Bir delinin dilekçesi..... | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Bir delinin dilekçesi.....

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,280
Puanları
83
El-aziz Tımarhanesinde 1965 yılında yaşamını yitiren bir delinin dilekçesi...






“Ben dünya Kürresi, Türkiye karyesi ve Urfa Köyünden, (El-Aziz --Elazığ ) Tımarhanesi (Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi) sakinlerinden; İsmi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri Azrail’i beklerken, Başhekimlik üzerinden Hâkimler Hakiminin dergahı Uluhiyetine son arzuhalimdir:

Ben gam (dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında PADİŞAH yapılmışım.

Meyvalardan dağdağana, çalgılardan ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım akasya dikeninden, yorganım kirpi derisinden farksızdır. Kalbim Ayizman’ın (Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını, ve sahranın çöl fırtınasıdır.

Ruhum aşık-ı Hüda Mahbub peresttir, lakin aklım kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gurestir (gelgittir)

Bana gelen derdü gamın kilosu beleştir. Nerde bir güzel varsa bana karşı keleştir (yüz vermez, cesaretlidir), bütün yiğitlerde bana hep ters ve terestir.

Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yani, içtiğimiz kezzap suyu, mezemiz ise ateştir.

Ol Resuli zişan ve Sultanı dücihan: “Cenabı Allah’ın insanları dünya, dünyayı ise insanlar için yarattığını; Ruhları vücut için, vücutları ise ruhlar için yarattığını; Erkekleri kadınlar; kadınları erkekler için yarattığını; Cenneti mü’min kullar, mü’min kulları da cennet için yarattığını; cehennemi inkârcılar ve münafıklar, inkârcıları ve münafıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir.

Peki acaba benim gibi meczup divaneleri ne maksatla halk etmiştir? Bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin…

Allah sana iman verdi sen tuğyan edersin; O in’** etti sen küfran (nankörlük) edersin; O ikram etti sen inkar edersin; O ihsan etti sen isyan edersin; bir de kalkıp bana deli divane diye bühtan edersin!..

Bu söylediklerimin hepsi ruhumun içinde cenk etmektedir. Eğer dilekçemin cevabı gelirse bu manevralar sona erecektir.

Şimdi adresimi arz ediyorum: Kur’an’ı geldiği yere, yine Kur’an’ı getiren geri taşısın. Madem ki ahkamı ve ahlakı kalmadı, Kur’an’ın kağıdı ve yazısı neye yarasın?! Taki Hz. Muhammed Mehdi (A.S) gelince yeniden okunup yaşansın.!

Ey zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere bütün alemlerin Rabbi!..

Ey cemadi, nebati, hayvani, insani, ruhani ve nurani her şeyin ve herkesin yegane sahibi!…

Ey iman ve şuur ehli kalplerin en yüce habibi!..

Ey dertli bedenlerin kederli gönüllerin, ve yaralı yüreklerin tabibi!.

Ben biçare kulun ki; garipler garibi, hüzünlerin esiri, zulümlerin muzdaribi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi…

Ama kutsi muhabbet ve hasretinin divanesi!…

Herkesi ve her şeyimi elimden aldın, ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegane Sen kaldın!. Yurdumdan yuvamdan, evimden barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın, ama onları ararken Sana ulaştım, sevdana daldım! Böylece fani ve hayali görüntülerden kurtarıp hakiki tecelline mazhar kıldın.

Yüceler yücesi Rabbim, Efendim!

Hakk'tan saparak ve haddimi aşarak, haşa senden, Burak bineği, Cebrail seyisi, Sidretül Münteha menzili, cümle mahlûkatın en şereflisi, Rahmanın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… Kainatın fahri ebedisi, Ahir zaman Nebisi ve Mehdisi, Levhi Mahfuzun (Kader projesinin) tercümanı ve tebliğcisi, Efendiler efendisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in Mahbubiyetini mi istedim?..

Hanif Dinin üstadı ve nice Nebilerin atası Hz. İbrahim’in haliliyetini, Hz. Süleyman’ın saltanat ve servetini Hz. Musa’nın Celadet ve cesaretini, Hz. İsa’nın ruhaniyetini mi istedim?..

Hz. Ebu Bekir Sıddık’ın yüksek fazilet ve kurbiyyetini, Hz. Ömerül Faruk’un dirayet ve teslimiyetini, Hz. Osman’ı zinnureynin asalet ve sehavetini, Hz. Aliyyül Murtaza’nın ilim ve velayetini mi istedim?

Senden mülkü hâkimiyet, şanü şöhret, malü servet mi talep ettim? Senden vücuduma sıhhat ve afiyet, aklıma ziya ve selamet, hayatıma huzur ve istikamet dilendimse, bunlar için de bin kere tevbe ettim!

Çünkü Şeriatın iptal, tarikatın ihmal, hakikatın ihlal ve mü’minlerin iğfal edildiği bir zillet ve rezalet döneminde, bana akıl ve mükellefiyet verseydin, bu sadece benim mesuliyet ve mahzuniyetimi ziyadeleştirecekti!

Sultanım Efendim:

Ben Senden sadece seni istedim; pahası elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna feda etmektir.

Rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna böyle zillet ve zahmet çektirirsin. Ben haşa itiraz değil, naz ederim ama, umarım Sen niyaz kabul edersin.

Aile efradımı, aklı izanımı alıp beni hicrana saldın. Ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hain ve hilekâr olaydım…

Ya varlıklı kalıp ama zalim ve sahtekâr olaydım…

Ya âlim ve saygın kalıp ama gafil ve riyakâr olaydım…

Ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkar olaydım…

Ya sağlıklı sefalı kalıp ama, sapıtmış, ahlaksız ve vicdansız olaydım!..

Derdü bela ki, sabredenlerin vesile-i miracıdır. Müminler kalbimin tacı, mücrimler rahmetin muhtacı, münkirler hikmetin icabı, Sadık ve aşık ehli cehd adaletin ilacıdır. Velakin bu münafık hain ve zalimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helali dışında bütün kadınlar kızlar ana-bacıdır.

Ey Rabbim, Efendim!

Malum-u aliniz ve zaten yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… Ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… Ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!..

Lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekavettir; bütün bu fani ve fena nimetlerin asıl sahibi olan Padişahlar Padişahını buldum…

Beni yoktan var ettin, iman ve hidayet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu bi-karar ettin, sana sonsuz şükürler olsun!..

Şimdi son dileğim beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nurundan ayırma, ne olursun!

Umarım bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü zaten Zatından gayrıya yalvarıp yakarmanın ŞİRK olduğunu buyurdun!

Selam ve dua ile..."
 
Son düzenleme:

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
Sayın birisi, bu deli senden daha akıllı gibi
 

alanyali07

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 May 2008
Mesajlar
6,968
Puanları
113
şimdi bu kişi belliki deli değil.. akıllı..
ama aklım yok diye tazarru ediyor..
Bu kendisine verilen akıl nimetine nankörlük değil midir ?
haşa sanki dalga geçer gibi dua etmiş.. kaynağını bulamadım yazının eleştiri hakkımı kullandım.. :)
En doğrusunu Allah bilir..
 

ilke

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2017
Mesajlar
824
Puanları
43
Bir filozofun sözü :
Bu dünyada en çok hayret ettiğim şeylerin başında akıllıların DELİ; delilerin de AKILLI görünmek istemeleridir !
 

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,280
Puanları
83
şimdi bu kişi belliki deli değil.. akıllı..
ama aklım yok diye tazarru ediyor..
Bu kendisine verilen akıl nimetine nankörlük değil midir ?
haşa sanki dalga geçer gibi dua etmiş.. kaynağını bulamadım yazının eleştiri hakkımı kullandım.. :)
En doğrusunu Allah bilir..
Efendimiz aleyhisselamın, karşısına dikilip, "kıldırda göreyim" diyen Hz. Ömer Efendimiz, neye güvendide öyle yaptı...
 

muallim08

Paylaşımcı Üye
İhvan Üyesi
Katılım
21 Eyl 2007
Mesajlar
7,669
Puanları
113
Adam deliyse biz neyiz diye sormuştum okuyunca. :)
 

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,280
Puanları
83
Anlayamadim cevabını.
dalga geçer gibi demişsin ya, naz makamındakilerde bu haller görülür, aynı, Hz.Ömer efendimizin, münafık olarak bilinen birinin, cenaze namaznı kılmasına engel olmak için, Efendimiz aleyhisselamın karşınına dikilip, Efendimizin yanında , kendi nazının bulunduğuna dair olan inancına istinaden, "kıldırda görey,m" demesi gibi, demek istemiştim.....
aslında sen bunları bizden daha iyi bilirsin ama, dalga geçer gibi cevabına taaccüb ettim...
 

alanyali07

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 May 2008
Mesajlar
6,968
Puanları
113
dalga geçer gibi demişsin ya, naz makamındakilerde bu haller görülür, aynı, Hz.Ömer efendimizin, münafık olarak bilinen birinin, cenaze namaznı kılmasına engel olmak için, Efendimiz aleyhisselamın karşınına dikilip, Efendimizin yanında , kendi nazının bulunduğuna dair olan inancına istinaden, "kıldırda görey,m" demesi gibi, demek istemiştim.....
aslında sen bunları bizden daha iyi bilirsin ama, dalga geçer gibi cevabına taaccüb ettim...
evvela naz makamında yalan söylenmez. ya da bir nimet inkar edilmez.
örnek verdiğin ya da benim aklıma gelen sahabe veya evliya vesairde bir nimeti inkar etmek yoktur.
bu mektupta çok büyük bir nimet inkar edilmiş, hem de o nimeti kullanarak.
yani akıl nimeti kullanılarak akıl nimeti inkar edilmiş binevi..
yazanı bilmiyoruz, derecesi maneviyatı nedir onu da bilmiyoruz.
o sebepten zahire bakarak yorum yapabiliriz diye düşünüyoruz.
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
Delilik sadece düşünsel, aklî değildir
Bazan beynin fiziksel yapı bozukluğundan kaynaklanan sanrılar, korkular, dengesizlikler vb. Geçici yada tekrarlayan durumlar olabilir
Bu adam hakikati söylüyor diye tamamen boş yere tımarhanede demek doğru değildir
 

cemaliii

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
24 Ağu 2009
Mesajlar
4,541
Puanları
113
Zaten delilerin bir kısmı sanıldığı gibi deli değil, meczubtur. Meczup hakkın cezbesiyle aklını yitirene derler. Ve anadoludaki insanımızın evliyalar genelde deli kılığında olurlarmış diye rivayet ettikleri bunlardır.
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
Zaten delilerin bir kısmı sanıldığı gibi deli değil, meczubtur. Meczup hakkın cezbesiyle aklını yitirene derler. Ve anadoludaki insanımızın evliyalar genelde deli kılığında olurlarmış diye rivayet ettikleri bunlardır.
Deli Dane harun reşit zamanında yaşamış bunlardan biri olduğu hikâyelerde geçer
 

abdullah birisi

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
12 Mar 2013
Mesajlar
10,280
Puanları
83
evvela naz makamında yalan söylenmez. ya da bir nimet inkar edilmez.
örnek verdiğin ya da benim aklıma gelen sahabe veya evliya vesairde bir nimeti inkar etmek yoktur.
bu mektupta çok büyük bir nimet inkar edilmiş, hem de o nimeti kullanarak.
yani akıl nimeti kullanılarak akıl nimeti inkar edilmiş binevi..
yazanı bilmiyoruz, derecesi maneviyatı nedir onu da bilmiyoruz.
o sebepten zahire bakarak yorum yapabiliriz diye düşünüyoruz.
evvela özür beyan edeyim, 20 gündür şehir dışında olduğum için, cevap yazamadım, sonrasında ise, yani diyorsunki, bende molla kasımlık yapayım,:)
 
Üst