Dışımda ne arıyorlar/içime doğru suçluyum ben | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Dışımda ne arıyorlar/içime doğru suçluyum ben

Zirve-i-Hiç

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
20 Tem 2010
Mesajlar
103
Puanları
0
Web sitesi
www.marifetatolyesi.blogcu.com
Dışımda ne arıyorlar/içime doğru suçluyum ben


1948'den 1960 yılına kadar geçen sürede tiyatro eseri kaleme almayan Necip Fazıl, 1960 ihtilaliyle girdiği hapiste, üç piyes yazmıştır: Ahşap Konak, Kumandan ve Reis Bey.
Piyesin ana karakteri Reis Bey, bir ağır ceza reisidir. Ömrü otel odalarında geçmiş, yapyalnız ve tuhaf bir adam. Taş kalpli bir kanun tatbikçisi… Onun nazarında merhamet, idamlık bir suçtur ve "cemiyette bir ferdi korumak için bin kişiye idam gömleği giydirmekten kaçınmamalıdır." Günün birinde, annesini öldürdüğü iddiasıyla huzuruna çıkarılan bir gencin idamına karar verir. Artık olaylar çok farklı gelişecek ve Reis Bey'in buz gibi iç dünyası müthiş bir sarsıntiyle yerle bir olacaktır.

İşte o eserden bir pesaj..herkesin baş ucuna ben suçluyumu yazıp asması dileği ile

Merhamet...
insanlara merhameti öğretmek,
insandaki kötülük iktidarını döve döve pekiştirmek yerine; hohlaya hohlaya yumuşatmak...
Merhamet...
Hava gibi, su gibi muhtac olduğumuz iksir.

Başaşağı bir cemiyeti, başyukarı edecek bir kudret.
Acımasızca idama götürdüğüm çocuk bana" Bana buzçölünde yol alıyorsunuz." demişti.

Hepimiz! bütün insanlık buz çölünde yol alıyoruz!
Aldığımız nefesler bile sipsivri kayalar şeklinde donuyor.
Bakarken gözle bıçaklıyor, dinlerken kulakla zehirliyoruz.
...

-Reis Bey: Bu ne acındırıcı mantık...

Benim merhamet tezim bir dedektif kaidesimidir ki suçluyu bulsun?
Ben diyorum ki her fert başucuna; "Suçlu benim, herkes Suçsuz!" levhasını asmalıdır.
Ben diyorum ki yegane kurtluşumuz herkesin herkesi affetmesindedir.
Daha ötesi kanunların sorumluluğuna girer.
Ama görüyorum ki anlatamıyorum...

Hissediyorum ama anlatamıyorum!

Çocuk, "Ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz" dedi.

Ağladıkça anlıyorum... Ağladıkça anlıyorum...
Artık bütün mantık hesaplarımı kaybettim.
Hem de öylesine kaybettim ki ; Amerika'da bir cinayet işlense de, dünya çapında bir ses sorsa; "Katil kim? ", "Benim!" diye haykırabilirim!

Soğuk kış geceleri, köprü altında yatan çıplaklarınvebali benim boynumda, gömleğimin yakasında...

İsterse çareme adli tıp baksın; fakat bir hastaneye girsem de kan kanseri çeken hastalar görsem acaba onları bu hale ben mi getirdim? diye düşünüyorum.

Ben ne yaptım?? uykuda, baygınlıkta, annemin karnında, babamın kanında hangi cinayeti işledim?

Hangi mukaddesi kirlettim ki kendimi gelmiş gelecek bütün fenalıkların tek sorumlusu biliyorum?

Dışımda ne arıyorlar?
İçime doğru suçluyum ben!
Bir de kalkmış belki kendimden birine, ondan öbürüne geçer, bir merhamet yangını çıkar bütün ülkeyi sarar diye; tımarhanelik bir hayalin peşine düşmüş gidiyorum!

Reis beyefendi(hakime hitaben);
Ceketim benimdir! Celp benim ceketime aittir. Erionde o cebin malıdır.
Ben suçluyum.
Bana acımayın reis beyefendi.
Bana acımak merhamete haksızlık olur!
Necip Fazıl /üstad Allah razı olsun
...

Merhamet... inceden inceye vurur
kıyılarımıza/

bazen bir annenin yavrusuna yaktığı ağıtta/


bazen bir filin tırnağına batan dikende/


ve hepsinde evvel vicdana yürüyen /zırhı iman ile kaplı/ müminlik safında durduğunda işleyen ve değerini bulan bir mekanizma..


ve anladıkki kışta buzu eriten Merhamet asla MAĞLUB OLMAYAN..


suclu benim herkez suçsuz demek için ölümsüzlüğü mü BİLMEK lazım..


Yahut yürekteki Vicdanın yaktığı yangının ülkeleri mi sarması lazım..


Şüphesizki her mümin REİS bey değil /ancak her müminin KALBİNin kapısı vicdana çıkar..


"Ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz"


Z-hic
 
Üst