Bu sese kulak verin | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Bu sese kulak verin

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Hizb-ut Tahrir Türkiye: “Ey Yöneticiler! Ey Askerler! Bizler, ABD'nin Suriye'de sürdürdüğü bu küresel savaşı kime karşı yaptığını biliyoruz.”
kokludegisim.net

Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Medya Bürosu İncirlik ve diğer hava üslerinin IŞİD ile mücadele adı altında ABD'nin kullanımına açılmasına yönelik bir açıklama yayınladı.
Medya Bürosu yaptığı açıklamada “Ey Yöneticiler! Ey Askerler! Bizler, ABD'nin Suriye'de sürdürdüğü bu küresel savaşı kime karşı yaptığını biliyoruz.”diyerek ekledi; “Bu savaş kesinlikle Bağdadi'nin eli kanlı örgütüne karşı yapılmıyor. Bu savaş halkını, devrimini ve onurunu Amerika'ya satmış ve onunla müttefik olmuş gruplara karşı da yapılmıyor.” Dedi.
Açıklamada İslami Kurum ve kuruluşlara da çağrı da bulunuldu
İşte o açıklama;
ABD'ye Açılan Üsler Cürümleriyle Ona Hizmet Edenleri Değil
İslami Devrimlerine Sadık Kalan Müslümanları Hedef Almaktadır
İncirlik ve diğer hava üslerinin IŞİD ile mücadele adı altında ABD'nin kullanımına açılması sürecinde, ABD'ye ait silahlı insansız 2 hava aracın İncirlik üssünde konuşlandırılmasına ilişkin ilk mutabakat 2015 Haziran ayı sonunda yapılmıştı. Daha sonra 24 Temmuz'da yeni bir mutabakat üzerinde anlaşma sağlandı. Bu mutabakat, İncirlik ve diğer hava üslerinin hem ABD, hem ABD'nin öncülüğünde kurulan Koalisyon ülkelerinin hem de bu Koalisyona ortak olması sebebiyle Türkiye uçaklarının kullanımına açılmasını içeriyordu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç tarafından dün yapılan açıklamada ise, 24 Temmuz'da üzerinde anlaşma sağlanan mutabakatın Bakanlar Kurulunca karara bağlandığı açıklandı.
Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Medya Bürosu olarak öncelikle bu anlaşmaya imza atan Hükümete ve silahların yönünü Müslümanlara çeviren TSK'ya sesleniyoruz!
Ey Yöneticiler! Ey Askerler! Bizler, ABD'nin Suriye'de sürdürdüğü bu küresel savaşı kime karşı yaptığını biliyoruz. Bu savaş kesinlikle Bağdadi'nin eli kanlı örgütüne karşı yapılmıyor. Bu savaş halkını, devrimini ve onurunu Amerika'ya satmış ve onunla müttefik olmuş gruplara karşı da yapılmıyor. Çünkü bunlar Suriye devriminin Raşidi Hilafet ile sonuçlanmasının karşısında durdular. Çünkü bunlar devrime büyük zarar veren fitne ateşini yaktılar, körüklediler ve hâlâ da körüklüyorlar. Bu savaş, İran ve Onun Lübnan'daki partisinin Suriye'de Müslümanları katleden güçlerine karşı da yapılmıyor. Bu savaş, Katil Esed rejimine karşı da yapılmıyor. Çünkü bu ikisinin ABD'nin dostu olduğunu artık dünya âlem biliyor. Yoksa siz bunları bilmiyor musunuz? Vallahi ve billahi, bu savaşın IŞİD'e ve Esed'e karşı değil de, samimi muhlis gruplara ve Hilafet isteyen Suriye halkına karşı yürütüldüğünü sizde biliyorsunuz. O halde yüzlerine bakarak konuştuğunuz Müslüman halka niçin yalan söylüyorsunuz? Daha önce gizli ve aşikâr kullanımına izin verdiğiniz bu üslerden kalkan Amerikan uçakları, Irak ve Afganistan'da yüz binlerce çocuğumuzu katletti. ABD'nin o dönem Dışişleri Bakanı olan melun kadın, daha dün bunu itiraf etti. Yoksa siz duymadınız mı? İki yıl önce İncirlik'te sarhoş Amerikan askerleri kışladaki Camimize girerek kutsalımızı çiğnediler, Kur'an'ı Kerimi yırttılar. Unuttunuz mu? O halde Allah aşkına gelin bu hatadan dönün! Amerika'nın kirli siyasetine zemin hazırlamaktan başka bir şey yapmayan IŞİD üzerinden kurulan bu kirli tuzağı görün! IŞİD bahanesiyle öldürülecek binlerce Müslümanın vebalinden korkun!
Genel olarak Müslümanlara özel olarak ise İslami kurum ve kuruluşlara da sesleniyor ve şöyle diyoruz. İslami beldelerde ve Müslümanların topraklarında kâfirlerin ayak izlerinin bugün hala görünüyor olması tüm ümmet için büyük bir utançtır ve bu durum şer'an haramdır. Hiçbir Müslüman bu temiz ve pak topraklarda kâfir askerlerinin varlığına tahammül etmemelidir. Nasıl olurda üslerimizin ABD ve Haçlı Koalisyonunun uçaklarına açılmasına sessiz kalınabilir? Nasıl olurda, 2011'den bugüne kadar Suriye Devrimini muhlislerin elinden çalmak için her türlü kirli melaneti işleyen terör devleti ABD ile Türkiye'nin bu konudaki anlaşmasına göz yumulabilir? Nasıl olurda, bizim üslerimizden kalkacak ABD ve Haçlı Koalisyon uçaklarının ve hatta Türk jetlerinin IŞİD bahanesiyle muhlis mücahitleri ve masum Suriye halkını bombalamasına rıza gösterilebilir. ABD'nin son on yıldır beldelerimizi sömürmek için uydurduğu "İslami Terörizm" yalanının peşine takılan ve bunu iç siyasette istismar ederek kullanan hain yöneticileri hiç mi uyarmayacaksınız? Onlara hiç mi nasihat etmeyeceksiniz? Eğer ki sizin tüm uyarılarınıza rağmen halen daha o yöneticiler kâfirlerin kayığına binmeye devam ederlerse hiç üzülmeyin. Allah'ın yardımı ile çok yakında kurulacak olan Raşidi Hilafet hüznünüzü sevince çevirecektir. O halde daha ne duruyorsunuz? Hilafet için çalışmayacak mısınız?
Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilâyeti Medya Bürosu
kokludegisim.net
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Vallahi ve billahi, bu savaşın IŞİD'e ve Esed'e karşı değil de, samimi muhlis gruplara ve Hilafet isteyen Suriye halkına karşı yürütüldüğünü sizde biliyorsunuz. O halde yüzlerine bakarak konuştuğunuz Müslüman halka niçin yalan söylüyorsunuz?


Samimi muhlis guruplardan biri bunu demiş mi? Abd bizi bombalıyor demiş mi? Sana daha önce de açtığın bir konuda sorular yönelttim tık çıkmadı. Ortalığı fesada vermeyin.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
662. Avf İbni Mâlik radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi:

“Devlet başkanlarınızın en hayırlısı, sizi seven ve sizin tarafınızdan sevilen, size dua eden ve sizin duanızı alan kimselerdir. Devlet başkanlarınızın en kötüsü de, size buğzeden ve sizin buğzunuza hedef olan, size lânet eden ve lânetinizi alan kimselerdir.”

Bunun üzerine:

- Yâ Resûlallah! Onlara karşı tavır takınalım mı? diye sorduk. Bize şu cevabı verdi:

- “Aranızda namaz kıldıkları sürece, hayır. Aranızda namaz kıldıkları sürece, hayır.”

Müslim, İmâre 65, 66

Açıklamalar

Peygamber Efendimiz idare edenlerle idare edilenlerin tam bir âhenk ve huzur içinde yaşamaları gerektiğine işaret buyuruyor. Zira insanların dinî ve dünyevî görevlerini gerektiği şekilde yapabilmeleri için huzura ve sükûna ihtiyaçları vardır.

Devlet başkanı, vali ve kaymakam gibi yöneticiler, şahsî hayatlarında ve idârî tutumlarında dürüst oldukları, halka âdil ve merhametli davrandıkları sürece halk da onları sever, kendilerine dua ve itaat eder. Halkının bu tutumu yöneticiyi memnun eder, onları sever ve bahtiyâr olmaları için Allah’a dua eder. Bu karşılıklı sevgi ve anlayış her birinin daha huzurlu ve daha verimli olmasını, devletin gelişip güçlenmesini sağlar.

Dürüst bir hayat sürmeyen, halkına âdil ve merhametli davranmayan idareciler hoşnutsuzluk uyandırırlar. Onları sevmeyen halk kendilerine itaat etmedikleri gibi, devrilip başlarından gitmeleri için dua ederler. Halkın hoşnutsuzluğunu ve itaatte kusur ettiğini gören bu kötü yöneticiler, tutumlarını daha da sertleştirirler. Böylece ne halkta ne de yöneticide huzur kalır.

Hadîs-i şerîfi nakleden Avf İbni Mâlik hazretleri şöyle diyor:, Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’e:

- Hal böyle olunca biz o kötü idarecileri başımızdan düşürmek için kendilerine karşı tavır alalım mı? diye sorduk. Hatta Sahîh-i Müslim’deki rivayetlerden birine göre, onlara kılıç çekip karşı çıkalım mı? diye sorduklarını belirtiyor.

Yöneticilere karşı ayaklanma ve onlara karşı tavır takınma hareketleri devlete büyük zararlar verebileceği, huzuru ve sükûnu büsbütün yok edebileceği için Peygamber Efendimiz buna izin vermemiş:

- “Aranızda namaz kıldıkları sürece onlara karşı gelmeyin” buyurmuştur.

Resûl-i Ekrem Efendimiz’in bu hadisi, namazın gerçekten dinin direği olduğunu, milleti birbiriyle kaynaştırıp birlik ve beraberliği sağladığını ve böylece devleti ayakta tuttuğunu göstermektedir.

Hadîs-i şerîfin buraya alınmayan son kısmında, “Bir kimse devleti yöneten şahsı büyük bir günah işlerken görürse, yaptığı o günahtan iğrensin, fakat yöneticisine isyan etmesin” buyurulmaktadır.

“İyiliği Emir Kötülükten Nehiy” bahsinde geçen 190 numaralı hadis de konumuzla ilgilidir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. İyi bir devlet başkanı halkını sevmeli ve onların bahtiyarlığı için çalışmalıdır.

2. İyi bir halk da hayırlı yöneticiyi takdir etmeli, onu sevmeli ve başarısına yardımcı olmalıdır.

3. Devleti yöneten kimseler dinin direği olan namazı kıldıkları ve Allah’a açıkça karşı gelmedikleri sürece onlara isyan edilmemelidir.

4. Namaz, birlik ve beraberliği sağlayan çok önemli bir ibadettir.




 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Vallahi ve billahi, bu savaşın IŞİD'e ve Esed'e karşı değil de, samimi muhlis gruplara ve Hilafet isteyen Suriye halkına karşı yürütüldüğünü sizde biliyorsunuz. O halde yüzlerine bakarak konuştuğunuz Müslüman halka niçin yalan söylüyorsunuz?


Samimi muhlis guruplardan biri bunu demiş mi? Abd bizi bombalıyor demiş mi? Sana daha önce de açtığın bir konuda sorular yönelttim tık çıkmadı. Ortalığı fesada vermeyin.
soruyu düzgün sorduysanız cevabını alırsınız!
Suriye ye gidip öğrenebilirsiniz, inanmıyorsanız!!
"Hizb-ut Tahrir ümmete yalan söylemeyen bir liderdir"
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
soruyu düzgün sorduysanız cevabını alırsınız!
Suriye ye gidip öğrenebilirsiniz, inanmıyorsanız!!
"Hizb-ut Tahrir ümmete yalan söylemeyen bir liderdir"
Ben peygamberimin sözlerini alırım. Sen de öyle yap. Bak yukarda Peygamberim sana seslendi. İşit ve itaat et. Fesad çıkartma.
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Emr-i bil ma'ruf, nehyi ani'l münker Allah'ın müslümanlara farzlarından birisidir. Nitekim Allahu Teâla buyurmuştur ki:
"Sizden, hayra davet, eden ma'rufu emreden, münkerden nehy eden bir ümmet (topluluk) bulunsun" (Ali İmran: 104)
Emri bi'l ma'ruf, nehyi ani'l münker sorumluluğu, ister Hilâfet Devleti bulunsun ister bulunmasın, ister İslâmi hükümler tatbik edilsin ister edilmesin müslümanlar üzerine vacibdir. Peygamber (SAV)'in döneminde ve sonra gelen Halife'ler döneminde ve daha sonraki dönemlerde de var olan "Emri bi'l ma'ruf nehyi ani'l münker" sorumluluğu müslümanların üzerinde bir farz olarak kıyamete kadar devam edecektir.
Ancak "Emr-i bi'l ma'ruf nehyi ani'l münker" tek başına Hilâfeti kurmaya ve İslâm'ı hayat, devlet ve topluma tekrar tatbik etmeye götüren bir yol değildir. Her ne kadar İslâmi hayatı tekrar başlatma hedefine yönelik çalışmanın bir parçası sayılsa da tek başına yeterli değildir. Zira iyiliği emredip kötülükten nehy etmenin özünde, idarecileri muhasebe etmek onlara iyiliği emretmek ve kötülükten engellemek de vardır. Ancak İslâmi hayatı yeniden başlatma amaçlı çalışma, "emr-i bi'l ma'ruf nehyi ani'l münker" çalışmasından farklılıklar arz eder.
Tam bu noktada "emr-i bil-ma'ruf nehy-i ani'l münker" ile bizzat ve fiilen münkeri ortadan kaldırmak için yapılan çalışma arasındaki farka dikkat çekmek istiyorum. İyiliği emir ve kötülükten nehy fiili, özde sadece sözle icra edilir. Ancak münkeri kaldırma fiilinde sadece sözle yetinilmez söz ile uyarma sınırı geçilip el yani maddi güç kullanmaya teşebbüs edilir. Bu görüşümüz Müslimin Ebu Said el- Hudri'den rivayet ettiği bir hadise dayanmaktadır: "Sizden birisi bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Eğer gücü yetemezse diliyle, şayet buna da gücü yetmezse kalbi ile buğz etsin. Bu (sonuncusu) imanın en zayıf halidir.( Müslim, İman, 70)
Hadisten çıkan sonuca göre; fertlerdeki kötülüğü yok etmek için el (güç) kullanmak, kötülüğü yok etmeye güç yetirmeye bağlıdır. Hadis, münkeri ortadan kaldırmak için maddi güç kullanmaya delalet ettiği gibi, kullanılacak olan bu maddi gücün fitne, öldürme, ve silah kullanma gibi daha tehlikeli bir münkere vesile olmaması gerektiğine de işaret etmektedir.
Hadiste geçen bu hüküm; fertlere ait münkeri ortadan kaldırmada izlenecek yolu göstermektedir. Ancak hadisin mefhumu Hilâfeti ikame etmek ya da İslâm'ı tekrar hayat, devlet ve topluma hakim kılmak için yapılacak çalışma ile ilgili değildir.
Münkeri ortadan kaldırmak için güç kullanmayı emreden hadislerin genel hükmünden devlet başkanı istisna edilmiştir. Zira Allah'a isyanı emretmediği müddetçe zulüm de etse haksızlık da yapsa Halifeye itaatı emreden hadisler mevcuttur. Halife'ye karşı silah kullanılmasına izin veren hadislerin hükmü; Halife'de açık küfür görüldüğünde yani Halife açıkça küfür hükümlerini uyguladığında geçerlidir.
Müslimin Nafi'den onun da İbn-i Ömer'den rivayet ettiği bir hadiste Peygamber "Hoşuna gitsin gitmesin Allah'a isyan ile emir olunmadığı müddetçe müslümana dinleyip itaat etmek düşer. Şayet Allah'a isyanla emredilirse ne dinlenir ne de itaat edilir."(Müslim, Buhari, Ahkam, 6611)
Buhari de ibni Abbas' tan şu hadisi rivayet etmiştir: "Emirinde hoşuna gitmeyen bir şeyi gören kimse ona karşı sabretsin. Sultandan bir karış uzaklaşan kimse ölürse Cahiliye ölümü ile ölmüş olur" (Buhari, Fitne, 6529)
Buhari'nin Abdullah' tan rivayet ettiği bir hadiste Allah Rasülü (SAV) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra cahillik, bencillik ve hoşlanmayacağınız bir takım şeyler göreceksiniz" Ashab;Bu durumda bize ne yapmamızı emredersin ya Rasulullah? dediler. Allah Rasülü: "Siz onların hakkını onlara verin kendi hakkınızı da Allah' tan isteyin." dedi.( Buhari, Fitne, 6529)
Rasulullah (SAV) zulmedip haksızlık yapmış olsalar da idarecilere itaat etmeyi emretmekle birlikte, idarecileri muhasebe edip sözle onları eleştirmeyi ve en şiddetli eleştirilerde bulunmayı da müslümanlara vacib kılmıştır. Zira müslümanlar, idarecilere sorumluluklarını hatırlatmak, onları düzeltmek ve onlara sözle karşı koymak sorumluluğundadırlar.
Ümmü Seleme'den rivayet edilen bir hadiste Peygamber (SAV) şöyle demektedir: "Başınıza sizi idare etmek için bir çok idareciler gelecektir. Bunların bir kısmının iyi bir kısmının kötü olduğunu göreceksiniz. Kim başındaki idarecinin kötü halini hoş görmezse ondan uzak olur. Kim de onu reddederse kurtulur. Ancak ona razı olup tabi olan..." ( Müslim, İmara, 3446)
Yani münkeri kötü görüp onu hemen değiştirmek gerekir. Kötülüğü engellemeye gücü yetmediği için kalbi ile buğz eden günahtan kurtulmuş olur. Ancak idarecilerin yaptıklarına rıza gösterip tabi olanlar onlardan uzak olmayacak ve kurtulamayacaklardır.
Rasulullah (SAV) başka hadislerinde de şöyle buyurmuştur “Şehitlerin efendisi Hz. Hamza ve zalim hükümdara karşı çıkıp ona doğruyu gösterirken öldürülen kimsedir.”
"Cihadın en üstünü, zalim idareciye karşı söylenen hak sözdür."Ahmed b. Hanbel, Mükessirin, 10716)
Şeriat, tek bir şart dışında münker işleyen devlet başkanına karşı, maddi güce başvurup karşısına silahla dikilip savaşmayı yasaklamıştır.
Şayet idareci açıkça küfrünü açıklarsa yani küfür hükümleriyle ülkeyi yönetmeye kalkışırsa ya da ülkede küfrün yayılması karşısında susarsa, bu durumda yönetici ile savaşmak, küfür hükümlerini uygulamaktan vaz geçirmek ve İslâm hükümlerini uygulamak için karşısına silahla dikilmek müslümanlara vacibdir.
Ümmü Seleme'nin hadisinde Ashab: Ya Rasulallah biz onlara karşı savaşmayalım mı? dediler. Peygamber (SAV); "Onlar namaz kıldıkları müddetçe hayır" buyurdu. Başka bir rivayetteOnlarla savaşmayalım mı? dediler: Nebi (SAV); "Namazı kıldıkları müddetçe hayır" dedi kaydı bulunmaktadır. (Tirmizi, Fitne, 2191)
Avf b. malik hadisinde ise; "Denildi ki; Ya Rasulallah, onlara karşı silahla savaşmayalım mı? Allah Rasülü: "Aranızda namazı ikame ettikleri sürece hayır" dedi.(Müslim, İmara, 3447)
Hadiste geçen namazı ikame etmek sözü ile İslâm'a ait tüm hükümleri uygulamak kastedilmektedir. Burada kullanılan ifade biçimi parçayı zikrederek bütünü tanımlama cinsinden bir ifade şeklidir. Ubade b. es-Samit hadisi ise"Açık küfür içerisinde olduklarına dair Allah katında onlara karşı kullanabileceğimiz kesin bir delil bulunmadıkça ulu'l emirle savaşmayacağımıza söz verdik" Açık küfür ifadesi Taberani'de; şeklinde geçmektedir. Ahmed b. Hanbel'in rivayetinde ise; "Sana apaçık günahı emretmediği müddetçe" tabiri yer almaktadır. ( Ahmed b. Hanbel, Ensar, 21675)
Tüm bu hadisler Allah katında kesin delil olarak gösterebileceğimiz şekilde idareci, küfrünü açıkladığında ya da küfür hükümleri ile hükmettiğinde idareciye karşı çıkıp onunla silahlı mücadeleye girmenin farziyetine işaret etmektedirler.
Ancak idareciye kaşı silahla karşı çıkmanın ve onu idarecilik makamından uzaklaştırmanın farz olabilmesi; zannı galip yolu ile de olsa idareciyi ortadan kaldırmaya gücünün yeteceği kanaatının varlığına bağlıdır. Zira hem münkeri ortadan kaldırılması için el (güç) kullanılması hem de küfür hükümlerini uygulayan idareciye silahla mücadeleye çağıran hadislerin hükümleri güç yetirme şartına bağlanmıştır. "Eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle kötülüğü ortadan kaldırmaya çalışsın" (Müslim, İman, 70) ibaresi gereği eğer güç yetmiyorsa bu durumda idareciye karşı silah göstermek ve onunla savaşmak vacib değildir. Bu durumda yapılması gereken, kuvvet hazırlamak yahut güç sahipleri ile yardımlaşmaktır. İdareciyle mücadeleye yeterli güç toplandığında yine mücadele ve kıtal vacib olur.
Küfrü açıkça görülen devlet başkanına karşı silahlı mücadeleye girmenin önemli şartlarından birisi de yaşanan yerin İslâm hükümlerinin tatbik edildiği Darü'l İslâm olmasıdır. İslâm hükümlerini uygulamaktayken birden bunları bırakıp yerine küfrün hükümlerini uygulamaya koyan yönetici ile fili mücadele şarttır. Zira hem Ubade b. es-Samit hadisinde hem de Taberani'nin rivayetinde ki "şayet açık bir küfür görürseniz" tabirinden önceden olmadığı halde sonradan yönetici de küfür açığa çıkarsa anlamı çıkmaktadır. Yani İslâm'ı uygulamakta olan yönetici İslâmi hükümleri uygulamayı terkedip açıkça küfür hükümlerini uygulaması durumunda yönetici ile savaşmanın farz olduğu anlatılmaktadır.
Ülke Darü'l Küfürse ve İslâm'ın hükümleri yürürlükte değilse, küfür hükümlerini ve bu hükümleri müslümanlara tatbik eden idarecilerin ve rejimin ortadan kaldırılması; İslâm devletini kurmada ve İslâm hükümlerini uygulamada Rasulullah (SAV)'in takip ettiği yola uyarak nusret talebi (yani değişim için güç sahiplerini kazanma) yolu ile olur.
devamı için:
http://islamdevleti.info/kitaplar/minhac/02.htm
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
aynısı sizin içinde geçerli .
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.



Şimdi hizbuttahrir, akp nin iktidardan gitmesini isityor mu?

Evet ya da hayır.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Emri bil maruf hangi şartlarda yapılır hangi şartlarda terk edilir? Bu konuyu iyi bilmeniz lazım.


Ebu hanzala emri bil maruf yaptı ve içeri atıldı.

Bunu gördükten sonra hala emri bil maruf yapmanın kime faydası var?

haccacı zalime sahabeler nasıl davrandı?

O dönemi bir daha okuyun.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
İslam dini öyle bir dindir ki her meselenin çözümü vardır. Yeter ki iyice okuyup anlaşılsın.

İmam Malik hazretlerinin, döneminde devlet idarecilerine karşı çıkanlara yaptığı tavsiyeleri okuyun.
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
sayın lafons7275 siz rasulün hayatını ve diğer peygambelerin hayatını, Allah'ın müslümanım diyenden taleblerini, dünyanın ne olup ne olmadığını, kısacası rasulün verdiği bakış açısını vehn hastalığından kurtularak, ihlas ve teslimiyet ile bir okuyun... yaşadığımız gibi inanmayacağız, yada yaşadığımız hayata rasülü delil getirmeyeceğiz, rasülün hayatını örnek alacağız,hayatımızı rasüle göre şekillendireceğiz. kur'an'ı kendimize değil, kendimizi kur'an'a göre şekillendireceğiz.... bilmem anlatabildim mi naslar açık.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
sayın lafons7275 siz rasulün hayatını ve diğer peygambelerin hayatını, Allah'ın müslümanım diyenden taleblerini, dünyanın ne olup ne olmadığını, kısacası rasulün verdiği bakış açısını vehn hastalığından kurtularak, ihlas ve teslimiyet ile bir okuyun... yaşadığımız gibi inanmayacağız, yada yaşadığımız hayata rasülü delil getirmeyeceğiz, rasülün hayatını örnek alacağız,hayatımızı rasüle göre şekillendireceğiz. kur'an'ı kendimize değil, kendimizi kur'an'a göre şekillendireceğiz.... bilmem anlatabildim mi naslar açık.
Resulun dönemini 2 açıdan değerlendireceksiniz.

1. İslamın güçsüz olduğu dönemdeki Resulun uygulamaları

2. İslamın güçlü olduğu dönemdeki uygulamaları.
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Resulun dönemini 2 açıdan değerlendireceksiniz.

1. İslamın güçsüz olduğu dönemdeki Resulun uygulamaları

2. İslamın güçlü olduğu dönemdeki uygulamaları.
Mekke dönemi, Medine dönemi!!!
nasıl incelerseniz inceleyin!
rasülullahın güçsüz olduğu dönemlerde herhangi bir yasağı çiğnediğine dair hiçbir delil yoktur, kendisine idarecilik birer sene ara ile verilmesine rağmen reddetmiştir.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Puanları
83
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.



Şimdi hizbuttahrir, akp nin iktidardan gitmesini isityor mu?

Evet ya da hayır.
@leylinur sadece işimize gelen soruları değil lütfen bu soruyu da cevaplayın.

“Hakkı söylemeyen / haksızlık karşısında suskun kalan şeytandır.”
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Şimdi hizbuttahrir, akp nin iktidardan gitmesini isityor mu?

Evet ya da hayır.
Tabi ki gitmesini istiyor! çünkü Hizb-ut Tahrir iktidarı, otoriteyi halifenin almasını istiyor....
onun içindir ki; Mursi'yi de desteklememiş, hilafeti öğütlemiştir...
HİZB HİÇBİR DEMOKRATİK PARTİYİ DESTEKLEMEZ...
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0

Daha önce bu üslerden kalkan Amerikan uçakları, Irak ve Afganistan’da yüz binlerce çocuğumuzu katletti, kadınların namuslarını kirletti, kutsallarımızı çiğnedi, Kur’an’ı Kerimi yırttılar. Unuttunuz mu?
Vallahi ve billahi, bu savaşın IŞİD’e ve Esed’e karşı değil de, samimi muhlis gruplara ve Hilafet isteyen Suriye halkına karşı yürütüldüğünü bilmeyen kaldı mı?
O halde Ey Hükümet ve Askeri yetkililer; Nasıl olur da, bizim üstlerimizden kalkacak ABD ve Haçlı Koalisyon uçakları ve hatta Türk jetleri IŞİD bahanesiyle Amerika'nın kirli siyasetine alet edilebilinir. Allah aşkına gelin bu hatadan dönün! Binlerce masum Müslümanın vebalinden korkun!

 

hikemiyat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
3 Ağu 2014
Mesajlar
752
Puanları
0
Ebu Saîd el-Hudrî’nin aktarımına göre, Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu:
“Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz/onların inançları ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir keler deliğine girecek olsalar siz de onları takib edeceksiniz.”

(Hz. Peygamberin gelecekle ilgili bu ürpertici açıklaması üzerine biz sahâbîler) sorduk: Ya resûlellah! (İzlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahûdiler ve Hıristiyanlar mı olacak?

Şöyle buyurdu: “Ya başka kimler olacaktı?” (Buhari, Enbiya 50; Müslim, İlm 6)


"Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Âyâ, Avrupa'nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz?" / Bediüzzaman


İngiliz siyasetinin hassa-i mümeyyizesi (ayırıcı özelliği), fitnekarlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikap etmek, yalancılık, tahripkarlık, hariçte menfiliktir. Fenalık ve ahlak-ı seyyie siyasetine vasıta olduğu için, her yerde ahlak-ı seyyieyi himaye ederek teşci eder

Neden bu kadar İngilizlerden nefret ediyorsun, musalahasını (uzlaşmasını) da istemiyorsun?” sualine karşı verdiği cevap ise çok manidardır: “Sebep bir değil bindir. Bana en ziyade şedit görünen, manen ahlakımıza vurduğu darbedir. Çekirdek halinde olan secaya-i seyyieyi (kötü vasıfları) içimizde inkişaf ettirdi. Hayatın yarası iltiyam bulur (iyileşir); izzet-i İslamiye, namus-u millinin yarası pek derindir. Edirne Camii’nde (Edirnekapı Camii), bir İslam hocasının lisanıyla, Venizelos gibi şeytan zalime dua ettirdi. Merkez-i hilafette (İstanbul’da) Müslümanlar lisanıyla hizbüşşeytan olan İ. G. Z., Yunan askerlerini halaskar (kurtarıcı), tathirci (temizleyici) ilan ve karşısındaki güruh-i mücahidini cani, zalim söylettirdi.


NOT: Dünün ingiliz siyasetinin yerini onların akrabaları olan ABD aldı/Hikemiyat


NOT: Ülkemizdeki üsleri ABD ve Batı ülkelerine açan yöneticilerimiz, üslerden kalkan uçakların attığı bombayla bir tek masum müslüman öldüğünde , bunun hesabını nasıl verecekler? Kaldiki bu bombardımandan onbinlerce müslümanın ölme durumu sözkonusu olduğu gibi, islam düşmanı siyaseti güden ESED ve PYD ninde güçlenmesi sözkonusu.Allah yöneticilerimize feraset versin.amin.
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
“Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti Medya Bürosu” adıyla internet siteleri ve haber ajanslarına geçilen açıklamada “Bu anlaşmaya imza atan Hükümete ve silahların yönünü Müslümanlara çeviren TSK'ya sesleniyoruz!” denildi.

“Vallahi ve billahi, bu savaşın IŞİD'e ve Esed'e karşı değil de, samimi muhlis gruplara ve Hilafet isteyen Suriye halkına karşı yürütüldüğünü siz de biliyorsunuz” denilen açıklama şöyle:

“Ey Yöneticiler! Ey Askerler!

Bizler, ABD'nin Suriye'de sürdürdüğü bu küresel savaşı kime karşı yaptığını biliyoruz. Bu savaş kesinlikle Bağdadi'nin eli kanlı örgütüne karşı yapılmıyor. Bu savaş halkını, devrimini ve onurunu Amerika'ya satmış ve onunla müttefik olmuş gruplara karşı da yapılmıyor. Çünkü bunlar Suriye devriminin Raşidi Hilafet ile sonuçlanmasının karşısında durdular. Çünkü bunlar devrime büyük zarar veren fitne ateşini yaktılar, körüklediler ve hâlâ da körüklüyorlar.

Bu savaş, İran ve Onun Lübnan'daki partisinin Suriye'de Müslümanları katleden güçlerine karşı da yapılmıyor. Bu savaş, Katil Esed rejimine karşı da yapılmıyor. Çünkü bu ikisinin ABD'nin dostu olduğunu artık dünya âlem biliyor. Yoksa siz bunları bilmiyor musunuz? Vallahi ve billahi, bu savaşın IŞİD'e ve Esed'e karşı değil de, samimi muhlis gruplara ve Hilafet isteyen Suriye halkına karşı yürütüldüğünü siz de biliyorsunuz. O halde yüzlerine bakarak konuştuğunuz Müslüman halka niçin yalan söylüyorsunuz? Daha önce gizli ve aşikâr kullanımına izin verdiğiniz bu üslerden kalkan Amerikan uçakları, Irak ve Afganistan'da yüz binlerce çocuğumuzu katletti.

ABD'nin o dönem Dışişleri Bakanı olan melun kadın, daha dün bunu itiraf etti. Yoksa siz duymadınız mı? İki yıl önce İncirlik'te sarhoş Amerikan askerleri kışladaki Camimize girerek kutsalımızı çiğnediler, Kur'an'ı Kerimi yırttılar. Unuttunuz mu? O halde Allah aşkına gelin bu hatadan dönün! Amerika'nın kirli siyasetine zemin hazırlamaktan başka bir şey yapmayan IŞİD üzerinden kurulan bu kirli tuzağı görün! IŞİD bahanesiyle öldürülecek binlerce Müslümanın vebalinden korkun!

Genel olarak Müslümanlara özel olarak ise İslami kurum ve kuruluşlara da sesleniyor ve şöyle diyoruz. İslami beldelerde ve Müslümanların topraklarında kâfirlerin ayak izlerinin bugün hala görünüyor olması tüm ümmet için büyük bir utançtır ve bu durum şer'an haramdır.

Hiçbir Müslüman bu temiz ve pak topraklarda kâfir askerlerinin varlığına tahammül etmemelidir. Nasıl olurda üslerimizin ABD ve Haçlı Koalisyonunun uçaklarına açılmasına sessiz kalınabilir? Nasıl olurda, 2011'den bugüne kadar Suriye Devrimini muhlislerin elinden çalmak için her türlü kirli melaneti işleyen terör devleti ABD ile Türkiye'nin bu konudaki anlaşmasına göz yumulabilir? Nasıl olurda, bizim üslerimizden kalkacak ABD ve Haçlı Koalisyon uçaklarının ve hatta Türk jetlerinin IŞİD bahanesiyle muhlis mücahitleri ve masum Suriye halkını bombalamasına rıza gösterilebilir.

ABD'nin son on yıldır beldelerimizi sömürmek için uydurduğu "İslami Terörizm" yalanının peşine takılan ve bunu iç siyasette istismar ederek kullanan hain yöneticileri hiç mi uyarmayacaksınız? Onlara hiç mi nasihat etmeyeceksiniz? Eğer ki sizin tüm uyarılarınıza rağmen halen daha o yöneticiler kâfirlerin kayığına binmeye devam ederlerse hiç üzülmeyin. Allah'ın yardımı ile çok yakında kurulacak olan Raşidi Hilafet hüznünüzü sevince çevirecektir. O halde daha ne duruyorsunuz? Hilafet için çalışmayacak mısınız?”
 

hikemiyat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
3 Ağu 2014
Mesajlar
752
Puanları
0
Hizbut-Tahrirden başka üslerin kullanımının haçlı/ABD/Batı ülkelerine açılmasına karşı çıkan islamcı kuruluşlar yokmu, varsada seslerini duyamadık..Biz hala Türkiyede islamcılık ölmedi , belki uykuda diye umud ediyoruz..
 
Üst