Asırların Kavgası:İbn-i Teymiye | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Asırların Kavgası:İbn-i Teymiye

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,973
Puanları
113
bir nevi ibni teymiyye müdafası gibi... diger sayfandaki paylaşımına yazdıgım notun aynısını kopyalıyorum abim :)


bu topraklarda yaşayanların hamurunda mı yoktu ki sertlikle muamele, bu yüzden mi muteber olmadı hiç veyahut bu üsluptaki bir alimin sözlerini dinleyerek, müslümanlarca yerilmeyi, eleştirilmeyi, dogrultulmayı mı sevecegiz, bu çıkarıma mı ulaşmalıyım tam yorumlayamadım aslında kafamda. zamanında herkesin edebi yönüyle süsledigi kelamını keşke ibni teymiyye'de yapabilseydi demekten alamadım yine de kendimi..

Allah razı olsun..durmak, düşünmek ile degil "eyleme geçmek" örnekligini yaşamıyla şahit tutan birini yeniden ve dahi biraz daha ayrıntılı tanımaktan dolayı çok memnun olduk..
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,548
Puanları
83
İbn-i teymiye hocamın da buyurduğu gibi o dönemlerin bozuk yapılanmasına karşı denk gelen biri değil
yaradılmış biri.
fıtri farklılıkları biz ashabda da görüyoruz.
örneğin Osman radiyallahu anh ve Ömer radiyallahu anh bir değil
bir filistinliyi düşünün zarar görmüş olarak nasılda haykırıyor
içi acımış herhalde sünntein ayaklar altına alınmasına dinin aslından koparılmasına çocuğunu şehit vermiş gibi değerlendirdi herhalde
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,973
Puanları
113
hani dahiligine vurgu yapılıyor ya sık sık hocanın sohbetinde, zekası diyorum yada sanıyorum karşısındakini/muhatabını ister istemez, kendiliginden küçük görmesine sebep olmuş mudur ki?
bu yüzdendir belki sertligi..kendinin "düşünmedigi, yapmadıgı, işlemedigi şeyler"i birbaşkasında görmesi onu rahatsız etmiştir..şahsiyeti kalemini ve kelamını bu kadar mı etkilemiştir, gaybı taşlıyoruz biliyorum şu an :)
 

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Puanları
0
Evet bu konu asırların bir konusudur.. Sıradan kişilerin bu meselede kalem oynatması, cehaletle anlaşılabilir bir meseledir.Yaşayan alimlerden suriyeli üstad Ramazan el-Bûti'nin türkçeye çevrilen ''Selefiyye'' kitabını, bu konuya merak duyanlara tavsiye ederim...
 

türkü

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
18 Tem 2007
Mesajlar
4,973
Puanları
113
ilgi duymuşuz, üzerinde durmuşuz, sohbetin içerigine dair düşünmüşüz kınanmasın.. :) kendimden hariç cahil görmüyorum konu üzerinde..kitabı not ettik..
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,548
Puanları
83
hani dahiligine vurgu yapılıyor ya sık sık hocanın sohbetinde, zekası diyorum yada sanıyorum karşısındakini/muhatabını ister istemez, kendiliginden küçük görmesine sebep olmuş mudur ki?
bu yüzdendir belki sertligi..kendinin "düşünmedigi, yapmadıgı, işlemedigi şeyler"i birbaşkasında görmesi onu rahatsız etmiştir..şahsiyeti kalemini ve kelamını bu kadar mı etkilemiştir, gaybı taşlıyoruz biliyorum şu an :)
yok gerçekten korkunç bir dönem
kendisinin yaptıklarını başkasında görememe değilde
dinin argümanlarının değişmesi
aslından koparılması yada böyle olduğu algısı
nitekim olası bir şirk tehlikesinden kabir ziyaretlerinin karşısında durmuş
felsefe ve tasavvuf ! adı altında söylenenler bu tavrı takınmasına sebeb olmuş olabilir.
bazen yumuşaklık zarar bile verebilir nitekim ebu bekir radiyallahu anh ın zekat vermemede direnenlere bağlarını vermeseler savaşırım demişti. ki bu zat efendimizden sonra ilk sırada gelen bir zat
radiyallahu anhum ecmain
 

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Puanları
0
biraz açarmısınız

biraz açarmısınız
Yukarıda videoda konuşan Nureddin Yıldız adlı şahsın,İbni Teymiyenin eserlerine vâkıf olduğu konusunda ciddi şübhelerim var.Videoyu seyredince , bu kanaate vardım.Konuşmacının, ''İmamı Rabbaninin İbni Ârabiye bakışıyla, İbni Teymiyenin İbni Ârabiye bakışının(kendi ifadesiyle düşmanlığının) aynı olduğunun ifade etmesi, konuyu hiç anlamadığını bariz biçimde gösteriyor.Nureddin Yıldız'ın , İmamı Rabbaninin ibni ârabiye '' düşman'' olduğunu ileri sürerek, İbni Teymiye ile bir parelellik kurması, evlere şenlik bir durumdur.Bu kadarcık bir meseleyi bile anlamamış bu şahsın, ''İbniTeymiye'' gibi ,ileri derecede araştırma yapmayı gerektiren bir sahada konuşma yapması şaşılacak bir durumdur!Acaba bu şahıs külliyatı(Mecmuul-Fetava) hakkıyla okuyup anlamışmı? Hiç zannetmiyorum.Hiç olmazsa muasır ulemanın yazdıklarından istifade edilmeliydi.Önceki yazıda belirttiğim Suriyeli alim Said Ramazan Bûti'nin Selefiyye kitabını okumuş olsaydı, herhalde yapmış olduğu konuşmasını revize etmesi gerekecekti..mesela konuşmacı İbni Teymiyenin, felsefeye düşmanlığından bahsediyor.

.halbuki İbnu teymiyenin Külliyattaki görüşleri iyi tahkik edildiğinde , bir çok görüşünün tenakuz içerdiğini görecektir.İbnu teymiye , evet felsefecilere çatıyor, neki, aynı İbnu teymiye daha önce itiraz ettiği, eleştirdiği felsefecilerin etkisinden kendisini kurtaramıyor.Örneğin, felsefecilerin geneli maddenin kadim olduğunda mütttefiktir.(İbni Sİna dahil.., İşraki felsefecilerde de keza..)Hafız İbnu teymiye, maddenin asli cüzlerinin kadim olduğunu, hece harfleriinin cevherlerinin kadim olduğunu söylemekle, daha önce eleştirdiği felsefecilerle birleşmektedir..

Şia'ya reddiye yazan Hafız İbnu Teymiye, şunları söylüyor:'' ..Ve derizki, 'Mu'tezile ve Şia'nın Rabb Tealanın kudreti meşiete bağlı olduğu gibi, kelamıda meşiete bağlıdır' deyişlerine tüm delilleriyle biz de hüküm ederiz'' demektedir...(bk.Minhacus-sünnetin Nebeviyye c2. s. 380, fetava-ı Kübra c1, s, 228, 229, 232,) Başka bir örnek Kelam ilmi meselesidir.Hafız İbni teymiye eserinin bir yerinde (Fetava 3. bölüm) bu ilimle meşgul olmayı hakkın tecellisi olarak görüyor, sonra bir bakıyorsun, bu söylediklerini unutuyor ve bu ilme hücum ediyor...Bu örnekleri ve başkalarını görmek isteyenler Ramazan Butinin kitabına baksın....Vesselam..
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,548
Puanları
83
Sıradan kişilerin bu meselede kalem oynatması, cehaletle anlaşılabilir bir meseledir...
bu cümlenizi şimdi daha iyi anladım teşekkür ederim.

imamı rabbaninin düşüncelerini sizden alabilirmiyiz
 

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Puanları
0
İmamı rabbani Hazretleri ,İbni Ârabiyi, kesinlikle , İbni Teymiye gibi keskin biçimde reddetmemektedir.Mesela 266. mektubunda:'' ..Onun (İbni Ârabi) büyük olduğunu ve hatalarının kusur sayılamayacağını,söylüyorum.Onu büyük bilir ve severim....Evliyanın büyükleinden olan Muhyiddin ârabinin keşflerindeki hatasından dolayı, büsbütün red olunabilir mi?Burada doğru yol ,..orta yoldur..onun görünüşte ehli sünnete uymayan görüşleri te'vili mümkindir.'' imdi İmamı Rabbaninin bu görüşleri,ortadayken, Nureddin Yıldızın İmamı rabbani için ''İbni ârabi düşmanı '' şeklindeki ifadesi , en hafifiyle konuyu saptırmak değilde nedir.Birisi toptan reddediyor, diğeri te'vili mümkün görüşler diyor, evliyanın büyüklerinden diyor....
 

UBEYDUN

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
16 Ara 2006
Mesajlar
2,548
Puanları
83
evvelen nureddin yıldız hoca efendi arabça konusunda çok iyi olduğunu biliyorum
hazırladığı dersleri arabça yazdığı ve kaynakları arabçadan takib ettiğini yakınen biliyorum
kendisi hadis ve fıkıh konusunda da mütehassısdır.hasen en nedviden icazet almıştır.
bu bağlamda ben şunu sormak isterim .imam rabbaninin mezkur garabet sözleri tevil edilebilir bulduğunu söylüyorsunuz.
keşiflerindeki hatalardan dolayı büsbütün reddolunabilinirmi derken bu hatasının tevil edilmeden alındığında hükmü nedir.
imam rabbaninin bu türden sözlerini siz orjinal nushalardan takib ederek mi bunu yazdınız.kitabları şerh ve tercüme edenlerin bu şekilde ifadelerinin olabileceğinin düşünüyormusunuz.
kaldıkı böyle büyük laf edenlerin sözlerini tevil ederek hakkı teslim ettiğinizi düşünürken başka alimlerin hatalarını veya öyle olduğunu zanettiğimiz sözlerini tevil etmek yoluna veya mazur saymak erdemine neden sahib değiliz.
ilimde geldiği noktaları sebebi ile alimleri karalamak İslami terbiyeye uymadığı gibi bunu bizzatihi yaşama gayretinde olan tasavvuf erbabına ne kadar uygun düşmektedir.

yaklaşık bir saatlik konuşmadan yalnızca birkaç cümleye odaklanmak da sizin niyetinizi açıklar mahiyetindemidir.buna siz cevab verin
ve son olarak bu sohbetin ana fikrini eğer dinledi iseniz sizden alabilirmiyiz
 

hirahos

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
35,948
Puanları
83
Yaş
52
Elimizde Arapça nüsha dahil 3-4 tane tercümesi var, Mektubat-ı Rabbani'nin. İttiba kardeşimizin dediği gibidir. İmam Rabbani Hz.leri, Muhiddin İbnu Arabi Hz. düşmanı değildir. Onu Büyük Velilerden bilir.

Bunlar manevi haldir. Ve tasavvuf ilminde bunların hepsinin Şeriat-ı Muhammediyye'ye uygun açıklamaları vardır. O ilimden habersiz olanlara, bu ilimler, bu sözler küfür görünür; haşa küfür değildir.

Bir misal: "Her nesne Allah'tır", ifadesi... Alemde ne varsa hepsi Allah'tır demek.

Bakınız: Allah'ın isimleri (zikri, tesbihi) bütün mükevvenattadır. Yani cisim gösteren ne kadar cansız canlı var ise hepsi Allah'ı zikir ile tesbih ederler. Haberimiz olmasa da bizim vücudlarımız dahi...

Bununla beraber, aynı anda, elan, Allah Tealanın sıfatlarının nurları alem-i imkanı yani bu gördüğümüz görmediğimiz varlıkları, nesneleri, yeri göğü, semayı cenneti; her tarafı bir derya gibi ihata etmiştir. Kalb gözü açılan bir Müslüman; bu tesbihleri, varlıkların zikirlerini aşikar işitmeye başlar. Her taraftan, her yüzden, her nesneden Allah'ın sıfat nurlarını görür hale gelir. Bakar ki kendisi de ol deryanın içindedir. Sıfat nurlarını kastederek, her yüzden görünen O'dur der. Her şey Hak imiş meğer der. Kendi cismine bakar ben de Hak imişim der...

Fakat dikkat ediniz hiç biri Allah Tealanın Zat-ı Şerifi değildir. İsim ve sıfatlarıdır. Allah Tealanın isimleri isimlerden görünür. Sıfatları da cisimlerden. Zat aleminde ise ne isim vardır, ne cisim! Neye Allah derseniz, o Allah'ın Zat-ı Şerifi değildir, o ancak Allah'ın isimlerine ve sıfatlarına bir aynadır. Allah Teala, isimlerinin ve sıfatlarının ötesindedir.

Dikkat edelim, Allah'ın isimleri ve sıfatları da Zat-ı Şerifinden uzak ya da Zatına yabancı da değildir. Zat-ı Şerifine bir vasıta, bir köprü, bir duraktırlar. O Müslüman, ehil ve yetkili bir Mürşidin tasarrufu ve yol göstermesiyle, ayakların sürçebileceği bu manevi hallerden daha ileriye götürülür, ilerler. Allah'ın zatına yaklaştırırlar. Yaklaşınca, manevi sarhoşluk, her şey Hak imiş düşünceleri asıl makamına oturur, sakinleşir. Kaybolur. Yıldızlar yerine gelir. İsmin isim. Sıfatın sıfat olduğu belirginleşir. Hadis-i Şerifte gelen "Allah'ım beni gayrınla meşgul etme" ifade-i şerifini, Tasavvuf büyükleri Allah'ım beni isim ve sıfatlarının görüntülerinde oyalama; Zat-ı Şerifinin nuruyla doğrudan meşgul et diye tefsir etmişlerdir.

Uzatmayalım; hal ehli isim ve sıfatların nurlarını gördüğünde geçici bir süreliğine onları hak ya da Allah diyerek anar. Her şey O'dur sözleri o zaman ağzından dökülür. Kendinde de o nuru gördüğünden Hak benim, Hak benim cübbemin altında gibi sözler de eder. Dışarıdan olanlar o hali bilmediklerinden, ne anlama geldiğini de anlamadıklarından, o hal sahibini küfür işliyor sanırlar. Haşa. Halbuki o nurları müşahade küfür değil, marifettir. Nitekim Ayet-i Kerime'de buyruldu "Her nesneyi Hak ile yarattık"... "Yerde ve gökte, semada ne var ise hepsi Allah'ı tesbih eder"...

Velhasıl; Muhyiddin İbnu Arabi Hz.lerinin "suç olmayan" o kelamlarını o halleri yaşamayanlar okumasınlar da söylemesinler de... Muhyiddin İbnu Arabi Hz., hallere tercüman olmuştur. O ilimleri izah etmiştir. Kendisi büyük Velilerdendir.

Fakat, yaşamayan, Allah aşkıyla sarhoş olmamış; kulağıyla bütün alemin zikrini işitmemiş, gözüyle o nurları, o sıfatları müşahade etmemiş birinin; kuru taklid ile edeceği o kelamlar ayağını kaydırır. Anlamaz, anlatamaz da... Kendine ve çevresine de zarar verir. Kimini dinden soğutur. Kiminin nefsini besler. Kendi felaketini hazırlar.

Bu neye benziyor biliyor musunuz: Nemrud da Ene'l Hak demiştir. Mansur da Ene'l Hak demiştir. Birisi nefsinden, kendini kastederek söyledi. Diğeri ruhundan Allah Tealayı kastederek, kendi fenasını yokluğunu anlatmak için söyledi. Nemrud, kafir olup reddedildi. Mansur, mesrur olup mükafata kavuştu.

Hissemiz şudur: Ehli Sünnet ulemasının icma ile kabul ettiği Tasavvufu kötü bilmeyelim. Manevi yolculuk vardır. Onu yapmasak da en azından inkar etmeyelim. Ehli anlatmadan, açıklamadan, bir takım Muhyiddin İbnu Arabi Hz.lerinin kelamları gibi kelamları küfür sanmayalım. Onların hale ait olduğunu ve bir manası olacağını; sadece bu kadarcığını bilsek yeterlidir. O kelamları kuru kuruya taklid de etmeyelim. ves'selam.
 

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,943
Puanları
113
Tamaaam konu harekete başlamış :)
 

Cümle Mühendisi

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
2 Tem 2006
Mesajlar
4,181
Puanları
0
Web sitesi
muhammedesad.blogcu.com
İbn-î Arabî'yi bir de Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç gibi alanın uzmanından dinlemek gerekir diye düşünüyorum. Nureddin Yıldız Hoca yaklaşıp bir buçuk saatlik konuşmasında İbn-î Teymiyye'yi sürekli övmektedir. Selefilikle (Vehhâbilikle) alakasının olmadığını belirtmesi ve tasavvuf düşmanı olmadığını anlatması önemliydi. İbn-î Teymiyye'nin müçtehid olduğunu kabul etsek bile itikadî noktalarda vahim hatalarını atlamak mümkün değil. Her ne hikmetse Nureddin Yıldız Hoca bu noktalara hiç değinmemiştir.
 

|SEÇKiN|

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
25 May 2010
Mesajlar
812
Puanları
43
İbn-î Teymiyye'nin müçtehid olduğunu kabul etsek bile itikadî noktalarda vahim hatalarını atlamak mümkün değil. Her ne hikmetse Nureddin Yıldız Hoca bu noktalara hiç değinmemiştir.
mesela, cennet ve cehennemin sonsuz olmadığı yolundaki içtihadı gibi. onca ayetin "halidiyne fiyha" ifadesine rağmen!
onun bu fermanı(!) bizdeki bazı müçtehid taslaklarına da ilham kaynağı olmalı ki son dönemlerde yazılan bazı tefsirlerde aynı anlayış devam ettirilmiştir. (bayraktar bayraklı gibi)
 

Cümle Mühendisi

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
2 Tem 2006
Mesajlar
4,181
Puanları
0
Web sitesi
muhammedesad.blogcu.com
mesela, cennet ve cehennemin sonsuz olmadığı yolundaki içtihadı gibi. onca ayetin "halidiyne fiyha" ifadesine rağmen!
onun bu fermanı(!) bizdeki bazı müçtehid taslaklarına da ilham kaynağı olmalı ki son dönemlerde yazılan bazı tefsirlerde aynı anlayış devam ettirilmiştir. (bayraktar bayraklı gibi)
Nureddin Hoca, İbn-î Teymiyye'nin hatalarından bahsederken çok basitmiş gibi anlatıyor. "Sadece Rasulullah (sas) masumdur, geriye kalan herkes hata yapabilir." kabilinden sözlerini İbn-î Teymiyye'yi aklama çabaları olarak değerlendiriyorum. Nureddin Hoca eğer ki İbn-î Teymiyye'yi objektif bir şekilde işleseydi, sizin de bahsetmiş olduğunuz "Cennet ve cehennemin ebediliği" konusuna da değinmesi gerekirdi. Hatırladığım kadarıyla sadece 3 talâk ve kabir ziyareti meselesinin söyledi...
 

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Puanları
0
evvelen nureddin yıldız hoca efendi arabça konusunda çok iyi olduğunu biliyorum
hazırladığı dersleri arabça yazdığı ve kaynakları arabçadan takib ettiğini yakınen biliyorum
kendisi hadis ve fıkıh konusunda da mütehassısdır.hasen en nedviden icazet almıştır.
bu bağlamda ben şunu sormak isterim .imam rabbaninin mezkur garabet sözleri tevil edilebilir bulduğunu söylüyorsunuz.
keşiflerindeki hatalardan dolayı büsbütün reddolunabilinirmi derken bu hatasının tevil edilmeden alındığında hükmü nedir.
imam rabbaninin bu türden sözlerini siz orjinal nushalardan takib ederek mi bunu yazdınız.kitabları şerh ve tercüme edenlerin bu şekilde ifadelerinin olabileceğinin düşünüyormusunuz.
kaldıkı böyle büyük laf edenlerin sözlerini tevil ederek hakkı teslim ettiğinizi düşünürken başka alimlerin hatalarını veya öyle olduğunu zanettiğimiz sözlerini tevil etmek yoluna veya mazur saymak erdemine neden sahib değiliz.
ilimde geldiği noktaları sebebi ile alimleri karalamak İslami terbiyeye uymadığı gibi bunu bizzatihi yaşama gayretinde olan tasavvuf erbabına ne kadar uygun düşmektedir.

yaklaşık bir saatlik konuşmadan yalnızca birkaç cümleye odaklanmak da sizin niyetinizi açıklar mahiyetindemidir.buna siz cevab verin
ve son olarak bu sohbetin ana fikrini eğer dinledi iseniz sizden alabilirmiyiz

Arkadaşımız galiba yazdıklarımızı kamilen anlamamış, veya İbni Teymiye hayranlığı ona bunları söyletiyor.Nureddin ıldızın yukarıdaki videoda söylediklerini dinledim.Lakin konuya vâkıf olmadığı konusunda bir kaç misal verdim.Yoksa misallerimiz bitmiş değil..Verdiğim misaller anlayan için yeterlidir.Nureddin Yıldız konuşmasında , üç meselede, İbni Teymiyeye şiddetli hücum olduğunu belirtiyor.Oysa benim verdiğim örnek, yenilir yutulur cinsten değil! İbnu teymiyenin bizzat karşı geldiği felsefenin temel görüşlerinden olan ''maddenin nev olarak kadim(başlangıçsız havadisler) olduğu konusundaki görüşlerini acaba Nureddin Yıldız biliyormu?Biliyorsa niçin zikretmemiş?! Bilmiyorsa, Onu anlatma işine soyunmaması gerekmezmiydi? biliyor da zikretmiyorsa bu daha feci bir durum.Yani ortada ilim emniyeti kalmamış demektirki....

İbni teymiyenin meziyetleri olduğu konusu doğrudur.Kendisi hadis konusunda Hafızdır.Hanbeli Fıkhında yetişmiştir, neki, sayın komuşmacının belirttiği gibi sert mizacı, meselelerde tenakuza sıkça düşmesinde belirleyici olmuştur...Ben konuşmacıyı dinlerken şu düşünceye kapıldım.Nureddin Yıldızın İbnu Teymiye hakkındaki mütalaları ,büyük ölçüde Muhammed Ebu Zehraya dayanmaktadır..Bizzat eserlerini tahkik etmediği düşüncesi bende hasıl oldu.İmamı Rabbani gibi bir zata ''İbnu Ârabi düşmanlığı'' izafe etmesi , başka nasıl açıklanabilir.Dikkat edilirse, konuşmacı, görüşüne delil olarak, Mektubattan bir delil sunamıyor..İmamı rabbaninin Mektubatını dahi okumadığı böylece anlaşılıyorÖrneğin İmamı rabbaninin , vahdeti Vücud meselesinde , İbni ârabiyi eleştirmesi, mutlak bir eleştiri değil, tersine, Vahdeti Vücud makamının nâkıs olduğu, Vahdeti Şuhud makamının ondan daha âli olduğunu belirtmek içindir.

Bu gibi inceliklerden habersiz birinin , nazik meseleleri konferans konusu yapması, en sert eleştirilere kendni açık etmesi demektir.Bu açıdan İbni Teymiye hayranlarının, yazımızdan haz etmemeleri anlaşılır bir meseledir.Sonuç olarak Nureddin Yıldız , izah ettğini zannettiği bu meselede, bir çok yanlışlara kapılmış, araştırmasının çok cılız, duygularının ise kabarık olduğı görülmüştür.Sözün özü başarılı olamamıştır...
 

Cümle Mühendisi

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
2 Tem 2006
Mesajlar
4,181
Puanları
0
Web sitesi
muhammedesad.blogcu.com
Ulemâdan, Mahmud Efendi'nin de çok sevdiği ve hatta elini öptüğü Seyyid Maliki Hazretleri Mefahîm isimli eserinde İbn-î Teymiyye'den bahsederken "Şeyh", "Şeyhülislam" tabirlerini kullanır ve şefaat mevzusu ve benzer konularda İbn-î Teymiyye'nin görüşlerini benimsediğini belirtir.

İbn-î Teymiyye'nin bazı yönlerden bizlere yanlış tanıtıldığı kesindir. Tasavvuf / Tarikat düşmanı olduğu şeklindeki söylem gerçek dışıdır. İbn-î Teymiyye'yi tarikat düşmanı ilan etmek, Said Nursi'yi "Zaman tarikat zamanı değildir" sözüne binaen tarikat düşmanı görmek kadar büyük bir hezeyandır.
 

Cümle Mühendisi

Ordinaryus
İhvan Üyesi
Katılım
2 Tem 2006
Mesajlar
4,181
Puanları
0
Web sitesi
muhammedesad.blogcu.com
Bu gibi inceliklerden habersiz birinin , nazik meseleleri konferans konusu yapması, en sert eleştirilere kendni açık etmesi demektir.Bu açıdan İbni Teymiye hayranlarının, yazımızdan haz etmemeleri anlaşılır bir meseledir.Sonuç olarak Nureddin Yıldız , izah ettğini zannettiği bu meselede, bir çok yanlışlara kapılmış, araştırmasının çok cılız, duygularının ise kabarık olduğı görülmüştür.Sözün özü başarılı olamamıştır...
Benim de gördüğüm kadarıyla Nureddin Yıldız Hoca'nın 1,5 saatlik İbn-î Teymiyye sohbeti ilmîlikten ve objektiflikten oldukça uzaktır. İbn-î Teymiyye'ye Ehl-î Sünnet Ulemasının hücum ettiği meselelere değinmemesi gerçekten de şaşırtıcıdır. Dediğiniz gibi İmam-ı Rabbani Hazretleri, İbn-î Arabî'yi belli noktalarda tenkit etse de, İbn-î Teymiyye'nin yaptığı ise resmen tekfirdir.
 
Üst