Donuk Ve Durgun Karakter

_Nihade_

Gafleti eyLe Heba
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2009
Mesajlar
2,061
Puanları
0
Yaş
35
Samimiyetten Uzak Kişilerin Protesto Yöntemi: Donuk Ve Durgun Karaktere Bürünmek

Donuk ve cansız bir karaktere bürünmek, bu şekilde gizli protestolarda bulunmak şeytanın etkisi altına giren kimselerin geliştirdiği karakterlerden bir tanesidir. Temelde son derece canlı, dışa dönük, neşeli insanlar olmalarına rağmen çevrelerine çeşitli mesajlar vermek ve dikkat çekmek için bu yola başvuran kişiler, samimiyetsiz ve basit bir ahlakı benimseyerek aslında en çok kendilerine zarar verirler.

İslam dini samimiyete, güzel ahlaka, doğallığa ve içtenliğe dayanan bir dindir. Allah’a iman eden ve O’na gönülden bağlı olan tüm Müslümanlar, en güzel tavrı göstermek, O’nun bildirdiği ahlaka sahip olmak için ciddi bir çaba gösterirler. Allah’ın samimi iman sahibi kulları için müjdelediği sonsuz cennet hayatına layık bir ahlaka ve derin bir imana sahip olmak için emek verirler. İman etmeyen ve basit ahlak özelliklerini benimsemiş, sığ düşünen kişiler ise derin bir kavrayışa sahip olmamaları nedeniyle bulundukları ortama göre karakter değiştirir, nefsani duygularla hareket ederek çevrelerine rahatsızlık verecek davranışlar sergilerler.

Soğuk, donuk, içine kapalı, hiçbir şeyden zevk almayan, yaşama sevincini kaybetmiş adeta “ölü gibi, cansız bir karakter” gösterirler. Oysa şeytanın etkisinde olmadıklarında hoşsohbet olmalarıyla, canlı tavırlarıyla dikkat çeken, kendilerinin yanı sıra çevrelerindeki insanları da canlandıran, neşe veren kimselerdir. Ama şeytanın etkisine girdiklerinde bu hal birdenbire değişir. Öyle ki sanki yaratılış olarak böyle cansız bir karakterleri varmışçasına ciddi bir kararlılık ve çözülmezlik izlenimi vermeye çalışırlar.

Donuk Karakter Sergileyerek Protesto Yapan Kişilerin Özellikleri

Bu kişiler, bıkkın, yorgun ve bitkin hallerini destekleyen cansız bakışlarıyla genellikle çevrelerindeki kişilere birtakım mesajlar vermeye çalışırlar. Kimi zaman dikkat çekip rahatsızlıklarını veya sorunlarını belli etmeye çalışırlar kimi zaman da sadece ilgi odağı olmak isterler.

Ancak sağlıklı ve akli dengesi yerinde olan bir insanın şeytanın kontrolü altına girip saatlerce kesintisiz olarak anlamsız ve donuk bakışlarla bakabilmesi son derece güçtür. Dolayısıyla böyle bir kişinin gözlerini dondurabilmesi, duygularını gözlerinden yansıtmaması için özel olarak güç harcaması, duygularını ve tepkilerini belli etmemek için özel irade kullanması gerekir. Kişi bunu yaparken bir yandan Allah’ın kendisine sürekli olarak doğruyu ilham ettiği vicdanının sesini duyar, bir yandan da bunu bastırmaya çalışır. Diğer taraftan ise şeytana kulak verme ve onun ilham ettiklerini yerine getirme gayretindedir. Bu ise hem fiziksel hem de zihinsel açıdan son derece yıpratıcıdır.

Sevgiden ve Sevilmekten Uzaklaşırlar


Sevilecek pek çok özelliğe sahip olan insanlara karşı kasıtlı olarak ters ve soğuk bir tavır içerisine girmeleri, bu kimseleri de sevilmeyecek insanlar haline getirir; şeytanın etkisiyle, sevilecek tüm özellikleri körelir. Kuran’da “Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar.“ (Yunus Suresi, 44) ayetiyle de hatırlatıldığı gibi, insanlar bu durumu kendi elleriyle oluşturmaktadırlar.

Hoşsohbet Olmaktan ve Güzel Tavırlardan Kaçınırlar

Şeytanın etkisi altında olan kibirli kişiler, sahip oldukları büyüklenme duygusu sebebiyle adeta cansız bir varlık gibi yaşarlar. Bu kişiler ne karşılarındakine güzel sözler söyleyebilir, ne iltifat edebilir, ne onlarla hoşsohbetler yapabilir ne de bunlardan zevk alabilir. Çünkü başka birini övmek ona iltifat etmek nefsine çok ağır gelir. Kendisine göre her zaman en akıllı ve en iyi odur. Dolayısıyla kendisi sözde o kadar akıllıyken başka birini kendi isteğiyle övmesi mümkün olmayacaktır.

Şeytanın etkisine giren kimselerin güzel söz söylemekten kaçınmalarının bir diğer nedeni ise kalplerindeki “kin ya da kıskançlık“ duygularıdır. Allah insan nefsinin kıskançlığa ve bencilliğe elverişli olduğunu “... Nefisler ise ‘kıskançlığa ve bencil tutkulara’ hazır (elverişli) kılınmıştır...” (Nisa Suresi, 128) ayetiyle açıklamıştır. Allah’tan korkup sakınan müminler bu ayet gereği kıskançlıktan Allah’a sığınır ve nefislerinin bu yönünü eğitirler. Basit karakterli insanların aksine çevrelerindeki her olayda Allah’ın üstün tecellilerini fark eder ve bunları coşkuyla dile getirmekten kendilerini alamazlar.

İlgi Çekmek İçin Değişik Ruh Hallerine Girerler

Yazıda bahsettiğimiz bu basit karaktere sahip olan kişiler, insanların ilgisini çekebilmek için türlü oyunlar oynarlar. Herkesin güldüğü yerde somurtur, kimsenin gülmediği bir yerde çok eğleniyormuş gibi yaparlar. Çok neşeli bir ortamda ciddi gözükmeye çalışır, ciddi olunması gereken bir ortamda ise abartılı hareketlerle neşeli taklidi yaparlar. Bazıları ise donuk ve cansız bir karaktere bürünerek kendilerine gizemli bir hava katmaya çalışırlar. Sorulara cevap vermez, insanlarla göz teması kurmaz, gülümsemez ve mat gözlerle bir köşede otururlar. .

Tembellik ve Uyuşukluk Taklidi Yaparlar

Donuk ve sessiz karaktere bürünerek çevresindekilere mesajlar vermeye çalışan bu kişiler, konuşmaları ve bakışlarıyla orantılı olarak uyuşuk, ağır ve dalgın tavırlar sergilerler.
Bu durum yürüyüşlerinden, oturup kalkmalarına, yemek yemelerine, temizlik yapmalarına, kısacası tüm davranışlarına hakimdir. Aynı şekilde dalgınlıkları da dikkat çekicidir. Herkes konuşurken onlar uzaklara bir yerlere bakıp kalırlar; sohbet ortamından kopar, ancak ara ara tekrar bu kişilerle bağlantıya geçerler. İlginç olan ise, çok gerçekçi bir izlenim vermelerine rağmen aslında tüm bunları taklit olarak yapmalarıdır.


Donuk Karaktere Bürünmek En Çok Kişinin Kendisine Zarar Verir

Hiçbir aklı başında insanın normal karşılamayacağı donuk, cansız ve bıkkın tavırları sergileyen bir kişi bilmelidir ki bu durumun en çok sıkıntısını çeken de kendisidir. İnsanların ilgisini çekmek için fıtratına uygun olmayan davranışlarda ısrarcı olması ve şeytanın etkisi altına girmesinden dolayı vicdan azabı çeker.

Böyle bir kişi;

•Başkalarına mesaj verme çabası sebebiyle içinden geldiği gibi yaşayamaz.

•Rahat rahat gülemez, konuşamaz, hareket edemez.

•Sürekli kendini olduğundan başka biri gibi göstermeye çalışır.

•Olayları daima olumsuz yönleriyle değerlendirir.

•Allah’ın kendisine sunduğu güzelliklerin ve nimetlerin farkına varamaz.

•Allah’ın takdir ettiği kadere teslim olmadığı için daima bir sıkıntı ve mutsuzluk duyar. Bu da ona manevi bir azap yaşatır.

İşte bu bahsettiklerimiz “… Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.” (Al-i İmran Suresi, 117) ayetiyle bildirildiği üzere kişinin kendi kendine zulmetmesidir.

Çözüm Samimiyette Gizlidir

Şeytanın telkinleriyle bürünülen bu suni tavırlardan kurtulmanın tek çözümü, kişinin Allah’tan korkarak Kuran ahlakına yönelmesidir. Ancak samimi bir kalple Allah’a yönelen ve O’nun razı olmayacağı her davranıştan şiddetle kaçınan müminler, dünyada ve ahirette huzur ve mutluluk bulabilirler. Allah, Kuran’da kullarına samimi olmalarını bildirmiştir. Samimiyet ise kişinin içinden geldiği gibi, doğal davranmasıyla ortaya çıkar. İnsan da yaratılışı gereği doğallıktan, samimi hal ve hareketlerden zevk alacak şekilde yaratılmıştır. Hayatlarını bir tiyatro sahnesindeymişçesine rol yaparak geçiren kişiler gerçek mutluluğa asla erişemezler. Yaşadıkları bu azap dolu hayat, (Allah’ı tenzih ederiz) Allah’ı değil kendilerine şeytanı veli edinmeleri, iyilik yerine kötülüğü kendilerine ilke edinmeleri nedeniyledir.

Sadece birkaç dakika boyunca samimi düşünecek bir insan, vicdanı üzerindeki baskının ruhuna ve bedenine ciddi şekilde zarar verdiğini, ne kadar sağlıklı olursa olsun buna uzun bir süre dayanamayacağını hisseder. Bu kişilerin yapmaları gereken, yaşadıkları bu çelişkinin ve kendilerine verdikleri zararın hemen farkına varıp Allah’a teslim olmalarıdır.

Allah’ın “Şüphesiz: “Bizim Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra doğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); artık onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Ahkaf Suresi, 13) ayetiyle bildirdiği gibi, güzel ahlaklarında istikrar gösterdikleri takdirde, Allah bu kimselerin hayatlarından korkuyu, hüznü çekip alacak, kötülüklerini örtüp bağışlayacak ve onlara yaptıklarının en güzeliyle karşılık verecektir.

Kötü ahlakın verdiği vicdani sıkıntı ve yaptığı ciddi baskı bir insanın uzun süre dayanabileceği bir durum değildir. Vicdan azabı insanı maddi manevi çok büyük bir sıkıntı içine sokar. Bu, Allah’ın insanlara bir rahmeti; doğru yolu görmeleri için yarattığı özel bir durumdur.

Donuk Karakter ile Kişilikli Olmanın Hiçbir Bağlantısı Yoktur

Şeytanın, Kuran’a uygun olmayan bir ahlakı benimsetebilmek için insanlara ilham ettiği düşüncelerden biri de, ‘kişilikli ve şahsiyetli bir insan olmanın ancak ciddiyet, soğukluk ve resmiyet gibi özelliklerle mümkün olabileceği’dir. Ancak elbetteki bu ahlakı uygulayan insanların birçoğu, gerçekte kişilikli olmak ile samimi sevgiyi yaşamak arasındaki farkı çok iyi bilmektedirler. Bir insanın şahsiyetli ve kişilikli bir tavır içerisinde olması Kuran ahlakına uygun bir davranıştır; bu nedenle Kuran ahlakını yansıtan diğer özelliklerle çatışması mümkün değildir. Bir insan kişilikli olunca soğuk; samimi, rahat bir tavır içerisinde olunca da kişiliksiz olacak diye bir kural yoktur. Bu tümüyle şeytanın bir aldatmacasıdır ve bu ahlakı uygulayan kişilerin sinsiliğinden kaynaklanmaktadır. Kişilikli olmak; bir insanın aklı başında, şuuru açık, samimi ve güvenilir olması, daha da önemlisi Allah’tan korkan imanlı bir insan olmasıyla mümkün olabilir. Ciddiyet, resmiyet gibi özellikler ile kişilikli olmanın hiçbir bağlantısı yoktur.

__________________
 
Üst