Abdeste israf ve önlük... | ihvan forum – Özgür Düşünce ve Paylaşım Platformu!

Abdeste israf ve önlük...

ukubat

Profesör
İhvan Üyesi
Katılım
9 May 2007
Mesajlar
1,873
Puanları
48
Web sitesi
www.ukubatdavasi.blogcu.com
Abdestte israf ve önlük

Dersimizin ayetlerine devam edelim:
‘’(Habibim!) De ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim? Hâlbuki O, rızık veriyor, yediriyor ve yedirilmekten, beslenmekten münezzeh bulunuyor. De ki: Bana İslamı kabul edenlerin ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma (denildi.’’

Sizin, kandırmak için bana vereceğiniz paraları da yaratıcı, sizin kandırmak için bana vereceğiniz riyaseti de verici olan Allah’ı bırakıp da kimi dost edineceğim? Anlayabilsek bu sözlerin hepsi bizim kafalarımıza tokmaktır, yani kafamıza altından gümüşten tokmak.

Uyan ve düşün ey Mümin! Evinin her şeyini O yarattı, kumları taşları O yarattı, demirleri, kireçleri O yarattı. Taşları kullanılacak hale getiren aletleri O yarattı. Bir zerre yoktur ki, O yaratmasın. Bu ayetler bize okunuyor, bize söyleniyor. Biz ise bize değil başkasına okunuyor diye düşünürüz. Sure-i Ankebut’ta şöyle buyrulur:
‘’Muhakkak ki Mekke kâfirlerine ‘Gökleri ve yeri kim yarattı? Güneşi va ayı kim zelil (emre bağlı) kıldı?’ diye sorarsan, Elbette Allah derler. O halde (Allah’ın birliğini ikrar ettikten sonra) nasıl (tevhidden) çevriliyorlar.’’(Ayet 61)

Demek ki güneşi kim yarattı denildiğinde sadece 'Allah yarattı' demek hüner değildir. Mademki bu itikattasın, hani nerede Mevla Teala’ya kulluk yapmak?

Seni iğnenin tepesi kadar ışık keşifleriyle oyalıyor, aldatıyorlar. ‘’Efendim barajlar yapıyorlar, elektrik elde ediyorlar.’’ diyorlar. O barajlara suyu gönderen ise anılmıyor, o barajları inşa etmek için gerekli malzemeyi veren, orada çalışan mühendisleri, işçileri yaratan hiç zikredilmiyor.

Derler ki:’’Acele hırsız ev sahibini bastırır’’ böyle değil mi? Bundan sonra aldanmayacağız inş
!


Bakınız! Sure-i Yusuf’ta Mevla Teala ne buyuruyor:
‘’Göklerde ve yerde (Allah’ın birliğine, kudret ve azametine delalet eden) ne kadar lanet var ki, insanlar üzerlerinden geçerler de bunlardan ibret almayıp yüz çevirirler.’’(Ayet 105)

Hâlbuki Mevla Teala ne istiyor:
‘’(Habibim!) De ki: Bakınız! Göklerde ve yerde neler var?’’(Yunus 101 den)

Bir beyitte denir ki:
‘’Her şeyde, O’nun birliğine delalet eden bir ayet vardır.’’

Mecburuz, bir kum tanesine dahi bakacağız ve:''bunu kim yarattı?’’ diyeceğiz. Bir kum tanesini kim yaratabilir? Ancak yüce Allah. Bu hüner sizde var mı? Parmak kaldırın! Hiç biriniz kaldıramıyorsunuz değil mi? Mademki Allah’ın indinde yüksek olmaya talibiz, o halde yüzlerimizi tam olarak Cenab-ı Hak’ka döndürmeliyiz. O’nun kapısı sıdk ile beklemiyoruz.

Abdest alırken, namaz kılarken neler düşünülüyor, çeşit çeşit tezgâhlar dokunuyor. Abdest alırken Mevla Teala bana bakıyor diye düşüneceksiniz ve abdest almaya şu dua ile başlanır:
‘’Elhamdülillahillezi ce’alel ma e tahuran ve ce’alel islame nura’’
‘’Bütün hamdler, suyu temizleyici ve İslamı nur kılan Allahu Teala’ya mahsustur.’’

Okuduğunuz dua sebebiyle ağzınız bu tezgahtadır ama, kalbiniz başka bir tezgahtadır. Doğru söyleyiniz böyle değil mi? Kendimiz büyük adamlar olmuş biliyoruz ama kalbimiz öbür tezgâhlarda. Hatalı olduğumuz birazcık olsun anladık, Abdest alırken Rabbimiz bize bakıyor, suyu fazla mı döküyoruz az mı döküyoruz? Önümüze bir önlük alıyor muyuz? Hapsini görüyor.

Önünüze önlük koymadan abdest almayınız. Şeyhim Ali Haydar Efendi (kuddise sirrahu) bunun üzerinde çok dururdu. Ben olurda abdest alırken önüme koymaya bir şey bulamazsam mendil takıyorum.

Sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra kafamızı şöyle bir yere koyalım, biliyorsunuz bu sünnettir. Halebî okumuyorsunuz, ben ne edeyim? Onda o kadar tat vardır ki, hükümlerini hep ayeti kerime ve hadis-i şeriflerden almıştır.
Halebî’de geçer ki: abdestin adabından biri de:''Suyu israf etmemektir.’’

Sa’d (Radıy
u anh) abdest alırken, Resulullah (Sall
u aleyhi ve Sellem) onu gördü ve buyurdu ki:

‘’Ya Sa’d! Nedir bu israf?’’
Sa’d (Radıy
u anh) dedi ki:

‘’Abdest’te israf var mıdır?’’ O zaman Resulullah (Sall
u aleyhi ve Sellem) buyurdu:

‘’Evet, akan bir nehrin kenarında olsan bile.’’

Peki, Mevla Teala israf edeni sevmiyorum diyor. Yani israf edersen seni Mevla Teala sevmeyecek. Bundan daha ağır ne olabilir* nitekim sure-i Araf’ta buyruluyor:
‘’Yiyiniz, içiniz, israf etmeyiniz, zira Allahu Teala israf edenleri sevmez.’’(Ayet 31)

Birde abdest alırken ihsan üzere olmalı, ihsan ne demekti?
‘’İhsan, Allah’a O’nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Eğer Onu görüyor olmazsan muhakkak O seni görüyor.’’

Abdestimizi bu hadisi şerif üzere alıyor muyuz? Namazımızı tam ve doğru olarak kılıyor muyuz? Öteki tezgâhları kapatıyor muyuz?

Ayet-i Kerime’mizde ne buyruluyordu?
‘’Gökleri ve yeri yaratan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim?’’

Bu kadar büyük kâinatın sahibinden beni ayıracaksınız, beni para ile kandıracaksınız öylemi? Şuna benziyor:’’bir sivrisinek geliyor, gel ben seni götüreyim.’’ Diyor. Onun neresine binilir. Bir beyit okuyalım:
‘’Arif’in kadrini yine ol arif olan bilir,
Ehli ilmin rütbesini bilmez ehl-i inhitat (düşük adamlar)’’

La keyfi (şekilsiz) olan Mevla Teala’yı, la keyfiyet aleminden nasibi olan bilir. Mevlana Celaleddin-i Rumi (Kuddise Sirrahu) ne buyuruyor:
‘’Dost ayrılığından paramparça olmuş bir gönül isterim, ta ki ona aşk derdinin şehrini söyleyeyim.’’

Bu sözlerden kimler tesirlenir? Bu manalardan nasibi olanlar, arif olanlar, la keyfiyet aleminden renk alanlar tesirlenir. Adamda bu zevk yok ki tesirlensin, midesi safra dolu, sen ona baklavadan bahsediyorsun, onun istifra edesi geliyor.

Sure-i Zümer’de şöyle buyruluyor:
‘’Allah anıldığı vakit, ahirete iman etmeyenlerin yürekleri tiksinirde, O’ndan başka putlar anıldığı vakit yüzleri güler.’’(Ayet 54)

Hakikaten acemiler gibiyiz. Yani biz onlardan daha kabahatliyiz, onlar hiçbir şey bilmeyerek, bizler ise bildiğimiz halde şimdiye kadar kusur işledik. ‘İşte fen ilerledi de su evimize kadar geldi, biz de rahat ediyoruz.’ Diyorlar. Kardeşlerim bunların hepsinin aslı kime mahsus bilmez misiniz?

Mevla Teala yağmur yağdırmasa, senin motorunun da, borularının da ne faydası var? Motor da kalır, boru da kalır, petrol bitiverse tayyaren de, gemin de bir işe yaramaz. Mevla Teala, insana ruhu vermezse, o beden neye yarar? Hiçbir şeye…

Her şeyi Cenab-ı Hak çalıştırıyor, bütün iyilikler onundur, siz beni neyle kandırmaya çalışıyorsunuz? Ben bütün kainatı yoktan var eden Allah’ın adamıyım, beni kimin adamı etmek istiyorsunuz? Rabbim bana öyle bir rütbe verdi ki, ondan hayırlı rütbe yoktur. Siz beni hangi rütbeyle kandırmak istiyorsunuz?

Sure-i Müminun’da şöyle buyruluyor:
‘’Eğer Allah (Celle Celaluhu) onların keyiflerine tabi olsaydı, göklerle, yer ve bunlarda bulunan kimseler fesada uğrardı (alem bozulurdu).’’(Ayet 71)

Müşrikler, Resulullah (Sall
u aleyhi ve Sellem) e kabilelerden topladıklar paraları verecekelrdi, halbuıki kainatın hepsi onun.

‘’Ben sana aşık olunca ey şerif, Senin olmaz mı dü alem ay latif!’’
Ben seni sevdikten sonra, Ey Habibim! Dünya ve ahiret senin olmaz mı?

Kendisine:''Ben seni sevdikten sonra, Habibim dünya ve ahiret senin olmaz mı?’’ denilen Efendimiz (Sall
u aleyhi ve Sellem) e birkaç kabile aralarında para toplayıp getirecekler! Bunlar ne kadar düşüğk adamlar!


İnsan Mevla Teala tarafından terbiye edilmezse odundan daha aşağı olur.

‘’İlim Mevla Teala’dan vasıtasız olarak gelmez ise,
Tarakçının süsü gibi devam etmez.(bozulur)’’

Ayet-i Kerimemize devam edelim:
‘’O (Mevla Teala) yedirir, kendisi yedirilmez.’’

Cenab-ı Hak seni yedirir, sen O’nu yediremezsin. Sen O’nun yemeğine muhtaçsındır. O sana muhtaç değil. Böyle Zat-ı Pak-i Sübhaniyenin kapısında, O’nun memuru olan Peygamber (Sall
u aleyhi ve Sellem) Efendimizi birkaç kuruş ile satın alacaksın.


Mevla Teala yağmurları yağdırmayıp yerde bir şey bitmeseydi, sizin vereceğiniz paralar neye yarayacaktı? Altını altın eden Allah’tır, her şeye değer veren Allah’tır. Yediren, içiren yüce Allah, yaratan yaşatan yüce Allah….

24 saate, yirmi dört bin nefes alınıyor, her bir nefes bir dünyadan daha kıymetlidir. Gözün görmesi, kulakların işitmesi, dilin söylemesi, elin tutması, ayağın yürümesi hep O Mevla’dan; sebzeler, meyveler, sular, ağaçlar, hava hep O’ndan O’nun nimetleri saymakla bitmez.

İbrahim suresin’de buyrulduğu gibi:
‘’Eğer Allah’ın bunca nimetlerini tekrar saymaya kalkışsanız, sayamazsınız. Gerçekten insan çok zalimdir, çok nankördür.’’(Ayet 34)

Bakın bu ayet-i celilede Mevla Teala (zalumun) buyurdu, (Zalimun) buyurmadı çünkü (zalumun) sığası mübalağa içindir.(Keffarun) buyurdu,(Kafirun) buyurmadı, (Keffarun) sıgası da mübalağa içindir. Yani insan çok zalimdir, çok nankördür, bu kadar nimetleri görmüyor. Nankör kelimesinde:’’Nan’’ nimet demektir.

Bizi nice nimetler kuşatmıştır, eğer:’’Bu kadar nimetlerin şükrünü ifadan ben aciz kaldım.’’ Denirse, o zaman Mevla Teala kabul buyuruyor.

Dersimizin ayet-i kerimelerine gelelim:
‘’De ki: Eğer ben Rabbime isyan edersem cidden büyük bir günün azabından korkarım.’’

Siz korkuyorum, musunuz? Bütün kâinatın haliki olan Allah-u Teala Hazretleri bana bir vize verdi. Siz diyorsunuz bunu bırak, sana bir vazife vereceğiz onu yap.

Nefis ve şeytan yetmezmiş gibi bir de böyle adamlar ortaya çıkar. Nefis kalenin içinden, şeytandan dışından delmeye bakar. Bu gibilere deli mi dersiniz bilmem. Akıllı olana ne büyük ayet.

(Ders Ayeti)
‘’O gün kimden azap giderilirse, muhakkak ki Allah ona merhamet etmiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.’’

Düşünün şimdi! Tepeden tırnağa kadar çıplak bulunsak, evimiz olmasa, yiyeceğimiz-içeceğimiz olmasa, halimiz ne olur? Biz bu durumda iken bir de üzerimize eritilmiş tunç dökseler, acıkınca yenecek yiyecek dikenli otlar olsa halimiz ne olur? İşte bu cehennemdir.

Ne demiştik? Tezgâhımızın düğmesine bastığımızda, öteki tezgâhları kapatacağız, bundan sonra hep tek bir tezgah kuralım, beton gibi olduk haberimiz yok.

(Ders Ayeti)
‘’Eğer Allah sana bir bela, bir zarar değdirirse, artık onu, O’ndan başka açacak kimse yoktur. Sana herhangi bir hayır değdirirse, yine O, (onu devam ettirmeye ve) her şeye kadirdir.’’

Sana bir dert musallat olsa, ondan kurtulmak için var gücünle çareler arsan, Allahu Teala dilemedikçe kurtulamazsın. Bir nüzul inse, romatizma ağrıları tutsa, ne kadar uğraşsan bir türlü sıhhatine kavuşamazsınız.

Ayet-i kerime’de (İlla hüve) buyruluyor, yani ancak ‘’O açar’’ (Hüve) Mevla’nın öz zatının ismidir. Allah ism-i şerifinin evvelindeki (El) harfi tariftir, Allah denilince hem zatının hem de sıfatlarının ismi olmuş oluyor.(Hüve) bizim bedenimizi yaşatıyor, ruhumuzu ne yaşatıyor (hu) nun manası.
İnsanın bedenini yaşatan (Hu) yu herkes okuyor, 5 dakika (hu) demeden, yani nefes alıp vermeden durun bakayım, duramazsınız. Ruhu yaşatacak (Hu) yu bu tezgâhı kuranlar, Allaha kulluk yapanlar okuyor.

(Ders Ayeti)
‘’O, kullarının üstünde galiptir. O yegane hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.’’

Allah dostlarından birisi (kıraat imamlarından Hamza), Mevla Teala’yı rüyasında müşahede etti. Mevla Teala ona aşır oku diye emir buyurdu. Bunun üzerine O da.
‘’Ve hüvel kahiru fevga ibadihi’’
Ayet-i celilesini okuduğunda, Mevla Teala: ‘’Ya Hamza (‘’Ve hüvel kahiru’’ ‘’O mutasarrıftır.’’ Deme, (Ve entel Kahiru) ‘’Sen sarrıfsın.’’ de, çünkü sen huzurdasın.’’ Buyurdu.
Bakınız ne büyük lütuf!....


ismailağa.info
 
Üst