1970'lerde bu işe askeri çalışamlarla girmiş ve uzun yıllar gizli olarak çalışmaları sürdürmüşlerdir. Amerika bu işe 20 milyon dolar, Rusya 60 milyon ruble harcamıştır. Bu yöntemle anlaşılan "gizli" denilen şeyleri artık çok kalmadığıdır. 1996 yılınd Amerika, dosyayı kapattık desede, muhtemelen gizli oalrak devam eden çalışmalar varıdr.

Hedef olasılıkları hakkındaki önceki bilgi, geri bildirim yokluğu ve zihinsel analiz kullanımı uzaktangörüyü engeller. Resimler ve duygular, rakamlar ve harflere göre daha iyi algılanırlar. Buna karşın;

  • Amacın ciddiye alınması
  • Geri bildirim
  • Kalp-kalbe inanma (ikili çalışmalarda duygusal güven)
  • Pratik yapmış olmak, egzersizler
  • Çizimler yapma (anlatmaktan ziyade)
  • Birden fazla görücünün ortak çalışması performansı arttırır.

Toplumun %80'i duyu dışı algılama yeteneğine inanır. Akademisyenlerin ise %60'i böyle bir algılamanın var olabileceğini kabul eder. %20 akademik topluluk ise daha fazla bilimsel kanıt gerektiğini öne sürer. Her ne kadar katı bilim insanlarınca hala şüpheli karşılanıyorsa da, günüzmüzde artık uzaktan görü bir "inanç/inanma sorunu" değil bir "bilgi sorunudur". Yani konu artık bir çok yönüyle ispatlanmış ve bu ispatlı bilgileri görmek yeterli inanmayı sağlamaktadır. Bu duruma inanmayan ve şiddetle reddeden kişilerde sadece konu hakkında "bilgi eksikliği" vardır. Kanıtlar ve bilgiler görüldüğünde inanmak için bir sebep olmadığı görülmektedir.
 
Üst