Birbirimizi Sevmedikçe...

Zinnur£yn

 s î
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2009
Mesajlar
920
Puanları
0
...




Peygamberimiz (sav) buyurdu ki; "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş olamazsınız" [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi]

İpi kopan tespihin taşlarına benzetiliyordu İslam dünyası önceden. Şimdi o her tespih taşının da parçalanmaya yüz tuttuğundan söz ediliyor.

Büyük otellerin salonlarında diyanet yetkilileri, İslam'ın sevgi dini olduğundan söz ediyorlar. Ama yaşadığımız tablo hiç de öyle değil, hepsi kendisinin daha iyi Müslüman olduğunu iddia eden kişiler, birbirlerine kin besliyorlar. Sevgi toplumu nasıl kurulacak, işte cevabı;

Özellikle batı dünyasının son dönemlerde oluşturmaya çalıştığı 'Peygambersiz İslam' anlayışının sıkıntılarıdır bunlar. Hz. Peygamberin sevgi anlayışını örenebilseydik, bu gün yaşadığımız sıkıntıların yerinde kardeşlik hukukuna riayet eden Müslümanlarla örülü huzurlu bir toplumda yaşıyor olurduk. Evet, tekrar Hz. Peygamber'i hatırlayarak dertlerimize çözüm üretmemiz mümkün. Çünkü İslam, âşık olmayı emrediyor. Aşk'ın sözlük tarifine bakalım öncelikle; Vurgun, tutkulu, sevgili. Her an peygamberle birlikte yaşayan bir toplumda aşktan başka bir şey hüküm süremez.




Irkçığın çözümü de sadece İslam'dır

Sahabeden Ebu Zer (ra) bir gün, şaka yollu olarak, Bilal'e; "Ey kara kadının oğlu" diye hitap eder. Bilal (ra) o an bir şey söylemez ancak, Ebu Zer(ra)'ın bu sözü kalbini incitir, daha sonra durumu bir vesileyle Efendimiz (sav)'a söyler. Peygamberimiz (sav) kızarak, Ebu Zer (ra)'a, "Onu annesinin renginden dolayı mı ayıplıyorsun, demek ki sen de hala cahiliye ahlakı var" buyurur. Durum karşısında cahiliyeden olma korkusuna kapılan Ebu Zer (ra), gidip Bilal (ra)'ı bulur ve ayağının hemen yanına başını yere koyar ve şöyle der; "Ayağının altıyla yüzüme basmadıkça vallahi, kafamı yerden kaldırmayacağım"




Sıkıntılar ancak, sevgi toplumunun kurulmasıyla ortadan kalkar

Şuna inanıyoruz ki, Allah Resulü'nün, bir görevi de, bütün insanlık için 'yepyeni bir örnek toplum modeli' sunma göreviydi. O ideal olan bir toplum inşa etmekle görevlendirilmiş ve bu görevinde başarıya da ulaşmıştı. Sahabe toplumu, onlardan sonra gelecek tün insanlık için örnek ve ideal toplum olmuştu.

Peygamberimizin kurduğu bu örnek toplum; sevgi, şefkat ve rahmet toplumu idi. Bu toplumda cahiliyeden kalan, kin, nefret, haset, intikam, kan davası ve ırkçılık gibi birçok hastalık temizlenmiş ve dışarıda bırakılmış idi.




Peygamberimizin en sık yaptığı dua

Ebu Davud'da geçen bir hadise göre, Efendimiz (sav)'ın en sık yaptığı dualardan biri de; "Allah'ım... Kalplerimiz arasında sıcaklık ve ülfet meydana getir. Aramızdaki barışı temin eyle" duası idi.

Efendimiz (sav)'ın kurduğu İslam toplumu, Allah'a kulluk etmenin yanında Allah'ın kullarına sevgi, şefkat ve merhamet göstermeyi de emrederdi. Efendimiz (sav) Buyurdu ki; "Birbirilerini sevme, birbirlerine merhamet etme ve birbirlerine şefkat gösterme hususunda Müminler bir vücudun organları gibidir. Vücut organlarından biri rahatsızlık duysa diğer organlar, uykusuzlukta ve ateşli hastalıkta onun acısını paylaşırlar" [Buhari, Müslim]

Efendimizin bu hadisi, müminler arasında olması gereken, sevgi, merhamet ve yardımlaşmayı vurgulamasının yanı sıra, İslam toplumunun dayanışma ve işbirliği yapmasındaki mecburiyeti de göz önüne serer.




Sevgi karşılıklı mıdır?

Öncelikle bunu anlamak lazım; karşılıklı olan şey, alış-veriştir. Aşk, karşılıksızdır. Bir müminin diğer mümini sevmesi, karşılıksız yapılmalıdır. "Biz seviyoruz, ama onlar bize kin besliyorlar" demek doğru değildir. Bırakın onlar size kin ve nefret beslesinler, İslam'ın peygamberinin bize öğrettiği, sadece merhamettir. Sadece şefkattir. Sadece sevmektir.




Hoşgörü değil, şefkat!

Müminlere karşılıksız ve hesapsız sevgi beslemeyenlerin sonu, mümin olmayanları sevmeye varır. Buna dikkat etmek gerekir. Gerçek mümin, kim olursa ve ne yaparsa yapsın, kardeşlerini sevmekle yükümlüdür. Onlara yanlışlarını hatırlatmak da sevmenin bir çeşididir. Onlara öğüt vermek ve nasihat etmek de sevgi çeşididir.




Peygamberimiz, zalimlere sevgi göstermezdi

Gerçek mümin, kendisine yönelmese bile zalimlere karşı sert ve kararlı olmak zorundadır. İslam, bir kâfirin başka bir kâfire bile zulmetmesine izin vermez. Zalimin zulmü Müslümanlara dokunmasa bile Mümin kişi, ne olursa olsun zalime karşı olmak zorundadır. Bu inanış ecdadımızı, Hıristiyanların elinde zulüm gören Yahudileri kurtarmaya itmiştir. Müminin bulunduğu yer, Allah'ın kurallarının hüküm sürdüğü yerdir.




Allah'ın sevdiği kul nasıldır?

Müslümanlar olarak, en büyük arzumuz ve isteğimiz Allah'ın rızasını ve O'nun hoşnutluğunu kazanmaktır. Allah'ın sevdiği ve hoşnut olduğu kul nasıldır, bunu Ahmed bin Henbel'in Müsned'inde geçen bir Hadis-i Kutsi'den öğrenebiliyoruz.
Rabbimiz şöyle buyuruyor; "Benim sevgim şu kimselere vacip olmuştur;


1) Allah için birbirlerini sevenler,
2) Allah için bir araya gelip toplananlar,
3) Allah için birbirlerini ziyaret edenler,
4) Allah için birbirlerine cömertçe ikramda bulunanlar.




Sevgi toplumunu inşa edecek prensipler

Dünyada huzurun, ahirette de mutluluğun temel prensipleri işte bunlardır; Sevgi, beraberlik, ziyaretleşme ve hediyeleşme... Müminler tarih boyunca bu ilkelere bağlı kalarak yaşadıkları sürece dünyaya huzur getirdiler. İlim ve medeniyetin ışığı ve kaynağı oldular. İlk İslam toplumları ve devletlerinden bu yana bu hakikat hep böyle cereyan etti. Osmanlılar, bu hakikatlere bağlı kalarak yüzyıllarca Müslim - gayrı Müslim herkese, refah ve huzur getirdiler.


Ancak ne zaman, sevgi toplumunun bu ilkeleri terk edildi işte o zaman hem Müslümanlar için hem de bütün insanlık için kan, savaş ve gözyaşı başlamış oldu. Yeni bir dünyanın inşası için önümüzdeki temel esaslar bunlardır. Müslüman toplumlar arasındaki sevgi ve kardeşlik bağlarını yeniden kurmanın ilk yolu da, toplumun içindeki fertlerin kardeşliğini tesis etmek zorundayız.


-Millî Gazete-
 

MAV!M

muamma
İhvan Üyesi
Katılım
16 Kas 2009
Mesajlar
3,735
Puanları
0
.."sevelim sevilelim,dünya kimseye kalmaz.." demiş yunus..

kalmadıda.. kalmıycakta...

her halükarda sevebilmek duasıyla...

eyvallah arkadaşm.. Allah razı olsn güzel paylaşımın için:gul
 

Nur-uL Envâr

Enis ~
İhvan Üyesi
Katılım
20 Ara 2009
Mesajlar
1,885
Puanları
0
"Mü'minler, aralarında, duvarları birbirine destek veren bir bina gibidir"... (H.Ş)

Bu Düstur Üzere Yaşatsın Allah Bizi inşaAllah...


"Allah'ım... Kalplerimiz arasında sıcaklık ve ülfet meydana getir. Aramızdaki barışı temin eyle"

Bu Duaylada Bütünleştirsin...

Seni Seviyorum ...

CennetizLiM...
 

Zinnur£yn

 s î
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2009
Mesajlar
920
Puanları
0
Amin...





ALLAH sevdiklerini sevdirsin..
ALLAH sevdiklerine sevdirsin..
ALLAH sevdiklerinle sevindirsin..
ALLAH sevindirdiklerinle sevsin..
ALLAH’ı sevdirmekle sevilesin..

Sevenler, sevilenler, sevmeler, sevinmeler, sevindirmeler, sevinenler, sevindirenler sayısınca âmîn!
 

Nokta-ı Nazar

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
17 Ocak 2010
Mesajlar
22
Puanları
0
İslâmda Muaşeret (Güzel Geçinme) Adâbı vardır ..

hadis-i şerifde buyurulmuştur.

"Müslüman odur ki, dilinden ve elinden müslümanlar selâmette bulunur."

sevgi olmazsa buna riayet nasıl olabilri ki.......!
 

Zinnur£yn

 s î
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2009
Mesajlar
920
Puanları
0
EyvAllah...

Allah razı olacağı haller içinde sâbit eyleye...

:flw
 

MAV!M

muamma
İhvan Üyesi
Katılım
16 Kas 2009
Mesajlar
3,735
Puanları
0
Sevmek, sevgiyle yaşayabilmek; ömrümüz boyunca sahib olduğumuz cevherlerdir. Sevgi etrafındakiler için aydınlatan bir ışık, yıkayıp arındıran bir Rahmet, besleyip büyüten bir gıda, kazandırıp zengin eden bir sermaye demektir. Sevgi; ilahi bir tılsımdır. Girdiği her yere inanmayı, güvenmeyi, yardım etmeyi ve hoşgörüyü getirir. Sevgiyle yola çıkan her yolcu; engelleri aşar. Menzillere ulaşır. Aradığını bulur. Sevgi; bütün güzelliklerin tohumudur. Bizler sevgi dolu yüreklerle, tebessümlerle çevremize sevgi ışıkları saçarsak bizim bir sevgimiz bin sevgilere gebe kalır inşaallah. Sevgi fidanları büyüyüp muhabbet çınarları yetişir. Kökü sevgiyle beslenmiş gövdesi muhabbetle sulanmış bu çınarlar ise kolay kolay devrilmez toplumlar oluşturur. İlahi vuslatlara ererler.

Sevmek gönül işidir, sevmek her kişinin değil, er kişinin hakkıdır. Seven kişi her olaya sevgiyle, merhametle bakar. Her şeyde sevilebilecek bir güzellik görür. Hatta en çetin imtihanlar en zorlu kişilerde bile bunu Vedud olan Rabbim yarattı. O sevgi kaynağının yarattığı varlık nasıl kötü olabilir? Nasıl sevilemez diye merhamet eder. Ve her şeyi sever. Sevdiği için de Hz. Hamzanın ciğerini vahşice parçalayan Vahşi gibi tevbe edip birer sevgili olmaya and içen yürekler çoğalır.

Sevmeyenler ise yaşamayanlardır. Onlar ölü kalplerdir. Hayatı anlamsız ve tatsız duygularla bitkisel hayatta yaşarlar. Gönüllerinde sevgi yerine menfaat, kin, hırs, nefret beslerler. Bunun için de bulundukları ortamlarda anarşiye ve bunalıma düşerler. Etrafındaki en yakın insanlarla bile çatışma içindedirler. Yürekleri sevgiden mahrum oldukları için de hiç bir zaman güzellikleri göremezler. Nimetlere ulaşamazlar. Devamlı kısır dünyalarında egoistçe yaşarlar.

Sevgiyle yaşayarak, birer sevgi insanı olabilmek en çok özlenen şeyler.

Herkesi ama Rabbimin yarattığı herkesi istisnasız sevmeli, tanıdıklarımıza Seni seviyorum, bunun için de arıyorum, önem verip ziyaretine geliyorum, seviyorum, sevdiğim için de seccademde oturup Ganiyy olan Rabbimden isterken senin için de istiyorum desek, hastalandığında biz de onunla ağrı çeksek, işleri bir ucundan biz de tutsak. Mutlu olduğunda tebessümümüzle katkıda bulunsak, zor anlarında yemeğimizi onlarla bölüşsek herhalde hayat bir başka olurdu.

Hz. Ali gibi sevdiğimiz için ölüm döşeklerine yatabiliyor muyuz? Hz. Ebu Bekir gibi yılan deliklerini ayağımızla tıkayabiliyor muyuz? Ensar gibi kardeşlerimiz için evimizin yarısını, aşımızın tamamını verebiliyor muyuz? Yunusun deyimiyle dost için ağuları şeker gibi yutabiliyor muyuz? Varımızı yoğumuzu bir gönül karşılığında kıyabiliyor Yoksa sevgi mağdurları olarak sevgisiz, aşksız, muhabbetsiz, Bunlar olamaz mı diyoruz? Ama büyük bir yitiğimiz de var.. Sevgi, muhabbet, samimiyet. Sevginin tadını doyasıya yaşamış Mevlanamız da öyle söylemiyor mu?

Altın ne oluyor? Can ne oluyor? İnci mercan da nedir? Bir sevgiye harcanmadıktan, bir Sevgiliye feda edilmedikten sonra...

Niye herkesi gönülden sevip, sevginin yollarına dökmüyoruz her şeyleri... Hele bir verelim sadakaları tebessümlerle...

Niye Efendimiz (sav) ısrarla Sevdiğini sevdiğine söyle diye nasihat etmiş. Belki de sevgiler ortalara dökülsün, konuşulsun. Çağlayanlar gibi coşsun, diye.
 

Dua Nur

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
29 Nis 2007
Mesajlar
37,459
Puanları
63
Sevgisizlik ve olumsuzluğun kol gezdiği ortamlardaki sinerji herkesi etkiler, suçlu suçsuz herkes nasibini alır ondan. Dinimiz bu halin oluşmaması için şifreleri vermiş, kolay aslında ama, şeytan denen bir mahlukta var. kıldan ince kılıçtan keskin bir yol.
 

ismail

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
20,475
Puanları
0
Yaş
41
Sevgi;karşılık beklemeden sevdiğin şeyin gelişimi için her şeyini feda edebilmektir yani özünde vermektir.
Seviyorum dediğimiz şeylere bakınca sevgi dilimizde pelesenk mi olmuş diye geçiyor insanın içinden.

Hatırlayalım birbirini tanımayan insanlara iki cihan güneşi peygamberimiz sarılın kardeş olun demiştide herşeylerini paylaşıvermişlerdi.
Biz kardeş olamadık birbirimizi sevemedik o yüzdendir ki en ufak meselelerde birbirimizin boğazına sarılıyoruz.


Meryem/96.İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.
 

Zinnur£yn

 s î
İhvan Üyesi
Katılım
2 Kas 2009
Mesajlar
920
Puanları
0
"yüreğimi, yüreğine.. Allah adıyla kenetledim."
 
Üst