Demokrasi Şehidi Diye Adlandırılan Adnan Menderes Aslında Kimdir?

Oğuz-Kağan

Aktifleşmemiş
İhvan Üyesi
Katılım
11 Ara 2013
Mesajlar
114
Beğeniler
1
Puanları
0
#1

DEMOKRASİ ŞEHİDİ DİYE ADLANDIRILAN ADNAN MENDERES ASLINDA KİMDİR?

1- Sadece 1956'da 200 gazeteciyi içeri atmıştır.

2- Tahkikat Komisyonu oluşturarak Adalet Bakanlığının yetkilerini bu komisyona devretmiştir. Ve bu komisyon kendi vekillerinden oluşmaktadır. Komisyon muhalefet milletvekillerini dahi yargılamış para cezalarına çarptırmıştır. Komisyonun tüzüğündeki amacı muhalefet faaliyetlerini araştırmak ve yargılamaktır.

2- İktidar olduktan sonraki ilk işi IMF'den ilk dış borcu almak olmuştur ve türkiye'yi borç batağına sürüklemiştir.

3- ABD'nin istekleri doğrultusunda Mustafa Kemal ile başlayan sanayi atılımlarını durdurmuştur. Çünkü ABD'ye göre sanayi atılımları ülkedeki komünist eğilimleri arttırıyormuş.

4- Enflasyon ekonomi büyüyor denmesine ve rakamlarla oynanmasına rağmen %8'den %15'e çıkmıştır. Ayrıca tarımsal üretimi sadece traktör alarak arttırabileceğini zannetmiş ancak tohum ıslahı ve toprak analizi yapılmadığından istenilen sonuç her zamanki gibi alınmamıştır.

5- Türkiye kendisiyle alakasız bir toprağa ne dinde ne de insanlıkta olamayacağı şekilde emperyalizm uğruna Kore'ye asker göndermiştir. bunun sonucunda ülkemiz NATO üsleriyle donatılmış ve daha 30 yıl önce canla başla savaştığımız düşman elini kolunu sallaya sallaya önce ekonomiyi ele geçirmiş sonra da askeriyle Anadoludaki üslere yerleşerek Ortadoğu çıkarlarını korumuştur.

6- Kendisinin asıldıktan sonra kasalarından kadın fotoğrafları ve iç çamaşırları çıkmıştır.

7- Gayri meşru bir çocuğu vardır.

8- "milletvekili listesine odun koysam seçtiririm" diyerek halkı küçümsemiştir. Aynı zamanda dini siyasete alet etmiş "siz isteyin şeriat gelsin" diyerek seçilmiştir.

9-
Kırşehir'de oy alamadı diye orayı bir günde İlçe yapmıştır.

10- Kendisi Evliyazade adlı gizli yahudi yani sebetayist bir ailenin damadıdır. Eşi Notre Dame Sion okulundan mezun olmuştur. Evliyazade ailesi çocuklarını her zaman sebatayist okullara göndermiştir. Ek bilgi olarak kendisi dönemindeki başbakan Celal Bayar da Yahudi Alyans Okulu mezunudur. Tam adı "Evrensel Musevi Birliği" okullarıdır.
 

Havas

Kısıtlı Erişim
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ocak 2012
Mesajlar
4,432
Beğeniler
71
Puanları
0
#2

DEMOKRASİ ŞEHİDİ DİYE ADLANDIRILAN ADNAN MENDERES ASLINDA KİMDİR?

1- Sadece 1956'da 200 gazeteciyi içeri atmıştır.

2- Tahkikat Komisyonu oluşturarak Adalet Bakanlığının yetkilerini bu komisyona devretmiştir. Ve bu komisyon kendi vekillerinden oluşmaktadır. Komisyon muhalefet milletvekillerini dahi yargılamış para cezalarına çarptırmıştır. Komisyonun tüzüğündeki amacı muhalefet faaliyetlerini araştırmak ve yargılamaktır.

2- İktidar olduktan sonraki ilk işi IMF'den ilk dış borcu almak olmuştur ve türkiye'yi borç batağına sürüklemiştir.

3- ABD'nin istekleri doğrultusunda Mustafa Kemal ile başlayan sanayi atılımlarını durdurmuştur. Çünkü ABD'ye göre sanayi atılımları ülkedeki komünist eğilimleri arttırıyormuş.

4- Enflasyon ekonomi büyüyor denmesine ve rakamlarla oynanmasına rağmen %8'den %15'e çıkmıştır. Ayrıca tarımsal üretimi sadece traktör alarak arttırabileceğini zannetmiş ancak tohum ıslahı ve toprak analizi yapılmadığından istenilen sonuç her zamanki gibi alınmamıştır.

5- Türkiye kendisiyle alakasız bir toprağa ne dinde ne de insanlıkta olamayacağı şekilde emperyalizm uğruna Kore'ye asker göndermiştir. bunun sonucunda ülkemiz NATO üsleriyle donatılmış ve daha 30 yıl önce canla başla savaştığımız düşman elini kolunu sallaya sallaya önce ekonomiyi ele geçirmiş sonra da askeriyle Anadoludaki üslere yerleşerek Ortadoğu çıkarlarını korumuştur.

6- Kendisinin asıldıktan sonra kasalarından kadın fotoğrafları ve iç çamaşırları çıkmıştır.

7- Gayri meşru bir çocuğu vardır.

8- "milletvekili listesine odun koysam seçtiririm" diyerek halkı küçümsemiştir. Aynı zamanda dini siyasete alet etmiş "siz isteyin şeriat gelsin" diyerek seçilmiştir.

9-
Kırşehir'de oy alamadı diye orayı bir günde İlçe yapmıştır.

10- Kendisi Evliyazade adlı gizli yahudi yani sebetayist bir ailenin damadıdır. Eşi Notre Dame Sion okulundan mezun olmuştur. Evliyazade ailesi çocuklarını her zaman sebatayist okullara göndermiştir. Ek bilgi olarak kendisi dönemindeki başbakan Celal Bayar da Yahudi Alyans Okulu mezunudur. Tam adı "Evrensel Musevi Birliği" okullarıdır.
atatürkle başlayan sanayi atılımıda ne ?

adam savaşdan yeni çıkmış beş kuruş cebde yok ,gidiyor en pahalı yat olan savarona
yatını alıyor..

şapka devrimiyle avrupayı ihya ediyor..bare önce bir şapka fabrikası açda ondan sonra devrim yap ....

türkiye özel bir şirket uçak yapmaya başlıyor ..devletimiz yasaklıyor.

yunanla savaşıyor ,ingilizle masaya oturuyor..

varlık vergisiyle adeta türkyeyi soyup soğona cevirip yiyip ,içiyorlar..butün sermaye kuruluşları ülkeyi terk ediyor..

büyük siyasetci nedense bir kere yurt dışına çıkmıyor.dünyayı savaronadan seyretmek hoşuna gidiyor..

her akşam ,balolar içki alemileri eğlence...


kemal paşa inglizin maşasıydı..görevini hakkıyla eda etti..ümmet anlayışı silindi gitti..
 

dostluk

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2007
Mesajlar
5,663
Beğeniler
304
Puanları
83
Yaş
45
#3
Menderes'e atılan büyük iftiraBugün ülkemizde oynanan kirli oyunlar geçmişte Adnan Menderes'e de yapıldı.





















Büyüyen ve gelişen Türkiye'yi istemeyen, kandan ve kaostan beslenen güçler geçmişte Adnan Menderes'e de iftiralar atarak köşeye sıkıştırmaya çalıştılar. Yıllarca Türkiye üzerinde küresel güçlerle birlikte büyük oyunlar kuranlar Adnan Menseres'in "Yeter söz milletindir" demesine ve ülkenin refah seviyesini artırmasına engel olmak için türlü kumpaslar kurdular...

Bugün yine aynı oyunu sahneye sürmek isteyen karanlık odaklar geçmişte Adnan Menderes'e kurdukları uydurma belgelerle ve iftira üzerine kurulu oyunlarıyla Menderes hükümetini yıpratma çabasına girdiler.

Menderes hükümeti siyasetle yıkamayacaklarını anlayan derin güçler askeri cuntayla yıkmaya ve iftiralar atmaya başladılar.

Gelişen ve büyüyen Türkiye'yi istemeyen güçlerin yerli taşeronu o dönemde askerdi. Asker sürekli ihtilal çağrısı yapıyor ve meşru ve seçilmiş hükümeti yıkmak için tüm girişimlerde bulunuyordu.

MENDERES'E KARŞI KARA PROPAGANDA BAŞLATTILAR
Menderes ve arkadaşlarını gözaltına almak için uydurma bahaneler üretmeye başladılar. Millî Birlik Komitesi, DP'liler hakkında daha sonradan doğru olmadığı anlaşılan bazı haberler yaymaya başlamıştı. MBK, tarafından Adnan Menderes'in yurtdışına kaçarken ve beraberlerinde 12 uçak dolusu altın, mücevherat ve parayı kaçırmakta iken yakalandığı iddia edildi. Yalan ve iftiranın her aşamasından yer alan derin güçler Menderes'i halkın gözünde küçük düşürmek için yayınladıkları bu tebliği matbaası olan herkesin basıp yayınlaması emrini verdiler

Yakalandığında yanında 12 uçak dolusu altın olduğu yalanını yazan gazeteler, bu kez de bu haberi, 'Menderes'in gereksiz yatırımlarının durdurulduğu' başlığı ile müjdeler gibi verdi. Darbe sadece Türkiye'nin demokratikleşmesi engel olmadı. Sanayi hamlesini daha o yıllarda yaparak Almanya gibi Avrupa'nın en güçlü ülkelerinden biri olmasına da engel oldu.

 

dostluk

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Haz 2007
Mesajlar
5,663
Beğeniler
304
Puanları
83
Yaş
45
#4
Menderes'i İpe Götüren Manşetler
Adnan Menderes'i idama götüren, 40 yıl önceki manşetlerle, bugün atılan manşetler arasında fark bulamazsınız...
Başbakan Demokrasi kongresinde konuştu

Bu tartışmalar ibretlik tartışmalardır. Arşivden çıkarttım, merhum Adnan Menderes'i idama götüren, 40 yıl önceki manşetlerle, bugün atılan manşetler arasında fark bulamazsınız. Özal'a yapılan iftiralar, hakkında yazılan yazılar, ki bazıları hala köşelerinde yazıyorlar. Bugünküler arasında fark bulamazsınız. 40 yıl önceki, 15-20 yıl önceki iftiralar senaryolarla bugünkülerin nasıl paralellik arz ettiğini şaşırarak izliyorsunuz, izliyoruz.

Türkiye değişiyor ama bunların zihni değişmiyor Türkiye gelişiyor ama bunlar gelişmiyor. Çok partili demokratik hayatımız merhum Menderes'e çok şey borçlu. Bize tek parti diktatörlüğüne Türkiye gidiyor iftirasını atanlar önce aynaya bir baksınlar.

Bu ülke tek parti diktatörlüğünü yaşadı, kiminle yaşadı CHP'yle yaşadı ve o diktatörlük döneminde CHP'nin il başkanları, aynı zamanlarda o ilin valisiydi, belediye başkanıydı. Şimdi hangi yüzle kalkıpta, onların o düşünce grupları bunu söyleyebiliyor. Ayıp oluyor ayıp, kendinize çeki düzen verin. Bu ülke bunları yutmaz artık.

Menderes'ten kırıldı. Yani şimdi Menderes bu noktada, milletin teveccühüne mazhar olduysa ona iftiraya yeltenemezsiniz ki. Onun için siyaset hayatımız demokrasi noktasında Menderes'e çok şeyler borçlu, ekonomik hayatımız Özal'a çok şeyler borçlu. Ak Parti iktidarıyla da AB konusunda, Türkiye demokrasisini geçmişle kıyaslanmayacak düzeyde yükseltti. Sessiz devrimlerle siyasi kurum güçlendi. Bu üç dönemde Türkiye'nin demokrasi tarihin not düşen önemli bir aşama yaşandı.

Bu ülkede yıllar yılı bir şey konuşulur. Cumhurbaşkanı'nı halk seçsin. Bunu yapabildiler mi? Seçtiremediler. Yasal düzenlemeyi yapamadılar. Ama biz yaptık. Şimdi Cumhurbaşkanı'nı, egemenliğin kendisinde olan halk seçecek. Dediler ki 5 yıl çok. Bu süreyi indirelim. Herkes bu işe muhalefet etti. Bize kadar gelen iktidarlar 5 yılı kaldıramadılar. Ama biz geldik, 5'i 4'e indirdik. Dedik ki taze olsun, böyle gitsin bu iş. Bunu biz yaptık. Nasıl oluyorda bunun adı sivil faşizm oluyor?

Onlar koltuğa yapışmak istedikleri halde, millet 5 yıl iktidarda kal dediği halde, 3.5 yıl iktidarda kaldılar, 5 yıl kalamadılar. Bu iş tahammül, başarı ister. Eğer bu becerin varsa o zaman buna tahammül edersin. Fakat biz çok çirkin kampanyalara maruz kaldık. Partimizi kurduğumuz günden beri, iktidara geldiğimiz günden beri, bizimle ilgili iddiaların tamamı sanaldır, yapaydır.

Bakınız çok tipik güncel bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum. 2008'de İstanbul'da Muhsin Ertuğrul sahnesini yeniden yapmak üzere çalışmalara başladık. Aslında IMF ve Dünya Kongresi'ni yapabilecek bir merkez kurmamız gerekiyor ve böyle bir merkez İstanbul'da yok. En sonunda kongre vadisi dediğimiz, Lütfi Kırdar yanında, Hilton ile o arada, burada yerin altına girelim ve devasa bir kongre merkezi kuralım dedik.

7 kat yerin altında, 5 kat yerin üstünde, yaklaşık 120 bin metrekarelik, bir devasa İstanbul Kongre Merkezi'ni 13 ayda bitirdik. 300 trilyonun üzerinde masrafımız oldu. Bunu yaparken hemen yanı başında Muhsin Ertuğrul var. O da çok cüce bir tiyatro sahnesi. Dedik ki bunu da büyükçe bir tiyatro sahnesini kuralım dedik ve sahneyi yıkma kararı aldık. Biz ilk kazmayı vurduk. Belli kesimler bana, partime, hükümetime vurmaya başladılar. İddaya bakar mısınız?

Biz orada tiyatroyu yıkacakmışız, oraya cami inşa edecekmişiz. Bu sizlere gülünç komik gelebilir. Ama köşe yazarları dahi bunu köşelerine taşıdılar. Şu anda işte önceki hafta açılışını yaptık. Orada Türkiye'nin İstanbul'un en modern tiyatro binalarından biri yükseldi.

Bunu tipik bir örnek olduğu için dikkatlerinize getirdim. 7 yıldır yapılan hep bu olmuştur. Türkiye'yi bölünmüş yol ağlarıyla örüyoruz. 79 senede 6 bin bölünmüş yol yapıldı biz bu 7 seneye 11 bin kilometre bölünmüş yol yaptık.

Başbakan böyle diyor ama bu yollar hep çukur, hep dökülüyor. Yahu insaf be. Şurada Cumartesi günü, meşhur Elmadağ Ölüm Rampalarının açılışını yaptık. Bunu söyleyenler, yazanlar, çizenler, oradan geçeceksiniz. O ölüm rampalarının hayat hikayesi neydi? Ne hayatlar söndü. Gör köşende bir yaz be. Yazmaz. Niye? İşte bu cibilliyetin gereği.

Şimdi bunlar gelecek, İstanbul'da otobüste ayrılacak, kadınlar erkekler ayrı bölümlere oturtulacak. İftira kampanyası. Hatta bunlar trenden, afedersiniz başı açık olanları atacaklar. Bunları dediler. Yahu 7 yıl oldu, neyin değişti? Yaşamında ne değişti? Ekonomik olarak yaşam koşulların daha iyiye gitti. Ülke şantiye haline geldi. Türkiye'nin ekonomisi 1. sırada. Avrupa'da . sırada. Bütün bunları gör. Devletin borçlanma faizi yüzde 63'ken 7'ye kadar indi. Bankalar fonlara devredilmedi mi? Ama şimdi böyle bir şey yok. Niye? Çünkü biz demokrasi ve ekonomiyi at başı götürdük.

Hangi meseleyi el atsanız önünüze korku tüccarları çıkıyor. Bu ülkede bazı etnik grupların sorunu var mı var. Herkesin ortak fikri. Ama hadi çözelim dediğiniz zaman engelle karşılaşıyorsunuz.

Bu ülkede terör meselesi var mı? Evet var. Hadi gelin çözelim dediğinizde, öyle fırtınalara koparılıyor ki bilindik yöntemlere başvuruyorsunuz. Ülkemizde azınlıkların meseleleri var mı? Ekonomik sorunlar var mı? Türkiye'de ayak bağı olan bir çok sorun var. Çözelim dediğiniz anda ortada hiç kimseyi bulamıyorsunuz.

Bu ülkede Anayasa sorunu var mı? Evet var burada da hem fikiriz. Herkes hem fikir. Anayasa'nın belli bölümünden şikayetçi. Türkiye'ye yakışan anayasa'yı yapalım diyorsunuz. Hayır biz yanaşmayız, yanaştırmayız diyorlar.

Çünkü bir 367 deneyimi, 411 deneyimi yaşandı. Onun için çekiniyorlar. Bu ülkede yasama organının yetkisine müdahalenin olduğunu görüyor halk, bu sıkıntı veriyor. Değişime dönüşüme her türlü yeniliğe kapalı bir Türkiye nasıl gelişecek? Kürsüye çıkan herkes demokrasi diyor. Ama iş uygulamaya geldiğinde ortaya engeller bariyerler çıkıyor. Ülkenin gündemi değişik mecralara gidiyor.

Bu ülkede aylarca Bakanlar Kurulu toplanamadı. Toplantıyı Başbakanlık'ta mı evde mi hastanede mi yapalım. Gazeteler bunları yazdı çizdi. Aynı kabinenin bakanları gazete sayfalarında günlerce haftalarca birbirlerine topa tutuyor. Partilerin biri bir tarafa, diğeri bir tarafa çekiyordu. Ekonomik politika, dış politika deseniz hak getire. Koalisyonlar bırakın milleti, kendi dertlerine çare bulamıyordu. Anayasa'lar fırlatılıyordu. Bunları gördü bu ülke. Koalisyon demek, istikrarsızlık erken seçim demekti.

Bu ülkede 16 ayda bir hükümet kuruldu. Böyle bir ülkede istikrar olur mu?

Hemen erken seçim diye bağırıyorlar. Ne zamansa tarih o zaman olacak. Boşuna böyle bir özlemin içine girmeyin. Türkiye'de güçlü bir siyaset var.

http://www.gazeteturka.com/ sitesinden 06.07.2014 tarihinde yazdırılmıştır.

[TD="align: right"][/TD]

 

Kaçak

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
21 Ara 2012
Mesajlar
7,686
Beğeniler
468
Puanları
83
#5
Menderes seçime mi girdi ?
ne iş ya ?
Birileri akıntıya ters kürek çekme zevkini yaşıyor ...
 

Oğuz-Kağan

Aktifleşmemiş
İhvan Üyesi
Katılım
11 Ara 2013
Mesajlar
114
Beğeniler
1
Puanları
0
#6
Bunların hepsi boş şeyler ya Adnan Menderes'in torunu Adnan Menderes yani dedesinin adını taşıyan torunu.
Yani Yüksek Menderesin oğlu olan Adnan Menderes ve Avukatları rahmetli Burhan Apaydın söyledikleri bir
şey var.

Adnan Menderes 1959'da Amerikaya gitti Amerika Başkanı Esisenhower tam 3 gün Menderese randevu vermedi.
Çünkü Amerikanın Adnan Menderesle işi bitmişti. Mendereste geldi Rusyaya yanaştı. Sonra Ne mi Oldu.
2 Ay sonra Menderes uçaktan düştü ölmedi. O suikastı Amerika yaptı ama Menderes onu atlattı.
Sonra Orduyla Menderesi devirdi ve astırdı. GENE AMERİKA.
 

Oğuz-Kağan

Aktifleşmemiş
İhvan Üyesi
Katılım
11 Ara 2013
Mesajlar
114
Beğeniler
1
Puanları
0
#7
Sevgili okuyucularım
dünkü yazımda “Ben onu çok sevmiştim” isimli televizyon dizisinden yola çıkıp Adnan Menderes‘ten söz etmiştim.


1950 yılında iktidar olan Menderes
27 Mayıs 1960 ihtilali sonrasında yargılandı
Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan‘la birlikte idam edildi.


Keşke o idamlar olmasaydı.
Ancak siyasetçiler onun ölümünden sonra adını hep kullandılar
Menderes ismini kendi çıkarları doğrultusunda sömürü konusu yapmaktan utanmadılar.

Bugün de öyle…

Bir bakıyorsunuz Tayyip bile fırsat buldukça ortaya çıkıp ona övgüler düzüyor.

Oysa Menderes çapkın ve zampara adam! Özellikle Başbakanlık yılları bu işleri yapması
çeşitli kadınlarla ilişki kurmasıyla geçiyor.


Böyle olduğunu sözünü ettiğim dizide de görüyoruz. Artık isimler deşifre oldu. Besteci ve orkestra şefi Ferit Alnar‘ın eşi Ayhan hanımla ilişkisi var
ondan çocuğu oluyor.


Emniyet Müdürü Ferit Sözen‘in eşi Suzan hanımla ve başkalarıyla aynı tür ilişkiler yaşıyor.

Bunlar özel yaşamıdır. Bu konulara asla girmem ama dizide bile bu olaylar anlatıldığı için girmek zorunda kalıyorum.

* * *

Şimdi bir düşünün!..
Piyasada “Muhafazakar” geçinen
ülkemizi “Din devleti” yapmaya kalkışan ve bu yolla oy avcılığına soyunan bir partinin başkanı olan Tayyip
gerçek bir çapkın-zampara olan Adnan Menderes‘in gölgesine sığınıyor.


Adnan Menderes bir aşk adamı. Namaz falan da kılmıyor!
Yaptıkları ve yaşantısı Tayyip’le epeyce çelişiyor!

O halde Tayyip nasıl oluyor da bu Adnan Menderes’in ölüsüne sığınıyor!

Bu çelişkileri herkesin bilmesi gerekiyor.

Adnan Menderes’in çapkınlığını Tayyip karşıtlarından biri bunların iktidarı döneminde yapmış olsaydı
yandaş medya onu tefe koyar
hakkında neler neler yazar ve rezil ederdi. (Bazı örneklerini de yaşadık!)


* * *

Bir insanın ölüsünü bile sömürmekten
onu siyasi amaçları için kullanmaktan utanmayanlar şunu iyi bilmeli.


Adnan Menderes
iktidarının daha ilk günlerinde şımarmış
bugünkü bazıları gibi ne oldum delisi olmuş
diktatörlüğe ve tek adamlığa soyunmaya başlamıştı.


Onun bu gidişini ilk gören
dedem Refik Şevket İnce idi. Demokrat Parti’yi birlikte kurmuşlardı.


Dedem ilk hükümette Milli Savunma Bakanı idi. Kısa süre sonra hükümetten çekildi
1954 seçimlerinde aday olmadı. Zaten bir yıl sonra vefat etti.


Şimdi sizlere dedemin Menderes’e 1952 yılının ağustos ayında yazdığı mektubu kısaltarak ve bazı sözcükleri de günümüz Türkçesine uyarlayarak iletiyorum.

Sanırım bu mektup
diktatörlüğe özenen bir başbakana yazılan ilk uyarı mektubuydu. Menderes keşke dikkate alsaydı
belki sonraki yıllarda idamdan bile kurtulurdu.


* * *

İşte o mektup:
“Muhterem Adnan Bey
Bir siyasi partiye mensup olmanın
mensupların hepsinin bütün ayrıntıya kadar tek bir düşünceye sahip olması demek olmadığını söylemeye gerek görmüyorum.


Ana prensipler üzerinde bile kendi aramızda tartışmalar yapılması ve bu tartışmalardan iyi sonuçlar beklenmesi
demokrasinin gereklerindendir.


Fakat görüyorum ki siz
sizin gibi düşünmeyenlerin ve hadiseleri sizin gibi görmeyenlerin fikir açıklamasına bile tahammül edemiyor ve bunu uluorta her yerde gösteriyorsunuz…


Muhterem Adnan Bey
Şurasını kesinlikle belirteyim ki
ortak davaları yürütenler arasında ortaya çıkacak ihtilaflar şayet dargınlığı ve bu dargınlık da görüşmemeyi ve birbirimiz aleyhine hareketi gerektirecek ise
böyle bir demokrasinin memleketi harap edeceğine asla şüphe etmemelidir. Ne siz
ne de ben bu günahlara ve cinayetlere uzaktan ve yakından ortak olabiliriz…


Muhterem Adnan Bey
Görüyorsunuz ya
size eski bir arkadaş diliyle hitap ediyorum…

(Menderes gerekirse bin kişiyi partiden kovacağını söylemiş…)

Diktatörlüğü kökünden sökmeyi vazife bilen
diktatörleri asla sevmeyen Demokrat Parti Başkanı nasıl olur da böyle bir hareketi uygun bulur.


Buna da kızarak tekrar mutadınız olan (her zaman yaptığınız gibi) küfürleri savurmaya başlarsanız Adnan Bey’i yeni yüzüyle gördüğüm için derin hayal kırıklığına uğrarım…”

* * *


Esas çarpıcı bölüm şimdi başlıyor. Günümüzün diktatör özentileri dahil herkese ders olması gereken uyarılar şöyle:

“Adnan Bey
bugün çok kuvvetlisiniz. Sakın buna güvenerek icraatınızda keyfiliğe
istibdada (baskıya
zulme) ve hele intikam almaya kalkmayınız. Zira bunlar büyüklükle yan yana gelmez. İktidarların yolunu sapıtınca uğrayacağı akıbet (başına gelecekler) sizce de çok malumdur.


Bu sözlerimde asla tehdit yoktur. Fakat sizi bu memleket hesabına lazım gördüğüm için bir uyarı vardır…”

* * *


Mektupta sözü edilen “Akıbet”
Menderes’in başına 1960 yılında geldi…


Çünkü Menderes artık iyice zıvanadan çıkmış
milletin başına diktatör kesilmişti.


Meclis tanımıyor
kural tanımıyor
anayasa ve yasaları paspas gibi çiğniyordu.


Sinir sistemi iyice bozulmuş
korkulara kapılmış
“Aşklarını” bile geri plana itmişti.


Hele Meclis’te kendisine yakın Demokrat Parti milletvekillerinden oluşan bir komisyon kurdurmuştu ki
inanılır gibi değildi.


Türkiye artık açıktan kaynıyor
sokak gösterileri yayılıyordu. Toplum -bugün olduğu gibi- diktatöre duyduğu kin ve nefretle sokaklara yayılmıştı. İhtilale çok az kalmıştı.


Menderes’in bütün amacı muhalif partileri ve muhalif basını susturmaktı. Nisan 1960’da bir yasa çıkardı. Meclis çoğunluğu nasılsa elindeydi ve istediği her yasayı -Anayasa ve yasaları çiğnemek pahasına- çıkarıyordu.

Demokrat Parti milletvekillerinden oluşan Tahkikat Komisyonu işte bu yasayla kuruldu ve komisyona inanılmaz yetkiler verildi. İşte yetkilerden bir bölümü:

“Gerektiğinde her türlü yayının yasak edilmesi. Yayın yasağına uyulmaması durumunda her türlü gazete ve derginin basım ve dağıtımının yasaklanması.

Yayının toplatılması
matbaanın kapatılması.

Her türlü belge ve eşyaya el konulması. Komisyonun hükümetin bütün vasıtalarından yararlanması.

Sonra ceza hükümleri geliyordu. Yargının tutuklama dahil bütün yetkileri bu komisyona devrediliyordu:

Komisyonun kararlarına muhalefet edenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis verilecekti.
Yasanın ilk maddesi
bu rezaleti zaten açıkça anlatıyordu:


“TBMM Tahkikat Komisyonları Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu
Askeri Muhakeme Usulü Kanunu
Basın Kanunu ile diğer kanunlarda Cumhuriyet savcısına
sorgu hakimine
sulh hakimine ve askeri adli amirlere tanınmış olan tüm hak ve yetkilere sahiptir.”


Yani özellikle muhalif siyasetçilerin ve gazetecilerin iktidar milletvekilleri tarafından gözaltına alınması
tutuklanması! Anayasa paspas gibi çiğnenmişti.


* * *


Menderes Yassıada’da anayasayı ihlal suçundan yargılandı
idam edildi. O günkü yasalarda idam cezası vardı.


Şimdi onun adını hiç utanmadan sömürenler
o günkü gerçekleri görmezden geliyor. Menderes’i topluma “Demokrasi yıldızı
demokrasi şehidi” diye yutturmaya kalkışıp itibarını iade etmekten (!) dem vuruyor.


Keşke kendisine aynı yola baş koydukları bir siyaset arkadaşı
bir abisi olan dedem Refik Şevket İnce tarafından 1952 yılında gönderilen uyarı mektubunun hiç değilse bir tek cümlesini dikkate almış olsaydı…


“İktidarların yolunu sapıtınca uğrayacağı akıbet sizce de malumdur!..”
Keşke idam edilmeseydi. Ama suçu açıktı.

Onun
o “Aşk adamının” ismini sömüren yüzsüzler utansın.





Emin Çölaşan

20 Eylül 2013
 

ihvanacar

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
15 Nis 2018
Mesajlar
55
Beğeniler
5
Puanları
8
#8
Adnan Menderes Kimdir?

1950 ile 1960 yılları arası Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan Adnan Menderes, 3 büyük siyasi partide yer almış devlet adamlarından biridir. Cumhuriyet Halk Partisi’nden Aydın milletvekili olan Menderes, verdiği Dörtlü Takrir ile partiden ihraç edilmiştir.

Celal Bayar, Mehmed Fuad Köprülü ve Refik Koraltan ile yeni bir parti kuran Adnan Menderes, Demokrat Parti adını verdikleri bu siyasi oluşumla birlikte iktidara gelmiştir. Kısa sürede hızla yükselişe geçen partinin ilk adımı gereksiz masraf olduğu gerekçesiyle devlet otomobillerini elden çıkarmak olmuştur. Bu ve benzeri pek çok radikal kararla halkın takdirini kazanan Adnan Menderes çok kısa sürede sevilen siyaset adamlarından biridir.

Adnan Menderes’in Hayatı


Nüfus kağıdında İzmir olarak belirtilse de aslen Aydın doğumlu olan Adnan Menderes 1899 yılında dünyaya gelmiştir. Varlıklı ve toprak ağası bir ailenin oğlu olan siyasetçi, İbrahim Ethem Bey ve Tevfika Hanım’ın oğullarıdır. Tek kız kardeşi olan Melike’yi küçük yaşta kaybeden Menderes, yalnız başına büyütülmüştür. Henüz 1. Dünya Savaşı başlamadan futbolla yakından ilgili olan Menderes, Karşıyaka’da ve Altay’da futbol oynamıştır.

İzmir Amerikan Koleji’nden mezun olan Adnan Menderes, bir süre yedek subaylık eğitimi alsa da hastalık nedeniyle görevde bulunamamıştır. Rahatsızlığı sonrasında Kurtuluş Savaşı’nda yer alan Menderes burada İstiklal Madalyası almıştır.

1930 yılından sonra bir süre Serbest Cumhuriyet Fırkası’nda bir süre Cumhuriyet Halk Partisi’nde görev alan Menderes, Demokrat Parti kurucularındandır. Partinin kuruluşundan sonra başbakanlık görevine getirilen Adnan Menderes, birçok kez suikastla burun buruna gelmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin 27 Mayıs 1960’ta ülke yönetimine el koyması sonucu tutuklandı. Yüksek Adalet Divanı’nda, Anayasayı ihlal ve çeşitli suçlardan dolayı yapılan yargılama sonunda açılan tüm davalarında suçlu bulunarak idam cezasına çarptırıldı. 17 Eylül 1961’de idam cezası İmranlı’da gerçekleştirildi. 17 Eylül 1990’da naaşı devlet töreni ile İmranlı’dan alınarak İstanbul Vatan Caddesi’nde yaptırılan anıt mezara taşınmıştır.

Adnan Menderes’in Özel Hayatı

1929 yılında Berlin Menderes ile dünya evine giren Adnan Menderes, bu evliliğinden üç çocuk sahibi olmuştur. Büyük oğlu Yüksel Menderes de Adnan Menderes gibi siyasi yaşamında başarılı olmuş, Adalet Partisi Aydın milletvekilliği yapmıştır. Ne yazık ki başarılı hayatına 8 Mart 1972 yılında intihar ederek son vermiştir.

Adnan Menderes’in ortanca oğlu Mutlu Menderes de bir süre siyasetle yakından ilgilenmiş fakat 1 Mart 1978 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayata gözlerini yummuştur. En küçük erkek çocuk olan Aydın Menderes, uzun yıllar siyasetin içinde olmuş, geçirdiği trafik kazası nedeniyle 15 yıl felçli kalmış 2011 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Adnan Menderes’in Günlüğü

Adnan Menderes’in basılması amacıyla kendi eliyle kaleme aldığı herhangi bir yapıtı bulunmamaktadır fakat onun yerine gün be gün yazdığı günlüğü pek çok esere kaynaklık etmektedir. Kendi hayatı ve bugüne dek yazdığı günlükleri, notları bir araya getirildiğinde hayata bakış açısı, ülkesi hakkındaki fikirleri tespit edilebilmektedir. Bu açıdan kendi kalemiyle ele aldığı günlüğü Adnan Menderes’in yazdığı en kaliteli eserdir.


Bilgihanem.com
 

HTML

Üst