Batı Bataklığı

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,467
Beğeniler
253
Puanları
83
#1
Batı Bataklığı


Doğuda doğup batıda batmak
Medine nere Viyana nere?
Medine medeniyeti ile Viyana medeniyeti buluşur mu?
Kur'an etrafında kenetlenmiş, sıfırdan bir medeniyet kurmuş, yiyeceğinden giyeceğine, mescidinden evine, düğününden cenazesine her şeyini kendine has yapmış bir ümmet başkalarına muhtaç olur mu?
Güneş'in doğduğu yerde yaşayanlar neden önceki Güneşler'in battığı yere özenirler?
Batıda ve Batılıda ne var?
Asırlar oldu ne cevabı bulunabildi ne de alternatifi. Her geçen gün acı hatıralarla dolu olduğu halde doğudan batıya yöneliş özentisi bitmedi. Bitmek bir kenara özenti arttı.
Özenti önce teknolojide başladı. Araba, uçak, gemi derken kültüre sıçradı. Örf ve âdeti etkiledi. Artık imanın en temel ilkeleri, akide, bile Batıdan etkilenme durumuna geldi.
Evlerimizi, mekteplerimizi, kılık kıyafetimizi hatta camilerimizi etkisi altına alan bir Batı hayranlığı, Batıya göre olma, ondan aşağı kalmama, kimi zaman da Batıcılıkta yarışma kasırgası yaşıyoruz.
Ya orduları ile gelip işgal ettiler. Sömürdüler. Ölçüp biçip şekil verdiler.
Veya eğitim adı altında ayaklarına çağırdılar. Fabrikalarında iş verdiler. Sokaklarını temizlettiler. Kendilerine hayran bıraktılar. Ve siyasetten kültüre insanlar üzerinde en etkin kurumları kendilerine çevirdiler.
Önce haçlı orduları olarak geldiler. Topraklarımızı, medeniyetimizi tarumar ettiler. Barbarlıkları yere göğe nakşedildi. İşgalci, sömürgeci olarak nam tuttular. Umduklarına eremeyince asırlar sonra kurtarıcı gibi geldiler. Fakirliğe karşı, cehalete karşı, kağnı arabalarına karşı çarelerle geldiler. Şeker gösterip peşlerinden sürüklediler. Ordularıyla yapamadıklarını ağızlarıyla, kalemleriyle yaptılar. Silah yerine parayı, paranın geçmediği yerde cinsiyeti kullandılar. Kim ne ile kanacaksa onu bulup verdiler.
İçi ne ile dolu olduğu belli olmayan süslü kavramlarla geldiler. Hürriyet, demokrasi, eşitlik, kadın, onur, saygı, hoşgörü, zenginlik, lüks, medeniyet dediler.
Sonra da onların giydiğini giymeyeni öcü, sakalı uzun olanı köylü, çatalı sağ elle tutanı barbar gördüler. Hoşgörü dediler, onlara ait olmayan hiçbir şeyi hoş görmediler. İçi dolmamış vaatlerle asırlardır konuşuyorlar. Ama peşlerinden sürükleyebildiler. Kaç nesil onların statlarına, salonlarına koştu. Oyunlar oynandı. Düdükler çalınca ne dünya kaldı elimizde ne din! Ne doğulu olabildik ne de batılı.

Evimize, odamıza nasıl girdiler?
İçimizden Batıya yönelenlerin kimisi İslamdan sıyrıldığı için Batıyı yeni kimliği gibi gördü.
Kimi, İslam toplumunda İslamı temsil ettiği varsayılan şahsiyetlere karşı tepki olarak Batıya özendi.
Kimi, zaten Müslüman olmadığı için, İslam toplumunun zayıflamasını fırsat bilip Kıblenin Batı olması için uğraştı.
Kimi, cehaletinin veya açlığının, gafletinin sonucu tuzağa düştü, Batı adına kullanıldı.
Ve büyük bir kitle de işiyle, eşiyle meşgul olduğu için olup biteni anlamadı. Anladıysa da aldırmadı. Varlığı yokluğundan daha tehlikeli oldu.





Batı bataklığında üreyen mikroplar

1- İnsan ilahlaştırıldı:

İnsan kendi kaderini yazan, evrenin yegâne hâkimi, değiştiren; ama değişmeyi kabul etmeyen, zevkini put edinen bir varlık haline geldi. Ancak bu özellikleri bütün insanlara vaat ettiler, sadece Batının öz evlatları için kullandılar. Üvey çocuklar sadece şeker yaladılar. İnsan hakları diye ürettikleri felsefeyi, insanın olduğu her yerde uygulayacaklarını iddia edip, çıkarları olan yerlerde uyguladılar. Batıya döndüğümüzde önümüzde, zevkiyle, çıkarıyla, işi ve aşıyla ilahlaştırılmış bir insan tipi gördük. İnsanı ilahlaştırdılar; ama batırarak, sefil hale getirerek. Şehvetinin kölesi olmuş, tüketen ve azan bir insan olarak.

2- Ölçüler değişti:

Yegâne ölçü takva idi. Çünkü Allah, kullarını takva ile değerlendiriyordu. Gizli ve açık, ümmet takva yarışındaydı. Ne kadar müttaki olursan o kadar iyi insan, o kadar iyi bir bireydin. Örnek tipler takvaları ile meşhur tiplerdi. Hasan Basriler, Fudayller, Ebu Hanifeler meşhurdu. Çocuklara onların adı verilir, onlar gibi yaşamaya gayret edilirdi. Futbolcular, film yıldızları, şu veya bu yolla basında fotoğrafı çıkmış birileri imrenilmeye başlandı. Gözler göklerde idi, çöplüklere takıldı. Cennetten aşağısına razı olmayan nesillerin çocukları birkaç metrekarelik kayalıklara gömülüverdi. Bir Müslümanın Müslümanlığını simgeleyen bir değere sahip çıkması ayıp gibi telakki edildi. Alkol bile Allah haram etti diye değil, sağlığa zarar veriyor diye kötü oldu. Bir Müslüman kendi düğününde dahi, Rabbimin rızasını ölçü alacağım diyemez oldu. Ayıplıların, haram yiyenlerin sesi daha gür çıktı.

3- Her şey madde oldu:

Neredeyse Kaç yaşındasın, nerelisin gibi tanışma soruları yerine Kaç paran var? diye sorulur hale geldi. Paran olsun da canın çıksın zararı yok, anlayışı esir etti. Ruh ve maneviyat kapı dışı edildi. Parası olan; ama asla mutlu olmayan insanlar, işi olan; ama eşini boşayan insanlar, tertemiz evi yerine pis kahve köşelerinde oturan insanlar, bir futbola, bir film izlemeye saatler feda eden insanlar ibret vesikası zavallılar olarak görülmedi. Kendi çocuklarına, ebeveynine vakit bulamayan insanlar, vakit darlığından şikâyet edenler vakti en ucuz nesne olarak harcayıp tükettiler. En muteber slogan şu oldu: Paran olsun da ne olursan ol.

4- Çıkarcı/menfaatçi bir çağ oldu:

Nezakete, ahlaka, sevgiye, nefrete, akrabalığa bile menfaatler çerçeve çizdi.

5- Din ve dünya ayrıldı diye iddia edildi:

Gerçekte ise asla din ile dünyayı ayırmadılar. Dini dünyaya ezdirdiler. İstedikleri zaman dini kullandılar. Samimi bir din yaşamak isteyen ise laiklik kıskacına alındı. Mescidlere hapsedilmiş bir din istediler. Sonra da mescidleri bile şekillendirdiler. Git gide Müslümanları bile, modern çağda din olmaz safsatasına ikna ettiler. Gerçek ise şuydu: Eğer din, papazların elinde zevklere ve yorumlara uygun hale sokulabilmiş bir din ise o din, Batıya da Doğuya da uygun bir dindir. Eğer Allahtan geldiği gibi berrak hali ile yaşanacaksa o din, teknolojiye, uygarlığa, kılık kıyafete, çağdaşlığın bütün gereklerine aykırı ve ayak bağı bir dindir. Din ile dünyayı ayırdık dediler; ama sözlerinde durmadılar. Müslümanları hiç dinleri ile baş başa bırakmadılar.

6- Ölümü kafalardan sildiler:

Herkes hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar oldu. Ölüm öldürülemedi; ama yok sayılabildi.

7- Bıçağı kemiğe dayadılar:

Neye inanıp neye inanılmaması gerektiğini belirlemeye başladılar. İman esaslarını zedeleyecek düşünceleri zihinlere soktular. Kuran tartışılabilir, Peygamber aleyhisselamın sözleri temelden reddedilebilir veya elenerek alınabilir hale getirildi. Kuran ve Kuran ilimlerini öğrenmek, öğretmek yatırıma değmez emeklerden addedildi. Kimilerine göre geleceği olmayan, tatillerde vakit ayrılabilecek çalışmalardan sayıldı.

8- Kadından tabyalar kurdular:

Doğmaması için her türlü teşvik yapıldı. Sekreter oldu. Ticarete alet edildi. Paranın en cazip davetçisi oldu. Erkeğin tahakkümünden kurtarıldı; hayatın bütün yükü sırtına kondu. Erkeğin kendisinden kurtuldu, parasına esir oldu. Doğurduğuna 18 yaşına gelinceye kadar konuştu. Ondan sonra yılda bir güne gömüldü. Teyze oldu, nene oldu, meşhur oldu; ama ayağının altında kuru toprak bile bulamadı. Kadını silikon kadına çevirdiler. Erkeği kadını ile herkes kadını ve kadının haklarını savundular. Kadını en çok sömürenler ise, onun haklarını en çok savunanlar oldu.

9- Bunalımlar çağını açtılar:

Evinden, işinden, çocuklarından hatta parasından bunalan insanlar ihdas ettiler. Huzuru sadece huzur evlerinde verebildiler. Huzur ve saadetin kaynağı olan ibadeti kenara itince insanları uyuşturuculara, ağrı kesicilere mahkûm ettiler. İnsanları büyücülere, üfürükçülere esir ettiler.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabıyla birlikte, imanî düşünceyle, sosyal düzenle ve insan hayatını yönlendiren konularla ilgisi bulunmayan ziraat, savaş taktikleri gibi pratik hayatta daha çok deneye ve bilgi edinmeye bırakılan konularda görüş bildirme ve tecrübe edinmede son derece hoşgörülü olmakla beraber, akide ve hayat metodu için başvurulacak kaynak konusunda son derece titizdir.

Bu ikisi arasındaki fark gayet açıktır. Yaşam tarzı başka şey, deney ve uygulamaya dayanan pozitif bilimler başka şeydir. Allah'ın iradesine göre insanlığa önderlik etmek için gelen İslâm, aynı zamanda insan aklını, bilgiye ve hayat metodu dairesinde bütün maddi buluşlardan yararlanmaya yöneltmektedir.
Seyyid KUTUB, Fizılalil-Kuran, Âl-i İmran suresi, 101. ayeti tefsiri


Sorun
doğu-batı sorunu değildir,
hayır-şer sorunudur
İslam, Batıdan veya başka bir yerden yararlıyı almamızı engellemiyor. İyinin ve hikmetin peşinde olmamız zaten dinimizin emridir. Yasakladığı şey, ayrım yapmadan her ne gelirse almak, helal ve haramı bir kenara itmek, önemli ile öncelikliyi tefrik edememektir.
Buna göre Batı bataklığından gelenle, Batı kökenli olan aynı terazide tartılmamaktadır. Batıdan alınanlar için şu ölçüleri kullanabiliriz:

a- Alınan şey, onların dinine ait ise veya geldiğin-de bizim dinimizin temellerinden birine sızacak ve akidemize etki edecekse bu alıntı küfre kadar kayabilen bir risktir.
b- Ahlakı yönlendiren ve faziletlerde erimeye neden olan bir alıntı ise en iyimser ihtimalle böyle bir alıntı fasıklığa teşviktir.
c- İslam toplumunun değerlerini, değerlendirme anlayışlarını, dinden kaynaklanan örfünü değiştirecek alıntılar ise haramdır.
d- Teknik, sanat, ziraat ve yönetim tarzına ait ko-nularda, ölçüleri aşmayan alıntılar ise mubahtır.




nureddin yıldız hoca efendinin ders notlarından</I>
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,467
Beğeniler
253
Puanları
83
#2
Bir daha okuyalım.Umarım müstefid oluruz.
 

ilke

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2017
Mesajlar
427
Beğeniler
56
Puanları
28
#3
Evet, BATAKLIK haza bataklık olmasına rağmen biz bu bataklığı çok sevmişe benziyoruz ! 16 yıldır iktidar olan ve hemen hemen bütün seçimlerde dini cemaat ve tarikatların oylarını alan AKP iktidarı bu bataklığın (AB'nin) kapısında beklemeye devam ediyor ! Hem de bir çoğu "Biz sizi aramıza almayız!" demesine rağmen !..
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,467
Beğeniler
253
Puanları
83
#4
Deformasyonun vukuunun yukarıdan aşağı doğru olduğunu düşünmek hata olur.Hata işleyen kimlerse bu ümmetin çocuklarıdır
 

ilke

Paylaşımcı
İhvan Üyesi
Katılım
6 Kas 2017
Mesajlar
427
Beğeniler
56
Puanları
28
#5
Deformasyonun vukuunun yukarıdan aşağı doğru olduğunu düşünmek hata olur.Hata işleyen kimlerse bu ümmetin çocuklarıdır
Yukarıdan aşağıya düşünmüyorum. Elbetteki biz nasılsak, yöneticilerimiz de odur, öyledir. Vesselâm.
 

t@mam

Üye
İhvan Üyesi
Katılım
26 May 2018
Mesajlar
208
Beğeniler
18
Puanları
18
#6
iktir batıyı ne kullanıyorsun otofobilini, cep ekıllı telefonunu..
Bin devene git gidebildiğin kadar.
 

HTML

Üst