Etiketlenen üyelerin listesi

Çoğu kimse Şii denilince (Türkiye’de buna Caferiler de dahildir) bunların normal bir Müslüman gibi inandıklarını, düşündüklerini ve yaşadıklarını zanneder. Oysa bu blogda yer alan birçok kitap ve belgede de görüldüğü gibi bunun kesinlikle böyle olmadığı açıktır. http://irananaliz.files.wordpress.com/2008/09/kelimeitevhid1.jpg?w=245&h=89 İslam dinine girerken Müslüman olmanın şartı olarak kabul edilen Kelime-i Şehadet (Ben şehadet ederim ki Allah (cc) birdir ve Hz. Muhammed (sav) O’nun kulu

Bu konu 17398 kez görüntülendi 72 yorum aldı ...
Ehl-i Şia/İran dosyası... 17398 Reviews

    Konuyu değerlendir: Ehl-i Şia/İran dosyası...

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 17398 kez incelendi.

Sayfa 1/5 12345 Son
  1. #1
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|

    Çoğu kimse Şii denilince (Türkiye’de buna Caferiler de dahildir) bunların normal bir Müslüman gibi inandıklarını, düşündüklerini ve yaşadıklarını zanneder. Oysa bu blogda yer alan birçok kitap ve belgede de görüldüğü gibi bunun kesinlikle böyle olmadığı açıktır. İslam dinine girerken Müslüman olmanın şartı olarak kabul edilen Kelime-i Şehadet (Ben şehadet ederim ki Allah (cc) birdir ve Hz. Muhammed (sav) O’nun kulu ve Resuludür) ve Kelime-i Tevhid (Allah (cc)’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sav) O’nun Resuludür) iki temel ilke bakınız Şiiler tarafından nasıl çarptırılmış, neler eklenmiş ve nasıl inanılıyor?


    İran Hükümeti’nin aylık olarak yayımladığı “Vahdet İslami” adlı 1984 tarihli, sayfa 4′te yer alan Kelime-i Tevhid herhangi bir Müslümanın getirdiği ve bildiğinden çok farklı?


    Evet, gerçekten son derece şaşırtıcı ama bir gerçek. Şii itikadında Kelime-i Tevhid şöyle: Lailaheillallah Muhammedun Resulullah ve Aliyyun Veliyyu Hamiyetullahi ve Huccetullah!

  2. #2
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Şİİ MEZHEBİ VE TEMELLERİ: KUR’AN-I KERİM’E İFTİRALAR!


    İslam’ın dört hak mezhebi olan Hanefi, Şafii, Hanbeli ve Maliki mezheplerinin dışındaki mezhepler düşünce yapıları, temel itikadi esasları, imanın ve İslamın şartlarına dair farklı yorum ve okuyuş biçimleri, en önemlisi Allah’ın (cc) varlığı ve sıfatları, Hz. Peygamber’in (sav) konumu ve Kur’an-ı Kerim ile Sahabelere bakış açıları açısından ciddi anlamda farklılıklar arz etmektedirler. Batıl, bid’at mezhepler olarak adlandırılan bu akımların başında gelen Şiilik (İsna Aşeriye, Caferilik, İsmailiye vd) halihazırda Sünnilikten sadece küçük detaylarla ayrılan bir İslam mezhebi gibi lanse edilmektedir. Oysa Şii mezhebinin önde gelen nerdeyse tüm alimlerinin yazdıklarına, söylediklerinee ve genel olarak Şii literatürüne daha yakından bakıldığında aslında İslam’ın temel esaslarıyla çelişen, çok tehlikeli, kimi zaman oldukça şaşırtıcı ve gerçekten İslam’ın özüne tamamen ters düşen bir düşünce akımının olduğu görülmektedir. Bu dosyamızda onlarca Şii alimin eserlerine ve orijinallerine yer vererek, bunların Kur’an-ı Kerim’in bozulduğu, tahrif edildiği, çıkartma ve eklemelerin olduğu ve değiştirildiği yönündeki kabul edilemez iddialarını kamuoyu ile paylaşacağız. Şİİ ALİMLERİN KUR’AN-I KERİM’İN DEĞİŞTİRİLDİĞİ, BOZULDUĞU VE TAHRİF EDİLDİĞİ YÖNÜNDEKİ İFTİRALARI
    1- El Bahrani: Kur’an Allah’ın (cc) indirdiklerinden farklıdır!

    2- El Allame el Fani el İsfahani eserinde Şiilerin en muteber alimleri olan el Kummi ile el Kuleyni’ye atfen akidelerinin Kur’an-ı Kerimin tahrif edildiği yönünde olduğunu ifade etmesi:

    3. Abbas el Kummi, Mefatihul Cinan eserinde Meclisiye dayandırdığı pasajda Ayetel Kürsi’yi çarpıtarak yeni ayetler ekleyerek kafasına göre bir sure ortaya koymaktadır!

    4. Ali el Hairi adlı Şii alimin İlzamul Nasib fi İsbatil Hüccetil Gaib adlı eserinin 96. sayfasında elimizdeki mevcut Kur’anı Kerim’in Allah’ın indirdiği Kur’an olmadığı yönündeki iddiası.

    5. Ebul Kasım el Hui adlı Şii alimin el Tıbyan fi Tefsiril Kur’an adlı kitabının 225. sayfasında Kur’an’ın tahrif edildiği yönündeki iddialarını dile getiriyor.

    6. Es Seyyid Abdullah Şibr adlı Şii alimin Metabih el Envar adlı kitabının 295. sayfasında Şiiler nezdinde Kur’an-ı Kerim’in tevatüren (silsile olarak) tahrif edildiği iftirasını alenen ifşa etmektedir.

    7. Hüseyin bin Muhammed el Nuri el Tabrusi adlı şimdiki Şiilerin doğal olarak ziyadesiyle itibar ettiği en önde gelen Şii alimin isminde bile iftiranın yer aldığı Faslul Hitab fi İsbati Tahrif Kitab Rabb el Erbab adlı eserinde Kur’an’ı Kerim’de “saçmalıkların, akılsızlıkların” bulunduğu yönündeki çirkin itham ve iftiraları. Kitabın aslında zaten haşa Kur’an-ı Kerim’de değişiklik ve bozulmalar olduğunu ispat için yazıldığı biliniyor!

    8. Bir diğer Şii alim el Allame el Fani el İsfehani el Eraun Havlel Kur’an adlı eserinde Kur’an-ı Kerim’in bozulduğunu söyleyenler kimlerdir, bunların delilleri nelerdir? yönündeki soruya cevabında Şii müfessirlerin imamı el Kummi ile muhaddisinden el Kuleyni’nin Kur’an’ın tahrif edildiği yönündeki sapkın akidelerini itiraf ediyor!

    9. Şeyh Yusuf el Bahrani adlı Şii alimin ed-Devretu’l Necefiyye adlı eseri sayfa 298′de alenen ve net bir şekilde şu an Müslümanların elindeki mevcut Kur’an-ı Kerim’in “muharref ve değiştirilmiş olduğu” iftirasını yazmakta bunun tersini söyleyenlerle mücadele ettiğini ve tartıştığını söylemektedir!

    10. El Meclisi adlı Şii alimin Mir’at’ul Ukul adlı eserinde sayfa 525′te muvassak 28. hadiste Kur’an-ı Kerim’in noksanlığı ve tahrifi ile ilgili sarih ve sahih çok sayıda haberin olduğu, bunların gizli olmadığını ifade etmektedir. Bunu Şiilerin nezdinde en muteber kitaplardan biri olan el Kafi’ye yaptığı şerhte bu Şii alim Kur’an-ı Kerim’in tahrif edildiği yönündeki rivayetleri doğrulamaktadır!

    11. Ali el Hairi adlı Şii alimin İlzamul Nasib fi İsbatil Hüccetil Gaib adlı eserinde sayfa 96′da bugün Müslümanların ellerinde olan Kur’an-ı Kerim’in Cenab-ı Allah’ın (cc) Hz. Resulullah’a (sav) indirdiği Kur’an olmadığı iddiasında bulunmaktadır. Dahası bunun delilinin Müslümanların mushafındaki ayetlerin irtibatsız olduğu iftirasını dillendirmektedir!

    12. Nimetullah Cezairi adlı Şii alimin Nurul Berahin adlı eserinde Şii usul ve hadis kitaplarında Şii alimlerinin ve önde gelenlerinin Kur’an’ı Kerim’in tahrif edildiği, çoğu noksanlık ve ziyadeye maruz kaldığı yönünde tevatüren gelen bilgiler ve haberler olduğunu itiraf etmektedir!



    İRAN ANALİZ

  3. #3
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Şii mezhebinde ve literatüründe sıkça geçen, sözde Hz. Ali, Hz. Hüseyin ve genel olarak Ehli Beyt düşmanları olarak isimlendirilen “Navasıb, Nasibi” gibi terimlerle asıl kast edilenlerin Sünni Müslümanlar (Ehli Sünnet) olduğu sürekli gizlenmek istenmektedir. Oysa TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN bu tarihi önemi haiz kitap sapkın bir mezhep olan Şiiliğe dair bilinmeyen hakikatleri gün yüzüne çıkarmaktadır. Çok önemli olan bu husus Irak ve İran’daki Şii alimlerin yayımladığı Navasıb denilen kesimin öldürülmesine dair fetvalarda kimlerin kast edildiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Çünkü Şii kesimler Nasibi gibi terimlerin ve kavramların arkasına gizlenerek gerçek niyetlerini takiyye ile gizlemektedirler. Ancak bu kitap takiyye sahiplerinin elindeki en önemli kozu alarak, hakikati ayan beyan açığa çıkarmaktadır.
    BİLGİLER
    Kitap Adı: El Mehasin en Nefsaniyye fi Ecvibetil Mesailil Horasaniyye
    Basan: Darül Meşrik el Arabi el Kebir
    Eserin 147. sayfasında Nasibilerin Sünniler olduğu açıkça belirtilmektedir.
    Kaynak: Difa Sunnah



  4. #4
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    İslam’ın dışında sapkın bir fırka, batıl bir itikad olarak değerlendirilen Şia mezhebini kendi kaynaklarından örneklerle incelemeye devam ediyoruz.İşte bu batıl inanç akidesinin temelinde de İmamet anlayışı yatmaktadır. Biharul Envar adlı eserde imamların Peygamberlerden (sav) daha iyi bildikleri iftirası. Eserin Adı: Biharül Envar
    Telif: Şeyh Muhammed Bakır el Meclisi
    Basım: Beyrut, Lübnan
    Metinde İmamların Peygamberlerden (as) daha iyi bildikleri iddiasına yer verilmektedir? Normalde insanların en şereflisi ve Allah (cc)’ın seçtiği ismet sıfatına haiz insanlar olan Peygamberlere ait olması gereken konum Şiiler tarafından böyle asılsız bir anlayışla çarpıtılmaktadır. Öyleki Şia anlayışında İmamlar günahsız, gaybı bilen vs gibi sıfatlarla tanımlanmaktadırlar!
    Kaynak: Kasr al Sanam

  5. #5
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Şia mezhebinin gerçek düşünce, itikad ve anlayışına dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANMAKTA olan bu dosyamızda yer alan belgelerin tamamı; Şiilerin okudukları, okuttukları, inandıkları ve önde gelen alimlerinin kaleme almış oldukları eserlerin orijinal fotoğrafları ve metinlerini içermektedir. İşte en temel eserlerden Kafi’de atılan bir iftira… Eser: El Usul minel Kafi
    Basan: Darül Kutubül İslamiyye
    Murteza Ahondi, Birinci Cilt, Tahran
    Kitabın Kitabul Hücce adlı kısmında sayfa 198′de yer alan metinde sözde Hz. Ali’nin dilinden ifadelere yer verilerek kendisinin farukul ekber, kadirul mutlak olduğu, Cennete istediği kişiyi koyduğu vs gibi son derece çirkin iftiralar yer almaktadır.
    Değerli okuyucularımıza bu eserin Şiiler nezdinde muteber bir kitap olduğunu hatırlatmak isteriz.
    Kaynak: Kasr al Sanam

  6. #6
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Kureyş’in İki Putu: inanılmaz bir niyaza (dua, yalvarış, yakarış) ve bunun nasıl isimlendirildiğine bakınız lütfen: “Kureyş’in İki Putu’nun Niyazı”. Bu iki putla H.z. Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) kast edilmektedir. Ancak onlara sorduğunuzda sahabeleri tekfir etmediklerini iddia etmektedirler.
    Çeviri: Ey Allah, Salli ala Muhammed ve ala ali Muhammed. Kureyş’in iki putuna (Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer) lanet olsun, onların (Kureyşin) iki büyücüsüne, iki zalimine, iki yalancısına ve onların iki kız kardeşine (Hz. Ayşe ile Hz. Hafsa) de lanet olsun. Ki onlar (Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer) senin emrine itaatsizlik ettiler, senin vahyini inkar ettiler, senin iyiliğini reddettiler, Resulüne itaatsizlik ettiler, dinini değiştirdiler, senin kitabında (Kur’an-ı Kerim) değişiklik (tahrif) yaptılar, düşmanlarını sevdiler, dostlarını reddettiler, hükümlerini kaldırdılar, emirlerini geçersiz kıldılar, delillerine inanmadılar, sevdiklerine düşmanlık ettiler, düşmanlarına korudular, ülkeni harabe ettiler, kullarını baştan çıkardılar. Ey Allah! Her ikisine (Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer), onların takipçilerine, sevenlerine, onların milletlerine, onların taraftarlarına, yandaşlarına, bağlılarına…LANET ET!
    Şiilerin son derece önem verdikleri ve Şii alimlerin bunu geçerli bir dua, niyaz, yakarış olarak değerlendirdikleri bu belge Şii kaynaklarındaki birçok kitapta yer almaktadır.
    Şiilerin temel düşünce dünyasını teşkil eden bu sözde dua, niyaz metni örneğin şu şahısların eserlerinde yer almaktadır: El Kafami, el Keşani, el Nuri el Tubrisi, Esedallah el Haeriri, Murteza Hüseyin, Manzur Hüseyin, el Karkey, el Damad el Hüseyni, el Meclisi, el Tasaturi, Ebul Hasan el Amili, Abdullah Şubbar, el Haeriri, Mirza Habiballah ve daha birçokları.
    Önemli olan nokta bu şahısların tümünün Şii din adamları arasında en üst rütbe olan Ayetullah sıfatı taşıdığını belirtmek gerekiyor. Bu şahıslar, Şia mezhebi mensuplarının itibar ettikleri ve sözlerine ittiba ettikleri din adamları sınıfındandırlar.
    Aynı zamanda bu belgeyi İmam Humeyni de onaylamıştır. Tuhfetül Avam Makbul diye adlandırılan kitapta bu niyazın doğru olduğu noktasında ittifak eden Şii alimler şunlardır. Bu Şii alimlerin tamamı da Ayetullah sıfatını haizdirler!!

    1. Ayetullah Seyyid Muhsin Hekim el-Tabatabi
    2. Ayetullah Seyyid Ebul Kasım el Hui
    3. Ayetullah Seyyid Ruhullah Humeyni
    4. Ayetullah Seyyid Mahmud el-Şamrudi
    5. Ayetullah Seyyid Muhammed Kazım Şeriatmedar
    6. Ayetullah Seyyid Ali el-Naki el Nakari

  7. #7
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Yıllarca tamamına yakını Sünni yoğunluklu müslüman nüfustan oluşan Türkiye’de yayılmak istenen İran destekli Şii (ülkemizde Caferi ismini kullanıyorlar) Mezhebinin temel eserlerinden TÜRKÇE ÖZELLİKLE GİZLENMEK İSTENEN çok önemli bir kitabı daha kamuoyuyla paylaşıyoruz. Hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kesin ve açık bir şekilde paylaştığımız Şiilere ait bu tefsir kitabında;bugün tüm Müslümanların elinde, evlerinde, camilerde ve her yerde bulunan Kur’an-ı Kerimlerin tam olmadığı, bozulduğu, tahrif edildiği iddia edilmektedir? Ne yazıkki Şia mezhebine inanan Şiilerin hemen hemen tamamı böyle düşünmektedir?! İşte Tefsirus Safi adlı sözde Şiilerin tefsirinden facia alıntılar…
    BİLGİLER
    Eser Adı: Tefsirus Safi, Birinci Cilt
    Basım Yeri: Beyrut, Lübnan
    Eserin 49. sayfasında şunlar yazılmaktadır; ….elimizde olan Kur’an Hz. Muhammed (sav)’e indiği gibi tam değildir…Belki de Allah (cc)’ın indirdiğinden farklı bir şeydir…Muğayyer ve muharreftir…Birçok mevzuda Hz. Ali Aleyhisselamın isminde olduğu gibi çok şey silinmiştir…Bunun dışında yine Allah (cc) ve Resulullah (sav) katında tatmin edici bir tertip (düzen) de yoktur?!
    Sonuç olarak İslam Dininin en temel direğini teşkil eden bir konuda böylesi bir inanışın kişiyi dinden çıkartacağı hususunda tüm İslam alimlerinin ittifak ettiklerini vurgulamak istiyoruz.
    DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZA İSTEDİKLERİ TAKDİRDE SİTEMİZDE YAYIMLANAN KİTAPLARIN ORİJİNAL NÜSHALARINA MUHTELİF YOLLARDAN RAHATLIKLA ULAŞABİLECEKLERİNİ BELİRTMEK İSTİYORUZ.
    Kaynak: Difa Sunnah


  8. #8
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    İslam dini içinde yer alan dört hak mezhebin dışında batıl ve sapkın bir mezhep olarak isimlendirilen Şiilik hakkında TÜRKÇE OKUYAN BÜYÜK BİR KESİMİN UZAK KALDIĞI bilgileri paylaşmaya devam ediyoruz. Şiilerin kendi alimlerinin yazdıkları eserler, kitaplar ve belgelerden Şia düşüncesinin gerçek yapısını fotoğraflar ile kamuoyuna naklediyoruz. Şiilerin Hz. :Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) başta olmak üzere Sahabe denilen ilk Müslümanlardan ne kadar nefret ettiklerini gösteren aşırı nefretle dolu bu esere dair bilgiler:
    Eser Adı: El Envarul Numaniye
    Müellif: Es Seyyid Nimetullah el Cezairi
    Birinci Cilt, Beyrut / Lübnan
    “Sayfa 85.’te sözde Mehdi’nin çıkarak Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’i yattıkları kabirlerinden çıkartarak onları asacağı ve yakacağı…” şeklinde uzun bir metin yer almaktadır!
    İşte bu esere inanan ve bununla büyüyen Şii zihniyetine sahip unsurlar ne yazıkki Irak’ta ve diğer güçlü olduğu yerlerde sadece ismi Ebubekir, Ömer, Osman diye binlerce Sünni müslümanı kaçırarak işkence etmiş ve katletmiştir.
    Sahabelere ve Sünnilere karşı ne yazıkki kin, nefret ve haset taşıyan Şiiler (Caferiler) arasında yukardaki isimleri taşıyan tek bir şahıs bulmak mümkün değildir!
    İsmi Ömer, Ebubekir, Osman olan tek bir ÜST DÜZEY BÜROKRAT, DİPLOMAT, RESMİ YETKİLİ VEYA İRAN DEVLET MAKAMLARINDA ÇALIŞAN VEYAHUT ŞİİLER NEZDİNDE MUTEBER BİR ŞAHIS BULMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR!
    Kaynak: Kasrul Senam

  9. #9
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Şiilik ve gerçek içeriğine dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN çeşitli kitaplar, vesikalar ve verdiğimiz bilgiler şimdiye kadar Türkiye’de Şiilik ve İran’a dair yapılan çeviri kitapların, çoğunlukla propaganda amaçlı eserlerin gerçek mahiyetini de ortaya çıkartmaktadır. Sözde İslam’ın içinde, hak bir mezhep gibi takdim edilmeye çalışılan Şii Mezhebine (İmamiye, Caferilik, Alevilik ve diğer kısımları dahil) dair Şİİ ALİMLER VE ESERLERİNİN ORİJİNALLERİNE YER VEREREK kamuoyunu bilgilendirmeyi hedefliyoruz. Zira bir fikri, görüşü ve hareketi en iyi o fikri inşa eden, ona inanan ve hayatına tatbik edenler temsil eder. Bu bağlamda başta Humeyni olmak üzere önde gelen Şii alimlerinin eserlerinden bilgiler vererek ŞİİİLERİN GERÇEK DÜŞÜNCELERİNİ takdim ediyoruz. Şiilerin gerçek iman esasları, dünya görüşleri, kimlere düşmanlık besledikleri ve nasıl bir zihniyet arkaplanına sahip oldukları bu eserlerde gün yüzüne çıkmaktadır.
    İRAN ANALİZ ekibi ucuza kaçacak sloganlardan, ithamlardan, propagandalardan ve beyin yıkama faaliyetlerinden uzakta ilmi ve delilleriyle TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN bilgileri Türkiye ve Türkçe okuyan kitlelere ulaştırmaya devam edecektir.
    BİLGİLER
    Eser Adı: Biharül Envar
    Telif: Şeyh Muhammed Bakır el Meclisi
    Sayfa 301. Cehennem Babı
    Metin: …”Yedi kapısı olan Cehennem getirilir. İlk kapı zalim içindir o Zerik’tir. İkincisi Habter içindir…üçüncüsü…Dördüncüsü Muaviye içindir.Beşincisi Abdulmelik içindir.Altıncısı…Yedincisi Ebi Selame içindir. Bu da onlara tabi olanların kapısıdır…
    Açıklama: Zerik, Ebubekir için bir kinayedir…Habter ise Ömerdir.
    Kaynak: Kasr al Sanam

  10. #10
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Şii eserlerinde yer alan ÇOĞU TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN bilgileri gören okuyucular cidden şaşkınlığa düşmektedirler. Zira son derece mantıksız, uçuk, islam’ın özüne aykırı, batıl ve delalet dolu düşünceleri içeriyor bu kitaplar. Şimdi paylaşacağımız bu eser de bunlardan bir tanesi… Tefsirul Kummi’den alıntılar.. “Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, “Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?” derler. (Oysa Allah) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. (Bakara Suresi, 26)
    İşte bakınız Şii’lerin büyük alimlerinden bir tanesi Sivrisinek’in kim olduğunu söylüyor?
    Kitap Adı: Tefsirul Kummi
    Yazar: Ebil Hasan Ali bin İbrahim el Kummi
    I.Cilt , Basım: Müessesetül A’la lil Matbuat, Beyrut, Lübnan
    Sayfa 48’de Şii alim Kur’an’da anlatılan sivrisineğin Hz. Ali olduğunu ve onun Hz. Muhammed (sav)’den daha büyük olduğunu iddia ediyor? Ondan sonra buna delil olarak ayetleri sıralıyor ve hepsinin de Hz. Ali’yi işaret ettiğini iddia ediyor?

  11. #11
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Mazlumiyet ve Hz. Hüseyin (ra)’in Kerbela’da şehit edilmesi üzerinden bir mit oluşturan, dahası bu acı olayı itikadi, tarihi ve şimdi siyasi bir düşmanlık aracı olarak kullanan Şii zihniyetinin mantıksal arka planına dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN gerçekten vahşice, ürpertici ve bir o kadar da korkunç fotoğraflara yer veriyoruz. Bu fotoğraflar küçücük yaştaki masum çocukların, hatta bebelerin nasıl bir zihniyete sahip Şii anne babaları tarafından acılar içinde kanlar içinde bırakıldıklarını göstermektedir. Ağlayan, sızlayan ve dehşetle gözleri açılmış şu mazlum çocuklara ve yanlarında vahşi bir şekilde ellerinde kamalar ve kılıçlarla duran varlıklara bakınız!

  12. #12
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Şiilik mezhebinin ve doğal olarak Şiilerin İslam’ı ilk kabul eden, İslamı tüm dünyaya yayan, Hz. Peygamberin (sav) yanında bulunarak O’na iman eden Sahabeye düşmanlığı onların temel düşünce esaslarındandır. Sıradan basit bir Caferi (Şii) bile Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Muaviye veya herhangi bir sahabe ismini duysa rengi atar ve bir kin, bir nefret ile bakar karşısındakine…Zira Şii inanışında en temel düşman, en nefret edilen şahsiyet ve sürekli lanet ettikleri, küfürle itham ettikleri kişiler ne dinsizler, ne imansızlar, ne Siyonistler, ne Haçlılar ve ne de kafirlerdir: ŞİİLERİN LANET ETTİKLERİ, KÜFRETTİKLERİ KİŞİLER SAHABELERDİR.
    İşte TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANAN yandaki eser de Şiilerin hastalıklı bir bakış açısını gözler önüne sermektedir.
    Yazar: Muhammed Cevad Muğniye
    Eser Adı: Eş Şia vel Hakimun
    Basım: Darul Cevad
    Sayfa 53′te Sahabeden Amr ibnül As’ın (haşa) zina çocuğu olduğu iftirası atılmaktadır…
    Kaynak: Difa Sunnah

  13. #13
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    TÜRKİYE’DE İRAN/ŞİA LOBİSİ



    Türkiye’de İran yanlısı olup, bunu açıkça deklare eden; ancak Şii mezhebinin başta Kur’an’ın tahrif edilmesi, Hz. Aişe’ye (ra) iftira atılması, Sahabelere lanet edilmesi ve kendileri dışındakilerin, Sünnilerin Navasıb olarak tanımlanıp tekfir edilmesi, müslüman kabul edilmemesi gibi gerçekleri gizleyen kesimler mevcut…


    İran tarafından desteklenen ve gizli/açık Şii mezhebiyle İran projelerini Türkiye’de yürütmekte olan belli başlı medya kuruluşları, basım-yayın evleri, dernekler, vakıflar, dergiler ve internet siteleri mevcut…
    Türkiye’de İran Lobisi ve Şii Propagandası başlıklı dosyamızda Türkçe yayın yapan Şii-Safavi-İran yanlısı internet sitelerinin ikircikleri tavırlarını, gerçekleri nasıl saptırdıklarını, hakikati nasıl gizlediklerini, dün hedef tahtasına oturtup çirkin bir şekilde saldırdıkları kesimleri, takiyye icabı işlerine geldiğinde bugün nasıl yansıttıklarını tüm açıklığıyla kamuoyu ile paylaşacağız…


    Bu kesimlerin nasıl taktik güttüklerini, nasıl çalıştıklarını, işgal altındaki ülkelerde mevcut direniş gruplarına ve en genel anlamda İslam coğrafyasındaki Sünni Müslümanlara karşı çok büyük darbe vuran terörist Şii gruplarını nasıl reklam ettiklerini, dezenformasyon ile tüm İslam aleminde ismi duyulunca dehşet saçan Mehdi Ordusu, Bedir Tugayları gibi mezhepçi Şii çetelerini nasıl masum gösterdiklerini bu dosyamızda delilleri ile karşılaştırmalı olarak okuyucularımıza sunacağız…

    Türkiye’de koyu bir şekilde İrancı politika güden, dahası İran aleyhinde çıkan küçücük haberlere dahi organize bir şekilde saldıran, yorumlar yazan, İran’ın desteklediği ve onbinlerce Sünni Müslümanı feci şekilde katleden Bedir Tugayları, Mehdi Ordusu ve sair Şii terör örgütleri ile ilgili yayımlanan haberlerin kamuoyuna yayılması için feveran eden kesimler var…


    Türkiye’de İran Lobisi Şii Hareketler dosyamızın bu kısmında öncelikle kalemi ustaca kullanan, İslami camianın entelektüel, yazar-çizer ekibine ve okur kitlesine hitap eden şahıs, site ve oluşumlara yer vereceğiz. Bu sitede mezkur kesimlerin nasıl sinsi bir şekilde gerçekleri çarpıttığını, bazı gelişigüzel verileri bir araya getirerek özellikle Ehli Sünnet Camiasını hedef alarak bunların temsil edildiği kurum, kuruluş, şahsiyet ve oluşumları nasıl hedef tahtasına oturttuklarını göstereceğiz.


    Ayrıca bu kesimlerin ne yazıkki geçmişte çok çirkin bir şekilde hakaret ettikleri, küçümsedikleri, hatta tekfir ettikleri Türkiye’deki en önemli Ehli Sünnet vel Cemaat hareketi olan Milli Görüş Hareketi’nin basın-yayın organlarına sızdıklarını da ortaya çıkartacağız. Umarız Amerikan işgali altındaki Irak’ta mezhep çatışmaları fitnesini kışkırtan İran ile bu projeyi yürürlüğe koyup geniş ölçekli bir şekilde Sünni Müslümanları tasfiye eden Şii örgütlerin yaptıkları korkunç işkence ve katliamların boyutu, bunlar arasındaki ilişkiler ve gelecekteki muhtemel tehlikeler bilinerek; böylesi bir fitnenin önü daha büyümeden önlenir…



  14. #14
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Türkiye’de açıkça veya planlı bir program dahilinde İran Rejimi, Şii mezhebi yanlısı çeşitli kişi, kuruluş, oluşum ve medya kuruluşu mevcut. Elbette herkes gibi İran-Şii lobisinin çalışma yapmaları, fikirlerini kamuoyu ile paylaşmaları ve özgürce konuşmaları beklenebilir. İran Analiz sitesi aracılığıyla açıkça ortaya koyduğumuz gibi Şii-İrancı kesimin temel düşünce yapısı, akidesi ve eline güç geçirdiği anda ortaya koyduğu eylemler bulunduğu tüm yerlerde şiddetli çatışmalara, kargaşaya, teröre, kanlı eylemlere ve mezhep çatışmalarına sebebiyet vermiştir. İşte bunun en acı örneğini Irak, Lübnan, Afganistan, Pakistan ve sair ülkelerde işlenen korkunç cinayetler, etnik temizlik operasyonları ve Sünni kesimlerin vahşi şekilde katledilmesi şeklinde şahit oluyoruz.

    Ülkemizde de böylesi acı durumların yaşanmaması, bu yönde herhangi fiili bir durumun oluşmaması için yayılmacı İran-Şii politikalarının gerçek yüzünün bilimsel altyapıya dayalı olarak veriler, bilgiler ve belgeler ile kamuoyuna aksettirilmesi hedeflenmektedir. Burada yapılacak olan herhangi bir kişi veya kişilerin hedef gösterilmesi değil, daha üst perdede uygulanmakta olan tehlikeli bir Şii-İran destekli küresel projenin varlığını Türkçe okurlar ile paylaşmaktır. Burada yayımlanan bilgi ve belgelerin alındığı kaynaklar objektiflik esas alınması itibariyle zaten işaret edilmektedir.

  15. #15
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    Türkiye’de eli kalem tutan ancak doğru, yanlış her şart ve durum altında İran’a, Humeyni’ye ve Şia’ya taş kondurmayan Beykozdaki makamından ve çeşitli ihalelerden uzaklaştırıldığından dolayı bir numaralı AKP Düşmanı haline gelen, hakareti de aşan ifadeler kullanarak saldıran Kenan Çamurcu adlı şahsın İran Lobisi’nin bu dosyasında enteresan bağlantılarına ve yazılarına yer vereceğiz. İranlı yazarlara dair kitapları dünyevi karşılıklar alarak çeviren Kenan Çamurcu adlı şahsın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere özellikle belediyelerin kültür daire başkanlıkları ve yayımları üzerinde bir dönem ciddi etkinlik sağladığı, uluslararası konferanslarda kendi düşüncesiyle paralellik arz eden ve bir klişe olmaktan öteye gitmeyen İrancı, Şii entelektüelleri Türkiye’ye tanıttığını hatırlatmak istiyoruz.
    Siyasi anlayışı itibariyle kayda değer bir duruş sahibi olmayan bu şahıs dün zemmettiği Milli Görüş Hareketinin basılı-yazılı medyasında pirim yapması itibariyle yer edinmeye başlamıştır. Bir ara siyasi çıkar uğruna bir ilden Saadet Partisi başkan adayı olmaya çalışmışsa da engellenmiştir. Ne yazıkki bir süre sonra Anadolu Gençlik Derneğinde yazılar yazmaya başlamış, şimdi TV 5 televizyon kanalında propagandadan ileri gitmeyen program yapmaya başlamıştır.


    Şimdi de Milli Gazete üzerinden Ebubekir Sifil, Mehmet Şevket Eygi’ye ve Ehli Sünnet Camiasına olan kin ve öfke kusarak saldırıya geçmiştir. Dil bilen, ortadoğu basınını yakından takip eden ve ciddi bağlantıları olan İran Analiz Sitesi olarak Kenan Çamurcu adlı şahıs ve ekibinin ilişkilerine, durduğu yere ve konumlarına dair TÜRKÇE İLK DEFA YAYIMLANACAK olan bilgi ve belgeleri paylaşıyoruz.

    Siyasi düşüncesi, partilere bakışı ve durduğu yer nokta-i nazara alındığında en temelde Sünni düşüncenin, Milli Görüş hareketinin, geleneksel İslami algılayışın, tarikatların ve sair oluşumların tam karşısında düşmanca bir tavır sergileyen Kenan Çamurcu zikzaklarla dolu bir hayat sürecinde sadece İrancı/Şii kimliğinden zerre kadar taviz vermemiştir. Çamurcu’nun yazdıkları, tenakuzlar, vurduğu, saldırdığı yerler ve en üst perdede kullandığı sinsi, tahripkar ve saldırgan metotlar neymiş. onlara karşılaştırmalı olarak bakalım.


    Türkiye’de Şiiler (Caferiler), Şiileşenler, İran yanlısı Şii propagandası yapanların gerçekte kimlerle ne tür kirli ve derin ilişkiler ağına sahip olduklarına dair
    TÜRKİYE KAMUOYUNU BİLGİLENDİRMEYE YÖNELİK dizimizin bu kısmında bu kesimin önde gelen isimlerinden olan Kenan Çamurcuya yer veriyoruz.
    Bu zatın gitgellerle dolu hayatına, ilişkilerine, hızlı yükselişine, İslami camia içindeki yerine, hırslarına ve yapmak istediklerine dair dosyamıza devam edeceğiz…

  16. #16
    |SEÇKiN| - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    25-05-2010
    Yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    808
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @|SEÇKiN|
    İRAN ANALİZ ÖZEL /Türkiye’deki İran&Şii Lobisini tanıtmaya matuf olarak yayımladığımız dosyanın Kenan Çamurcu ile ilgili kısmının ikincisi ile karşınızdayız. Yazılan bilgiler tamamen araştırmalara, belgelere ve ilgili şahsın düşünce dünyasının yansıdığı dergiler, kitaplar, makaleler, katıldığı konferanslar, sempozyumlar, paneller, çıktığı veya düzenlediği televizyon programları, yurt dışı temasları ve görüştüğü kişiler, temsilciler, kuruluşlar ile bunların basına yansıyan kısımlarından derlenmiştir. Yani bu dosya bir nevi yazarın otobiyografisi niteliğinde olup farklı bir yönden kendisini şahsiyet analizine tabi tutmaktan ibarettir. Ülkemizdeki en ciddi lobilerden birisi olan İran&Şii lobisi mensuplarının kendi kimliklerini alenen ortaya koymaları, düşüncelerini hayatları ve eylemleri ile yansıtmaları gayet normal bir hadisedir; zira herkes kendi düşüncesini meşru ölçülerde ifade etmelidir. Bu ilkeye saygı duyan İran Analiz sitesi prensipli yayın çizgisi doğrultusunda ilgili dosyada tamamen bu lobi mensuplarının kendi ağızlarından ve yaptıklarından derlediği, ilişkiler ağını ortaya koyduğu bilgileri kamuoyu ile paylaşmaya devam etmektedir. Hakaret, yalan, ilzam etme veya olmayanı olmuş gibi gösterme hadisesine site olarak yer vermediğimizin altını çizmek istiyoruz.

    Türkiye’deki İran ve Şia lobisinin önemli isimlerinden biri olan Kenan Çamurcu adlı şahsın ülkemizde tıpkı Irak, Afganistan, Lübnan gibi ülkelerde yaşanan mezhep çatışmaları ve İran’ın yüzde yüz destekleyerek Sünni kesimleri tasfiye ettiği bir süreç ve tehdit karşısında buna karşı duracak olan kesimleri hedef alması, bazılarına yanaşması ve tüm ilkelerini ayaklar altına alırcasına dün küfrettiklerini bugün övmesi hadisesi yakından incelenmesi gereken bir hadisedir.


    Siyasi düşüncesi, partilere bakışı ve durduğu yer nokta-i nazara alındığında en temelde Sünni düşüncenin, Milli Görüş hareketinin, geleneksel İslami algılayışın, tarikatların ve sair oluşumların tam karşısında düşmanca bir tavır sergileyen Kenan Çamurcu İrancı/Şii kimliğinden zerre kadar taviz vermemiştir. Çamurcu’nun yazdıkları, tenakuzlar, vurduğu, saldırdığı yerler ve en üst perdede kullandığı tahripkar ve saldırgan metotlar dikkatlerden kaçmamaktadır.



    Siyasi bakış açısını tartışmaktan ziyade mezkur şahsın öne çıkan yönlerinden en göze çarpanına değinmek istiyoruz. Çamurcu 2006 yılında İstanbul’da düzenlenen ve bulunduğu ülkelerdeki Sünni direniş kesimlerini temsil eden önderlerin katıldığı Küresel Saldırganlığa Karşı Hamle: Irak’ın Zaferi adlı konferansla ilgili olarak aslında safını ve zihniyetini gayet bariz bir şekilde ortaya koymuştur.
    Ehli Sünnet kesimlerin temsilcilerinin katıldığı Lübnan, Somali, Irak, Afganistan, Sudan, Pakistan, Yemen vs birçok ülkeden katılımcının olduğu bu konferans öncesinde İran ve Şii kesimlerden ciddi yaygaralar çıktı. Kendisini açıkça İslam ve Direniş karşıtı oluşumlara karşı mücadeleye adadığını deklare eden Beyrut Merkezli Küresel Saldırganlığa Karşı Hamle adlı teşkilatın organize ettiği bu teşkilatın Türkiye’den kimseyle irtibata geçmediği, dahası tek bir resmi veya yarı-resmi kuruluşların dahi programa katılmadığı biliniyor. (Buna rağmen basına yansığı kadarıyla Irak’ın Zaferi konulu programda videolar, belgeler ve açıkça Irak içinde yüzbinlerce Sünni müslümanın çok net bir şekilde Bedir Tugayları, Mehdi Ordusu, Irak Hizbullahı başta olmak üzere İran destekli Şii terör örgütlerince vahşi şekilde katletildiği deklare edildi.)
    Türkiye’de belki ilk defa bu kadar açık, sert ve gayet alenen deklare edilen Safavi İran terimlerinin telaffuz edildiği bu konferans İran’ın ve Şii tehdidinin gerçek boyutunu gözler önüne serdi. Bundan elbette İran, İrancı kesimler ve Kenan Çamurcu gibi şahıslar dehşete kapılarak hızla kamuoyunu iğfal etmeye yöneldiler. Bu doğrultuda Milliyet gazetesi başta olmak üzere anti-İslamcı basın-yayın organlarına malzeme vererek çok çirkin bir planı uyguladılar. Bunun en başında konferansın Taliban Konferansı, el Kaide Konferansı olduğunu yaydılar. Ki burada da gerçek yüzlerini ortaya çıkartarak Taliban’ın tasfiye edilmesinde Amerikan işgalcilerine en büyük hizmeti vererek İslam ümmetine ihanet eden İran’ın burada çirkin yüzünü ortaya koydular.


    Öte yandan toplantıya katılan Adnan Duleymi, Şeyh Haris ed Dari gibi Sünni liderleri gözden düşürmek için çirkin iftiralar atarak bunları komik şekilde Saddamcı, Baasçı vs yaftalarla isimlendirdiler. Ancak zaman geçince bu kişilerin Saddam tarafından sürgüne gönderildiği, bir numaralı Baas düşmanı oldukları ortaya çıkınca bu yalanları da yüzlerine vurulmuş oldu. Enteresandır; bugün sözde Taliban’ı destekler gibi görünen Şii lobisinin ve İran’ın en önde gelen düşmanları Sünni kökenli olan Talibandır! Talibanın tasfiyesinde kuzey ittifakını İran’ın bizzat desteklediğini lütfen hatırlayınız!
    Ancak en tehlikeli, sinsi ve haince bir saldırı Kenan Çamurcu ve İrancı kesimler tarafından bünyesinde belli başlı birçok İslami camiayı barındıran Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı’na karşılık yapıldı. Her ne kadar TGTV adlı kurum iktidardaki partiyi alenen destekler mahiyetteki çok yanlış siyasi adımlar atsa da bünyesinde Milli Görüş başta olmak üzere birçok müslüman camiayı barındırıyor. Dahası Recai Kutan başta olmak üzere yüzün üzerinde önemli şahsiyet bu teşkilatın kurucusu olarak yazılıyor internet sitesinde. Yazısında şunları söylüyor Çamurcu adlı İrancı şahıs: “TGTV, Kasım 2006’da İstanbul’da gerçekleştirilen ve Iraklı Şiilerin çağrılmadığı Sünni toplantısını düzenleyen örgüttür ve konu bu yönüyle sorgulandığında düpedüz tüymüş, ortadan kaybolmuştur.” Oysa bu vakfın tüm görüşmeleri, resmi açıklamaları, küçük ziyaretleri bile internet sitelerinde yayımlanırken, hadi olmadı Çeçenistan’a giden başkanı Av. Necati Ceylan’da olduğu gibi olmadı bir şekilde duyulurken nasıl oluyor da Çamurcu böylesi bir yazı yazıyor? İşte sorulması ve sorgulanması gereken önemli bir nokta?


    Yoksa Nasrallah’ın yerini İsrail’e bildiren şahıs diye Ahmet Davutoğlu’na ve belirli kesimlere iftira atarken Çamurcu’nun aldığı istihbarat ile TGTV’ye dair ileri sürdüğü bu uyduruk metnin kaynağı da aynı yer mi???? BÜYÜK İHTİMAL KAYNAK AYNI; ANCAK ASLI ASTARI OLMASA BİLE SİNSİ VE BÖLGEDE HİZİPÇİ AYRIŞMAYI DERİNLEŞTİREN BÜYÜK PROJEYE HİZMET EDEN BU YAZILAR SADECE NORMAL VATANDAŞI ALDATMAYA YETECEK ŞEYLER…
    Belki ilk defa kamuoyuna yansıyacak Kenan Çamurcu’nun gerçek yüzüne, hayatının gel gitlerine ve psikolojisine dair ciddi bir duyumu hatırlatmak istiyoruz. 2004 yılında düzenlenecek olan ve Çamurcu’nun BOP, ılımlı İslam (hırsla iman ettiği ve savunduğu Şii mezhebi sanki hak İslam mezhebi ) diye saldırdığı TGTV toplantısı öncesinde çok enteresan şeyler yaşanmış! Bu duyum; muhatabı ve yazının konusu olan şahsın kamuoyuna dürüst bir şekilde açıklaması gereken bir husustur ! Cevabını gayet iyi bilen bu şahıs konferans üzerinden (tartışılması ve ilişkileri elbette konuşulması gereken bir konferanstır bu) Türkiye’deki irili ufaklı müslüman camianın tamamına yakının bir çatı altında bulunduğu TGTV’yi günah keçisi ilan ediyor, vurdukça vuruyor. Elbette şu an bulunduğu yer itibariyle mezkur vakıf kesinlikle kurucu iradesi yeniden sorgulanması gereken bir yerde durmaktadır. Ancak burada Çamurcu TGTV veya herhangi bir teşkilat hakkında “masumiyet” mefhumunu temel baz kabul ederek yazılar kaleme almaktadır. Oysa bu dosyamızı kaleme almaya iten saik tam da kendisinin kullandığı bu “masumiyet” sıfatını ve terimini tıpkı yüzlerce makalesinde olduğu gibi maslahat-ı şahsiyesine hizmet edecek şekilde kullandığını gözler önüne sermeye matufdur!


    Aslında yazar salt belirli derneklere, vakıflara veya kesimlere saldırırken bunu gayet bilinçli bir şekilde yapmaktadır. Ancak durdukları yer itibariyle sağlam bir duruş sergilememeleri nedeniyle TGTV gibi kurumların yıpratılması ve yazarın yazısını biraz daha kabullenebilir kılması mümkün oluyor. Ancak yazar bununla da yetinmiyor. Kendisini ve sahip olduğu zihniyeti ürküten, dehşete düşüren Ebubekir Sifil hocaefendiye, onun üzerinden Milli Gazete, Milli Görüşe ve temsil ettiği Ehli Sünnet vel Cemaat dünya görüşüne de alenen saldırıyor. İşte önemli ve kesinlikle üzerine gidilmesi gereken bir mesele tam da budur..
    Ne yazıkki bir zihin kırılması ile karşı karşıya bulunduğumuz bir dönemde böylesi şahsiyetler Türkiye’deki müslüman camiada hiç bir şekilde layık olmadıkları şekilde takdir görmektedirler. Bunu Milli Görüş hareketine bağlı medya kuruluşlarının yapması ise anlaşılacak bir şey değil…


    Yazarın kendi yazdıkları, söyledikleri ve yaptıkları üzerinden hiçbir şekilde inkar edemeyeceği veriler üzerinden bilgiler vermeye devam ediyoruz. Değerli kamuoyunu özellikle Milli Görüş camiasını bu şahsın TV5′te yaptığı program esnasında hangi konukları çağırdığını ve hangi konuları tartıştığını hatırlamalarını, araştırmalarını rica ediyoruz. Aradaki ilişkilere çok güzel bir örnek hatırlatma olması hasebiyle Caferilerin lideri olan Selahaddin Özgündüz’ün çağrıldığına yer veriyoruz. Bu şimdilik yeter…


    Öte yandan Çamurcu’nun 2007 yılında yapılan Kudüs Buluşmasıyla ilgili yazdıkları da son derece enteresan…

Sayfa 1/5 12345 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03-10-2013, 20:04
  2. İran Fitnesi İran Tehlikesi
    By manifesto in forum MÜNAZARALAR
    Cevaplar: 23
    Son Mesaj: 18-07-2013, 22:00
  3. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16-07-2010, 21:02

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş