Başkanlık Sistemi yerine Hilafeti konuşsak mı? | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Başkanlık Sistemi yerine Hilafeti konuşsak mı?

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Başkanlık Sistemi tartışmasına bir süre ara verip Hilafet Sisteminin tekrar nasıl ihya edileceğini konuşsak, artık buna kafa yorsak... Fena mı olur?
kokludegisim.net

Yeni Akit Gazetesi yazarı Sayın Faruk Köse, İngilizlerin desteği ile Laik Kemalist zihniyetin ilga ettiği Hilafet sisteminin tekrar konuşulmasını gündeme getirdi.

İşte Faruk Kösenin Yeni Akit Gazetesinde yer alan o makalesi;

Başkanlık Sistemi yerine Hilafeti konuşsak mı?

Gündemin ana konusu Başkanlık Sistemi. Şimdi herkes bunu tartışacak. Ancak benim için önemli olan, devletin Başkanlık veya Parlamenter olsun, ya da başka bir şey olsun, hangi sistemle yönetildiği değil, nasıl ve hangi rejimle yönetildiğidir. Bu yüzden, Başkanlık Sistemini tartışmaktan ziyade, rejim değişikliğini tartışmak gerektiğini düşünüyorum.

Getirilmek istenen Başkanlık Sistemine dair detaylar basında gündeme geliyor. Buna göre, seçim barajı düşürülerek Tekli Mecliste toplumun tüm kesimlerinin temsili sağlanacakmış. Milletvekili seçilme yaşı 18e inecekmiş. Sorumsuz Cumhurbaşkanı yerine sorumlu Başkan olacakmış. Başkanın yargılanması için Anayasa Mahkemesi üyeleri ile Meclis üyelerinden müteşekkil Güçlendirilmiş Yüce Divan kurulacak ve böylece hukukla siyaset birbirine karıştırılacakmış. Millet tek seçimde hem Başkanını, hem de milletvekillerini seçecekmiş. Başkan için ayrıca güven oylaması olmayacakmış.

Görüldüğü üzere, üzerinde durulan asıl konu, Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlıkı birleştirip Cumhurbaşbakanlığı mesabesinde bir Başkanlık Sistemi kurmaktan ibaret. Yani rejime, rejim değişikliğine dair herhangi bir plânlama ya da çalışma yok.

Bu köşede 15.05.2012de Sistem sorunu mu, rejim sorunu mu? başlığı altında esas sorunumuzun ne olduğuna değinmiş 2012nin 05-06 Haziranında ise iki gün üst üste Başkanlık sistemi gelince rejim ne olacak? başlığı altında konuya dair düşüncelerimi yazmıştım. O yüzden burada Başkanlık Sisteminin ayrıntılarına girmeyeceğim. Rejim değişikliğine dair ise şunları söylemek istiyorum:

İhtiyaç duyulan yeni anayasa ile çözülmesi gereken öncelikli esas sorunumuz sistem sorunu değil, rejim sorunudur. Çünkü eğer yeni anayasa rejimi değiştirmeyecek de sadece rejimin işleyiş sistemini değiştirecekse, esas soruna çözüm getirmeyecek demektir. Eğer Kemalist-Laik rejim ile dindar millet arasında baştan beri var olan uyuşmazlık ve anlaşmazlık rejim değişikliğiyle giderilmeyecekse, sistemi değiştirmenin önemi kalmayacaktır. Zira büyük çoğunluğu dindar olan topluma cebren uygulanan Kemalist Laiklik bir sistem sorunu değil, rejim sorunudur. O yüzden, dindar topluma uygulanan Laik-Kemalist rejim değiştirilip toplumun dinine uygun hale getirilmediği sürece, sistemin Parlamenter ya da Başkanlık olmasının hiçbir önemi yoktur. Bu yüzden, meseleye sadece sistem açısından bakarsanız, dindar toplum için değişen hiçbir şey olmayacak demektir.

Esasta/Rejimde bir değişiklik ya da yenilik olmayacaksa, sistem parlamenter değil de başkanlık olsa ne yazar, başkanlık olmasa da parlamenter kalsa ne farkeder? Yani önemli olan, sistemin başkanlık ya da parlamenter oluşundan ziyade, o sistem ile uygulanan rejimin niteliğinin ne olduğu, nasıl bir mahiyette tezahür ettiğidir. Bu yüzden, Başkanlık Sistemi kurgulanmadan önce, o sistemin hangi rejimi yürüteceği belirlenmelidir. Bunun yolu, rejimi değiştirmede radikal davranıp rejimin yerleşik tabularını yıkmaktan geçer. O halde Türkiyede Başkanlık Sisteminin anlamlı olabilmesi için, rejim bakımından nasıl bir değişime ve dönüşüme ihtiyaç olduğuna bakmak gerekecektir.

Başkanlık sistemi, yasama-yürütme-yargı diye tabir edilen klasik güçler ayrılığı üçlemesinde, yürütme gücünün nasıl kullanılacağına dair bir yöntemden öteye bir şey değildir; yani bir yönetme mekanizması olarak güçler ayrılığındaki yürütme erkinin hangi sistemle tatbik edileceğinden ibarettir. Bu bakımdan, birbirine çok zıt kaynaklardan hareket eden ülkeler hükümet etme sistemi itibariyle başkanlıkla idare edilebiliyor. Yani sadece hükümet etme biçimi olarak başkanlık sistemi gelince her şey yoluna girmiyor, hatta rejime dair hiçbir şey değişmeyebiliyor.

O halde Türkiyede yürütme gücünün işleyiş mekanizması değiştirilip parlamenter sistemden başkanlık sistemine dönüştürülecekse, bunun ülke ve toplum için anlam taşıyabilmesi, yenilik ve dinamizm oluşturabilmesi, toplumu mutlu edebilmesi için, sadece hükümet etme sistemindeki değişikliğin çok da yararı olacağını düşünmüyorum.

Sistem değişikliğinin herhangi bir yararı olabilmesi için, geçilen yeni sistemin içinde tatbik edileceği rejimin de değiştirilmesi lazım. Bu bakımdan, başkanlık sisteminden önce rejimin konuşulması, önce rejimin değiştirilip toplumun inanç, kimlik ve kişilik değerlerine mutabık bir rejime geçilmesi; rejim değişikliğine paralel olarak, yeni rejimin yürütme erkinin başkanlık olup olmayacağı üzerinde kafa yorulması yerinde olacaktır. Aksi taktirde, umulan yararları temin etmek mümkün olmayacak, hatta muhtemel yol kazaları durumunda mevcut toplumsal huzursuzluk bütün alanlarda katlanarak devam edecektir.

O halde sistem değişikliğiyle efor tüketileceğine, yeni bir rejim kurmak gibi esas işe yönelmek evlâ olacaktır. Nedir yeni rejim? derseniz, lafı dolandırmadan doğrudan söyleyeyim:

Hukukta Şeriat, İdari mekanizmada Hilafet!...

Yani, ne kadar ömrü kaldığını bilemeyeceğimiz fanilere odaklanmış sistem kurgusuyla fırsatı kaçırmaktansa, hâlâ imkânlar eldeyken Başkanlık Sistemi tartışmasına bir süre ara verip esas konuya geçsek, Laik-Kemalist Rejim tarafından yıkılan Hilafet Sisteminin tekrar nasıl ihya edileceğini konuşsak, artık buna kafa yorsak...

Fena mı olur?

Kaynak: Faruk Köse / Yeni Akit Gazetesi
 

menzil5453

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2014
Mesajlar
579
Puanları
0
Türkiye de hilafetin gelmesi demek iç savaşın çıkması demektir. Bir müslüman olarak kim istemez hilafeti ama bu şartlarda mezhep çatışmalarının eksik olmadığı komşu ülkelerden bir farkımız kalmaz. Müslüman müslümanı öldürdükten sonra hilafet birlikten çok ayrılığa sebep verir.
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
kafirlerin hilafetten korktukları kadar, müslümanlar Hilafetin ümmette vahdet oluşturacağına güvenseydi hayırlı olurdu... (yanlış anlaşılmasın menzil kardeşe kafir demiyorum)
 

menzil5453

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2014
Mesajlar
579
Puanları
0
kafirlerin hilafetten korktukları kadar, müslümanlar Hilafetin ümmette vahdet oluşturacağına güvenseydi hayırlı olurdu... (yanlış anlaşılmasın menzil kardeşe kafir demiyorum)
Hocam benim demek istediğim en basitinden Dünya genelinde müslümanlar arasında şii sünni çatışması bitmediği sürece hilafeti ilan edip huzura ereceğimizi düşünmek hayalcilikten öteye geçmez. Yoksa hilafetten neden korkalım. Aksine hilafet elbette isteriz.
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
ben dünyada şii, sünni çatışması olduğunu düşünmüyorum, hak - batıl mücadelesi olduğunu düşünüyorum, kafir batının müslüman ülkeleri sömürdüğünü düşünüyorum, ve eğer bir hilafet devleti gerçek manasıyla olursa bu sömürgenin sona ereceğini, kafirlerin oyunlarının bozulmasının tek yolununbu birlikte (hilafette)olduğunu düşünmekteyim... bu konuda Allah'ın vaadi ve rasulün müjdesinin olmasından dolayıda net olunmalıdır, müslümanlarında kurulunca hilafetin kötülükler değilde hayırlar getireceğine inanmalarının daha hayırlı olacağına inanmaktayım, batılı kafirler gerçekten bir gün müslümanların bu konuda birleşeceğinden korktukları bir gerçektir. bunun için ayrılıkları konuştuğumuz kadar birleştirecek unsurları konuşmamız daha önemli kanaatindeyim... yani hilafeti müslümanların konuşması çok çok önemli.
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
türkiyede hilafeti istemek bile suç
suud zaten kraliyet isteyen olursa kellesi gider
mısır durum malum
iran bir halife seçilse bile red edecektir

bence zihniyetlerden başlasak en iyisi
 

menzil5453

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2014
Mesajlar
579
Puanları
0
türkiyede hilafeti istemek bile suç
suud zaten kraliyet isteyen olursa kellesi gider
mısır durum malum
iran bir halife seçilse bile red edecektir

bence zihniyetlerden başlasak en iyisi
Aynen hocam. Daha önce yazdığım gibi bütün çalışmaların temelinde şii sünni ayrılığı var. Ve şii çoğunluk olan iran ırak ve diğer ülkeler sünni hilafete şiddetle karşı çıkacaklardır.
 

Darul_Beka

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Kas 2013
Mesajlar
2,167
Puanları
63
bu şartlarda gündeme getirmek bile
akıllıca olmaz diye düşünüyorum
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
bu şartlarda gündeme getirmek bile
akıllıca olmaz diye düşünüyorum
islami taban, cemaatler, hizipler ümmet anlayışına kavuşsa, birlikte hareket etmeyi öğrenseler, neden konuşulmasın.
islam alimler birliği temsilen vekalet edebilir
ancak şuan bunlar henüz emekleme aşamasında bile değil
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Hilafet yok edilirken taban aksini düşündüğü halde yok edildi!!! zihinlerin değişmesi -fertlerin değişmesini kastediyorum-ne kadar önemli ki devrim için, zaman menfaat zamanı ve en büyük menfaati müslümana sağlayacak olan islam nizamı, niye karşı çıksın ki insanlar!!! hilafet kurulduğunda uygulanacak ukubat, ve sosyal kuralların getireceği huzur ve refah varken kimsenin mezhep tartışması yapacağını sanmıyorum, yada kimsenin krallıklara izin vereceğini!!!
 

Darul_Beka

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
17 Kas 2013
Mesajlar
2,167
Puanları
63


islami taban, cemaatler, hizipler ümmet anlayışına kavuşsa, birlikte hareket etmeyi öğrenseler, neden konuşulmasın.
islam alimler birliği temsilen vekalet edebilir
ancak şuan bunlar henüz emekleme aşamasında bile değil
o dediğiniz aşamaya gelirse neden olmasın
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
ümmet olarak hilafeti konuşmakta geç bile kalındığını düşünmekteyim, orta doğudaki zülümler, filistin, vs. bu gün değilse ne zaman?! ÜMMET deyince sadece Türkiye gelmemeli akla!!!
 

alı

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
12 Eki 2006
Mesajlar
1,784
Puanları
0
İdeal toplum oluşmadan hilafet istemek yel değirmenine kılıç çekmeye benzer...

Müslüman ın ideali Allah ın istediği bir dünya düzeninde idame olmaktır. Ne zaman bu uğurda çabalasalar dünyevi sistemler bir şekilde müslüman ın gazını almayı başarıyor. En büyük örnek Mısır dır. İslami toplum devrim yaptı. Bu devrimin sonunda devrim neferleri hapis ve ölüm cezası ile yüz yüze kaldı. Hareketin ismi terör listelerine konulmak üzere...
Sorunun temeli ideal toplumu oluşturan bireyler yetiştirme konusunda sıkıntıların olmasında... toplum neye hizmet edeceğini anlamadan hareket metodolojisi geliştirmeden islam inkılabını isterse çeşitli manibulasyonlara gelip fayda sağlayacağı yerde amacının yönünü saptırıp ilelebet dünyevi sistemler karşısında mahkum olacaktır.
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
Hilafet yok edilirken taban aksini düşündüğü halde yok edildi!!! zihinlerin değişmesi -fertlerin değişmesini kastediyorum-ne kadar önemli ki devrim için, zaman menfaat zamanı ve en büyük menfaati müslümana sağlayacak olan islam nizamı, niye karşı çıksın ki insanlar!!! hilafet kurulduğunda uygulanacak ukubat, ve sosyal kuralların getireceği huzur ve refah varken kimsenin mezhep tartışması yapacağını sanmıyorum, yada kimsenin krallıklara izin vereceğini!!!
öyle pat diye şeriatın icracısı bir halife gelmez
önce vatikan benzeri sadece konuşan biri gelir belki
daha sonra kısmen hakemlik yapar islam ülkeleri arasında
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0


öyle pat diye şeriatın icracısı bir halife gelmez
önce vatikan benzeri sadece konuşan biri gelir belki
daha sonra kısmen hakemlik yapar islam ülkeleri arasında
Allah dilerse neden olmasın? ama önce insanlar olacağına bir inansın! biz tarih olarak nice olması mümkün olmayan şeylere şahitlik etmedik mi?!
 

Hakperest

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
13 May 2013
Mesajlar
9,800
Puanları
113
Allah dilerse neden olmasın? ama önce insanlar olacağına bir inansın! biz tarih olarak nice olması mümkün olmayan şeylere şahitlik etmedik mi?!
yıkıntılar üzerinde yükselecek kule eğilir yıkılır yine

mısırda ihvan işbaşına gelmedikçe
türkiye ortadoğuya hakim olmadıkça
şia ve selefiler barışmadıkça
halife gelse ne olacak ki
 

leylinur

ARŞ.YAZAR,RADYO PROG
İhvan Üyesi
Katılım
26 Haz 2010
Mesajlar
2,329
Puanları
0
Hilafet gelse şia ve selefiler zaten barışacak, Hilafet Türkiye'de kurulursa zaten orta doğuya hakim olacak!
mısırda ihvan demokrasiyle başa gelse ne değişecek! esadı mı devirecek, filistini işgalden mi kurtaracak!
 
B

bamda

Misafir
başkanlık sistemi halifeliktir zaten .illa ismi halife olacak demeye gerek yok.
 

menzil5453

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
11 Eyl 2014
Mesajlar
579
Puanları
0
Hilafet gelse şia ve selefiler zaten barışacak, Hilafet Türkiye'de kurulursa zaten orta doğuya hakim olacak!
mısırda ihvan demokrasiyle başa gelse ne değişecek! esadı mı devirecek, filistini işgalden mi kurtaracak!
Hocam keşke herşey yazdiklarınız kadar kolay olsa. İnşaAllah olur.
 
Üst