Bana Mutluluğun Resmini Çizer misin? | Sayfa 3 | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!
Altın Burada

Bana Mutluluğun Resmini Çizer misin?

amca

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
13 Ara 2006
Mesajlar
751
Puanları
0
Bana mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin? :O

Kurtlar Vadisi'nde böyle bir söz vardı sanırım =)
Resim Benim Bilgisayarımın Masa üstüdür...Resmi Çizen ABİDİN DİNO dur...

Bu soruda kurtlar vadisinin değil tabiki :) .... Nazım Hikmetin Bir Şiiridir...

Şiirin tamamı aşağıdadır....

Mutluluğun Resmi


Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?


işin kolayına kaçmadan ama


gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil


ne de ak örtüde elmaların


ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini


Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?


1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?


Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm


ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?
 

Nur Cennet

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 Eki 2006
Mesajlar
2,046
Puanları
0
Yaş
29
Ne güzel resimler ya..Saf masum;)

Hoca da bize çizin diyo ben bikaç tane renk döküyom açık renk gözüme hoş huzur verici görünüyo o kadar:ıslık: Başka ne çizicem ki karar verdim ayakkabılı çocuğu çizicem;)
 
U

ummuhan

Misafir
[COLOR="Navy[B]"]Mutluluğun Resmi[/B]

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?[/COLOR]



Abidin Dino ya söylemiştir Nazım Hikmet o da başta verilmiş ilk resmi çizmiştir..... her şeyden mutsuz olan bizlere çok anlamlı bir tablo deriiin düşünce ve muhasebelere kapı açıyor.....
 

ArZu

GülenAy
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Puanları
0
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
MUTLULUĞUN YOLLARI

Bilim adamlarına göre mutluluk öğrenilebilir. Yani alın yazısı ile ilgili olmadığını söylüyorlar. Mutlu olmak için herkes çeşitli yollar buluyor. Bir başka deyişle lotodan milyarlar çıkmasına veya genlere ihtiyaç yok. İsteyen insanlar mutluluğu gevşeyerek, dokunarak hatta bir küçük çoçuğun gülüşünde, bir bebeğin yumuk ellerinde ve stres halinde bile mutluluğu bulmak mümkünmüş diyorlar. Alman Bunte Dergisinin son sayısında uzman Wilhelm Schmid Bode mutluluk reçetesini açıklamış:


ÇOCUKLAR
Anketlere göre en büyük mutluluk çocuğuyla birlikte dünyayı çocuk gözleriyle algılamak için ikinci bir şans elde edenler daha mutlu daha heycanlı sınırsız ve pespembe. Bol bol çocuklarla oynayın ilgilenin.


KIRMIZI BİBER
Acı kırmızı biber önce insanda cehennem duygusu uyandırır. Ancak hemen arkasından ödülü geliyor. Biberde "Capsacıh" adlı madde damakta endorfin salgılanmasıyla acıları dindiriyor, insanı mutlu kılıyor. Bol acı yiyen Asyalılar onun için mutlular.



ÇİÇEKLER
Doğaya saygı gösteren mutlu olmayı da bilir. Araştırmalara göre çiçek insanın mutluluk düzeyini yüzde yüz arttırıyor.

MOR RENK
Mor renk araştırmacılara göre insan ruhunu dengeye kavuşturuyor. Kırmızı insanı aktif yaparken mavi dinlendirirken kırmızı ve mavinin karışımı olan mor dengeyi sağlıyor.

ÇİKOLATA
Flört etmek gibi birşey. Bir kalem yemek mutluluk hormonu seratonin anında beyin dolaşımına çıkıyor. İçindeki penilatin "lamin" insanı bulutlara çıkıyor.

MUZ

Kendinizi güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz? hemen bir muz yiyin. Magnezyum ve Kalsiyum içeren bu meyva strese karşı birebir. O da mutluluk hormanı serotonin kışkırtıyor.

GÜLMEK
Herşeyi ciddiye alanlar baştan kaybediyor. Gülmek gülümsemek insanı sağlıklı ve mutlu yapıyor. Bir kahkaha bin porsiyona bedeldir sözü doğrudur.

SPOR

Spor yaparken de sonrasında da mutluluk hormanı salgılanıyor. Açık havada tenis oynamak koşu yapmak sıkı bir yürüyüş mutluluk hormonu serotonin salgılamasını sağlıyor. Bulduğunuz her fırsatta spor yapın.

GÜNLÜK TUTMAK
İnsanın gerçek mutluluğu dışarda değil iç dünyasındadır. Günlük tutmak insanın pusulası olabilir. Başımızdan geçen olayları mutlu anıları özellikle vurgulayarak kağıda dökerek bunları kalıcı kılmış oluruz.

İNANÇ

İstatistiklere göre Allaha inananlar zor durumlarla karşılaştıklarında daha dayanıklı oluyorlar. Yaradana inanç insanı mutlu ve sağlıklı kılıyor.

MASAJ

Masaj yaptırmak vücuttaki toksinlerin laktik asidin gitmesini sağlıyor, rahatlatıyor ve mutluluk hormonunu çalıştırarak sakinleştirdiği biliniyor.

MÜZİK

Şarkı söylemek, şarkı dinlemek güzel bir müzik insanı mutlu ederken stresi yok ediyor.

BİTKİ ÇAYLARI
Bilinen bir sürü faydası olan bu çaylar insanı hem sağlıklı hem dinç kılıyor.

İYİMSERLİK
Tüm zor anlarda engellerde insanların iyimser olması bağışıklık sistemini olumlu etkiliyor.

REİKİ

Sağlıklı insanlarda hastalıklara karşı önleyici etkisi, canladırıcı dinç kılma özelliği ile diğer insanlarda şifa bulma amacıyla kullanılıyor. Mutluluk ve relax etkisi olduğu biliniyor.


DOSTLUK
Arkadaşları ile olan insanlar kendilerini daha mutlu hissediyor. Dostluğun en iyi yanları karşılıklı güven ve birbirlerini dinleme yeteneğidir.

MEDİTASYON
Gevşeme teknikleri insanın ruhundaki sıkıntıları atar. Gevşemiş bir insan yaşadığı anın tadını çıkarır, çevresindeki küçük mutlulukları bulabilir.

EVCİL HAYVAN
Kuş, kedi, balık, köpek, civciv. Ev hayvanları ile uğraşanların çok mutlu ve sağlıklı yaşadığı bilimsel bir gerçek.

EV İŞLERİ
İnanılır gibi değil ama gerçek Erkeklerin yüzde onikisi yemek pişirip ütü yaparak ev temizleyerek mutlu olduğunu söylüyor. İşin en iyi yanı erkekler ev işi yapınca kadınlar da mutlu oluyor.
 

simurg

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
3 Mar 2007
Mesajlar
472
Puanları
0
Mutluluğun Resmini Koyabilirmisiniz?

Mutluluğu bir resimde gösterecek var mı acaba. Sadece mutluluğun resmi. .Bu noktada mutluluk anlayışının ölçüsünü görmek isterim.

İnş baaklım gelen mutluluk resimleri aarsında mutluluğu en iyi yansıtan resmi kim koyacak selametle inş
 

tunahan

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
30 Nis 2007
Mesajlar
305
Puanları
0


Gerçek bir resim olmasada hemen herkesin küçük bir şey için ne kadar mutlu olduğunu gösterir resim
 

yaban_gülü

~N€ST€R€N~
İhvan Üyesi
Katılım
10 Eki 2006
Mesajlar
1,452
Puanları
0
Yaş
37
 

Hanne

Doçent
İhvan Üyesi
Katılım
3 Kas 2006
Mesajlar
1,366
Puanları
0
Bu da başka bir mutluk resmi...

 

aHuZaR

Can kayıp can firarda
İhvan Üyesi
Katılım
27 Kas 2006
Mesajlar
6,438
Puanları
0
 

tunahan

Asistan
İhvan Üyesi
Katılım
30 Nis 2007
Mesajlar
305
Puanları
0
ama Ahuzar o resmi bende koymuştum benimki görünmüyşormu yoksa
 

ArZu

GülenAy
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Puanları
0
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
şiir bölümünde bana mutluluğun resmini çizermisin diye bir başlık var aynısıı..konuları birleştiriyorum...
 
Katılım
22 Tem 2006
Mesajlar
930
Puanları
0
Yaş
28
Web sitesi
www.doanforum.tr.cx


Ama Üstad'ın da bi şiiri vardır

sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
1961 yazı ortalarındaki küba'nın resmini yapabilir misin?
çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?
 

NehiR

mütebessim :)
İhvan Üyesi
Katılım
16 Haz 2006
Mesajlar
2,708
Puanları
0
Yaş
39
 

ArZu

GülenAy
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Puanları
0
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
MUTLULUĞUN GİZİ

Bir tüccar Mutluluğun Gizi'ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş.
Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayda bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.
Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle dinlemiş bilge, ama Mutluluğun Gizi'ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş.

"Ama, sizden bir ricada bulanacağım", diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. "Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz."

Delikanlı sarayın merdivenlerini inip-çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. "Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumda ki acem halılarını gördünüz mü?
Bahçıvan Başı'nın yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü?
Kütüphanedeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?
Utanan delikanlı hiçbir şey görmediğini itraf etmek zorunda kalmış. çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış, başka bir şeye dikkat edememiş.
"Öyleyse git, evrenimin harikalarını tanı", demiş ona bilge, "oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin."
İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış.
"Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?" diye sormuş bilge.
Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.

"Peki", demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi, "sana verebileceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan."
 

ArZu

GülenAy
İhvan Üyesi
Katılım
7 Haz 2006
Mesajlar
30,610
Puanları
0
Web sitesi
www.arzuzum.blogcu.com
Mutlu olmanın bir yolu



"Mutluyum" diyen kaç kişi vardır şu dünyada? Zenginim diyebilecek çok kişi olmasına rağmen "mutluyum" diyebilecek insan sayısı ne kadar azdır. "Zengin olanın derdi de çok olur" gibi sözler dolaşır halk arasında... Yoksul insanlarsa mutsuzluklarını yoksulluklarına bağlarlar çoğu zaman...

Yoksul olan da mutlu değil, zengin olan da... Hatta daha ilginç olanı ortalama gelire sahip aileler de mutlu görünmüyorlar... Üniversite sınavına hazırlananlar da, üniversiteyi bitirenler de... Kirada yaşayanlar, ev sahibi olamamaktan yakınırlar. Ev sahibi olanlar da evdeki eksiklerden, vergilerden ya da komşulardan. Herkesin şikâyeti farklı olsa da, ortak noktaları şikâyetlerinin olmasıdır. Bebekliğimizden aklımıza kazınmış, hatta içgüdülerimizle bütünleşmiş bir sahip olma güdüsü içindeyiz. Yaşama da önemli ölçüde sahip olamadıklarımıza sahip olma süreci gibi bakıyoruz.

Belki de insanın sahip olma yoluyla mutluluğu yakalama konusundaki en temel sorununu şöyle tarif edebiliriz:

"Sahip olduklarımızın en ilerisinde, sahip olmadıklarımızın da en gerisindeyiz." Yüzümüz de sahip olmadıklarımıza dönük. Liseyi yeni bitiren birisi, bitirdiği liseye değil de, girmeye çalıştığı üniversiteye bakar. Bir doçent, doçentlik derecesine değil de, profesörlük unvanını nasıl alacağına bakar. Arabası olan biri, arabasına değil de nasıl ev sahibi olacağına bakar. Evi olan biriyse evine değil de, nasıl yazlık sahibi olacağına bakar. Bu modeli kavradığımız zaman, insanların bu model içerisinde mutlu olamayacaklarını söyleyebiliriz. Sahip olma modeliyle mutluluk imkansızdır.

Klasik sahip olma modelini, daha önce belirttiğim gibi bebeklikten benimsetiliriz. "Senin odan, senin oyuncağın, senin kitabın..." Herhangi bir objeye sahipliği vurgulayan konuşmalar bebeklikten çocukluğa adım atanların "sahiplik" kavramının yaşamın temel kavramı olduğunu düşünmeye iter. İlk çatışmalar da böyle başlar. Apartman komşusu iki çocuk, ilk kavgaya "sen beni'm' topu'm'u aldın" "sen de beni'm' uçağı'm'ı..." diye başlar. Daha sonra da spor ayakkabıya, oyun bilgisayarına, defterlere, kalemlere diye sahip olma mücadelesi devam eder.

Aslında sahip olma fikri, bir ölçüde gelişmeye de yol açar... Çünkü sahip olunanlar korunur. Örneğin odanıza sahipseniz, mandalinanın ya da çekirdeklerin kabuklarını odanıza atmazsınız. Ama sokağa sahip değilseniz, çekirdeklerin kabuklarını atmada herhangi bir çekince yoktur. Zengin insanlar, sahip olduklarını korumak için evlerini duvarlarla çevirirler; girişlerine korumalar koyarlar. Türkiye'deki modern iş gökdelenlerini dünyadaki örneklerinden ayırmak mümkün değildir. Ama iş gökdeleninin ya da çok modern bir fabrikanın kapısına kadar giden yol engebeli bir köy yolu gibidir (Bkz. İstanbul'daki gökdelenler). Niçin yollar geliştirilmez? Çünkü iş gökdelenine sahip olan kişi yola sahip değildir. Gökdeleni korur; ama "sahip olmadığı" yola yatırım yapmaz.

Birincisi çocuklarımıza sadece küçük bir odanın ya da oyuncağın değil, tüm evrenin sahibi olduklarını anlatabiliriz. Bir çocuk evrene sahipse, oyuncağın biri arkadaşının evinde kalabilir. Çünkü arkadaşı da evrenin içindedir. Evrene sahip olduğunu düşünen insanlar, sadece kendi odalarını, iş kulelerini ya da fabrikalarını değil, tüm dünyayı korumaya çalışırlar. Çevreyi de korur; insanları da ekolojik sistemi, evrenin sistemine bozacak bir şey yapmazlar. Tüm evrenin sahibi olduklarından üniversite kazanılmış kazanılmamış, yazlık alınmış alınmamış önemli değildir
 
U

ummuhan

Misafir
Mutlu olabilmenin tek yolu :

" ELHAMDULİLLAHİ ALA KULLİ HAAL" vesselam :)
 
Üst