" Kur'an hakikati, bütün diriliği ve sağlamlığıyla, her yaratığın ağırlığına göre, sürekli olarak açıklayan ve açıklayışı tükenmeyen, sürekli olarak tebliğ eden, mucize halinde ilahi sözlerin, gönlümüzün sır aynasında tecelli eden ilahi kelimelerin bir araya gelerek kurdukları doğruluk, iyilik ve güzelliğin eksiksiz, fazlasız terkibidir.

Şüphesiz serap bile hakikatin şahididir. Su olmasaydı suyun serabı da olmayacaktı. Çölde susuzluktan dudakları çatlayan insanın duyuları bir aceleyle suya kavuşulmadan gölgelerden ve hayallerden akıttığı pınarı, aldanmaya hazır bir hale gelmiş gözlere su gibi gösterir. Bu suyun pırıltılı hayaliyle insan ufuklardan ufuklara koşar, fakat bir türlü o suya erişemez. Ama araya araya bir gün suya erişirse, daha önce gözüne görünenlerin hayallerden başka bir şey olmadığını anlar. Beş duygu çerçevesindeki bu olay ara sıra aklın veya daha geniş anlamda zihnin çöllerine düşen ruhun başına da gelir. Yolunu şaşırmış zeka, kendisine hakikat diye sunulmuş serap sistemlerine sarılır. Fakat bir sınırdan bir sınıra kadar onun uygulanışına geçince aldandığını anlar. Bu sefer de yeni seraplar onu beklemektedir. Seraplardan seraplara, hayal kırıklığından hayal kırıklığına koşar durur insanoğlu. Bu, gerçekte, hakikate susayışın ve onu arayışın, ararken de karşısına çıkarılan hakikat benzeri sistemlerin aldatıcılığını ilk bakışta kavrayamayışının bir sonucudur.
Hakikat hakkının eli çabuk hırsızları hep de insanların hakikate böylesine susamış olanlarını av olarak seçerler. O aldanmaya hazır insanlar umutlardan renklerin en iç alıcılarından ne saraylar kurmazlar! İşte Büyük Kur'an, bu aldatıcılığı önleyen, insanın aldanmasına meydan vermeyen, şaşırma ve sapmanın yollarını tıkayan Hakikat Kitabı'dır. Su da O'ndandır, Su'dan uzaklaşılında insanı seraplardan koruyan sabır, tevekkül, dikkat ve araştırmadan yılmama güçleri de O'nda. Suya kavuşmanın, kaybolmuş suya ulaşmanın bilimi de O'nda. Acılaşmış suyu tatlılaştırmanın, rengi bozulmuş kaynağı duru ve berrak hale getirmenin sırrı da O'nda.

Kur'an... Hakikat idesinin üstün sitesini ve medeniyetlerini kuran Kitap. Yunan ve Roma, Hint ve Pers seraplarını dağıtan kılavuz. Putları devirip Allah'a götüren, gerçek yolu açan, gerçek ilim ve hikmetler dünyasının sahibi. Doğuyu ve Batıyı tarihin illüzyonundan kurtaran anlam komutanı. Çürüyen toplumlardan batıl inançların sam yelini toplayan ve bahar bad-ı sabalarına alan açan, diriltici rüzgarları getiren muştu mektubu. İnsanlığı zincire vuran firavunluğun her türlüsünden azad eden hakiki özgürlük kılıcı.
Kur'an... İnsan O'na yaklaştıkça hakikate yaklaşmanın büyük mutluluğunu, huzurunu ve heyecanını, aşk ve coşkusunu bulur içinde. O'ndan uzaklaştıkça, zanların, vehimlerin, erdemsizliklerin, büyüklenmenin bataklığına saplanır.

Toplumlar da böyle. Kur'an Medeniyetini ve ondan aldığı ilhamı gerçekleştirdikçe, büyür, gelişir, üstünleşir, yücelir. Ondan uzaklaştıkça, ona savaş açtıkça küçülür, alçalır ve çürür. Kısa vadeli maddi ilerleyişler de ona bir fayda sağlamaktan çok, zarar verirler. Nasıl ki, bugün aya giden insan, erdem alanında karıncadan daha aciz durumdadır. Dev devletler bir anne karacanın şefkatinden bile mahrumdurlar. Sırtlan ve pars gibi parçalayıcı canavar haline gelmiştir kapitalizmin, komünizmin veya faşizmin ve benzeri ideolojilerin devleti. İnsan ruhu, bu devlerin elinde paramparça edilmekte, insanlık onuru bu tarih öncesi, jeolojik devir canavarlarını ansıtan devletlerin ayağı altında ezilmekte. Özgürlük, hak, eşitlik, emek gibi kutlu kavramlar, bunların yalancılıklarını örten soylu perdelerdir. Bu perdeleri de hakikat sistemlerinden, binbir parça ederek adeta arkeolojik kazılar yaparken onların parçalarını bularak ve anlamına ermeden ruhlarına zıt çerçevelere yerleştirerek kullanmakta, işlemekte ve aşındırmaktadırlar.

Fakat ne yaparlarsa yapsınlar çabaları boşunadır. Hakikat aşınmaz. İpekten yumuşaktır hakikat, ama çelikten de, elmastan da, platinden de serttir. Onların aşındırmak uğruna yaptıkları, sonunda hakikatin daha iyi ortaya çıkmasına yarayacaktır.

Ve hakikat erlerinin çalışmalarına Allah'ın verdiği zafer gerçekleşir, ölüm ve batım günleri sona erer. Diriliş Günü gelir."