BDP'nin maskesi nasıl düştü?

efruz

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
14 Ağu 2009
Mesajlar
5,168
Puanları
0
Türkiye, 1960 ihtilalinden sonra kendisine giydirilmiş deli gömleğinden Turgut Özal ile kurtulmak üzereyken karşı bir hareketle gerisin geriye dönmüştü. Derin statükoya karşı Turgut Özal büyük bir mücadele vermiş, Türkiye demokratikleşme konusunda bir hayli mesafe kat etmişti.
Ancak statüko 1993 yılında onun Türkiye'ye kazandırdıklarıyla ilgili büyük bir karşı atak başlattı. Uğur Mumcu, Eşref Bitlis gibi isimlerin yanında kendisinin de hayatını kaybettiği bu karşı atak bu ülkeye tam 20 yıl kaybettirecekti.
Eşref Bitlis ve Turgut Özal öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucunda Kürt meselesi tam çözülmek üzereydi ki bugün bile hâlâ aydınlanmayan bir şekilde 33 er şehit edildi. Bir anda işler tam tersine dönmüştü. Bırakınız çözümü, Güneydoğu, tarihinde görmediği bir kan revan ortamına sürüklendi.
Karşı atağın en önemli figürü PKK'ydı ve her şeyin ters yüz edildiği olay da bir PKK provokasyonuydu. Derin statüko tam hayatını kaybedecekken PKK yardıma koşmuş, ona hayat öpücüğü vermişti. Daha sonraları da statüko ne zaman sıkıntıya düşse PKK, can acıtan provokatif eylemlerle en büyük düşmanın(!) yardımına koşacaktı.
Anayasa değişiklik paketinde partilerin kapatılmasını zorlaştıran 8. maddeyle ilgili oylamada, karşı cepheyi bir kere daha hatırlamakta yarar var. CHP, MHP ve BDP... Biz bunların üçünü de birbirleriyle didişen, normal şartlarda asla bir araya gelmeyecek düşüncede partiler olarak biliyoruz, öyle değil mi? Ancak statükonun değişmesine engel olmak gerektiğinde MHP ve BDP'nin CHP ile çok rahat bir olabildiğini herkes gördü.
Bu saatten sonra hiçbir kimse BDP'nin statükonun partisi olmadığını iddia edemez. BDP'lilerin AK Parti'ye yüklenerek "siz kendi partinize sahip çıkamıyorsunuz, sonra da günahı bizim boynumuza atıyorsunuz" gibi bir mazeretin arkasına sığınmasını hiç kimse inandırıcı bulmuyor. Bu partinin, MHP ve CHP ile el ele verip statükonun değişmemesi için birlikte hareket etmesini tarih de, seçim sandığı da asla unutmayacak.
Her kritik eşikte PKK'nın devreye girmesi gibi BDP de Türkiye'deki derin statükonun yaşaması için devreye girmiştir. BDP, Kürtleri kandıran bir rejim partisinden başka bir şey olmadığını bütün dünyaya göstermiştir. Türkiye, çirkin bir oyunun pençesinde ve maalesef bunu bir türlü kıramıyor. Her kritik eşikte şehit haberleri geliyor. 25 yılda asker hiçbir strateji değişikliği, hiçbir savunma ve hücum değişikliği yapmadan karakol baskınları yiyor, mayın saldırısına maruz kalıyor ve sürekli şehit veriyor. Kimse askere 'bunu bir açıkla' demiyor. Şehit verdikçe MHP oylarını artırıyor, şehit verilen yerlere devlet baskıyı artırdıkça da BDP oylarını artırıyor. PKK ne uzuyor ne kısalıyor. Ne zaman derin statükonun ihtiyacı olsa ortaya çıkıyor ve eylemlerini yoğunlaştırıyor. 22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce de eylemlerini sürekli artırmıştı. Şimdi darbe anayasasının değiştirilmesi gündeme geldi. Reformlar Meclis'te görüşülürken, bu süreçte yine PKK eylemlerinin ardı arkası kesilmiyor. Bugün her şey ayan beyan ortaya çıkmıştır ki, PKK ve BDP 'Kürtlere devlet baskısı olabilsin' diye derin statüko tarafından kurulmuş organizasyonlardan başka bir şey değildir. Anayasa oylaması da BDP'nin bu maskesini düşürmüş ve gerçek kimliğini göstermiştir.


MEHMET KAMIŞ
 
Üst