Bu Çocuk Kime Benzedi?

ziruh

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
22 Kas 2007
Mesajlar
5,243
Puanları
0


Birçoğumuz zaman zaman bu soruyu kendimize sorup endi­şelendiğimiz anlar olmuştur. Ancak, unutmayalım ki çocuğu­muzun kişilik gelişiminde temel taşları oluşturan unsurlar­dan en önemlisi bizleriz. Gelin hep birlikte aşağıdaki kri­terlere göre nasıl bir aile olduğumuza ve varsa yaptığımız yanlışlara hep birlikte göz atalım.


Baskıcı Aileler

Kurallar vardır, çocuğun doğal hareketliliği, öğrenmeye yönelik davranışları kısıtlanır. Çocuk ile anne-baba arasın­daki ilişkide korku hakimdir. Ten teması çok az ya da yok­tur. Söz hakkı hep ebeveynindir. Şiddet olabilir. Baskıcı bir aileye sahip çocuklarda kişilik gelişimi şöyledir.
içine kapalı, sessiz, otorite olduğu zaman kurala uyan, aksi halde uymayan (otokontrol gelişmemiş), kendi kararım kendi veremeyen birevler yetişir.


Aşrı Hoşgörülü Aileler

Kurallar yoktur, çocuğun egemenliği söz konusudur, ceza yoktur, çocuk anne babavı kontrol altına almıştır, karar ço­cuğundur. Aşırı hoşgörülü ailelerde ise kişilik gelişimi şöy­ledir.
Bencil, her istediğinin yapılmasını isteyen, uyumsuz, so­rumsuz, kuralları kabul etmeyen, kullanmayı düşünen, daha popüler olanları kıskanan bireyler yetişir.


Koruyucu Aileler


Çocuk sürekli kontrol altındadır, engelleme vardır, sevgi vardır, çocuğun yapabileceği davranışlar anne ve baba tara­fından yapılır.
Böylece bağımlı, kendine güveni olmayan, girişim gücün­den yoksun, sorumluluk almayan bireyler yetişir.


İlgisiz Aileler

Çocuğun sorumluluklarından kaçınma vardır, çocuk bakımı için gerekli olgunluğa sahip değildirler, genç evliliklerde daha çok ortaya çıkar, çocuğun beklenen cinsiyette doğma­ması da ilgisizliğe neden olur.

Sevgisiz, reddedilen, itilen, güvensiz, insanlara öfke du­yan, dikkat çekmek için olumsuz davranışlar geliştiren bi­reyler yetişir.

Çocuklarımızın sağlıklı, topluma yararlı birer insan ola­rak yetişmesi bizlerin ellerinde. Bunları birkaç başlık al­tında toplamamız ve uygulamamız çok zor olmasa gerek.


Babalar Çocuklarıyla Uyumlu Bir İletişim Kurabiliyor mu?

Son zamanlarda bilim adamlarının görüşlerine göre; bir bebeğin gelişiminde anne kadar babanın da rol alması kaçı­nılmaz. Bir insanın bebeklikten okul çağına kadar geçirdiği dönemlerde anne kadar babaya da ihtiyacı var. Günümüz şartları her ne kadar çok çalışmayı gerektirse de dünyaya bir canlı getiriyorsak, onun ihtiyaçlarını her yönüyle karşı­lamak durumundayız. Özellikle baba modelinin çocuk üze­rinde etkilerini düşünecek olursak...


Gelişim süreci içinde başarılı, sosyal etkileşim, yeterli öz­güven ve kendi kendini disipline etmek gibi özelliklerin ka­zanılmasında başarılı bir baba modeliyle kurulan özdeşimin önemi tartışılmaz. Baba modeliyle kurulan özdeşimin okul başarısı üzerinde dahi olumlu etkileri vardır.

Ayrıca cinsel kimliğin kazanılmasında özellikle erkek çocuklar için baba özel bir anlam taşır. Baba modelinin yetersizliği cinsel kim­lik karmaşasına neden olabilir. Babalar çocuğu büyütme gö­revini anneye bırakmak yerine sorumluluğun bilincinde ha­reket ederek çocuğun ihtiyacı olan birlikteliğe ortam hazır­lamalı, onunla ortak faaliyetlere girişerek, ortak ilgi alan­ları bulmalıdır. Ortak ilgi alanları neler olabilir?


Balık tutmak, maça gitmek, tiyatroya gitmek, alış verişe gitmek. Ortak ilgi alanlarında haz duyup, bunu çocuğa his­settirmek ve yaşatmak baba ile arasındaki iletişimi güçlen­direcektir. Çocuğun uyarılması zenginleştirilmiş bir çevre ile sağlanır.

Yeni doğan bebekler için beşiğe konan renkli ve sesli oyun­cak, onu kucağına alıp sevmek, okul öncesi çocuğu için sinema tiyatro veya balığa gitmek, oyuncaklarla oyun, ten teması, onun sorunlarını yanıtlamak; okul çocuğu için ise müze, kon­ser gezileri ve seviyesine uygun sinema, tiyatro, birlikte ya­pılan sohbetler babaların çocukları ile iyi bir iletişim kura­bilecekleri yollar olarak özetlenebilir.


İdeal Tutum

Çocuğun da kendine özgü hakları vardır, saygı duyulması gerekir.

Çocuğa söz hakkı verilmelidir.

Bedeni ceza yerine, gerektiğinde mahrum bırakma uygu­lanmalıdır.

Çocuğa sevgi gösterilmelidir.

Çocuğa alabileceği sorumluluklar verilmeli, yapması is­tenmelidir.

Çocuğa yaptığı yanlışlıklar anlatılmalı, bunların sonucuna katlanmayı öğretmelidir. Anne-baba kendisinden ödün vermemelidir.



Dr.Nihat Kaya
 
Üst