Bilmek Acı Verir | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Bilmek Acı Verir

eylül

Veled-i kalbî
İhvan Üyesi
Katılım
15 Ara 2006
Mesajlar
5,223
Puanları
0
Doğuda, tanrısının çok değerli bir heykeline sahip birinin hikâyesi anlatılır. Adam heykeli çaldırma korkusuyla bir sandığa kilitliyor ve sadece kutsal günlerde tapınmak için çıkarıyordu. Fakat bir sabah sandığı açtığında gördüğü manzara karşısında dövüne dövüne sokaktan aşağı doğru bağırarak koşmaya başladı.

—Tanrım çalınmış, tanrım çalınmış’.

Bu halini gören komşusu;

— ‘O’nu kaybettin mi?’ demiş ve eklemiş,

— ‘ Sonunda O’nu aramaya başlayabileceksin.’

Kim olduğumuz ve nerede durduğumuz soruları bir ömür peşimizi bırakmayan, anlamlandırılmayı bekleyen hayati sorulardır. Düşünme melekesini atıl duruma getirenlere sözümüz yok. Zira cehalet mutluluk değil midir onlar için!


Hayat da nedir, bu yaşamak da ne oluyor diyorsanız, beyniniz zonklamaya başladı demektir. Bunun devamı ise anlam anlam diye kendinizi yemektir. Anlam bizi adeta çatlatır. Bilmenin acı da verdiğini anlarız ama maveraya yelken açmaktan da kendimizi alamayız. Özümüze indikçe ne kadar girift ve değişken biri olduğumuzu anlarız. Kendini tanımanın Rabbini tanımaya sebebiyet verdiğini hisseder ve gayretimizi arttırırız.


“Hayatın manası ızdıraptadır” der Teoman Duralı. Hayat bizi adeta pişirir. Piştikçe anlam kazandırır. Önümüze çıkan bütün sorunlar, bilakis bizim lehimizedir aleyhimize değil. Sistem tıkır tıkır çalışır. Biz ise sistemin içindeki bir noktayız, diğer noktalar gibi. Malum doğru noktalardan oluşur. Izdırabı ızdırap olmaktan çıkaran, ona yüklediğimiz mana ve hakiki failini görmemizdir. Kesret görüntüsü ve algısı hayatı çoğaltır, karşılaştığımız olayları dert ve acı olarak adlandırır. Fakat sistemin kendisini anlayabildiğimizde, idrakimizin bize oyun oynadığını görebiliriz. Her varlık (canlı – cansız!) bir dengede ve akıştadır. Kâinatta tesadüfe yer yoktur. Başımıza gelen her olay ve iş bizim bütünlüğümüze giden yolda birer basamaktır. Mevlamız, adeta bizi bu olaylar ile kendine çeker, yola koyar. Fakat bize de perdenin gerisindeki eli, O hakiki faili unutmamak, soluğunu her an hissetmek düşer.


Anlam(hakikat); ne zamanki bir köşeyi döndüğümüzde kendimizle burun buruna gelirsek, o sonsuz güzellikteki yüzüne bize gösterir. Göstermekle kalmaz, şuurumuzda ve idrakimizde gerekli açılımlar oluşur ve her şey artık farklı görünmeye başlar. Yanisi ilk halini alır. Hâlbuki her zaman aynı idi ama bizim bakış açımız sebebi ile farklı görünüyor ve algımızda farklı yer ediyordu. Öyle ise anlam belki de şuurumuzun ilk halini, doğduğumuzdaki seviyesini alması yani dairenin başladığı yere dönmesidir. Kemal de kişinin döngüsünü tamamlaması değil mi zaten.

Her insanın içinde melek ve şeytan çarpışır. İyilik ve kötülük böylelikle sürüp gider. Ama şeytanın iman ettirilmesi son derece elzemdir. Kötülük ve iyilik kavramları ise bize göre yani izafidir. Allah ise mutlak iyidir. Bizim için kötü olarak değerlendirdiğimiz meseleler başkaları için iyi olarak değerlendirilebilir. Allah ise nihai hüküm koyucudur. Ama O’nun hükmüne yakınlaşmakta, kişinin kendi derinine inmesi ve marifet-i nefsine ulaşması sonucu elde edilir.


Yaşam bir bütünlenme uğraşıdır bu haliyle. Kişinin kendini bütünlemesi. Ve bu uğraşıda, seyahat hiç de sandığınız gibi dışarıda değil insanın içinde devam eder. “Yere göğe sığmadım mümin kulumun kalbine sığdım” ilahi sözünde kastedilen kalpte. Dolayısı ile kalp Beytullahtır. Ve kişinin, Kâbe gibi değer göstermesi gerekir kalbine. Ki Yar gelsin. Anlam / hakikat kendi yüzünü göstersin, teşviş bitsin.


Sulhi Ceylan
 
Üst