Bursa'nın manevi direkleri | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Bursa'nın manevi direkleri

Alper...

MarmaranınKralı
İhvan Üyesi
Katılım
10 Eki 2006
Mesajlar
9,574
Puanları
0
Web sitesi
cennetsarayi.blogcu.com
BURSA'NIN MANEVİ DİREKLERİ

Bismillah.Elhamdulillah.Allahu Teala Ve Tekaddes Hazretlerine Her Hal Üzere Hamd-u Senalar Olsun.Güzide,Nazende,Habibine,Ahmed-i Mahmud-u Muhammed-i Mustafa’sına Sallallahu aleyhi vessellem, Daima ve Ebedi Salatu Selamlar Olsun.Ehli Beytine,Ashabına ve Tüm Peygamberlere Selam Olsun…

“Yeşil Bursa Ziyaretim”Başlıklı makalemin sonunda demiştim ki;” Allah nasip ederse Bursa ziyaretimin geriye kalanlarını bir sonraki makalemde paylaşacağım.”Evet,Bursa ziyaretimin izlenimlerine devam ediyorum.Evvela bahsetmek istediğim tarihi yer,bursa’nın manevi dinamiği olan Bursa Ulu Camii’dir.

Bursa Merkez’de, Atatürk Caddesi üzerinde yer alan Ulu Cami, Yıldırım Beyazıt tarafından 1396-1400 yılları arasında yaptırılmıştır. Ulu Cami plan düzeninin klasik örneklerinden olan cami dikdörtgen planlıdır. Plan düzeninde kubbelerin mihrap duvarına dik beş sıra halinde dizildikleri görülmektedir. Ayaklardan kubbelere geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Bu kubbelerin dış görünümleri sekizgen kasnaklıdır. Kubbelerin çapları birbirlerinin eşi olmakla beraber yükseklikleri birbirinden farklıdır. Mihrap ekseni üzerindeki kubbe, içlerinden en yüksek olanıdır. Ayrıca giriş kapısından itibaren ikinci bölümün üzerini örten kubbe orijinalinde üzeri açık iken, sonradan camekanla kapatılmıştır. Bunun altında fıskiyeli bir şadırvan yer almaktadır.

Ulu Cami’nin diğer özelliği de içerisinin 192 adet levha ile bezenmiş oluşudur. Bu yazılar arasında Osmanlı hat sanatının önde gelen kişilerinden Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Abdülfettah Efendi, Şefik Bey, Hafız Mehmet Efendi, Yesari Mehmet, Mehmet Şevket Vahdeti, Ahmet Refik ve Sultan IV.Mehmet’in eserleri bulunmaktadır. Ayrıca mihrap bezemesini de Bursa’ya sürgün edilen Ressam Tevfik Paşa (1819-1866) yazmıştır.

Ulu cami,Bursanın manevi direklerinden biridir.Adeta Bursa’nın incisi diyebilirim.İçerisi insanı ayrı büyüleyen bir gizeme sahip.Gidenlerin bileceği üzere, Üç adet kapısı bulunan Ulu cami.Gerek duvarlarındaki levhalar ve gerekse içerisinde barındırdığı şadırvanıyla insanı apayrı dünyalara götürüyor.Aslında ulu camide namaz kılarken , arka tarafınızdan her hangi bir padişahın yanınızdan geçeceği hissine kapılıyorsunuz.

Ulu caminin yakınında bulunan bir cami var.Bu caminin adı ,Orhan Gazi cami. Orhan Gazi Camisi’nin yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Orhan Gazi dönemi (1324-1362) eserleri arasındadır. Cami kareye yakın dikdörtgen planlı ve ahşap çatılıdır. Caminin önünde iki yanlı merdivenle çıkılan bir son cemaat yeri bulunmaktadır. İki katlı son cemaat yeri dört sütunlu olup, üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Girişin sağ ve solunda iki mihrapçık ve iki de pencere bulunmaktadır. Ayrıca sağ köşesine minaresi yerleştirilmiştir. Kare planlı olan ibadet mekanının güney duvarında yarım yuvarlak mihrap nişi bulunmaktadır. Mihrap dokuz sıra testere dişi ile bezelidir. Mihrabın iki yanında iki, doğu ve batı duvarlarında da üçer pencere ile içerisi aydınlatılmıştır. Dikdörtgen çerçeveli bu pencereler iki katlı olup, bunlardan bazıları dıştan örülerek nişe dönüştürülmüştür. Mihrabın kuzey köşesine de minberi yerleştirilmiştir. Girişin sağ ve solunda ikişer ahşap sütunun taşıdığı kadınlar mahfeli bulunmaktadır

Bursa ziyaretim sırasında,Hacivat ve Karagöz’ün ,Orhan Gazi Cami avlusunda bulunan ve halen canlı olan çınar ağacında asıldığını duydum ve ağacı da gördüm.Yeri gelmişken bu iki zat hakkında da biraz bilgi vermek istiyorum.Sultan Orhan devrinde (1324-1362) Ulu caminin inşaatında çalışan demirci ustası kambur çelebi (karagöz) ile duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (hacıvat)tır.Bu ikisi inşaatta birbirleriyle nükteli konuştukları için diğer işçilerin de dikkatlerini çekiyorlardı.Bu yüzden cami inşaatı ağır ilerliyordu.Bunu duyan padişah ikisinin de idam edilmesine karar vermiştir.Tarihler böyle diyor.Doğrusunu Allah bilir.

Yine Bursanın manevi direklerinden birisi,Üftade hazretleri ve camisidir. Osmanlı pâdişâhlarından Kânûnî Sultan Süleymân Hân zamânında, Bursa’da yaşayan büyük velîlerdendir. 1490 (H.895) senesinde Bursa’da doğdu. İsmi Muhammed olup, babası Manyaslı Mehmed Efendidir. Üftâde lakabıyla meşhûr oldu. Bursanın çeşitli câmilerinde müezzin ve imâm olarak vazife yaptı. 1581 (H.989) daBursa’da vefât etti. Bilindiği üzere Aziz Mahmut Hüdayi hazretleri ,üftade hazretlerinin talebesidir.


Üftade Camii ;Çakır Ağa hamamından Yerkapı'ya oradan da üftade mahallesine gelinir. Cami ve Türbe surların yanında inşa edilmiştir. Üftade tarafından yaptırılan cami geçirdiği depremlerde tıkılmış ve 1869 yılında Serazkar Rıza Paşa tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. 1969 yılında da Cami derneği tarafından yeniden inşa ettirilmiştir.Üftade Hazretlerinin türbesinin de bulunduğu caminin en son restoresi 2008 yılının sonları doğru başlamıştı ve 2010 yazında bitirildi.Elhamdulillah Bursa ziyaretimde türbe ve cami ibadete ,ziyarete açık bir haldeydi.

Yine bursa’nın başka bir manevi büyüğü olan Emir Sultan Hazretlerinden bahsetmek istiyorum.Beni büyüleyen bir başka mekanda burası olmuştur. Emir Sultan Camii, Bursa'da, Yıldırım Bayezid'ın kızı Hundi Fatma Hatun tarafından kocası Emir Sultan adına,muhtemelen Çelebi Sultan Mehmed'in hükümdarlığı sırasında (1366 - 1429) inşa ettirilmiştir.

Bursa'nın en önemli mimari yapılarından olan Emir Sultan Camii, Yıldırım ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Bursa'nın doğusunda aynı adı taşıyan mahallede "Emir Sultan mezarlığı"nın yanında servi ve çınar ağaçlarının arasında yer almaktadır. Cami ilk yapıldığı zaman tek kubbeli iken 1507'de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir. Camii 1795 yılında tamamıyla yıkılmış, 1804'te III. Selim camiyi aynı plan üzerine yeniden kurmuştur. 1855 depreminde hasar gören cami 19. yüzyıl zarfında tamir edilerek harap olmaktan kurtarılmıştır.

Cami sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahiptir. Kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minaresi vardır. Dikdörtgen biçiminde, ahşap kolonlar üzerinde sivri ve yatay kemerli ahşap revaklarla çevrili geniş avlusunun ortasında şadırvan, güneyde cami, kuzeyde türbe ve ahşap odalar yer almaktadır. Camiinin içi gayet aydınlıktır. Kasnakta on iki, beden duvarlarında kırk adet büyük pencere vardır. İznik ve Bursa'da yapılmış dört köşe pencerelerin etrafı çok defa mukarnaslarla işlenmiş ve üstüne Rumi motiflerle süslü alınlıklar yerleştirilmiş olan Emir Sultan Camii’nin mihrabı da, 17. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır.

Osmanlıların kuruluş devrini yaşamış olan büyük âlim ve evliyâ. Yıldırım Bâyezîd Hanın dâmâdıdır. Nesebi (soyu) hazret-i Hüseyin e dayanır. İsmi, Muhammed bin Ali, lakabı Şemsüddîn dir. 1368 (H.770) târihinde Buhârâ da doğdu. 1430 (H. 833) târihinde Bursa da taûn hastalığından vefât etti. Kendi ismiyle anılan câmi yanındaki türbesinde medfûndur. Emir Sultan, âlim ve ilim menbaı olan Buhârâ da yetişti. Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvverede ilim tahsil etti. Medîne-i münevvereye yerleşmek ve ömürlerinin sonuna kadar orada kalmak niyetindeyken, bir rüyâ gördü. Rüyâsında Peygamber efendimiz ile hazret-i Ali yan yana oturmuşlardı. Yanlarına vardı ve diz çöküp oturdu. Hazret-i Ali ona; Ey oğlum! Sana cenâb-ı Hak tarafından ceddin Muhammed in (sallallahü aleyhi ve sellem) sünnetini, takvâ yoluyla öğretmen için Rûm iline gitmen işâret olundu. Önünde giden nûrdan üç kandil belirecek, o kandiller nerede gözünden kaybolursa orada kalacaksın. Mezârın da orada olacak dedi. Emir Sultan uykudan uyanınca; Demek ki takdîr-i ilâhî böyle diyerek yola çıktı. Hazret-i Ali nin dediği gibi, üç kandil ona kılavuzluk etti. Bursa ya geldiği zaman, önündeki nûrdan üç kandil, pınar başında üç servi civârında fakirler için tahsis edilmiş eski bir kilisenin yanında kayboldular. Böylece Emir Sultan Bursa ya yerleşti.Bursa da Şemseddîn Fenârî den ders aldı ve icâzet diploması hocası tarafından yazıldı. Başta Yıldırım Bâyezîd Han olmak üzere, Bursalıların sevgisini kazandı. Sultan Yıldırım Bâyezîd Hanın kızı Hundi Hâtunla evlendi.

Bilindiği üzere bursa ulu cami ibadete açıldığı Cuma günü, padişah damadı olan emir sultan’a , hadi ilk hutbeyi sen oku der.Emir sultan buna itiraz eder ve cemaatin içinde kendisinden de büyük olan bir zatı gösterir.Bu zat Somunca Babadır.Somuncu Baba , beni millete gösterdin daha burada kalamam diyerek o gün cumadan sonra bursayı terk eder.Şuan Malatya , Darende de somuncu baba camisinde kabri bulunmaktadır.Somuncu Baba Hutbe de Fatiha suresine Yedi ayrı mana vermiştir. İlk tefsiri avam dahil herkes anlamıştır.2.tefsiri alimler mollalar, 3. tefsiri melekler anlamıştır ve diğer tefsirleri anlıyacak bilgi henüz şuana kadar meleklerde dahil kimsede olmamıştır.

Ziyaret ettiğim yerlerden biri de Tezveren Hazretlerinin kabridir.Kendisi hakkında pek bilgi sahibi değilim.Hakeza bunun gibi hakkında bilgi sahibi olmadığım ama yanından geçerken dua ettiğim çok kabristanlık oldu.Makalemde paylaşmadığım tarihi camiler ve tarihi yapılar oldu.Zira hafızamda çoğu kalmadığı için paylaşamıyorum.Ama inanın yazmak ayrı bir şey o havayı teneffüs etmek apayrı bir şey.Hani deseler bir defa daha gitmek ister misin? Değil bir defa bin defa gitmek isterim yeşil bursaya…

Yeri gelmişken ve makaleyi hitama erdirmeden.Osmanlı döneminde inşaedilen ve hizmet veren bir hastaneden söz etmek istiyorum. Gurabahane-i Laklakan,Bursa'da 19. yüzyılda osmanlılar tarafından, başta sakat leylekler olmak üzere göçmen kuşların bakımının yapılması amacıyla kurulmuştur. türkiye'nin ilk hayvan hastanesi olarak bilinmektedir.

En son olarak Bursa Tofaş Anadolu Arabaları Müzesinden bahsedelim. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin müze yapılmak üzere 30 yıl için TOFAŞ Otomobil Fabrikası’na kiraya verdiği 17 dönüm bahçe içindeki eski bir ipek fabrikasının (İpeker Fabrikası) restore edilmesi ile müze oluşturulmuştur. Restorasyon, 1998-2002 yılları arasında gerçekleşmiştir. Binanın restorasyonunu Mimar Naim Arnas gerçekleştirmiştir.

Bursa’da bir mezarda bulunan ve daha önce Bursa Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekte olan 2600 yıllık bir savaş arabası müzede sergilenen en önemli eserlerdendir. Türkiye’nin çeşitli illerinden seçilerek bir araya getirilen kağnılar, at ve öküz arabaları, top arabaları, ot arabası, odun arabası gibi pek çok araba, panyolar, çarklılar, yarım esebey, Briçka gibi tarihi arabalar çok ince işlemlerden geçirilerek restore edildikten ve sınıflandırıldıktan sonra sergilenmektedir. Müzede Tofaş üretimi 8 otomobil de yer almaktadır.

Bursa ziyaretim esnasında,Zeki müren’in kabrini de gördüm.Bunuda dipnot olarak hatıratıma eklemek istedim.Mevlam Bursamızı yeşilliğiyle ve manevi direkleriyle muhafaza eylesin.Deprem,yangın,sel ve buna benzer nice afetten muhafaza eylesin.Gitmek isteyenlere ,hayırlısıyla gitmeyi ve bize de tekrar tekrar gitmeyi nasip eylesin.İnşaAllah dualarda unutulmamak dua ve temennilerimle…


14 Ekim 2010
6 Zilkade 1431
Perşembe
Alper...
 
Üst