Etiketlenen üyelerin listesi

D.İ.B. Ramazan ve Oruç http://www.diyanet.gov.tr/turkish/webkutuphane/ramazan1.jpg » Yaratıklar Arasında İnsanın Yeri » Yaratılışımızın Gayesi » İbadet Nedir? » Ramazan Ayının Özellikleri

Bu konu 11791 kez görüntülendi 56 yorum aldı ...
Ramazan ve Oruç - D.İ.B. 11791 Reviews

    Konuyu değerlendir: Ramazan ve Oruç - D.İ.B.

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 11791 kez incelendi.

Sayfa 1/4 1234 Son
  1. #1
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.

    D.İ.B.
    Ramazan ve Oruç


    » Yaratıklar Arasında İnsanın Yeri
    » Yaratılışımızın Gayesi
    » İbadet Nedir?
    » Ramazan Ayının Özellikleri
    » Oruç Neye Denir?
    » Orucun Farz Oluşu
    » Diğer Semavi Dinlerde Oruç
    » Orucun Karşılığı
    » Niçin Oruç Tutuyoruz?
    » Orucun Hikmetleri ve Faydaları
    » Oruç Kötülüklerden Korur
    » Oruç Ahlâkımızı Güzelleştirir
    » Oruç İnsanı Sağlıklı Yapar
    » Oruç Nimetlerin Kıymetini Öğretir
    » Orucun Sosyal Faydaları
    » Makbul Olan Oruç
    » Orucun Vakti
    » Ramazan Orucu Kaç Gündür?
    » Ramazan Ayı Nasıl Belirlenir
    » Orucu Kimler Tutar?
    » Orucun Edasının Şartları
    » Orucun Sıhhatinin Şartları
    » Oruç Çeşitleri
    » Oruca Ne Zaman ve Nasıl Niyet Edilir?
    » Oruçluya Müstehap Olan Şeyler
    » Sahur ve İftarın Fazileti
    » Orucu, Ramazandan Sonra Ertelemeyi Mübah Kılan Özürler
    » Fidye
    » Kaza ve Keffaret
    » Orucu Bozan Şeyler
    » Orucu Bozup Kaza ve Keffareti Gerektiren Şeyler
    » Orucu Bozmayan Şeyler
    » Oruçluya Mekruh Olan Şeyler
    » Oruçluya Mekruh Olmayan Şeyler
    » Oruçla İlgili Bilinmesi Gereken Çeşitli Hükümler
    » Teravih Namazı
    » Teravih Namazının Kılınışı
    » İtikâf
    » Kadir Gecesi
    » Fitre (Fıtır Sadakası)
    » Bayram
    » Ramazan Bayramı Namazının Kılınışı
    » Toplum Barışı Açısından Başramın Önemi
    » DİPNOT

  2. #2
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Yaratıklar Arasında İnsanın Yeri ]
    Yüce Allah, insanı en güzel sûrette yaratmış, diğer canlılardan farklı olarak üstün yeteneklerle donatmış ve kâinatta bir çok varlığı oun emrine ve hizmetine vermiştir.
    Allah Tealâ, şöyle buyuruyor:
    "Allah'ın, göklerde olanları da, yerde olanları da sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz?" 1
    Mükemmel bir plâna göre yaratılan ve âhenkli bir düzen içinde işleyen kâinatta zerrelerden kürelere kadar her şeyin bir gayeye yönelik olarak görevini yerine getirdiğini ve hiçbir şeyin başıboş bırakılmadığını görürüz.
    Yaratıklar arasında üstün bir yeri olan insanın da dünyaya gelişinde elbette bir hikmet, yaratılışında yüksek bir gaye vardır.

  3. #3
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Yaratılışımızın Gayesi ]
    Yüce Rabbimiz, yaratılışımızın hikmetini, dünyaya gelişimizin gayesini Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildiriyor:
    "Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım." 2
    Bu ayetten açıkça anlaşılıyor ki, yaratılışımızın asıl gayesi, Allah'a ibadet etmektir. Bu gayeye uygun olarak ibadet görevini yerine getirdiğimiz taktirde, hem Allah'ın rızasını kazanmış, hem de âhirette sonsuz ve mutlu hayata kavuşmuş oluruz.
    Dünyaya gelmekten maksat; yalnız yiyip-içmek, yatıp-uyumak ve geçici zevkleri tatmin etmek değildir. Bu özellikler diğer canlılarda da vardır. İnsan kısa bir zaman için var olan, sonra yok olup giden bir varlık değildir. İnsan dünyaya, daha yüksek ve sonsuz bir hayata hazırlanmak için gönderilmiştir.
    Dünya, ebedî âleme giden yolun üzerinde bir istasyon gibidir. İnsan belirli bir süre burada kaldıktan sonra yoluna devam edecektir.
    Ölmek, yok olmak değildir. Ölüm, geçici olan dünya hayatından sonsuz olan ahiret hayatına geçiştir. İnsan ebediyet âleminin yolcusudur.
    Bazı duraklarda belirli süreler kaldıktan sonra asıl yurduna varacaktır.
    Peygamber Efendimiz bu yolculuğu şöyle ifade etmiştir:
    " Ben dünyada bir ağaç altında gölgelenip sonra bırakıp giden bir yolcu gibiyim." 3
    Şiirleri, asırlardan beri dillerde yaşayan Yunus Emre de bu gerçeği şöyle dile getirmiştir:
    Bu dünyaya gelen kişi
    Âhir yine gitse gerek,
    Misafirdir, vatanına
    Bir gün sefer etse gerek.
    İnsan, dünyada ne ekerse, ahirette onu biçecektir. Bu sebeple, kısa ve geçici olan dünya hayatını çok iyi değerlendirmemiz gerekir.
    Bu konuda Sevgili Peygamberimiz bizleri uyarmak maksadıyla şöyle buyuruyor:
    "Beş şey gelmeden önce (diğer) beş şeyin değerini bil:
    1. Ölümünden önce hayatının,
    2. Hastalığından önce sağlığının,
    3. Meşguliyetinden önce boş zamanının,
    4. İhtiyarlığından önce gençliğinin."
    5. Fakirliğinden önce zenginliğinin."4
    Derslerine iyi çalışan, ödevlerini zamanında yaparak imtihanda başarılı olan öğrenci gibi, ibadetleri emredildiği şekilde zamanında yapmalıyız. Çünkü, Allah'ın hoşnutluğunu kazanarak sonsuz ve mutlu hayata kavuşabilmemiz, yapmakla yükümlü olduğumuz dinî emirleri ve ibadet görevlerini yerine getirmemize bağlıdır.

  4. #4
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ İbadet Nedir? ]
    İbadet, Allah'a saygı ve ta'zim göstermek ve onun bize verdiği nimetlere karşı teşekkür borcunu yerine getirmektir.
    Yüce Allah, diğer canlılardan farklı olarak akıl ve fikir vererek bizi, diğer varlıklar arasında seçkin bir durumda yaratmış, yaşayabilmemiz için, yeraltı ve yerüstü zenginliklerle doldurduğu dünyayı bir sofra gibi önümüze sermiştir. Cenab-ı Hak, verdiği nimetlerin çokluğunu hatırlatarak şöyle buyuruyor:
    "O, size istediğiniz her şeyden verdi. Eğer Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür." 5
    Küçük bir iyiliğe, meselâ; ikram edilen bir fincan kahveye, bir öğün yemeğe teşekkür eden insanın, kendisine verilen bunca nimetlere karşı Yüce Allah'a teşekkür etmesi icabetmez mi? Hastalanan bir organını meselâ; gözünü tedavi eden doktora teşekkür eden insanın, o gözü, kendisine meccanen lütfeden Allah'a şükran borcunu yerine getirmesi gerekmez mi? Elbette gerekir.
    Allah Tealâ, bu konuya dikkatimizi çekerek şöyle buyuruyor:
    "Ey Muhammed! De ki: Sizi yaratan, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz." 6
    İbadet; bizi yaratıp vücudumuzu mükemmel organlarla donatan ve sayılamıyacak kadar nimetler vererek bizi mülkünde barındıran Yüce Rabbimizin iyiliklerine karşı teşekkür borcunu yerine getirmektir.

  5. #5
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Ramazan Ayının Özellikleri ]
    İbadetler belirli vakitlerde yapılır. Farz olan orucun vakti Ramazan ayıdır. Ramazan ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri vardır. Bu sebeple oruç konusuna geçmeden önce Ramazan ayının taşıdığı özellikler hakkında bilgi vermek yararlı olacaktır.
    Bu özellikler kısaca şunlardır:
    1- İnsanlığı karanlıklardan çıkarıp aydınlığa kavuşturan Rabbimizin son mesajı Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim, bu ayda yeryüzüne inmeye başlamış ve böylece insanlık için yepyeni ve mutlu bir dönem başlamıştır.
    Bu gerçek, Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildirilmiştir:
    "Ramazan ayı ki onda Kur'an, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi."7
    Kur'an-ı Kerim Ramazan ayında inmeye başladığı için bu ay, bir anlamda Kur'an ayıdır. Kur'an-ı Kerimi Peygamberimize getiren büyük melek Cebrail, her yıl Ramazan ayında Peygamberimize gelir ve o güne kadar nazil olan Kur'an ayetlerini karşılıklı olarak birbirlerine okurlardı. Peygamberimizin bu dünyadan göçtüğü yılın Ramazanında bu durum, son olarak ve iki defa gerçekleşmiştir.
    Ramazan ayında camilerimizde ve evlerde okunan ve cemaatin büyük bir manevi zevk ve huşû içinde dinlediği mukabele ve Kur'an hatimleri Cebrail ile Peygamberimiz arasında yapılan mukabelenin devam ettirilmesidir.
    Bu vesile ile Kur'an okumanın fazileti ve manasını anlamaya çalışmanın önemini belirtmekte fayda vardır.
    Kur'an okumak ve okunan Kur'an'ı dinlemek sevabı çok olan bir ibadettir.
    Peygamber Efendimiz:
    "Kim Allah'ın kitabı Kur'an'dan bir harf okursa onun için bir sevap vardır. Her sevabın karşılığı da on kat verilecektir" 8 buyurarak Kur'an okuyanlara verilecek sevabın miktarını belirtmiş, ayrıca Kur'an-ı Kerim'in okuyucularına şefaat edeceği Peygamberimiz tarafından bildirilmiştir. Şöyle buyuruyor:
    "Kıyamet günü oruç ve Kur'an kul'a şefaatçi olurlar. Oruç:
    - Ya Rabbi, ben onu gündüzleri yemekten ve zevklerinden alıkoydum. Şimdi beni ona şefaatçi kıl, der. Kur'an:
    - Ya Rabbi, ben onu gece uykusundan alıkoydum. Şimdi beni ona şefaatçı kıl, der.
    Her ikisi de şefaat ederler."9
    Kur'an-ı Kerim, insanlığın kurtuluşu için gönderilen son ilâhî mesajdır. Onu okumak ibadettir. Ancak sadece okumak yeterli değildir. Müslümanın asıl görevi, Kur'an'ı okuyup manasını anlamaya çalışmak ve onun gösterdiği nurlu yoldan yürümektir.

  6. #6
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    Kur'an-ı Kerim'in gönderilişindeki sebeb ve hikmeti, yine Kur'an'dan öğreniyoruz.
    Yüce Allah şöyle buyuruyor:
    "Ey Muhammed! Sana bu mübârek kitabı (Kur'an'ı) ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik."10
    2. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, yaratılmışların en faziletlisi, Allah'ın en sevgili kulu, son peygamber, Hz. Muhammed Aleyhisselâm'a peygamberlik görevi bu ayda verilmiştir. Mekke yakınlarındaki Hira mağarasında "oku" emri ile başlayan ilk Kur'an ayetlerini Hz. Muhammed'e tebliğ eden büyük melek Cebrail (a.s.) daha sonra ona "Sen Allah'ın Rasûlüsün (Peygamberisin) ben de Cebrailim" diye hitap ederek onun insanlığın kurtuluşu için peygamber olarak görevlendirildiğini bildirdi. Hz. Muhammed (s.a.s.)'in bu kutsal göreve başlaması ile karanlıklar içinde bocalayan insanlık için nurlu bir ufuk açıldı. Onun kalplere yerleştirdiği iman ışığı sayesinde cehaletin yerini ilim, zulmün yerini hak ve adalet, kin ve düşmanlığın yerini insan sevgisi aldı ve gerçek anlamda huzur ve kardeşliğin temelleri atıldı.
    3. Bin aydan daha hayırlı olduğu Kur'an-ı Kerim'de bildirilen ve mü'minlere Allah'ın en büyük lütuf ve ikramlarından biri olan "Kadir Gecesi" de bu ayın içindedir.
    Bu gece, müslümanların iyi değerlendirmesi gereken büyük bir fırsattır.11
    4. İslâm'ın beş şartından biri olan, insanı nefsinin aşırı arzularından ve maddî ihtiraslardan kurtarıp yücelten ve âdeta melekleştiren oruç ibadeti, bu aya tahsis edilmiştir.
    Ramazan gecelerinde cemaatin büyük bir coşku ile kıldığı teravih namazı da bu aya mahsus bir ibadettir. Oruçlunun derin bir huzur ve manevî zevk duyduğu sahur ve iftar sofraları da bu aya ayrı bir anlam kazandıran özelliklerdir.
    İşte böyle özellikler ve manevî güzelliklerle dolu mübârek Ramazan ayı, mü'minler için manevî değeri çok büyük bir rahmet mevsimidir. Bu ayı, Yüce Rabbimize ibadet ederek ve insanlara iyilik yaparak değerlendirdiğimiz takdirde kazancımız büyük olacak ve ebedî saadetin kapıları bize açılacaktır. Bu ayı, "Evveli rahmet, ortası mağfiret, (günahların bağışlanması) sonu da cehennemden kurtuluş" 12 olarak nitelendiren Peygamberimiz, ayrıca mü'minlere şu müjdeyi veriyor:
    "Ramazan ayı gelince; cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar kösteklenir." 13
    Bu hadis-i şerifin ifade ettiği bir mânâ da şudur:
    Ramazanda kendisini cennete götürecek iyi işler yapan mü'mine cennetin kapıları açılmış, cehenneme götürecek kötülüklerden sakındığı için de cehennem kapıları ona kapanmış demektir. Oruç sayesinde nefsine hakim olup şeytana uymadığı için de şeytanı etkisiz hale getirmiş olur. 14
    Esasen Ramazan kelimesinin sözlük anlamı da, oruçlunun günahlardan arınacağını ifade etmektedir.
    Şöyle ki:
    Ramazan; yaz aylarının sonunda ve güz mevsiminin başında yağan ve yerdeki tozları temizliyen yağmur anlamındadır. Bu yağmur, nasıl yeryüzünü yıkayıp tozlardan temizliyorsa, Ramazan ayı da mü'minleri günahlardan öylece temizler.
    Diğer bir anlamı da yanmaktır. Buna göre Ramazan ayı oruçlunun günahlarını yakarak yok eder demektir.

  7. #7
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    Her iki mânânın birleştiği nokta; oruçlunun bu ayda günâhlardan arınacak olmasıdır.

    Müjde mü'minler size ihsân-ı rahmandır gelen
    Şânına ta'zim için bu mâh-ı gufrandır gelen

    Ondadır feyz-i hidâyet ondadır afv ü kerem
    Kadrini bil mevsîm-i inzâl-ı Kur'an'dır gelen

    Iyd-ı ekber her günü kadr-i mübârek her gece
    Ehl-i imâna ne mutlu lutf-ı sübhandır gelen

    Zulmet ü kasvetten âzâd etmeye sâimleri
    Nûr-ı İslâm nûr-ı îmân nûr-ı irfandır gelen

    Hâne-i kalbi temizle hoşça istikbâl için
    Ni'meti mebzûl bir mihmân-ı zî-şandır gelen

    El-hazer senden şikâyet etmesin yarın aman
    Rûz-ı mahşer şâfi-i ashâb-ı isyandır gelen

    Rahmet ü gufran hedâyâsıyla cennet bahşeder
    Derde derman vasl-ı cânan ıtk-ı nîrândır gelen

    Mâsivâdan sâim ol Remzî dilersen vasl-ı Hak
    Râh-ı aşkı kullara ta'lîm-i Yezdan'dır gelen *

  8. #8
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Oruç Neye Denir? ]
    İslâm'ın beş temelinden biri de Ramazan ayında oruç tutmaktır.
    Oruç; niyet ederek tan yerinin ağarmaya başlamasından (imsak vaktinden) itibaren güneş batıncaya kadar yememek, içmemek ve cinsel ilişkiden uzak durmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir.

  9. #9
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Orucun Farz Oluşu ]
    Oruç, hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır.
    Orucun müslümanlara farz olduğu Bakara sûresindeki:
    "Ey İman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizlere de farz kılındı. Ta ki, korunasınız" 15 âyetiyle bildirilmiş, ayrıca aynı sûrenin 185. âyetinde de "sizden kim bu aya (Ramazan'a) erişirse oruç tutsun" buyurularak oruç ibadetinin yerine getirilmesi emredilmiştir. Peygamber Efendimiz de, İslâm'ın beş temelinden birinin Ramazan ayında oruç tutmak olduğunu bildirmiştir. 16
    Birinci ayetten açıkça anlaşılıyor ki oruç, ilk peygamber Âdem (a.s.)'den itibaren bütün peygamberlere ve onlara inananlara farz kılınmıştır. Oruç, insanlığın ilk zamanlarından beri yerine getirilmesi emredilen bir ibadettir. Çünkü, ruhen arınıp ahlâken olgunlaşmak bakımından insanın oruca ihtiyacı olduğu gibi maddî ve manevî pek çok faydaları da vardır.
    Anlamlarını sunduğumuz ayetlerde orucun, müslümanlara farz olduğu bildirilmiş; hasta, yolcu ve oruç tutmaya gücü yetmeyenler için getirilen kolaylıklar hakkında da şöyle buyurulmuştur:
    "(Oruç) sayılı günlerdir. Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa tutamadığı günler kadar diğer günlerde oruç tutar. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir yoksulu doyuracak fidye gerekir."17
    Bu ayette, geçerli mazereti olanların, orucu Ramazan'dan sonraya erteleyebilecekleri bildirildikten sonra sürekli mazereti olup da ömürboyu oruç tutmaya gücü yetmeyenlere bunun karşılığında fidye vermeleri emredilerek gerekli kolaylık sağlanmıştır. Ciddî ve geçerli bir mazeret olmadıkça belirli şartları taşıyan müslümanların ise bizzat oruç tutarak Allah'ın emrini yerine getirmesi gerekir.

  10. #10
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Diğer Semavi Dinlerde Oruç ]
    Orucun farz kılındığını bildiren Bakara sûresinin 183. ayetindeki; "Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı..." ifadesi; orucun sadece biz müslümanlara değil, önceki ümmetlere de farz kılındığını göstermektedir.
    Ancak onlara farz kılınan orucun-bazı rivayetler hariç-kaç gün olduğu, ne zaman ve nasıl tutulduğu hakkında bugün kesin bir bilgiye sahip değiliz. Çünkü, önceki ilâhî kitapların büyük ölçüde tahrif edildiği ve dinî hükümlerin ve dolayısıyle orucun da değişikliğe uğradığı bilinmektedir. Bu sebeple, oruç ibadetinin onlara farz kılınan aslı bozulmamış şekli hakkında sağlıklı bilgi vermemiz mümkün değildir.
    Ancak, Hristiyan ve Yahudilerin bugün değişik şekillerdeki oruç uygulamaları bilinmektedir.
    İslâm Dinindeki oruca gelince;
    Kur'an-ı Kerim Allah'tan gönderildiği gibi elimizde, Peygamberimizin hayatı en ince ayrıntılarına kadar ortadadır. Bu sebeple Kur'an, orucu nasıl emretmiş, Peygamberimiz nasıl tutmuş ise o tarihten itibaren müslümanlar bu ibadeti aynı şekilde yerine getirmektedir.
    İslâm'ın en büyük özelliklerinden birisi de, onun hiç bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiş olmasıdır. Bundan sonra da öyle devam edecektir.
    Yüce Allah, kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'in ilâhî teminat altında olduğunu bildirmiş ve onu koruyacağını vadederek şöyle buyurmuştur:
    "Şüphesiz ki, Kur'an'ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız."

  11. #11
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Orucun Karşılığı ]
    Oruç tutmak suretiyle Allah'ın emrini seve seve yerine getiren mü'minlerin bağışlanacağını, günahlarının affedileceğini müjdeleyen peygamberimiz şöyle buyuruyor:
    "Bir kimse inanarak ve mükâfatını umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." 19
    Lütuf ve rahmeti sonsuz olan Yüce Allah, ibadetlerimize ve yaptığımız iyiliklere en az bire on kat mükafat vereceğini bildirmiştir. Bu mükâfatın bazı ibadetlerde bire yediyüz katına kadar artırılacağını peygamberimiz haber vermiştir. Ancak oruç bununla da sınırlı değildir, onun mükâfatı çok daha fazla olacaktır.
    Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
    "Âdemoğlunun her amelinin karşılığı kat kat verilir. Bir iyilik on katından yediyüz katına kadar mükâfatlandırılır."
    Allah Tealâ buyuruyor ki:
    -"Ancak oruç müstesna, zira oruç, doğrudan doğruya bana edilen (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun mükâfatını ben veririm. Oruçlu yemesini, içmesini ve cinsel arzularını benim için bırakmıştır." 20

  12. #12
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    Görülüyor ki, Yüce Allah, oruca ayrı bir değer vermiş, mükâfatının çok fazla olacağına işaret etmiştir. Çünkü oruç, büyük bir sabır ve fedakârlıkla yerine getirilen bir ibadettir. İnsanın yılda bir ay süre ile imsak vaktinden güneş batıncaya kadar en tabiî hakkı ve zorunlu ihtiyacı olan yemesini, içmesini bırakması, cinsel arzularından uzak durması sağlam bir inancın ve Allah'ın emirlerine tam bir teslimiyetin göstergesidir.
    Bu sabır ve fedakârlık; Ancak Allah için yapılır. İnsanların görmediği ve vicdanı ile başbaşa kaldığı yerlerde de orucunu tutan bir mü'min, inancında samimî olduğunu ispat etmiş, büyük bir sınav kazanmıştır. Mükâfatı da ona göre büyük olacak, kat kat verilecektir.
    Dünya işlerinde de görevinde üstün başarı gösteren kimseye ödülünü bizzat devlet başkanının verdiğini görürüz. Devlet başkanının verdiği bu ödül, maddî ve manevî büyük bir değer taşır. Oruç ibadetinin mükâfatı da böyledir.
    Oruç ibadetini yerine getirenler, Cennete kendileri için özel olarak ayrılan bir kapıdan gireceklerdir.
    Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
    "Cennette "Reyyan" denilen bir kapı vardır. Bu kapıdan kıyamet gününde Cennete yalnız oruçlular girerler; o kapıdan onlardan başka hiç bir kimse giremez." 21
    Oruç ibadetini yerine getiren ve gerçek anlamda büyük bir sınav kazanan mü'min; ahirette Allah'a kavuşup mutluluğun zirvesine çıktığı gün en büyük sevinci tadacaktır.
    Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
    "... oruçlu için iki sevinç vardır. Biri iftar vaktindeki sevinci, diğeri de (orucunun mükâfatını almak üzere) Ahirette Rabbine kavuştuğu andaki sevincidir."

  13. #13
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Niçin Oruç Tutuyoruz? ]
    Biz, herhangi bir menfaat düşüncesi ile değil yalnız Allah'ın emri olduğu için ve onun rızasını kazanmak maksadıyla oruç tutarız.
    Hz. Ali (Allah ondan razı olsun) diyor ki:
    - Karşılığında bir menfaat umarak yapılan ibadet, ticaretçinin ibadetidir.
    - Korku sebebiyle yapılan ibadet kölenin ibadetidir.
    - Allah'ın nimetlerine şükretmek maksadıyla yapılan ibadet, hür olan kimsenin ibadetidir. 23
    Makbul olan ibadet, Hz. Ali'nin de belirttiği gibi Allah'ın nimetlerine karşı şükran borcunu yerine getirerek onun rızasını kazanmak maksadıyla yapılan ibadettir.
    Allah, ancak böyle samimi bir düşünce ile yapılan ibadetleri kabul eder.

  14. #14
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Orucun Hikmetleri ve Faydaları ]
    Allah'ın her emrinde olduğu gibi oruçta da birçok hikmetler ve bizim için pek çok faydalar olduğu bilinen bir gerçektir. Orucu Allah rızası için tutmakla beraber, bunları da gözönünde bulundurarak değerlendirmek durumundayız. Orucun başlıca faydaları şunlardır:

  15. #15
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Oruç Kötülüklerden Korur ]
    Kur'an-ı Kerimde orucun farz kılındığını bildiren ayetin sonundaki "ta ki korunasınız" ifadesi orucun hikmetine dikkatimizi çekmektedir.
    Allah Tealâ, her derde bir deva, her hastalığa bir ilaç verdiği gibi kötülüklere karşı da korunma vasıtaları vermiştir. İşte orucun bir özelliği de bizi kötülüklerden koruyan bir ibadet oluşudur.
    Nitekim Peygamberimiz orucun bu özelliğini hepimizin kolayca anlayabileceği şekilde güzel bir benzetme ile açıklayarak şöyle buyurmuştur:
    "Oruç bir kalkandır, o halde oruçlu kötü söz söylemesin. Kendisi ile çekişip kavga etmek isteyen kimseye iki defa, "ben oruçluyum" desin." 24
    Bilindiği gibi kalkan, savaşlarda kişiyi düşmanın kılıcından koruyan bir vasıta idi. Kalkan, sahibini düşmandan koruduğu gibi oruç da aynı şekilde kişiyi kötülüklerden ve günah işlemekten korur. Oruçlu, kötülüğü başlatan kişi olmayacağı gibi, kendisine fena söz söyleyen ve kavga etmek isteyenlerin bu davranışlarına karşılık: "Ben oruçluyum, ben oruçluyum" diyerek nefsine hakim olacak ve kendisini kavganın içine çekmek isteyenlere uymayacaktır. Böylece oruç, bir kalkan gibi kişiyi kötülüklerden korumuş olacaktır.
    Oruç, kişiyi sadece kötülüklerden korumakla kalmayacak, onu cehennem ateşinden de koruyacaktır. Çünkü, insanı cehenneme sürükleyen kötülüklerdir, bunlardan uzaklaşan cehennemden de uzaklaşmış demektir.
    Her kötülüğün başı, Allah'ı unutmak ve sorumluluk duygusunu kaybetmektir. Halbuki oruç, bize daima Allah'ı hatırlatır, sorumluluk duygusunu geliştirir. Bir ay boyunca devam eden bu manevî eğitim sonucu Allah korkusu kalblere iyice yerleşir,bunun olumlu tesiri ile de insan davranışlarını kontrol altına alarak her türlü kötülükten uzaklaşmış olur.

  16. #16
    Erkam. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    25-03-2007
    Yer
    BURDUR
    Yaş
    25
    Mesajlar
    8.445
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Erkam.
    [ Oruç Ahlâkımızı Güzelleştirir ]
    Oruç, belirli bir süre basit bir aç kalma olayı değildir. Onu sadece bu yönüyle değerlendirmek son derece yanlış olur. Oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, çirkin davranışlardan uzaklaştıran ve iyi huylar kazandıran bir ahlâk eğitimidir.
    Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: "Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah onun yemesini, içmesini bırakmasına değer vermez." 25
    Bu hadis-i şerifte orucun yüksek hedefi açıkça gösterilmiş, oruç tuttuğu halde kötü huyları terketmeyenlerin oruçlarına Cenab-ı Hakk'ın değer vermeyeceği bildirilmiştir.
    Konunun önemi hakkında peygamberimiz diğer bir hadis-i şerifinde biraz daha açıklık getirerek buyuruyor ki:
    "Çok oruç tutanlar var ki onlara tuttukları oruçlardan sadece açlık ve susuzluk kalır. Çok gece ibadet edenler vardır ki onlara da bundan kalan sadece uykusuzluktur." 26
    Bu kimseler, helâl olan şeylerden uzaklaştıkları halde, esas uzaklaşmaları gereken haramlardan uzaklaşmadıkları için ibadetlerinden bekledikleri karşılığı bulamayacaklardır.
    Görülüyor ki orucun asıl gayesi, insanı kötülüklerden uzaklaştırarak olgunlaştırmak, ahlâk ve fazilet sahibi olmasını sağlamaktır.
    İslâm bilginleri orucun üç mertebesi olduğunu bildirmişlerdir:
    Birincisi; imsaktan akşama kadar yemekten, içmekten ve cinsel arzulardan sakınmak suretiyle tutulan oruçtur. Bu oruç, şartları yerine getirildiği için sahihtir. Ancak bunun gayesine ulaşması için oruçlunun ikinci basamağa yükselmesi lâzımdır.
    İkincisi; birinci maddedekilerle birlikte, kulak, göz, dil, el, ayak ve diğer organları günahlardan uzaklaştırmak suretiyle tutulan oruçtur. Makbul olan oruç budur. Çünkü bu, organlar üzerinde olumlu etkisini gösteren ve sahibine ahlâkî faziletler kazandırarak gayesine ulaşan oruçtur.
    Üçüncüsü; birinci ve ikinci maddedekilerle beraber gönlünde Allah'tan başkasına yer vermemek, kalbini Allah'tan başka şeylerle meşgul etmemek suretiyle tutulan oruçtur. Oruçta ulaşılan en yüksek derece budur. Peygamberlerin ve Allah'ın veli kullarının tuttuğu oruç budur.
    Oruçlu, önce helâl olan yiyecek içecek ve cinsel arzularından geçici bir süre uzak kalarak iradesine hakim olmayı öğrenir. Bu irade terbiyesi ile organlarının her türlü kötülükten uzaklaşmasını sağlayan mü'min, nihayet kalbini de kötü duygulardan arındırarak âdeta melekleşir. Maddî bağlardan, fani ihtiraslardan uzaklaştıkça kulluğun zirvesine ulaşır ve Allah'a yaklaşır.

Sayfa 1/4 1234 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Peygamberimiz Kaç Ramazan Oruç Tutmuştur?
    By hirahos in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29-06-2014, 18:55
  2. Lale Bahtiyar / Ramazan Ve Oruç
    By İsmail in forum KİTAP
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22-08-2011, 03:40
  3. Ramazan ayı ve oruç
    By ihvan23 in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19-08-2009, 12:35
  4. Ramazan'da kimler oruç tutmayabilir?
    By Bîdâr in forum DİNİ SORULARINIZ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-09-2007, 15:28

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş