• Reklamsız versiyon için ÜYE OL

Allah ile Konuşup Manisa'da Depremi Engelleyen Şeyh

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,641
Beğeniler
930
Puanları
113
#2
Bir Nurcu büyüğü anlatıyor:

1888 Konya’nın Sarayönü kazasına bağlı Ladik kasabasında doğup 1969’da yine aynı kasabada vefat eden, yıllardır çobanlık yapan ve kırk yıl Hızır Aleyhisselâm’dan ümmî ve kalbî bir şekilde ders aldığı oraca bilinen Ladikli Ahmet Ağa, Eskişehir Hava Üssü Komutanı Albay Reşat Beye ve arkadaşına şöyle anlatıyor: “Bediüzzaman bizim gibi herhangi bir tarikat silsilesine bağlı değildir. O ne kutbu’l-aktaba, ne de herhangi bir kutba bağlıdır. O doğrudan doğruya Peygamberimiz’den (asm) feyiz alır. Ona göre hareket eder. Onu ben size nasıl anlatayım. Bir gün Hızır Aleyhisselâm gelerek, ‘Eskişehir’de zelzele olacak! Taş üstünde taş kalmayacak! Gel Bediüzzaman’a gidelim. Ve duâ etmesini isteyelim. Ki bu zelzele hafiflesin’ dedi. Beraberce Bediüzzaman’a gittik.
Bediüzzaman: ‘Haberim var! Haberim var!’ dedi.

Hızır Aleyhisselâm: ‘Dağlara gidip duâ edelim!’ dedi. Fakat Bediüzzaman:

‘Ben hastayım! Siz dağlara çıkıp duâ edin. Ben buradan duâ edeceğim’ dedi.

Eğer onun duâsı olmasaydı Eskişehir’de gerçekten taş üstünde taş kalmazdı.”

Bir masum çoban olan ve Hızır’dan aldığı kırk yıllık dersiyle Bediüzzaman’ın Ferid makamını tarif eden Ladikli Çoban Ahmet Ağa nihayet diyor ki:

“Ben Hızır’la yüz sene hizmet etsem, yine Bediüzzaman’ın makamına yetişemem!”

Yeni Asya

---

Bir kere Ladikli Ahmet Ağa hazretleri herhangi bir tarikata mensup değildi. Bunu bildikten sonra yazıyı okumanın bir anlamı kalır mı bilinmez ama bir gerçek olarak şunu da bilmek lazımdır:

Bediüzzaman Hazretleri Emirdağ veya Afyon Hapishanesinde yatarken, bir gece Konya'nın Ladik kasabasına Ahmed Ağa'nın yanına geldi. Ahmed Ağa'nın yanında o anda sadece oğlu Zekeriya vardı.

Bediüzzaman tayy-i mekan ederek gelmişti. Ahmed Ağa'nın odasının eşiğinde, ellerindeki kelepçeyi ve ayaklarındaki zincirleri çözdü, içeri girdi:
"- Bu çıksın!" dedi,
Zekeriya'dan ötürü, "konuşacaklarım var..."
Ahmed Ağa:
"-Mahzuru yok gardaşım, yabancımız değildir, oda duysun ..." dedi.
Bediüzzaman:
"-Ahmed Ağa, üstada - Hızıra Aleyhisselam!a- söyle, tahammülüm kalmadı," dedi. Ahmed Ağa:
"-Olur, söyleyelim gardaşım Said" dedi.

Bediüzzaman tekrar anında kelepçeyi ellerine zincirleri ayaklarına takarak geri döndü.

Bir müddet sonra aynı şekilde Bediüzzaman yine geldi ve:
"-Söyledin mi Ahmed Ağa?... Ne oldu netice?", diye sordu.
Ahmed Ağa:
"- Söğledim gardaşım Said, söğledim" dedi.
Bediüzzaman:
"-Ne dedi Üstad? " diye sordu.
Ahmed Ağa:
"-Sabır!...dedi. Sabır sabır sabır!..."

Bediüzzaman bu cevabı alınca, bu defa kapıdan değil, pencereden çıkıp gitti. Yine elleri kelepçeli, ayakları zincirli idi.

---

Bir ikinci husus Ladikli Ahmet Ağa hazretleri kendisine gelenleri sadece zamanın büyüğü olarak Sami Efendi hazretlerine yönlendirir idi.
 

alanyali07

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 May 2008
Mesajlar
6,210
Beğeniler
428
Puanları
83
#3
---

Bir ikinci husus Ladikli Ahmet Ağa hazretleri kendisine gelenleri sadece zamanın büyüğü olarak Sami Efendi hazretlerine yönlendirir idi.
Konu başlığı ve videoyla ne ilgisi var bu açıklamalarının onu anlayamadık yahu :D
Oruç başına mu vurdu Talib :D

Üstad Bediüzzaman kendisine tarikat dersi almak için gelenleri de SAmi efendiye de yönlendirirdi başka ehil şeyhlere de , bkz İsmail Çetin Hocaefendi..
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,641
Beğeniler
930
Puanları
113
#4
Hazretin belirli zaman dönemleri ve tanışıklıkları vardır. İşin nihayetini gördükten sonra diyelim, yönlendirmesi tek olmuştur.

Oruç insanın başına vurmaz. Hiç bir ibadet kimseye vurmaz.

Hani birilerine sapık demeden önce, kendi sevdiğimiz insanlardan da böyle rivayetler var bunlar da bilinsin diye o nakli getirdim. Tabi getirdiğim nakil bir nurcunun ağzından olunca pek çok maddi kusurlar da dahil hatalar olabiliyor. Düzeltmek de lazımdır.
 

Muminaga

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
8,209
Beğeniler
989
Puanları
0
#5
...

Hani birilerine sapık demeden önce,
Hatırlatayım, hiç bir zaman ve hiç bir yerde bir tarikat veya cemaate sempatim, bağlılığım olmadı-olmayacak.
ve bir yapıyı (dini demeye ağzım varmıyor) diğer bir yapıya üstün tutmadım.
Kimi tabi olduğuna dokunulmazlık veriyor, gözü üstünde kaşı var dedirtmiyor. Ben, kul vasfı taşıyan her kim olursa olsun mutlaka zaafiyeti, hata ve kusurları vardır derim, zira "kul hatadan münezzeh değildir" sözünün doğruluğunu asla zihnimden dışarı çıkarmam.

Videodaki bu şahısa bakarak dinden soğuyanlar oluyor, fetö gibi sahtekar alçaklarda unutulmamalı.
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,641
Beğeniler
930
Puanları
113
#6
Eyvallah. Hepsi benim için bir diyorsanız, bu tutarlı bir davranıştır.
 

Tahsin EMİN

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
7 Şub 2012
Mesajlar
11,724
Beğeniler
482
Puanları
0
#7
Yapacak bir şey yoktur.

İnsanlar, Allah'ın kendilerine vermediği kabiliyetleri ekseninde ilahlaştırırlar...

Tatmin ancak böyle olunur...

Ama işi bilenler bunlara gülüp geçer...

Mesela kalp okuma.. Mesela, Adana'daki insanlar ne yaparlar şu anda vs...

Bunları biz bilebilir miyiz, bilemeyiz neden Allahü Teala öyle bir kaabiliyet yüklememiş bize,

Peygamberler de dahil...

İşte bu halde olmak muhatapları kesmiyor...

Kesmeyince devreye,

Yalan, dolan, üç kağıtçılık giriyor...

Bir mehter alalım...
 

alanyali07

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 May 2008
Mesajlar
6,210
Beğeniler
428
Puanları
83
#8
Hazretin belirli zaman dönemleri ve tanışıklıkları vardır. İşin nihayetini gördükten sonra diyelim, yönlendirmesi tek olmuştur.

.
İsmail Çetin Hocaefendi'yi 1960da ömrünün sonunda Gavs Abdülhakim el Hüseyniye yönlendirmiştir.
 

Büşra

'ana hura!!
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
18 Ağu 2007
Mesajlar
21,713
Beğeniler
2,711
Puanları
113
#9
Başlık yeterince açık halbuki ...
 

talib

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 Tem 2006
Mesajlar
21,641
Beğeniler
930
Puanları
113
#11
İsmail Çetin Hocaefendi'yi 1960da ömrünün sonunda Gavs Abdülhakim el Hüseyniye yönlendirmiştir.
Ben bu sözü duymadım hiç bir yerde. Abdülhakim el Hüseyni Hazretlerine gittiğini biliyorum ama Bediüzzaman hazretlerinin yönlendirdiğine dair kaynak nedir?
 

Muminaga

Yeni
İhvan Üyesi
Katılım
19 Ara 2006
Mesajlar
8,209
Beğeniler
989
Puanları
0
#12
Adam Şeyh bile değilmiş

Sadece hocaymış


894
Videonun yer aldığı linkte, videoya isim olarak "Allah ile Konuşup Manisa'da Depremi Engelleyen Şeyh" tanıtımı yapılmış.

Burda özellikle şeyh vurgusu yapılmış gibi düşünmeyin. Sıradan biri de hal ve hareketleriyle İslama zarar verebilir. Hoca olması, şeyh olması önemli değil.
Videodaki kişinin şeyh olmadığı hakkındaki uyarınız burda kalsın, videoyu izledikten sonra görüşlerini aktaracak olan üyeler bu uyarınız da dikkate almış olsun.
 
Son düzenleme:

ummuhan

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
1 Eyl 2007
Mesajlar
12,942
Beğeniler
1,035
Puanları
113
#13
de demiş neme lazım ben uzak durayım :D
 

alanyali07

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
11 May 2008
Mesajlar
6,210
Beğeniler
428
Puanları
83
#15
Ben bu sözü duymadım hiç bir yerde. Abdülhakim el Hüseyni Hazretlerine gittiğini biliyorum ama Bediüzzaman hazretlerinin yönlendirdiğine dair kaynak nedir?
İşte onu diyorum, Sami Efendi hz.ne dair bir yönlendirmesi olmamış.
Git ara bul erbabını demiş ve Abdülhakim el Hüseyniye gitmiş.
Hani diyorsunya sürekli Sami EFendi hz.ne yönlendirirdi diye..o açıdan örnek verdim..
 
Üst