Bir Toplum Nasıl Yok Olabilir? Universe 25 Deneyi

Kaptan

Stajyer Moderatör
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ocak 2012
Mesajlar
14,175
Beğeniler
583
Puanları
113
Öne çıkan konu #1
Bir ütopyayı nasıl tasarlardınız?

John B. Calhoun’ un 1972′ de laboratuvar ortamında fareler için kurduğu düzenek tam bir ütopyaydı ve aslında giderek artan dünya nüfusunun sonucunda insanlığı nasıl bir sonun bekleme ihtimali olduğuna dair önemli sonuçlarda ortaya koyuyordu.

Calhoun’u ünlü deneyinin adı Universe 25 (25. Evren). 25 diye anılmasının nedeni aslında kendisinin 1958 yılından itibaren benzer deneyi defalarca tekrarlamış olması. Deneyin düzeneği şu biçimde:
Yaklaşık 2.5 metreye 2.5 metre tabanı ve 90cm duvar yüksekliği olan bir kapalı bir düzenek düşünün. Her duvarda zeminden 50 cm yüksekliğe kadar dikine çıkan, duvara yapışık 16 tane tünel ve her tünelde 4 adet oda. Yani duvar başına 64, toplam 256 oda.

Şimdi bu ortama tamamen sağlıklı ortamlarda büyütülmüş, 4 dişi 4 erkek fare bırakalım. Ve onların keyifle yaşamlarını sürmeleri için uygun ortamı hazırlayalım. Isı 20 dereceye sabitlensin, sınırsız temiz su kaynağı olsun ve tünelin tepesinden onları besleyecek bol bol besin verilsin.
Bu şanslı 8 fare mutlu, mesut hayatlarına devam ederken elbette üreyecekler. İlk 104 gün boyunca fareler ortama alışmaya çalışıyor. Calhoun bu dönemi ”ilk evre” olarak adlandırıyor. Bu evrede her fare kendi alanını seçiyor ve yuvalarını düzenliyor. Bu dönem sonrasında tam da beklendiği üzere hızlı bir nüfus artışı başlıyor. ”Patlama evresi” olarak adlandırılan bu dönemde nüfus, yaklaşık olarak 60 günde bir 2 katına çıkıyor ve 315. günde 600’ün üstünde bir nüfusa ulaşılıyor.

Aslında halen çok büyük bir sıkıntı yok, sonuçta düzenek yaklaşık 3000 fareyi alabilecek kapasitede, farelerin sağlık kontrolleri düzenli yapılıyor, beslenme konusunda da kimsenin bir sıkıntısı yok.
Ancak ortada ilginç bir durum söz konusu. Odaların bazılarında fare popülasyonu diğerlerinden daha fazla oluyor, oysa her oda yemek ve suya kolayca ulaşabilinecek bir yerde duruyor. Zaman içinde anlaşılıyor ki aslında fareler yemeklerini birlikte yemekten, sosyalleşmekten hoşlanıyorlar. Bu durumda bazı odalar kapasitesinin çok üstünde fare barındırırken, diğerleri ise yarı dolu ya da tamamen boş oluyorlar.

Bu arada fareler arasında hafiften huzursuzluklarda baş göstermiyor değil. Ne gibi derseniz, huzurun kaçmasının nedeni açlık değil, kalabalık. Çünkü yeni doğan fareler zaten halihazırda kalabalıklaşmış bir popülasyona gözlerini açıyorlar. Ve işte bu dönemde “duraklama dönemi ” denilen evre başlıyor. Fareler arasındaki sosyal bağlar kırılmaya başlıyor, çünkü gereğinden fazla sosyallik söz konusu. Erkek fareler yuvalarını korumaktan vazgeçiyor, kendi bölgesinden çok avluda dolanmaya başlıyorlar ve haliyle daha zayıf gördükleri rakiplerine saldırmaya. Zamanla saldırıya uğrayan zayıf fareler de saldırganlaşmaya başlıyor ve onlarda başkalarına saldırmaya.
Bu arada dişi fareler arasında da başka türlü değişimler oluyor, yavrularını korumaktan vazgeçiyorlar ve hatta onlara saldırıp yemeye başlıyorlar.
Az sayıda fare (deney sahibi bunlara “beautiful ones” diyor) en üst kattaki odalara çekiliyor ve hatta bazıları odanın girişini kapatmaya çalışıyor. Bunlar aşağıdaki karmaşadan izole bir biçimde, sistemle uyumlu olarak hayatlarını yemek yeyip, uyuyarak geçirmeyi tercih ediyor. Çiftleşmiyorlar, savaşmıyorlar.
Nüfusun zirve noktası olan 2200 fareye 560. günde yani bir buçuk yılda ulaşılıyor. Ve bu noktadan sonra gittikçe daha çok hızlanan bir nüfus düşüşü başlıyor ve 610. günde nüfus 100 ün altına düşüyor. Calhoun’un tabiriyle ”ölüm evresi’başlıyor.
Kalan yüz kadar fare aslında ilk başlardaki şartlarla aynı koşullara ulaşmış olsa da artık yeni doğumlar olmuyor, hayatta kalma dürtülerini yitirdikleri için son dişi farenin ölümü ile deney sonar eriyor.

Bu arada izole olarak yaşayan “beautiful ones” ne alemde derseniz, onlar zaten ilk ölümlerini içgüdülerini yitirerek yaşamış olanlar. Calhoun, kolonideki inanılmaz çöküşü fark ettiği esnada bu fareleri düzenekten dışarı çıkartıp yeni bir sisteme yerleştiriyor. Bu ekosistemde doğal olarak nüfus daha azken, yer sıkıntısı da tamamen ortadan kaldırılmış durumda. Farelerin, ruhsal boşluklarından uyanıp ekosistemi keşfe çıkacakları düşünülüyor. Ancak sonuçlar, hiç beklenildiği gibi olmuyor. Fareler, bu yeni ekosistemde dahi birbirleriyle hiçbir şekilde sosyal etkileşime girmiyor ve üremekten kaçınmaya devam ediyor.
Sonundaysa bu küçük grup, hiçbir doğum olmadan, yaşlılıktan birer birer ölüyor.

Bu deney daha çok nüfus planlaması propagandası için kullanılmış olsa da, aslında “davranış batağı” dediğimiz, toplumun sert bir şekilde çirkinleşmeye başlaması kavramını bizlere gösteriyor.
Çalışmaları toplumun geleceği hakkında oldukça karanlık ve ürkütücü sonuçlar ortaya koysa da, kendisi durumun o kadar da kötü olmayabileceğini düşünüyordu aslında. İnsanın farelerden farklı olarak alan kullanımı konusunda daha akılcı olabileceğini, öz farkındalık ve yaratıcılık sayesinde Universe 25’inkine benzemeyen bir kaderimiz olabileceğini. Hatta Calhoun, daha yaratıcı olan ve sosyal açıdan daha gelişmiş farelerin, etraflarındaki korkunç dünyadan kurtulma konusunda daha büyük adaylar olduğunu belirtiyordu.
Aşağıdaki video deney hakkında daha fazla fikir verebilir sizlere.

Hazırlayan: Sibel Çağlar
Kaynaklar:
CABINET // The Behavioral Sink
İnsanlığın Geleceğine Yönelik Bilim Tarihinin En Çarpıcı Deneylerinden Biri: Universe 25
https://eksisozluk.com/davranis-batagi–4412741
Matematiksel
Facebook601
 

Kaptan

Stajyer Moderatör
İhvan Üyesi
Katılım
9 Ocak 2012
Mesajlar
14,175
Beğeniler
583
Puanları
113
#2
Nesiler yozlasiyor. Refahi yuksek ulkelerde dogum oranlari dusuyor. Mesela almanya yaslaniyor, İs gucune ihtiyaclari var.
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Beğeniler
341
Puanları
83
#3
Nesiler yozlasiyor. Refahi yuksek ulkelerde dogum oranlari dusuyor. Mesela almanya yaslaniyor, İs gucune ihtiyaclari var.
yakın gelecekte yapay zekayla birlikte iş gücüne ihtiyaç kalmayacak, enerji maliyeti bedavadan biraz pahalı olacak.
 

iftayfun

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eki 2018
Mesajlar
37
Beğeniler
5
Puanları
8
#4
Genç nüfus olarak iyi bir haldeyiz sadece. Gençlerimizde beyin göçü yaparak gidiyor zaten.
 

ömerusta

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ocak 2012
Mesajlar
6,835
Beğeniler
225
Puanları
63
#6
insanlık nereye giderse gitsin yapay zeka falan filan sonuç yine ona verilen aklı kullanarak yaptığı vede yapacağı işlerdir sonuç sizin bir hesabınız varsa ALLAH c.c hında bir hesabı vara dayanır bakın üç beş senedeki mevsim değişikliğine bölğelerde nasıl farklılıklar meydana getiriyor daha nelere gebe binmez bunu derken ilime fene karşı değilim fakat lahanayı ekersiniz gereksinimini sağlarsınız ama göbek bağlamaya bilir çünki ruhu bir üfüren var
 

lafons7275

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
19 Şub 2013
Mesajlar
21,533
Beğeniler
341
Puanları
83
#7
sen uyarınca zaman ayırıp deneyi okudum, refah düzeyi yükselen toplumlarda nüfusun azalma sebebi "bu iğrenç dünyaya çocuk getirmek çocuklara haksızlıktır" düşüncesi değildir, hazlarına göre yaşamada çocukları ayakbağı olarak görmekten kaynaklıdır.
 

ömerusta

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ocak 2012
Mesajlar
6,835
Beğeniler
225
Puanları
63
#8
şöyle bir gerçeği atlamamak lazım temelsiz bir binanın veya temeli saglam olmayan yapıların yıkılıp yok olacağı gibi
gençliğimizin ilmini fenini tarihini islamla besleye bilir nesli imanlı yetiştire bilirsek yıkılanların arasında bizim geleceğimizin olmadığını görmek mümkündür aksi halde iyiye gitmediğimiz aşikar gibi
 

HTML

Üst