Değer Yargıları Esasları...

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Beğeniler
43
Puanları
0
#1
Konu yazıları epey uzun olabilir fakat düşünsel ve mantıksal bir süzgecin yanı sıra çocukluk yıllarından başlayıp bir çok evre ve süreç içerisinde sizleri gezintiye sürükleyip bir kaç etapları bölüm bölüm anlatmayı arzuluyorum umarım olabilmiştir...

İyi Okumalar...
---------------------------------------------------------------------------
Çocukluk yıllarımızın o şirin yapısıyla başladı değer yargılarımızın esasları aslında ilk sahiplik hissiyle verdiğimiz o değer yargısı yüklemelerini farkedemedik belki ama sonra sonra anlamaya başladık ki değer yargısını yüklediğimiz envanter bizim için olmazsa olmaz idi...

Çocukluk yıllarında her insanın yada çocugun kendince değer kıldığı ve çogu zaman birlikte yatagına kadar taşıdığı yanından ayırmadığı değer yargıları...değer yargıları her çocugun verdiği tanımlamaya göre değişebilir....

Misal bazı çocuklar minicik oyuncak bir ayıcığa değer yargısı yükleyebilir yada benim gibi bazı çocuklar Işıklı Polis arabası oyuncağına değer yargısı biçebilir ki dediğim üzere değer yargıları değişebilir...

Maddesel bir envantere yada nesnel yada öznel bir envantere sahipsizken yada değeri düşükkken değer yargısı yüklediğimiz de o yapının bir anda büyük hatta yüksek değer olduğu anlamını bizlere çagrıştırıyor fakat büyük ve çok büyük değer yargısı için verilen değer yargısının dereceside kişi tarafından belirlenmesi esas...

Kimi zaman yanımızdan ayırmadığımız o karanlık gecelerde bize arkadaş sırdaş hatta dost olan minicik ayımız kimi zaman oyuncaklarımız kimi zaman oynarken birlikte uyuya kaldığımız ama çok sevdiğimiz kitaplarımız....

Her insanın hayatının ilk başlangıç yıllarında yüklediği bir değer yargısı mutlaka olmuştur ki çogu zaman derecesini yükledikleri değer yargıları hep beraberinde gelmiştir...

Sonra Sonra insan bireysel anlamda ele alındığında ..

İnsanın büyüdüğünü büyüdükçede insanın çocukluk yıllarında verdiği o deger yargılarının esaslarının değiştiğini görebiliyoruz...işte o yüzden de konu başlığını bu yüzden seçtim...

İnsan büyümeye başlayınca insanların değer yargıları artık değer yargı esasları halini almaya başlıyor....İnsan zaman süzgecinden yaşam basamaklarını tırmanırken o kadar fazla hızlı ilerliyor ki o çocukken değer yargı verdiği minicik ayısı zamanla yaş itabiriyle artık onu unutmaya hatta yüz çevirmeye başlıyor...

Oysaki değer verdiğinde söz vermemişmiydi...seni yanımdan asla ayırmayacağım diye...

Hadi itiraf edin sizlerde o minicik değer yargılarınıza çocukken söz vermediniz mi?...elbette söz verenler olduğu kadar söz vermeden de ona gönülden sevgi besleyenlerde oldu..

Sevgi gönülden beslenmeye başlandığında da ona bir değer vermiş oluyorsunuz fakat deger yargınıza derece vermeden o deger yargısının büyüklük yada küçüklük yada diğer ifadeyle önemlilik yada önemsizlik durumu kendini gösterir hale geliyor...

aslında çocukken değer verdiğimiz envanterlerin dereceleri gözlerimizde o kadar fazla yüksekti ki işte zamanla büyümeye başlayınca o İNSAN...İşte o zaman değer yargılarının esasları halini almaya başladı ve zamanla ilk önceleri derecesi oldukça yüksek olan bir envanterin vakit zaman sonra yaşında ilerlemesiyle birlikte buna pararel olarak isteklerin hayallerinde farklılaşmasıyla birlikte hayatımızda bir çok şeyin değiştiği gibi değer yargılarının dereceleride değişti...

Kimi insan ilk deger yargısı minicik ayıcıgını halen saklar ilk günkü kadar özel ve degerli korur....bu insanların o korudugu deger esaslarındaki temel esasları o minicik ayıcıkların sevdiği ailesinden hediye gelmiş olması olabilir yada ona değerli kılan bir abisinden akrabasından...

yada karanlık gecelerinde ona arkadaşlık eden gizli göz yaşlarını akıttığı o gecelerde ona sırdaş olan bir dost sıcaklığı vermiş olabilir...

Mağlum bilirsiniz çocukların geneli yagmurlu ve yıldırımlı gecelerden oldukça korkar ki bazı çocuklar yatakların yalnız kalırlarken oldukça kendilerini ıssız ve yalnız hissederler oysaki ailesi yanı başında yada yan odadır fakat ailesi yanlız yatmaya alışsın diye minicik ayıcıgıyla onu oda tek bırakmıştır...

İşte bu yalnız gecelerde ıssızca minicik ayısına sıkı sıkıya sarılan bu güzel çocuklar kimi zaman o ilk ağlamanın o ilk hüznünde acısını o küçücük kor minicik yürek dolu kalplerinde hissederler...

Hele o ufak güzel kız çocukları yokmu...onlar bambaşka onların yürekleri o kadar sıcak dolu sevgi dolu kalplerle oluşmuş ki ağlamaları bile dokunaksı...

Kız çocukların hayalleri hayal dünyaları o kada güzel ki herşeyin iyi olmasını o kadar çok dileyip arzularlar ki anlatmalarını dinlesen hayranlıkla bakarsın tabi sana anlatırlarsa ...erkek çocuklarında hayalleri güzeldir fakat bazı erkekler yıkmayı ufak yaşta edinebiliyorlar....o yüzden kız çocuklar bence daha samimi ve daha gerçeksi...

İşte o çocukluk yıllarımızda değer yargılarının esaslarını yüklediğimiz oyuncaklarımız yada başka bir envanter zaman sonra büyüdükçe rafa bazen sepete bazense çatı katına bazense koli içine atılırlar baş ucunda halen süs eşyası olarak koyanda mevcuttur fakat bu anlatılanların önem ve önemsizlik durumları tamamen çocukken değer verdiklerinize biçtiğiniz derecelendirmeyle alakalı diyebilirim...

derecelendirmeden kastım ona esaslar belirlememiz ....yani annemize esas belirlemek gerekirse herkes annenin bir can olduğunu kanımca söyler anne bir canse o zaman değeri 100 üzerinden kesinlikle 100 dür işte oyuncaklarada biçilen değerlerede 100 üzerinden verilen bir puanlama ile gelecekteki akibetini belirlemiş oluyoruz...

Kimi çocuklar oyuncaklarla oynamayı sevmez...ve oyuncaklarına değer biçmez...Böyle durumları farkettiğinizde aklınızda şu algı oluşsun değer verilmeyen her envater de çocuk o nesnele karşı daah yıkıcı daha saldırgandır...

misal çocuk oyuncaklara değer biçmemişse zamanla o oyuncaklarını kırabilir hatta şiddetle parçalayabilir...anlayalım ki çocuk zihninde o oyuncağa deger biçmemiş biçmediği içinde parçalaması kırması dogal...çünkü çocuk biliyor ki yerine yenisi gelecek.....

Bazı çocuklar aileden birine değer biçebiliyor misal kimisi babasına kimisi annesine kimisi amcasına kimiside dayısına kimiside halasına vsss...çocugun değer biçtiği derecelendirme verdiği bazen oyuncak olmayabiliyor işte Böyle durumlarda çocuk değer verdiği kişi gibi olmak ve onun gibi hareket etmek ister kız-erkek durum farklılığı elbette olacak fakat karakter analizi yada begenme gibi durumlarda örnek alma gibi roller çocuklar belirleyebiliyor...

fakat çocuk ne kadar derecelendirme verirse versin bir oyuncak kadar insan üzerindeki değer etken ilerleyen yaşlarda pek fazla olmuyor...sevgi baglarında karşılıklı ilişki tam olsada insanlar arasındaki yaşam mücadelesi insanları birbirinden zamanla ayırıyor ki buda başlıca derecelendirme düşmesine sebebiyet verebiliyor..

Misal minicik ayıcık derecesi yüksekse...evlenesiye kadar halen başının ucunda durabilir fakat derecelendirme verdiği insanda durum Böyle olmadığı için İnsanda değer derecelendirme esasının düşmesi daha etken ve yakın süreçte olabiliyor...

Minicik ayıcıklarını evlenesiye kadar baş ucunda tutan insanların halen işlerinde çocuksu hayallerine bir özlem ve duyarlılık geçirdiklerini söylemeden geçmek istemem ki zaten çocukluk derecelendirme deger yargı esaslarını kaybetmeyen bireyler ve halen çocukluk süreçlerini içlerinde yüreklerinde kalplerinde hissedip o ilk anın sevgisiyle hayatlarının en degerli olduğuna inandığı eşyalarını dereceleri düşümüş olsada yanında taşımaları onların biçilmiş birer kaftan olduklarını söylemek sanırım yanlış olmaz...

bazı çocuklar büyüdüklerinde evlenseler bile halen o degerli hediyelerini baş uçlarında olmasada yakınlarında taşıyabiliyorlar....erkek çocuklarda durum biraz daha kısa süreli olabiliyor....çünküğ erkek çocuk büyümeye başladıkça sen erkek oldun havaları büyükler tarafından sezimlendirmeye başlanınca bunun yanında oglum sen erkeksin gibi övücü abartıcı şımartıcı kelimelerde erkeklerin çocukken deger verdiklerinin dereceleri düşebiliyor....

işte o yüzden dedim ya kızlarda durum daha farklı diye...kızlar erkeklere göre daha tutucu bana göre tabi...

erkeklerde yaş ilerledikçe çevreye adapte olma uyum sorunu baş gösterirken kızlarda ise kendi yaşam tarzlarına göre uyum olma durumları baş gösterebiliyor..

Yaşlar ilerledikçe erkeğin çocukken sevdiği kız arkadaşı yaşça çevresel arkadaş durumları baz alınıp ilerleyince çocukluk aşkı zamanla erkekte ızdırap vermekte ve derecesini düşürmekte çünkü erkek büyüdü ve başka hedefleri idealleri var artık..

Çünkü geçmişte değer verdiği yargı esasları artık ona cazibeli yada çekici halde gözükmüyordu...Bu durum kızlarda da görülebilir...

çocuklar birey olmaya başlayınca ve ergenlik dönemlerini epey süre geçmeye başlayınca hele 18 li yaşlar tamamlandıktan sonraki ileriki 20 lik yaş süreçlerinde verdiği bütün değer yargılar gözden geçirilir ki zaten o aşamaya gelesiye kadar bir çok deger yargısının esaslarını değiştirmiştir bile...

İnsan artık 20 li yaştan sonra hayat içerisindeki ROLÜ nü oynamaya başlamıştır...insan artıkl 20 li yaşlardan sonra ögrendiği ki bazen deneyerek elde ettiği tüm bilgi birikim döküman gibi bir çok envanteri uygulama aşamasına geçmeye başladığı bir süreçtir..

Vayy anam vayy artık 20 li yaşlardan sonra gençler ne ögrendiyse onlar olacak desene umarım iyi şeyler ögrenip değer biçmiştir diye dua edeceğiz...

Hayat 20 li yaşlardan sonra insanı bir çok manada değiştirmeye hazırdır artık...

Ki zaten hayatın ilk değişim değer yargısı esası paralarla başlamadı mı ?...

Para envanterini şöyle bir canlandıralım...

Para mürekkep ve kagıttan oluşmuyor mu?...

evet

peki bu envanterin esas ana kaynağı ağaç değil mi?...

evet...

Peki bu ağacın ana kaynagı ne ...?

su-toprak-hava..

o zaman ilk envanter oluşum aşamasından son aşamaya gelecek olan sürece kadar biz neden hepsine çogul manada deger verip kollamıyoruz da sadee PARA biz İNSAN lar için değerli ve olmazsa olmaz oluyor?...

Aslında çok güzel yerinde bir soru....Bu soruya bir çok bakış açısından şahsi manada ben açıp yanıt verebilirim ki konu çok uzun oldu fazla uzatmak istemem ki yazacaklarım henüz bitmemişken....geçişsel yanıt vermem gerekirse...

İnsanların değer yükledikleri herşey degerli oluyor fakat İnsanların deger yargılarının esaslarına deger yüklemenin yanında derecelendirme önem derecesinin yüksekliği belirtilirse ki bu dereceye uygun birde sistem hazır edilirse işte var ya o sistem ve deger yargı esasları insanların için oldukça degerli ve vazgeçilmez..

OYSAKİ Parayı İNSAN istediği an yırtabilir yada insan istediği an yakabilir yada istediği an atabilir fakat neden insan bunu yapamıyor çünkü insanlar derecelendirmeyi sistemle birlikte oldukça yüksek tutmuş...

Düşünsene TV lerde çıkmıştı Kör bir adamdan 20 TL para almak için yere yatırıp zorla parasını almışlardı...Oysaki rakip kördü ve savunmasızdı ki zaten saldırgan kişide rakibin zayıflıgından istifade edeceğini iyi biliyordu...

Peki burada bunu görebildiniz mi?...Bu kadar yazımdan sonra görebilmenizi umut ediyorum eğer göremediyseniz bunca yazıyı boşa yazmışım demektir....Çünkü benim yazıları okurken düşünmenizi çok istiyorum...neyse konuya dönelim...

Saldırgan kişi rakibi zayıf görürken aslında rakibine bir derecelendirme vermişti işte bu derecelendirmede ki esas ana kaynagı ben bunu yerim abi olmuştur...

ki TV de kamera görüntülerini izlediğimizde saldırgan 20 TL için yemişti ....

Peki saldırganı rakibinde etkin rolde itmesini sağlayan neydi?..

Gayet basit...PARA....Saldırgan rakipte para olduguna inanıyordu ve mutlaka alması gerektiği iç telkin sesine uyuyordu...işte bu telkin ses bireylerin 20 li yaşlardan sonra geliştirdiği süreçlerden sonra çıkan karakter yapısı...

Fakat her birey 20 li yaşlardan sonra mı yapısal değişikliğie ugrar elbette hayır...bazı bireyler vardır ki o bireylerde etkileşim yani değişim süreci çocukluk yılarının 8 li yaşlardan sonra daha kökten değişimi olur bazı çocuklar 8 li yaşlardan sonra görsen büyük gibidirler...

Bunun esas nedenleri çoktur saatlerce bir çok nedenler yazılabilir...

genel manasıyla aile sorunu baba vefatı sorunu anne vefatı sorunu maddi sorunun çocukta ailenin yaşattığı etkilerin sonucu çevresel arkadaşlık sorunlarının çocuk üzerindeki değişim etkisi kötü alışkanlık sorunu erken yaşta para kazanmanın verdiği şımarıklık sorunu vss...yazılır durur...

eğer kör bir adama saldırılıyor ise kör bir adamın saldırgan nezdinde değeri yoktur kesinlikle anlaşılır...

Buralarda konuları okul hayatlarında başarı basamaklarına hatta iş hayatında başarı vitrinlerinde kendimizi bulabiliriz....

Bazı karakter yapılarında baskın rol vardır ki bu baskın rol bireylere çok kazandırır fakat baskın rolde olupta cahilliğini affedersiniz bilgi eksikliğini gizleyenlerde oldukça vardır fakat baskın rolde olmaları bu yapılarını çok gizler ki kitap kurdu olmak her sorunu çözmek demek değildir...işte baskın rollerinin gerçek yapısını çıkarmalarında saklayıcı bir roldür...o yüzdende kendilerini sürekli haklı çıkarma yolunda eğilim yolunda olurlar...

Baskın bireylerin iş hayatlarında ki eksiklikleri çok fazla farkedilmez...çünkü baskın roldeki insanlar kendilerini rakip kimi görürlerse o rakipleri elimine edebilmek için rakiplerini sürekli amirlerine kötülerler işte bu kötüme ürün neticesinde bir nebzede olsa kendi konumlarını korumaya çalışırlar fakat baskın roller şunu çok iyi bilir içinizde BÖYLE birileri var ise iyi okusun :)

Bir gün kendisinden daha baskın rolde birinin gelip kendisini elimine edeceğini.....o yüzdende o anlarını iyi bildiklerinden görevlerine sıkı ve baglı gözükürler ki üstlere ne kadar erken tırmanırsa arkadan gelen baskın bireylerden o kadar fazla erken kurtulmuş olacak ki buda baskın bireylerin gözükmeden emekli olma gibi bir çok kazanımları kendilerince olacak fakat o baskınlıklarında o kadar ezip geçtikleri haklar olacak ki zaten umursasa baskın rolünün zayıflığı çıkacağından kaybetme korkusuyla hata yapacağından korkar...

Zaten iki türlü insandan çekinin derler..
1-Korkak
2-Yağcı..

Bu insan tanımlaması aslında hiç yok olmadı da...bu insanların verdiği derecelendirme ile alakalı bir durum...bu 2 tanımlamaya insanlar düşük derece vermiş ki bu derecede hayattaki yaşam tarzının süreçleriyle ilgili...insanlar bu süreçlerde olumluluk yaşasalardı bu derecelendirmeleri yüksek olurdu....ki yüksek derecede olumlu olacağından insana güzle gözükürdür...


Düşünsenize bahçeniz mavi bir taş çıktı....yoldan geçen birine deseniz bahçemden 2 ton mavi taş çıktı diye...insan sana şaşkın bakar eser gider...çünkü degeri yoktur degeri biçilmemiştir...sadece sen mavi taş olduğu için değer biçmişindir ama senle sınırlıdır..

Peki bu mavi taş tüm insanlık tarafından benimsenseydi durum ne olurdu?...

durum basit...sen bu mavi taşı buldum diye cadde ortasında bagırsan...bahçene bir çok insan hücüm edebiliri düşünebilmek gerek...

Bunun yanında seni ezip geçebileceklerini hatta ortadan kaldırıp senin sahip olduklarına onların sahip olmalarını istemesi gibi...

Peki neden sen değilde mavi taş değerli oldu?...

Bu soruda cevabı verebilmeniz gerek....cevap gayet basit....sen mavi taş bulduğunu söyleyince sen komşu dahi olsan sen degersiz olarak o anda derecelendirildin...artık sana ne olur bilinmez fakat senin bahçenden çıkana çok el değmek isteyeceği oldukça aşikar olacaktır..

Deger yargıları esaslarına devam edersek....

Osmanlı zamanlarında hatta biraz daha gerisi zamanlarda insanlık PETROL gibi bir kavramı pek bilmiyordu ki bilse bile o zamanların süreçlerinde arabalar yoktu...o zamanlar PETROL çıksa bile değer olmadığı için birde bu degere derece ve sistem oluşturulamadığı için o envanterin kör bir insandan hiç bir farkı olmayacaktı...

Fakat otomobil sektörünün gelişmesiyle yeni modern araçlar için PETROL ün derecesi ve degeri biçileek sektör kendini üst sınıftan degerli ve dereceli hale ve konuma getirdi diyebilmek sanırım hata olmaz...

işte BÖYLE süreçlerde insanların değer yargıları oluşan oluşturulan sistemler ile empoze edilip değişim sürecine ugradı ve değişti....

Oysaki yaşam hayatlarımız süresi içerisinde ALLAH bir çok insanoğluna değer verirken bu sürecin ne kadar değer ve önem kılındığına ve hatta bu değer yargılarının esaslarını bizlere göstermekte oldukça biz insanlara bereketli davrandı....ALLAH insanlara gönderdiği onlarca peygamberler aracılıgıyla aslında insanlara biçtiği derecelendirmeyi ve bunun yanında insanlara sundugu hatırlatmaktan sürekli bahsettiği o deger yargı esaslarını pek çok kez insanlık olarak çözemedik desek sanırım yanlış olmaz...


İnsanlar hayatlarının yaşamları için daha fazla deger yargıları biçtiler fakat dünyanın eziyetli sıkıntılı süreçlerine baktıgımızda bir çok manada deger yargıları insanlık yaşamı anlamında pek birleşemedi desek sanırım yanlış olmaz....

ALLAH sevgiden merhametten dogruluktan dürüstlükten samimiyetten ahlaktan görgüden ve kurallardan ibadetlerden biz insanlara bahsederken aslında bizlerin nasıl olması gerektiğini biz insanlara iletirken bunun yanında biz insanları gelecekte belirlemede aktör seçim olan derecelendirmeyi de ifade edebildiğini düşündük mü bilemem...

Misal her insan dogduğu büyüdüğü toprakları oldukça değerli ve güzel kılar ki hani demiştim ya deger için gönülden sevgi gerekli diye işte vatan sevgisi ülke sevgiside bu gönülden sevgiye büyük bir dereceledirme demektir..

İnsan kendi ülkesinden başka bir ülkede gönülden değer biçtiğinde o ülkeye ayrı güzel bir sıcaklıkla bakabiliyor ki derecesi oldukça yüksek verdiği için...Misal ben Türkiyeden sonra İSVEÇ ülkesine ve güzel insanlarına çok dereceli yüksek değer biçtim...Çünkü onları sevmeme ufak bir vesile tamamına değer ve büyük biçmeme vesile kıldı birde bu BÖYLE si güzel bir halkı araştırınca ve birde insanlar için sundugu samimi güzelliklere yardımlarına yaşam hayatlarına verdikleri değerleri görünce hayran kaldım....Dünyada halen BÖYLE insanlığa ve yaşama değer veren ülkeler ve güzel ülke insanları görünce sende onlarla birlikte olamasanda istemeden de olsa SELAM OLSUN size İSVEÇ diyebiliyorsun...

Elbette her ülkenin sorunlu sıkıntılı ters düşünceli insanları olabiliyor ki bu senin ülkende de olabiliyor o yüzden suçu genele yükleyemiyorsun yada sevgini kenarda bırakamıyorsun....

O yüzden de Gönülden içten sevginin derecesi daha başka oluyor....

İslamiyet alemi için oldukça önem arzeden Sudi Arabistanı peygamberimiz HZ MUHAMMED S.A.V olduğu için çok seviyorum bir gün nasip olursa orada olup görmeyi arzuluyorum fakat o yörenin insanlarına kızıyorumda çünkü eski cahiliye dönemindeki gibi herşey ticarete dönmüş..insanlık ve insanlığa kucak açan o güzelim cografya artık sadece paralarıyla gövde gösterisini sunmaya başlamış....eskiden boyun eğmeyen dik duran topraklar artık boyun eğen göz yuman olmuş oysaki peygamberimiz olsaydı size çoktan tokat atardı...

Elbette bazı durumlarda iyi hizmet için esas gerekli yada aşırı yıgılmayı önlemek için kurallar fakat ne kadar geniş bir enginde fakir yoksul halkı HACI yapıyorsunuz bunun cevabını ben bilemiyorum...eğer cevaplar insanlara ulaşmıyorsa cevapları ulaştırmayanlarda bir o kadar suçlu ve zanlı diyebilirim.....

Değer yargıları esaslarımıza devam edersek...

Genelde ilk alınan araç oldukça değerlidir...yada araçların olmadığı zamanlarda binek olan AT lar oldukça değerliydi ....savaş envanterlerinin dönemlerine göre değerli süreçleride oldukça farklıydı...

Değer yargılarının dereceleri ne kadar büyük oluyor ise işte bu durum tüm insanlığın benimsediğini ve sistemle bu degerin ortak kılındığını bize gösterebilir nitelikte diyebiliriz....

Aslında bu konuyla ilgili ben sayfalarca Deger yargıları Esaslarını yazar uzatabilirim oldukçada fazla uzun oldu konuyu kesip bitirmem gerektiğinin farkındayım buraya kadar okuyabilene oldukça teşekkür ediyorum hemde konuyla özdeş olarak...

yani bana bir derece biçip yazılarımı okuma zahmetine girdiğiniz için yazılarımı okuyabilmeniz için bana bir derece biçmeniz gerekmekte aksi taktirde yazılarımın tamamı yada hiçbiri sizin derecenize göre okunmama durumu ile karşılaşabilir...

Benim işte son düşünsel size vermek istediğim bir mesajım daha olacak...

Eğer be bu kadar fazla uzun bir yazı yazıyor isem ve hiç vakte zamana bakmadan yorulmadan sıkılmadan klavye tuşlarına dokunup yazıyor isem inanın TÜRKİYE ye verdiğim derecelendirme ile ilgili diyebilirim ben bu dereceyi ne kadar yüksek tutmuşsam TÜRKİYE ye de o kadar derece elimden geldiğince ufak saman çöpü dahi olsa derecemi sunma diyebilirim...

Esasen gerçekte de ALLAH ta ÖYLE değilmi....gerçi ALLAH her insana oldukça değer veriyor fakat derecesine göre...sunumları daha farklı olabilitor...bizimkisi sadece bir yorum işin esasını güzel ALLAHIMIZ bilir diyelimde hata etmeyelim...yeterince hatalarımız varken yenisi eklenmesin..

Hayatınızda iyi şeyler yapın hayatınızda güzel insanlar için çok çalışın biliyorum bazen bazı insanlar için iyilik yapmaya değmiyor sözleriniz kulaklarımda çınlayacak ama olsun sizler geride insan bırakmayacağız diye sözler verdiniz bende herkeste ÖYLE o halde uzatılan eller dogrulukla samimiyetle güzellikle tutulasıya kadar her daim uzatılmaya devam edilsin bir gün gerçek BEYAZ olması adına...SİYAH topraklara indiği andan itibaran topraklarda çicekler solmaya başladı gözlerden yaşlar eksilmedi....SİYAH dahada inmeye başlayınca dünya fitnelerle boguşmaya başladı heleki biri bitmeden diğeri devamı ardı arkasında...

HZ Süleyman Peygamberimizin söylediği üzere SİYAH bir kere daha dünya yeryüzeyine inecek o zaman biz olmayacağız ama o zamanın insanları İmanını korurlarsa kurtulurlar diye...gerçek sözler filminden pek aklımda kalmadı ama sizler filminden bakabilirsiniz...sonlara dogruydu sanırım...

Bir çok manada birşeyler anlatmaya iyi kötü çalıştım...oldu olmadı karar sizlerin olsun....yazılar sizi uzun olduğu için sıktığının farkındayım ama inanın bende yazarken oldukça yoruldum ama yazmak istedim...benim için okunup okunmamasından ziyade benim yazmam daha önemliydi....çünkü bu konu için önceki konuda yazmam gereken nitelikler sınıfında derecelendirmeyi yüksek tutmuştum ki ÖYLE de değer çizgime hitafen uzun tuttum yazıları farkedebildiniz mi bilemem...bak buradan bile son yazılarda bile konu başlıgıyla konudaki yazılarla ilgili deger yargıları esaslarını çıkarabildik...

Konuyla ilgili yazacaklarım bu kadar ...

ÖYLE...
 

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Beğeniler
43
Puanları
0
#2
Oldukça uzun bir yazıdır fakat okumanızı tavsiye ederim güzel olduğuna inanmaktayım okumayı sevenler için kaçırmaması gereken bir yazı dizisi olduğuna inanmaktayım...

Öyle...
 

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Beğeniler
43
Puanları
0
#3
Not..

Değer Yargıları Esaslarında put gibi tapınma bir algısı algılamayın diye ayrıca belirtmek istiyorum Benim değinmek istediğim esas metin İnsanın İnsan olduğu değer yargılarını nasıl geride bırakıp unutup terketmesiyle ilgili biraz saklı bir mesaj içeriği sunuyorum fakat ÖYLE olması gerek Yanlış anlaşılmasın diye açıklama gereği duydum yoksa genel manada bu özü görebilen algılamasını daha çok isteyen biriyim neyse bu sefer BÖYLE olsun...

Öyle.
 

Meryem

Komplike
İhvan Üyesi
Katılım
6 Tem 2006
Mesajlar
15,309
Beğeniler
755
Puanları
113
Yaş
32
#4
Çok samimi bir dil kullanmışsınız. :) Genelde bildiğimiz, kendimizce ölçüp biçtiğimiz meselelerden söz etmişsiniz. Son zamanlarda kendi emeğiyle yazı paylaşanların azalmasına üzülürken bu konu ilaç gibi geldi. Hem yaz da geldi, iyi hissetmemek için sebep yok. :)
 

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Beğeniler
43
Puanları
0
#5
Yazıları tam manasıyla bende 2-3 sefer okudum genel itibariyle bir anlatım bozukluğu pek fazla yok fakat akış süreci oldukça iyi....her zaman yazdığım son metin yazısını siteye girdiğimde konuya yazacağım şimdi epey yoruldum ayrılmam gerekli...onca tuş tıklama ve düşünmeden sonra hayliyle insan yoruluyor neticede önceden bir yere yazıp kopyala yapıştır yapmadım anlık Taze yazılar yani :) ...

Öyle...
 

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Beğeniler
43
Puanları
0
#6
Çok samimi bir dil kullanmışsınız. :) Genelde bildiğimiz, kendimizce ölçüp biçtiğimiz meselelerden söz etmişsiniz. Son zamanlarda kendi emeğiyle yazı paylaşanların azalmasına üzülürken bu konu ilaç gibi geldi. Hem yaz da geldi, iyi hissetmemek için sebep yok. :)

Çok Teşekkür Ederim sende oldukça samimi ve içtensin...Aynen yaz insana başka güzellikler katıyor
 

elbiss

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
21 Kas 2013
Mesajlar
2,514
Beğeniler
43
Puanları
0
#7
Bu konuya son yazımı yazarak konuyu bitirelim....

Her daim söylediğim üzere...

Yazılarda yada konularımda herhangi bir hata yada eksiklik yada yanlış anlaşılma yada ifade kısırlığı noksanlığı gibi ibareler olur ise konuya yazmanız yada bana söylemeniz dahilinde yada ben sitede olmasam dahi konu içerisine düzenlenmesini yada düzeltilmesini istediğiniz yeri yazmanızla birlikte sitede ki Admin arkadaşlara benden yana şahıslarına sınırsız müdahale etme hakkı vermekteyim...

Biz yazdıklarımızdan feragat ederiz yeter ki gönüller kalpler bir olsun...

Öyle.
 

HTML

Üst