Aynaları Kırmayalım! | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Aynaları Kırmayalım!

mü'HÜR

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
19 Eki 2010
Mesajlar
2,563
Puanları
83
Yaş
34

"Gençler bizim değer ve inançlarımızı yansıtan aynalardır.

Çocuklarına kızan insanın hali aynada gördüklerine kızan insanın hali gibidir."

Anne ve babalar ne yapacaklarını bilmediklerinden ve vicdanlarının rahat olabilmesi için doğruluğunu bilmedikleri birçok olumlu ve olumsuz dış komutlarla öğrencilerin üzerine gitmektedirler. Sonuçta çocuklarıyla köprü kurmaları gereken ergenlik dönemlerinde tüm köprüleri atmaktadırlar. Daha sonra da bu çocuklara bir şeyler oldu diyoruz. Liseye gelmiş bir öğrenci için ders çalışmak cidden zor ve yapılmayacak bir şey değildir.

Bir yıl önce tanıdığı anne baba, öğretmen, komşu kızları, sınıf arkadaşları, fizyolojik yapısı çevrelerinde ki mekânlar o kadar değişmiş oluyor ki, işte buna anlam veremiyorlar. Tüm bu değişikliklere birilerinin anlam vermesini istiyorlar. Büyüklerinin ise o kadar problemleri var ki çocuklarına ayıracak vakitleri kalmıyor.

Anne ve baba çalışıyorsa herkes ayrı dünyalarda yaşıyorlar eve gelince de herkes kendi sanal dünyasına kapanıyor. Evlerimiz aile ortamından daha çok bir birlerini tanıyan insanların kaldıkları otellere benziyor.

Anne çalışmıyorsa tüm dertler annenin sırtına biniyor her ne kadar "akşam gelsin babana söyleyeceğim" dese de annelik duygusuyla söyleyemiyor. Babaların haberi ancak annenin çocukları hakkında babaya brifing vermesiyle gerçekleşiyor. Brifingler de yapısı gereği verenlerin ve dinleyenlerin hoşuna gitmez.

Aileden karşılık bulamayan çocuk okulda aradığı mesaja "Siz adam olmazsınız. Susun…!!! Oturrrr 0!" cevabıyla karşılaşınca. Kendine karşı cinsten birini arama uğraşına giriyor tek önemli olan birilerinin kendisini dinlemesi. Karşı cinsten de kendine değer verilmediği mesajını alınca ki işte bundan sonra tepki psikolojisi oluşmaya başlıyor.

Bu aşama artık çocuğumuzu kaybetmeye başladığımız andır. Onun zihninde sadece şu cümle var: "Beni kimse dinlemiyor, kimse anlamıyor". Lise çağında ki bir genç bu cümleyi size haftada ya da ayda bir kere söylese de kendine gün içerisinde defalarca söyler. Genç için ve sevdiği çevresi için tehlikeli bir dönem başlar.

Çocuk bu aşamada,sürekli sevildiğini söyleyen insanlardan olumlu karşılık alamayınca nefret ettiği insanlarla ilişki kurmaya ve onu sevdiğini söyleyen insanların hoşlanmayacağı şeyleri yapmaya başlar.

Çocuk bunları sadece tepkisel olarak yapar belki ama girdiği çevreden aldığı telkinler ve o çevrenin çocuğu kaçırmamak için hazırladığı sanal zevk ortamları artık çocuğun zihnini kullanamaz hale getirir ve inandığı değerler adına doğru davranmasını isteseniz de artık bunlar onun için anlamlı değildir. Anne babaların yaptıkları tek şey: "Ben ne yaptım,daha ne yapabilirim?" gibi cevabını sadece kendilerinin bildiği soruları sürekli kendilerine sorarak moral düzeylerini en alt seviyeye düşürmektir. Sorunun çözümünü de ilk akla gelen yerde aramaktadırlar.

Size şunu demek isterim;ders çalışmasını istediğiniz öğrenci,rüştünü tamamlamamış ilköğretim öğrencisiyse bunlara çalışmaları konusunda sonunda mükâfat ya da ceza olan dış komutlar verebiliriseniz faydalı olur. Size oturun ders çalışın demiyorum,bu hem zaman açısından hem de sorumluluk alanlarınızın farklı olmasından dolayı neredeyse imkânsınızdır.

İlköğretim çağlarında çocuklarınıza okuma noktasında örnek olmadıysanız artık lise son sınıftaki bir öğrenciye oku demeye hakkınız yok. Daha önce yaptığınız hatalardan dolayı okuyamamanın acısını da çocuklarınızdan çıkartmayın.

Böyle bir durumla karşılaşmamak için çocuğunuzla sürekli ilgilenin. Hiç kaybetmemeniz gereken imanınız olsun ama ilk kayıp etmemeniz gerekende çocuklarınız olsun. Çocuklarınıza sevecen yaklaşmakla birlikte onlara değer verin. Onları içinde bulunduğunuz zamana ve mekâna göre değil onların içinde bulunduğu duruma göre onları anlamaya çalışın.

Sorunlarını sizle paylaşabileceklerinin mesajını verin. Onlardan zihinlerini kullanmalarını ve başarılı olmalarını isteyin ama daha çok zihinlerini inançlarımız ve toplumsal değerlerimiz doğrultusunda kullanmalarını ve başarılı olmalarını isteyin.

Görüntüler değiştirilmez aynalar kırılarak; ama her kırılan ayna birilerine bir zarar verebilir.

Aynaları kırmayalım.

Bilgi Aktivasyon Uzmanı Ercan HARMANCI
 
Üst