Aile Büyüklerinin Yeni Evlilere Müdahaleleri

Meryem

Komplike
İhvan Üyesi
Katılım
6 Tem 2006
Mesajlar
15,309
Puanları
113
Yaş
33
Mahremiyet mülkiyetten önemlidir!

Yeni evlenmiş de olsa karı-koca, artık aile denen birlik haline gelmiştir ve toplumun bağımsız bir birimidir, daha doğrusu böyle görünüm vermelidir. Bir çift aile olarak kim olduklarına, ne yapacaklarına ve evlerinin kapısından kimlerin girmesine izin vereceklerine karar veren kişiler olmaları gerekir.

Tabii bu demek değildir ki aile dışındakilerin tavsiye, bilgi, destek ve yardımına ihtiyaç duyulmasın. İnsanlar birbirlerine elbette muhtaç olabilir. Bu yüzden sınır keskin olmamalı, esnek davranmalıdır. Ancak dış etkenlere karşı tavır alma inisiyatifi aileye ait olmalıdır.

Bir aileye ne yapması ve nasıl olması gerektiğini söylemek, o ailenin mahremiyetine tecavüz etmek sayılır.

Ailede geçimsizlik ve ihmalkârlık işaretleri görüldüğü zaman bile, dışarıdan ilgi göstermek ve problemlerin çözümü için yardım teklif etmek iyi olsa da istenmeden akıl öğretmek uygun değildir. Bu yüzden olsa gerek karı-kocayla birlikte yaşayan anne-baba veya kayınvalide-kayınpeder, aileyi olumsuz etkileyen tipik etki kaynakları olarak görülebilmektedir.

Aslında bu kişilerin aile dışında olmaları gerekir. Sık görüldüğü gibi çocukların yetiştirilmesine müdahale edebilir ve eşler arasındaki ilişkiyi zedeleyebilirler.

Evlenip kayınvalide-kayınpeder yanına yerleşen ve evin yönetimine hiç karışmayan pek çok hanım hastam oldu. Edindiğim tecrübelere göre büyükleri anlayışlı, olumlu davranan ve bağımsızlık duygusuna saygılı kişiler olduğu durumda bile, bir ailenin çatısı altında yeni bir aile kurmaya çalışmak, iyi bir fikir değildir. (Bu arada anne/babanın, uzun dönemli hastalık veya başka mecburiyetler halinde, yeni evlenenlerle beraber kalabileceğini de aklımızdan çıkarmayalım.)

Üç kuşağın bir arada olduğu bu karışık ortamda, herkesin özgüveni zarar görebilir. Kuşların, yuvadan uçup kendi yuvalarını kurmaya ihtiyaçları vardır. Genç bir çift de bağımsız bir ilişki ve bağımsız bir aile kurabilme şansını elde etmek için kendilerine ait bir mekâna ihtiyaç duyar.

Üç kuşağın birlikte olduğu bir ailede, “Kim ne yapacak?” sorusu bile başlı başına bir sürtüşme kaynağı haline gelebilir. Unutulmamalıdır ki, “Mahremiyet mülkiyetten önemlidir!”

Bağımsız aile kurma hakkı

Esra ile Ahmet, yeni evlenmiş bir çiftti. Bazı sorunlar yaşadıkları için bana gelmişlerdi. Ahmet'in anne babasının ısrarı ile onların evine yerleşmişlerdi. Bu kişiler “Nasıl olsa yaşlıyız ve nasıl olsa biz gittikten sonra, ev sizin olacak!” diye onları ikna etmişlerdi.
Yeni evli çifte şunları söyledim: “Aslında kimin ne zaman gideceğini, ancak Rabbimiz bilebilir! Anne babanız 30–40 yıl daha yaşayabilir, Allah'tan onlara hayırlı ve uzun ömürler dilerim. Ancak, kendi bağımsız aile kurma hakkınızı ve evde yalnızca birlikte yaşama zevkinizi ertelemeyin.

Değil yılların, günlerin bile kıymetini bilin. Hem sonra, anne-babanız daha siz doğmadan, yalnız başlarına ayakta kalmayı pekâlâ becerebiliyorlardı. Sağlıklı ve aktif durumdaki yaşlı anne ve babayı aşırı derecede korumaya almak, onların kendilerine güven duymalarına zarar verir, onları bağımlı kılar ve üstelik hiç de onlara değer verildiği anlamına gelmez. Dolayısıyla onlar için de faydalı sayılmaz.”

Nuriye hanımın annesi, onlarla birlikte kalıyor ve her işlerine müdahale etmeyi kendine bir hak sayıyordu. Ailenin tek oğlunu da kendisine bağımlı hale getirmiş, onunla beraber yatmaya kadar aşırı koruma altına almıştı. Nuriye Hanım, “Anne hakkı olmasa, kendi evi var, oraya gitmesini söyleyeceğim.” diyordu. Bu hanıma, “annenizin evine gitmesini sağlayın.” dedim, “Yoksa böyle ruhî problemleriniz var olmaya devam eder.”

Bazen de anne baba, ayrı evde oturur, ama ellerinde yeni evli çiftin evlerinin anahtarı vardır. İstedikleri zaman girip çıkabilirler. Bu hiç kabul edilebilir bir davranış değildir. Genç çiftin mahremiyet hakları vardır ve ziyaretten önce haberdar edilmeleri gerekir.
Bu durumu anne-babalarına uygun bir dille ifade etmeleri şarttır. Bazı anne-babalar ise evli oğul veya kızlarının her istediklerinde (müsait durumda olup olmadıklarını düşünmeksizin) ellerinin altında olmasını beklerler. Hâlbuki evlilerin eşleri ve çocuklarıyla ilgili konular onlar için önceliklidir, bunu büyüklerin kabul etmeleri gerekir.

Birlikte oturmanın bazı mahzurları:

• Kocasının evine gelin gelen genç hanım, evi kendisine ait hissetmeyebilir.
• Genç çift kendisine ait özel yaşama sahasına sahip olmayabilir, mahremiyet zedelenebilir.
• Cinsel hayatları; “Yerin kulağı var” duygusu yüzünden sıkıntıya girebilir.
• Kayınpeder kayınvalide de uyum zorluğu çekebilir, döşeme zevklerinin, yaşama şekillerinin ve düşüncelerinin gelinleri tarafından beğenilmediği duygusuna kapılabilir.
• Evliliklerin ilk iki yılı, eşlerin birbirinin farklılıklarına uyum sağlamaya çalıştıkları en zor yıllardır. Bu yılları olabildiğince yalnız ve beraber geçirmeleri gerekirken, birlikte oturanlar, buna pek zaman bulamazlar.

Yapılacak şey açıktır: Genç çift, aile dışındakilerin; ailenin mutluluğunu olumsuz yönde etkilemesine ve aile bağımsızlığını korumaya özen göstermelidir. Aileye müdahale etmeye kalkışan olursa (bu ana-baba dahi olsa), açık seçik, kararlı ve yumuşak bir şekilde, kendisini sevip evlerinde ağırlamaktan mutluluk duyulduğunun belirtilip ancak aile işlerine karışmasına müsaade etmeyeceklerini ifade etmek uygun olur.
Genç çift bu sorumluluğu ihmal ettikleri vakit, hem kendileri hem de ailelerini ihmal etmiş olur. Sonuçta ortaya şaşkın, reissiz ve mutsuz bir aile çıkar.


Prof. Dr. Sefa Saygılı - Gülistan Dergisi
 
Üst