Etiketlenen üyelerin listesi

İBRAHİM'İN KUŞLARI “Ama kalbim tamamen mutmain olsun” demişti. Görmek istemişti İbrahim (as). “Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster” demişti. Rabbi de, “Yoksa, inancın yok mu?” demişti. İnanıyordu elbet! Görürcesine inanıyordu ama bir de görmek vardı. “Öyleyse” demişti Allah, “dört kuş al ve onları kendine alıştır; sonra onları her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da çağır; uçarak sana gelecekler.”

Bu konu 1791 kez görüntülendi 2 yorum aldı ...
İbrahim in Kuşları 4.00 1791 Reviews

    Konuyu değerlendir: İbrahim in Kuşları

    5 üzerinden 4.00 | Toplam: 1 kişi oyladı ve 1791 kez incelendi.

  1. #1
    Kaf-Nun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    14-06-2006
    Yer
    Yer_6
    Mesajlar
    272
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kaf-Nun

    İBRAHİM'İN KUŞLARI





    “Ama kalbim tamamen mutmain olsun” demişti. Görmek istemişti İbrahim (as). “Ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster” demişti. Rabbi de, “Yoksa, inancın yok mu?” demişti. İnanıyordu elbet! Görürcesine inanıyordu ama bir de görmek vardı. “Öyleyse” demişti Allah, “dört kuş al ve onları kendine alıştır; sonra onları her tepeye ayrı ayrı sal; sonra da çağır; uçarak sana gelecekler.”



    Her baharın eşiğinde İbrahim’in (as) aradığı itminanı buluyor insan. Dağılmış bahçelerden, unutulmuş tohum mezarlarından, çiçeklerin solduğu zamanlardan, yaprakların savrulduğu uzaklardan, rüzgârların dokunduğu ıssızlıklardan kuşlar dönüyor şimdi. Çürümüşlüklerden, terkedilmişliklerden, yitirilmişliklerden, dağılmışlıklardan çiçek çiçek kuşlar dönüyor gözlerimize.



    Bağların bozulduğu zamanlarda, güzün dağılmıştı “kuşlar”ımız. Yazbahar tanık olduğumuz hayat, yanımıza yöremize alıştırdığımız renkler ve ahenkler nasıl da dağılmıştı sonbaharda. Ve ardından kış.. Dallar yetim kalmış, tohumlar unutulup gitmiş, yapraklar ışığa yabancılaşmış, güneş dünyadan uzaklaşmıştı. İbrahim (as) kuşlarını tepelere ayrı ayrı salmış gibi..



    Baharda hayata sebep olarak görünen her şey sonuçlarıyla birlikte dağılıvermişti. Ağaca hayat verdiği sanılan su köklerden çekilmiş, meyveyi olgunlaştırdığı sanılan dallar da kurumuş, çiçeğin tutunduğu budaklar da körelmişti. Güneş, yaprakları diri tutan ışığını çekmiş, üstelik sanki küsüşmüşler gibi, günışığı daha yumuşak geldiği halde, baharda yeşerttiği yaprakları kurutmaya başlamıştı. Baharda çiçek tozlarını birbirleriyle buluşturan rüzgâr bu defa tam bir kuru yaprakları koparıp boşluğa savuragelmişti.



    Güz, tıpkı “o gün”ün, yani Haşir Günü’nün tarifi gibidir. “Kimsenin kimseye fayda vermediği” gün. Babanın evlada elinin uzanmadığı, evladın babaya sözünü işittiremediği, gözlerin bile birbirleriyle buluşamadığı, tenlerin biribirine uzak kaldığı gün. Dağılmışlığın, çözülmüşlüğün, uzaklığın mutlak tarifidir bu. Bütün yakınlıkların bitişi nasıl tarif edilebilir? Herkesin dipsiz bir tekilliğe inmesi, kendisiyle başbaşa kaldığı derin bir kuyuya itilmesi... Mekanca yanyana olabilirsiniz ama temasça sonsuz mesafeler var aranızda, mutlak uzaklıkların labirentinde yapayalnızsınız.



    İşte baharın öncesi böyledir. Toprağın ağaca, ağacın dala, dalın yaprağa, rüzgârın çiçeğe, kökün gövdeye, ışığın suya, suyun havaya menfaatinin olmadığı zamanlardır güz ve kış.. Şimdi önümüzde toparlanan hayat, sonsuz sayıda tepelerden çağrılan çiçekler, hiç bilmediğimiz uzaklardan koşup gelen rüzgâr kıpırtıları, İbrahim’in (as) görmek istediği ve görmemizi istediği hayat verme misalleridir.



    Eşya zamanın akışıyla sürekli değişiyor, dönüşüyor, şekilden şekle giriyor, bozuluyor, yapılıyor. Her daim kendimize alıştırdığımız, avucumuzda evcilleştirdiğimiz kuşları salıyor, zamanın tepelerine salıyor gibiyiz. Sonra yeni biçimler giymek üzere yeniden çağırıyoruz kuşları, koşup gelmelerini bekliyoruz avuçlarımıza.



    Akşam olunca güneşi salıyoruz karanlığa.. Sabaha yeniden çağırıyoruz penceremize.. Dönmesini bekliyoruz güneşin salıverdiğimiz tepelerden. Her an bir önceki anın tanıdıklarını adı bilinmez tepelere, gözle görülmez kuytulara terkediyoruz. Bir sonraki anda yeniden toparlanıyor eşya, yeniden bedenimizi yanımızda buluyoruz. İbrahim (as) gibi kuşlarımızı salıyoruz, sonra da geri çağırıyoruz. Gün geliyor bedenimizi bırakıyoruz toprağa, karanlık kuyulara cesetler salıyoruz. Yeniden çağrılmayı umarak, yeniden toparlanmayı bekleyerek.



    Kalbimiz mutmain mi olmak istiyor? Görmek mi istiyoruz kuşların dönüşünü? Sonsuz dağılmışlıkların, nihayetsiz uzaklıkların, derin ayrılıkların ortasında bir dağılıp bir toplanan hayatımızın ebediyen bize dönmesi konusunda emin olmak mı istiyoruz? Sebep ve sonuç arasındaki uçurumlardan gidip gelen varlığımızı uzak tepelerden geri mi çağırmak istiyoruz? Aslında uzaklık olan gerçekliğimizi sürekli yakınlığa dönmesi müjdesini almak mı istiyoruz?



    İşte İbrahim’in (as) kuşları geri dönüyor salıverildiği tepelerden. Bahar geliyor. Çiçekler taç yapraklarını toparlıyor sonsuz mesafelerden. Ateş, toprak, su ve hava.. dört unsur. Ayrı tepelere salıverilmiş kuşlar gibi kanatlanıp geri dönüyorlar. Avucumuzda her bir çiçek bir İbrahim (as) itminanı. Gözümüzde her bir yaprak bir İbrahim (as) sınavı.. Kalbimizde her bir meyve bir İbrahim (as) sevdası..



    İbrahim’in (as) kuşları dönüyor...

    Senâi DEMİRCİ

  2. #2
    Enes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli Admin
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    bâbil...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    6.779
    Adı geçen
    70 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Enes
    emeğine sağlık çok güzel...

  3. #3
    Murat Sâki
    senai demircinin sesinden sesli olarak dinlemesi daha bir ayrı güzel oluyor kıssa zaten bir başka ders veriyor insana temaşa nın Allah için dahi olabileceğine güzel bir yol gösteriyor Allah razı olsun

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kış gelince aç kuşları kim doyurur?
    By turangida in forum SERBEST KÜRSÜ
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 08-12-2013, 14:45
  2. Toki Kuşları Rüyası
    By turangida in forum SERBEST KÜRSÜ
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 02-12-2013, 02:54
  3. "İbrahim'ın kuşları" geri döndü...
    By efruz in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-12-2009, 13:20
  4. Vurulur Anka Kuşları
    By aHuZaR in forum ŞİİR DEFTERİ
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 18-02-2008, 15:46
  5. Gurbet Kuşları
    By meyve in forum FOTO / KARİKATÜR
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18-02-2007, 23:19

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş