Bize bir Gemuhluoğlu lazım | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Bize bir Gemuhluoğlu lazım

mostar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
1,011
Puanları
0
YA NASİB!

Bize bir Fethi Gemuhluoğlu lazım!
Kâmil Yeşil, Fethi Gemuhluoğlu'nu hatırlattı, güzel hatırlattı. İyi de Gemuhluoğlu'nu biraz örnek alsak olmaz mı?!

19 Haziran 2009 Cuma 17:53
Bazen ne kadar talihsiz ve de nasipsiziz, diyorum. İyi insanlar biz dünyaya gelmeden önce iyi atlara binip gitmişler. Bu mezbeleliği de bize bırakmışlar. Bize de o iyi insanların adını, sanını öğrenmek kalmış. Kabukla yetiniş. Kabuktan tanıdığım, ancak ruhen ülfet etmek istediğim adamlardan biri Fethi Gemuhluoğlu’dur. Bu yazı için oturmadan evvel Dostluk Üzerine’yi tekrar elime aldım. 84 yılında Erzurum’da almışım. Fakülte ikinci sınıfta iken. Fethi Bey dünyasını değiştirmiş, aradan 7 yıl geçmiş ve biz onu kitaptan tanıyoruz. Size bir şey söyleyeyim mi? Müslümanın Müslümana olan şahitliğinin önemini bu kitap öğretmiştir bana. Sadece içindeki insanların Fethi Bey hakkında olan şahitliğinden bahsetmiyorum, kimlerin kimlere şahitlik ettiğinden de bahsediyorum. Bundan dolayı bir kişinin ardından hangi gazete veya dergilerde, kimler taziye yazmış bunu çok önemsiyorum.
Eğer, Dostluk Üzerine’de Rasim Özdenören, Akif İnan, Mehmet M. Yenigün, Necip Fazıl, Zübeyir Yetik imzalarını görmeseydim bu kitabı almayacaktım. Bundan ötesi var mı?
Çünkü biz daha Bağlanma’yı okumamıştık, Bağlanma’nın bir tavır adamından başka bir tavır adamına ithaf edildiğini görmemiştik daha. Fethi Gemuhluoğlu da yazar-çizer takımından değildi. Nasıl tanıyacaktık? Dostluk Üzerine’den sonra yayımlanan Gerçek Olan Aşktır’la anladık ki Fethi Gemuhluoğlu üzerine yazı yazanlar bu kitapla sınırlı değil.
Şunu gördüm ki Dostluk Üzerine konuşan Fethi Gemuhluoğlu bir hâl ehlidir, takva adamıdır, ümmet bilinci son derece gelişmiş bir mü’mindir, edebiyatın, sanatın iyisinden, hasından anlayan birinci sınıf bir sanatkârdır. (Şiir okuyucusu gizli bir şairdir demez mi İsmet Özel?). Yazmaktan ziyade yaşamayı ve yaşatmayı seçmiştir. Nerde kaliteli bir sanat eseri, bir hikaye, bir şiir okumuş; derhal onun yazarını aramış, bulmuştur. Onunla ilgilenmiştir.

Biat- bağlanma- Pakdil!

İş bulmadan burs vermeye, tayinden harçlığını paylaşmaya kadar kendini vakfetmiştir. Evet, Fethi Gemuhluoğlu bir vakıf insandır. Kendini bütünüyle vakfetmiş bir insan. İlm-i ledün sahibi. Onunla tanışıp da onu sevmeyen ve saygı duymayan bir tane kul yok. O’nu Allah’ın sevdiğine bir işarettir bu. Dostluk Üzerine. Kim bu dost? Mağara arkadaşı tabii ki. Hicret’te öldürülmek üzere iken Hz.Resul’ün yatağında yatan tabii ki. Ama o Resul şöyle demiştir: “İçinizden birini dost seçseydim, (Hz.) Ebubekir’i seçerdim.” Oysa o insanlardan dost seçmedi ve ölürken şöyle dedi: “Er’Refîku’l â’lâ’ya” (Yüce Dost’a) İki türlü Allah dostu vardır, dostlar. 1. Allah’ın insanlar içinden kendisi için seçtiği dostlar. 2. Dost olarak sadece Allah’ı seçenler. Bana öyle geliyor ki Fethi Gemuhluoğlu, Allah’ın kullar arasından seçtiği dostlarından idi. Nuri Pakdil’in Bağlanma’yı ithaf ettiği bir insanı düşünsenize. Nasıl bir insan olabilir acaba o kişi? Hem ne demek bu bağlanma? Nerede kullanılır? Tabi ki tarikatta. İntisab: Tasavvufi ve dini anlamıyla ‘rabıta’yı ve ‘biat’ı içeren bir gönül ilişkisidir. Kendiliğinden gerçekleşir. Bu tabi ki aşkla ilgili bir husustur. Evet, bir aşk adamıdır Fethi Gemuhluoğlu. 24 saat aşk hâlindedir o. Onunla görüşüp de onun vecdine kapılmayan yok. Yani ki dostlar, Fethi Bey’i anlamadan Pakdil’i anlayamazsınız.

Bir bebeği görmenin huzurunu unutulmayacak şekilde duymak!
İsmet Özel’in şahadetiyle “Kendi kuşağı içinde en sağlam çizgiyi aktarabilenlerdendir. Nefis putuna karşı amansız bir mücadele verip, bu savaştan galip çıkan biridir.” İsmet Özel şöyle devam ediyor: “ Kişiliğinin bu yönü beni sarmış, beni ona bağlamıştı. Ufku tavsiyelerine uygun davranmamı gerektirecek genişlikteydi. Günlük fıkra yazmam konusundaki kırgınlığını giderecek fırsat ortaya çıkmadan göçtü. Eyvah, ama yine de onun hoşnut olacağını umduğum biçimde yürüteceğim işlerimi, Allah’ın yardımıyla. Hasan Sacit’i görmüş olmaktan duyduğu huzur, bana bir armağan olarak kaldı.”
“Varayım gideyim Urumeline”yi dilinden düşürmezmiş Fethi Bey. Fethi Bey: Gönülleri fethetmiş bir Allah dostu, bir aşk eri. Onunla sohbet edenlere bu aşktan mutlaka bir kıvılcım düşmüş. Hatta bazısında yangın da çıkarmış bu kıvılcım.
"Fikir sakası!"

Bazı adamlar vardır size aşk yerine gerilim yükler. Kitabıyla bile yapar bunu. İsim vereyim mi? Haydi vermeyeyim. Etrafa kızarak, hınçla bakarsınız, Bayram kutlamayı bile istemezsiniz onu okuyunca. Evlilik düşünmezsiniz. Bazıları da aşk yükler: Her şeyin o hâliyle iyi olduğunu düşünürsünüz. Olanda hayır vardır, dersiniz. Neylerse güzel eyler, dersiniz ki Fethi Bey bu ikincilerdendir. Üstat Necip Fazıl onun için “fikir sakası” demiş. Fethi Bey ile ilgili en açıklayıcı bilgilerden birazını Yaşamak’ta buluyoruz. Zarifoğlu’nun Yaşamak’ında.
Velhasıl bu çürümüş, kokmaya yüz tutmuş dünyada bize bir Fethi Gemuhluoğlu lâzım dostlar.
 

ıtri

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
30 Ağu 2009
Mesajlar
1,235
Puanları
0
Yaş
34
Gemuhluoğlu değil sadece bize lazım olan.
Daha kimler kimler var.
Allah razı olsun onlardan, bir gönül erleri ki hayatlarını doludolu yaşamışlar.
Gemuhluoğlu'nun kıymeti öldükten sonra daha iyi anlaşımıştır.
O zaman ölenleri hayırla yad ederken bir taraftanda çağımızdaki güzel insanları arayıp bulacağız.

Bu kitabı okumam lazım diyorum.
Diyorum ama sırada o kadar çok kitap varki.
Ve şu internet kitaba ayrılan zamanı biraz daha azalttı.
Ya Nasib...
 

mostar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
1,011
Puanları
0
ısrarla tavsiye ettiğim kitaplardan,internette haybeye giden vakitlere keffareten...
 

mostar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
1,011
Puanları
0
Tek başına bir ordu

Tek başına bir orduydu

Tek başına bir orduydu 02 Kasım 2010 - 12:28:59
Fethi Baba'yı anmak yerleri de gökleri de sağaltır...
Ekim ayını uğurladığımız soğuk bir sonbahar gününde, Hanımlar İlim ve Kültür Derneği’nin hazırladığı FETHİ GEMUHLUOĞLU’nu anma programında ısıttık üşüyen gönüllerimizi. Haseki’de bulunan tarihi mekanın kapısında, güleryüzüyle, programın organizatörü Esranur Olgaç Hanımefendi karşıladı bizleri. Bu karşılama merasimi, bundan sonraki üç saatin nasıl geçeceğinin de haberini veriyordu bizlere.
Kısa adı HİKDE olan dernek, 1635 yılında 4.Murat’ın sadrazamı Bayrampaşa tarafından inşa edilmiş olan Sadrazam Bayrampaşa Medresesi’ nde faaliyetlerini sürdürüyor, çok değerli çalışmalara imza atıyor. İstanbul’un göbeğinde, şehrin kalabalığına ve gürültüsüne inat; nezih, sessiz , asude bir ortam… Henüz medresenin kapısından içeri girerken kendinizi zaman yolculuğuna çıkmış gibi hissediyorsunuz. Eski ile yeninin mezc olduğu müstesna bir mekan. Hasılı, anılan güzel, ananlar güzel, mekan güzel, vesile olanlar güzel….
Yeni Dünya Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mahmut Bıyıklı’nın latif sunumu ile gerçekleşen program, Fethi Gemuhluoğlu’nun hayatının anlatıldığı slayt gösterisi ile başladı. Necati öztürk hoca, üstadın en sevdiği surelerden olan Rahman Suresinin tilaveti ile ruhlarımızı mest etti. Programa konuşmacı olarak katılan, Görünmeyen Üniversite’nin müellifi Ersin Nazif Gürdoğan Hocamız, bizi maziye , üstadla beraber geçirdiği günlere götürdü, duygulu anlar yaşamamıza vesile oldu, duygulandı duygulandırdı.
Başarılı olmanın çevre ile bağlantısına dikkat çeknen Nazif Hoca, sınırlarını aşamayan insanların gönüllerindeki zenginlikleri dışarı çıkaramayacağının üzerinde durdu. Üstadın büyük şehirde yaşamaya çok önem verdiğini, hayaller ile yaşanılan mekan arasında çok sıkı bir bağ olduğuna inandığını vurguladı. ‘oku emri var ama yaz emri yok’ diyerek yazma orucu tuttuğunu, bunun yanında yazılan yazılarla ve yazarlarla çok yakından ilgilenip yazmaya teşvik ettiğini de dile getirdi. Fethi Gemuhluoğlu tek başına bir orduydu. Günah işlerken bile şevkle işlenmesi gerektiğini söylerdi. Dünyanın burnuna halka takmayı başaran nadir insanlardandı. Yoksul gibi yaşamayı erdem bilir ancak yoksulluktan kaçınırdı. Yirmidört saatte yirmibeş saat çalışmamız gerektiğini söylerdi.
Nazif Hoca’nın ardından söz alan eğitimci – yazar Hüseyin Akın ise , gençlik yıllarında Fethi Gemuhluoğlu’nun kendisi üzerinde bıraktı etkilerden söz ederek kendisi için Üstad’ın mihenk taşı oluşunu vurguladı. Üstadın, örgün eğitimden ziyade yaygın eğitime yönelik çalışmalar yaptığını ; insanın, gençliğin ve toplumun eğitimi hususunda daha hassas davrandığı dile getirdi. Son olarak ‘O, tek başına bir ordu idi’ diyerek sözlerini bitirdi.
Programda Fethi Gemuhluoğlunun yanısıra Nureddin Topçu, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu gibi isimlerin zikredilmesi de programın bereketiydi.
Kısa bir ney konseri ve şiir dinletisi de programın diğer güzelliklerinden idi. Üstad’ın mahdumu Ali Gemuhluoğlu’nun teşekkür konuşmasının ardından, Mahmut Bıyıklı HU diyerek programı hitama erdirdiğinde kimse yerinden kıpırdamadı.
Ve nihayet gönüllerimize , ruhlarımıza verilen ziyafeti midelerimize verilen ziyafet takip etti.
Yüreğimizde yeniden yeşeren umutlarla, dilimizde dualarla, yüzümüzde tebessümle ayrıldık o kutlu mekandan. Vesselam.
 

mostar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
1,011
Puanları
0
Oku emri var...Yaz emri yok.

Oku emri var yaz emri yok!

Oku emri var yaz emri yok!
Sadettin Ökten Hocamıza gönüller mimarı Fethi Ağabey’i sorduk…

Sadettin Ökten Hocamızla ne zaman hayırlı bir tesadüf üzere karşılaşsak kendisinin vahiyle mücehhez aklının zırhıyla gezinen o derviş yüreğinden, ruhumuzun önünde yürüyen örnek hayat abidelerine dair birkaç tatlı hatıra dinlemeden ayrılmamak artık bizim sünnetimiz haline geldi. Hoca’ya ayak üstü sıcağı sıcağına üç büyük devrimciyi sorduk. Özlü, hayatî cümleler kaldı hafızamızda. İşte onlardan biri de Salı günü vefatının 33. sene-i devriyesini idrak edeceğimiz Fethi Gemuhluoğlu üstadımız idi.


Hocam Fethi Fethi Gemuhluoğlu büyüğümüzle nasıl tanıştığınızı öğrenebilir miyiz?

Üniversiteyi iyi bir dereceyle bitirdim. Biraz da hakkım yenmeseydi birincilikle bitirebilirdim. Sonra asistanlık için bir teklif geldi. Anneme sordum. Annem tabiî ki ol dedi. Lisan imtihanına gireceksin dediler. Lisan bilmiyoruz. Nasıl öğreneceğiz dedim. Bunun en kolay yolu Marmara’da bir adam var. Lisanı çok iyi bilir. Eğer kabul ederse onun talebesi olursun, dediler. O kişi Mustafa Seçkin ağabeydi. Biz Mustafa ağabeyle lisan çalışmaya başladık. Bir ara ağabey işe girdi. Pekiyi ben ne yapacağım? dedim. Sen de işe gelirsin, dedi. Ben de Taksim de işe yanına gitmeye başladım. İşyeri Taksimde Fatin Rüştü Zorlu apartmanın altıncı katında bir yerdeydi. Bir masa bir patron bir Mustafa ağabey vardı. İşte orada oturan Patron Fethi Gemuhluoğlu idi.

Spor sergi sarayından emekli, olmuş. Odalar ve Borsalar Birliğinde sekreterlik yapıyor. Fethi Ağabey beni orada dört kollu çengi ile oynattılar, dedi. İşte orada Fethi ağabeyi tanıdık. Daha doğrusu kendimizi tanıdık. Orada başlayan bir maceramız oldu. Yurtdışına gitmeye karar verdiğimde Bir çocuk var bizim hanıma bırakıp gidiyorum aklım burada kalacak. Bana dedi ki ‘hiç endişe etme, Allah onları korur, seni de korur. Ancak hava meydanına inerken üç ihlâs bir Fatihayı bol bol oku’’ dedi. Kimin ruhuna yollayayım, diye sordum. Sen kime yollayacağını iyi bilirsin, dedi. Biz Kenedy havalanına indik. Başladık okumaya. Şimdi nereye girsem çıksam sürekli okurum.

Dostluk üzerine konuşurlarken orada mıydınız hocam?

Evet. O devlet bize nasip oldu elhamdülillah. Orada sohbete muazzam bir selamlamayla girmişti. O konuşması aslında bir veda konuşmasıymış. Orada ben otuz sene söz orucu tuttum demişti. Tabii biz onu tam anlamamışız. O zaman. Ayette cenabı Meryem’in söz orucunu okuyunca anladık. Fethi Bey’in konuşması herkesi sarsardı. İnsanları esir alırdı. Cenabı Allah ona sen konuşma buyurdu. Emre uyuyor ve konuşmuyordu. Niye yazmıyorsun denilince, “Oku emri var yaz emri yok” diyerek gülerdi bunun için.


Çok doğru sözlü olduğunu biliyoruz. Her şeyi olduğu gibi söylermiş…

Doğru. İlginç bir adamdı merhum. Mesela beni zaman zaman methederdi. Aman ağabey ben de buyurduğunuz hal yok deyince biliyorum Sadettinciğim ‘olasın’ diye söylüyorum, derdi.

Hocam, kendilerinin en mümeyyiz vasfının Ehli beyt muhabbeti olduğunu biliyoruz. Siz buna şahit oldunuz mu?

Evet. Ehli beyit muhabbeti muhteşemdi. Söze sığmaz. Kırmızı bir defteri vardı. Sevdiği şiirleri oraya yazardı. O defterinden Hz Ali’den özdeyişler okurken ağlardı. Muharrem ayı geldi mi zaten bir aşk fırtınası olurdu yakardı ortalığı. Muharrem geldi mi üç aylar girdi mi kimse tutamazdı onu. Ağlamaktan utanır ama kendini tutamaz yine ağlardı. O ayrı bir deniz ayrı bir okyanustu. Efendilerine sarsılmaz bir aşkla bağlıydı Ahmet Tahir Efendi Türbedar Ahmet Amiş Efendi, Özeren Efendi. Bir gün dedi ki biz Cuma günü Fatih Caminde sabah namazında buluşuyoruz Rahman Suresini okuyoruz sonra kahvaltı yapıp pehlivan tefrikası okuyoruz abdestini al gel dedi. Unutulmaz bir gün yaşamıştık. Anlatılmaz. Hakikaten Ehl-i Beyt muhabbeti muhteşemdi.


Çok teşekkür ediyoruz hocam.

Ben de teşekkür ederim. Varolun.



Mehmet Bıyıklı
 

mostar

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
6 Ara 2009
Mesajlar
1,011
Puanları
0
İsmet yarın sabah seni beklerim

İsmet yarın sabah seni beklerim 24 Kasım 2010 - 18:52:24
İsmet Özel’in Fethi Ağabey’in ardından Yeni Devir’de yazdığı ilk cümlelerdi…
İsmet Özel’in Fethi Ağabey’in ardından Yeni Devir’de yazdığı ilk cümlelerdi bunlar…

Eyvah!

Madem vuslattır müslümanın öte dünyaya göçmesi, bize dua etmekten başka bir davranış yakışmaz.

Bir gazete ilanı: Artık Dünyamızda Değildir. Sevgisine bu dünyanın ölçüleri, boyutları içinde muhatap olamayacaksınız. Artık şaşıramayacaksınız söylediği bir sözden. Derinliğine hayran olduğunuz anlayışına dalmanız için elinizden bu dünyanın fırsatları alındı.

İrtihal-i dar-ı beka.

Yaşadığımız dünya içinde birkaç hususta birkaç sonuca vardığımızı görsün istiyordum. O zaman vekarla elini öpecektim. Bundan böyle yapacaklarımızın da onu hoşnut edeceğini umuyorum. Eyvah, diyorsam bu benim dünya karşısında, dünyevi endişeler karşısındaki zaafımdan herhal.

Bize kendi kuşağı içinden en sağlam çizgiyi aktarabilenlerden biriydi. Nefs putuna karşı amansız bir mücadele verip, bu savaştan galip çıkanlardan biriydi. Kişiliğinin bu yönü beni sarmış, beni ona bağlamıştı. Ufku, tavsiyelerine uygun davranmamı gerektirecek genişlikteydi. Günlük fıkra yazmam konusundaki kırgınlığını giderecek fırsat ortaya çıkmadan göçtü. Eyvah, ama yine de onun hoşnut olacağını umduğum biçimde yürüteceğim işlerimi, Allah’ın yardımıyla.

Hasan Sacit’i görmüş olmaktan duyduğu huzur, bana bir armağan olarak kaldı. Şimdi Nabi, mezuniyet konusundaki aceleciliğine yeni bir anlam verir, sanırım.
Anılar…Kızarmış ekmek ve peynir, kuşları azadetmek, bitirilmemiş, bitirildiği zaman büyük bir hüzün duyulacak şiirler.

-Fethi Ağabey gelmiş seni görmek istiyor.
-İsmet, yarın sabah seni beklerim.

İrtihal-i dar-ı beka.

Yeni Devir, 07.10.1977
 
Üst