Açmadan Solan Üç Gonca | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Açmadan Solan Üç Gonca

cicek demeti

Sükut
İhvan Üyesi
Katılım
7 Ocak 2011
Mesajlar
11,683
Puanları
0



Açmadan Solan Üç Gonca







Üç gonca; Zeyneb, Rukiye ve Ümmü Gülsüm. Henüz gençtiler. Henüz ömürlerinin baharında idiler. Üçü de biricik babalarına doyamadan ebedî hayata göçtüler. Üçü de ağır imtihanların altında idiler ve üçü de arkalarında mahzûn, gözü yaşlı bir baba bıraktılar. O baba ki, sırtında bir “ümmetin derdi”ni taşıyan, hayatı boyunca hep ümmeti için gözyaşı döken bir baba idi.
O kutlu baba, dünyaya garip geldi, garip gitti. O hep gariplerle beraber oldu. Mahzundu. Ve hep mahzun yaşadı. Kimsesizi gözetti, yetimi korudu.
Acılar, ibret nazarı ile bakıldığında, bir insana Allah tarafından verilen imtihan vesîleleridir. Zira ıztırap, sabrı öğretir; isyan ise, sonu gelmeyen dertlere dûçâr eder.
“-Bir belâ gelirse kendimizden, bir nîmet verilirse Rabbimizin keremindendir.”denilmesi lâzım... Tahammül, sefere çıkmadan kuşanılması gereken en güçlü silahtır. Çünkü acıyı veren de O, ıztırabı veren de O, selâmete çıkaran da...
O Kâinatın Efendisi, birçok sıkıntıyla karşı karşıya gelmişti. Şüphesiz bu sıkıntıların her birinin ayrı bir hikmeti vardı. Ve Efendimiz’in hayatı, bir bütün olarak ümmetine örnek teşkil ediyordu.
O, bir hadîs-i şerîfinde şöyle buyuruyordu:
“Mü’min kişiye bir ağrı, bir hastalık bir üzüntü, hatta ufak bir tasa isâbet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günâhından bir kısmını mağfiret buyurur.” (Buhârî, 966)
O’nun hayata baktığı zâviye buydu. Eğer kendisine isâbet eden bir musibet var ise, gelmiş geçmiş bütün hatalardan berî olan O Peygamber, yine de Rabbi tarafından mağfiret olunacağını düşünüyordu; “Şükretmeyen bir kul olmayayım mı?” düşüncesinden hareketle...
O’nun altmış üç yıllık kutlu hayatında, neredeyse tatmadığı acı kalmamıştı. Efendimiz daha dünyayı teşrif etmeden babasını, küçük bir çocukken de annesini kaybetti. Yetim kalmıştı. Dedesinin, amcasının himâyesinde idi, ama hangisi annesinin, babasının yerini tutabilirdi ki!.. Hangi koku, annesinin kokusuna denk gelebilirdi ki!.. Hangi ses, babasının müşfik sesinin yerini tutabilirdi! O, bir kere olsun babasını görmemişti. Bir kere olsun, babasının kucağında ona sımsıkı sarılmamıştı. O yüzden hep mahzundu. Hep gönlü kırıktı. O yüzden yetimleri daha iyi anlıyordu. Ve o yüzden hep “matemlerin civârında” ve “kanadı kırıklarla beraber”di.
Efendimiz’in çektiği sıkıntılar, ciltlerce kitaba sığmaz. Ancak O henüz hayatta iken tattığı evlat acıları, onları kendi eliyle toprağa gömmesi, târifi imkânsız büyük acılardır. Henüz hayatlarının baharında açmadan solan bu üç gonca; Hazret-i Zeyneb, Hazret-i Rukiye ve Hazret-i Ümmü Gülsüm’dür. Allah, onların hepsinden râzı olsun.
Üçünün de ıztırap dolu hayatları var. Ve üçü de biricik babalarının müşrik Mekke toplumu tarafından mâruz bırakıldığı bütün acılara bizzat şâhid olmuşlardı. Kendi kavmi tarafından zulüm gören ve dışlanan bir babanın acılarına, bir de bu üç goncanın genç yaşta vefatları eklendi.
alinti
 

Hikem

Kıdemli Üye
İhvan Üyesi
Katılım
31 Ağu 2009
Mesajlar
6,073
Puanları
0
abla maşaAllah siteyi tek başınıza bile idare edecek kadar enerjiniz, azminiz var.Ne güzel!
 

_ikLiL_

VUSLATA HASRET.....
İhvan Üyesi
Katılım
24 May 2010
Mesajlar
2,117
Puanları
0
Yaş
28
paylaşım için teşekkürler:)
 

cicek demeti

Sükut
İhvan Üyesi
Katılım
7 Ocak 2011
Mesajlar
11,683
Puanları
0
abla maşaAllah siteyi tek başınıza bile idare edecek kadar enerjiniz, azminiz var.Ne güzel!
Rahmetemmirrabbik Rabbimin rahmeti ile inseallah.... canlarin cani guzel kardesim Rabbim icin canim feda bunlar az bile yeterki karinca misali bu ugurda can vermektir niyetim inseallah....isterimki bu aciz bedenim Rabbim icin sehit duse...Rabbim razi ola ..
 
Üst