Cihad'ın Önemni bildiren Hadis-i Şerifler

Zeynep Özmen

Kevok_84
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
3,306
Puanları
0
CİHÂDIN ÖNEMİNİ BİLDİREN HADİS-İ ŞERİFLER


ÖNCE İSLÂM, SONRA CİHÂD

Mücâşi' (İbn-i Mes'ûd) radıyallahu anh'den şöyle dediği rivayet olunmuştur;
(Mekke'nin fethinden sonra) ben, kardeşim (Mücâhid İbn-i Mes'ûd) ile Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına geldim de:
- Yâ Resûlallah! (Medine'ye) hicret etmek üzere bize muahede ve müsâade eyle! dedim. Resûlullah:
- Artık hicretin hükmü, (fetihden önce) hicret edenlere aid olarak geçmiştir, buyurdu. Ben:
- Ya ne üzerine biat etmemizi buyurursunuz? dedim. Resûlullah:
- (Evvelâ) islâm, (sonra) cihâd üzerine, buyurdu.(Tecrid-i Sarih, C.8, H.No: 1244)

DÜŞMANLARA KARŞI SİLAH HAZIRLAMA

Ukbe bin Amr el-Cüheni (r.a) dan, rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
Resûlüllah (S.A.S)'ın minber üzerinde olduğu halde şöyle buyurduğunu işittim: "Gücünüz yettiği kadar düşmanlara karşı kuvvet hazırlayın, dikkat edin kuvvet atmaktır. Dikkat edin kuvvet almaktır. Dikkat edin kuvvet atmaktır." (Sünen-i Kbu Davud, C.3, H.No: 2514)

ZEKÂT VERMEK, CİHAD ETMEK

Veheb (r.a)'dan:
Sakif biat ettiği vakit ne durumda olduğunu Câbir'e sordum. Câbir dedi ki: Sakif zekât vermemeyi ve harbe girmemeyi Resûlüllah (s.a.v)'a şart koştu. Câbir bundan sonra Resûlüllah (s.a.v)'ın şöyle dediğini işitmiş: "Müslüman oldukları vakit zekât verecekler ve cihad yapacaklar." (Ebu Davud, C.4. H.No: 3025)

OK ATMANIN ÖNEMİ

"... (Abdullah) bin Abbâs (Radıyallahu anhüma)'dan: Şöyle demiştir:
Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir kere Eşlem kabilesinden) ok atan bir cemâatin yanına uğradı da:
"Ey İsmail oğullan ok atmaya devam ediniz. Çünkü babanız İsmail Peygamber) de (mehâretli) bir ok atıcı idi" buyurdu." (Sünen-i Ibn-i Mace, C.7, H.No: 2815)

OK VE BENZERİ ŞEYLER ATMANIN ÖNEMİ

"...Ukbe bin Âmir el-Cühenî (Radıyallahu anh)'den şöyle demiştir:
Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
"Siz de düşmanlarınıza karşı gücünüzün yettiği kuvveti hazırlayınız" âyetini minber ürerinde okurken üç kez:
"iyi biliniz ki (bu devirde) kuvvet de ok atmaktır" buyurdu. Bunu kulağımla İşittim." (Sünen-i İbn-i Mace, C.7, H.No: 2813)

EMİRLE BİRLİKTE CİHAD ETMEK

"...Vasile bin el-Eskâ (Radıyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre; Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir.
"Her müslüman ölü üzerine namaz kılınız ve her emirle beraber cihâd ediniz." (Sünen-i tbn-i Mace, c.7, H.NO: 1525)

HZ. PEYGAMBER'İN BİZZAT HARBİ İDARE ETMESİ

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki): Bize Ebû Hayseme, Ebû İshâk'tan naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Bir adam Berâ'a:
- Yâ Ebâ Umara! Siz Huneyn günü (harbten) kaçtınız mı? diye sordu. Berâ' şu cevabı verdi:
- Hayır, vallahi Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dönüp gitmedi. Lakin şu var ki, ashabının gençleri ve aceleci takımı zırhsız, üzerlerinde silah olmaksızın yahut çok silah olmaksızın (meydana) çıkmışlardı. Ve atıcı, okları yere düşmeyen bir kavimle Hevâzin ve Beni Nasr toplulukları ile karşılaştılar. Bunlar kendilerini öyle bir ok yağmuruna tuttular ki, nerde ise okları hiç boşa gitmiyordu. Orada Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in de üzerine yürüdüler. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beyaz katırının üzerinde idi. Ebû Süfyân b. Haris b. Abdümuttalib de onu yediyordu. Hemen (yere) inerek Allah'tan zafer diledi ve:
"Peygamber benim, yalan yok! Abdülmuttalib'in oğiu benim!" dedi. Sonra askerini sıraya dizdi.
(Sahih-i Müslim, C.l, H.No: 78) (Tecrid-i Sarih, C.8, S.315)


UHUD HARBİ

Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed. Dârimî rivayet etti. (Dedi ki): bize Abdullah b. Amr rivayet etti -bu zât Ebû Ma'mer El-Minkârî'dir- (Dedi ki): Bize Abdülvâris rivayet etti. (Dedi ki): Bize Abdülaziz -ki İbni Suheyb'tir- Enes b. Mâlik'ten rivayet etti. Şöyle demiş: Uhud harbi kopunca insanlardan bazıları Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından bozguna uğradılar. Ebû Talha ise Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in önünde onun üzerine deriden bir kalkan tutuyordu. Ebû Talha şiddetle ok atan atıcı bir adamdı. O gün iki veya üç yay kırdı. Beraberinde ok torbası bulunan bir adam geçerken hemen Peygamber
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
"O okları Ebû Talha'ya saç!" buyururdu.
Nebiyyallah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uzanıp düşmana bakıyor; Ebû Talha:
- Yâ Nebiyyallah! Annem babam sana feda olsun, uzanıp bakma! Düşmanın oklarından sana bir ok isabet etmesin! Göğsüm onlara senin göğsünden daha yakın olsun! diyordu.
Yemin olsun ki, Âişe binti Ebî Bekir ile Ümmü Süleym'i paçalarını sıvamış halde gördüm. Baldırlarının bileziklerini görüyordum. Su tulumlarını sırtlarında taşıyor; sonra gazilerin ağızlarına boşaltıyor; bilâhare dönp tekrar dolduruyor; ve gelerek yine cemaatin ağızlarına boşaltıyorlardı. Vallahi uyuklamaktan ebû Talha'nın elinden ya iki yahut üç defa kılıç düştü.
Bu hadisi Buhârî "Cihâd" ve "Menâkıbü'l-Ensâr" bahislerinde tahric etmiştir.(Sahih-i Müslim, c.l, H.No. 136)

HARPDE HZ. PEYGAMBER'İN PARMAĞININ YARALANMASINA ÖNEM VERMEDİĞİ

Bize Yahya b. Yahya ile Kuteybe b. Saîd ikisi birden Ebû Avâne'den rivayet ettiler. Yahya (Dedi ki): Bize Ebû Avâne, Esved b. Kays'dan, o da Cündüb b. Süfyân'dan naklen haber verdi. Cündüb şöyle demiş:
- Bu gazalardan birinde Resûlülüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in parmağı kanadı da şöyle buyurdular:
:'Sen kanayan parmaktan başka bir şey değilsin! Ama başına gelen Allah yolunda gelmiştir!" (Sahih-i Müslim, C.l, H.No: 112)

BAŞA GELECEK ZOR DURUMLARA RIZA GÖSTERiP HAYIFLANMAMAK

Ebû Hureyre (Radıyallahu anh)'den:
Şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki:
"Kuvvetli mü'min zayıf mü'minden daha hayırlı ve Allah'a daha sevimlidir. Her ikisinde de hayır vardır. Sana menfaati olan şeylere düşkün ol. Allah'tan da yardım dile ve (faydalı şeyleri istemek, Allah'tan da yardım dilemek hususunda) gevşeklik etme. Eğer (hoşlanmadığın) bir şey sana isabet ederse (başına gelirse) ben şunu isteseydim, bunu yapsaydım (bu iş başıma gelmezdi) söyleme ve lâkin: "Allah (böyle) takdir buyurdu ve dilediğini yapar" demelisin. Çünkü Lev ( = şunu yapsaydım, böyle olsaydı kelimesi) şeytan (vesvesesine ve) işine yol açar. (= kader'e karşı gelme düşüncesini kalbe sokar.) (Sünen-i İbn-i Mace, C.l, H.No: 79)

Ebû Hureyre (Radıyallahu anh)'den:
Şöyle dediği rivayet olunmuştur: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selem) buyurduki:
"Kuvvetli mü'min zayıf mü2minden daha hayırlı ve Allah'a daha sevimlidir. Her iksinde de hayır verdır. Sana menfaatlı olan şeylere düşkün ol. Allah'tan da yardım dile ve (faydalı şeyleri istemek, Allah'tan da yardım dilemek hususunda) gevşeklik etme. Eğer (hoşlanmadığın) bir şey sana isabet ederse (başına gelirse) ben şunu isteseydim, bunu yapmasaydım, (bu iş başıma gelmezdi) söyleme ve lâkin: "Allah (böyle) takdir buyurdu ve dilediğini yapar" demelisin. Çünkü Lev (= şunu yapsaydım, böyle olsaydı kelimesi) şeytan (vesvesesine ve) işine yol açar. (=kader'e karşı gelmek düşüncesini kalbe sokar.)" (Sünen-i İbn-i Mace,C.1, H. No: 79)

HZ. PEYGAMBER'İN CİHAD İÇİN ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLİP TEKRAR CİHAD ETMEK İSTEDİĞİ

..Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh)'den nvayat edildiğine göre; Resûlüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
"Allah, kendi yolunda (cihâd'a) çıkan (müslüman) kimseye ''Benim yolumda cihâd, bana iman ve peygamberlerimi tasdikten başka bir neden onu (evinden) çıkarmıyor" diye (büyük ikram ve çok sevab) hazırlamıştır. (Allah) "O kimseyi cennete dahil etmek veya elde ettiği sevab veya ganimete nail olarak, çıktığı evine (selâmetle) geri getirmek benim kefaletim altındadır" (diye taahhüdde bulundu.) Sonra Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (sözüne devamla):
"Nefsim (kudret) elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki müslümanlara güçlük çıkarmam (endişesi) olmasaydı. Allah yolunda (cihada) çıkan hiç bir seriyye (yani savaş müfrezesine katılmak)dan katiyen geri kalmazdım. Ve lâkin ben bir imkan bulamıyorum ki onları (binit hayvanlarına) bindireyim. Onlar da bir imkan bulamıyorlar ki (binici olarak) beni takib edebilsinler. Ben (savaşa gittik)den sonra (savaştan) geri kalmalarına da gönülleri razı olmaz. Muhammed'in nefsi (kudret) elinde olan (Allah'a yemin ederim ki Allah yolunda savaşıp öldürmeyi, sonra (dirilerek) savaşıp katlolunmayı, sonra (tekrar ditilerek) savaşıp öldürülmeyi arzularım" buyurdu." (Sünen-i İbn-i Mace, C.l, H.no: 2753)

EBÛ EYYÛB-İ ENSARÎ'NİN CİHADI

Eşlem Ebi İmrân (r.a)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
"İstanbul'u murad ederek, Medine'den gazaya çıktık. Ordu üzerinde Halit bin Velid oğlu Abdurrahman vardı. Rumlar da, sırtlarını şehir surlarına bitiştirmiş (dayanrnışlar)dı. Bir adanı düşman üzerine hücum etti. Nâs, ona dur dur la ilahe illallah kendini tehlikeye atıyor, dedi. Ebu Eyyûb dedi ki: - Ey ensâr topluluğu bu âyet bizim hakkımızda indi. Cenâb-ı Allah Peygamberine yardım edip, İslâm'ı meydana çıkarınca, biz şöyle dedik. Gelin mallarımızın başında duralım, onu ıslah edelim. (Bunun üzerine) Allah Teâlâ, "Allah yolunda infak ediniz, kendinizi tehlikeye atmayınız" âyetini indirdi. Kendimizi tehlikeye atmak mallarımızın başında bulunup, onları ıslah etmemiz ve cihâdı terk etmemizdir." Ebû İmrân dedi ki: "Ebû Eyyûb İstanbul'da (Şehid olup defnedilene kadar, Allah yolunda cihâddan ayrılmadı." (Sünen-i Ebu Davud, C.3, H.No: 2512)

ÜMMETİMİN SEYEHATİ ALLAH YOLUNDA CİHADDIR

Ebu Ümame (r.a)'dan rivayet edildiğine göre: Bir adam, ya Resülüllah, "Bana seyahat için izin ver", dedi. Resülüllah (s.a.v), "Ümmetimin seyehati (seyyahlığı) Allah Teâlâ yolunda cihâddır" buyurdu. (Sünen-i Ebu Davud, C.3, H.No: 2486)
 

islamveinsan

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
28 Eyl 2006
Mesajlar
1,360
Puanları
0
S.a

Hard ve uç yada Aşırı dinci yada kökten dinci şu bilindik grupların yaptığı terörist eylemlere mi siz; CİHAD mı diyorsunuz ?

Bugün sizler için cihad eden kim/kimler var ?

Selametle..
 
Üst