Etiketlenen üyelerin listesi

roportajı okurken içimden hep sen bırak erdemi , bırak iş ahlakını asgari ücretten bahset dedim durdum ... Günümüzde Erdem ve İş Ahlakı Zengin işverenden yana sadece .... 600 tl ye mahkum modern köleler çalışırken , zengin işverenimiz Erdem adına , dini islam adına zekat dağıtır ... kimse demezki önce işçimi zekata muhtaç yaşamaktan kurtarma sorumlulugum var diye ... Hasılı yazının sonunda içimden geçenlere utandım doğrusu ... Tavsiye ediyoruz demesi bile kalbimdeki buzların erimesine

Bu konu 1138 kez görüntülendi 2 yorum aldı ...
Alkan: Hedefimiz erdemli iş adamlarının sayısını artırmak 1138 Reviews

    Konuyu değerlendir: Alkan: Hedefimiz erdemli iş adamlarının sayısını artırmak

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1138 kez incelendi.

  1. #1
    Kaçak

    roportajı okurken içimden hep sen bırak erdemi , bırak iş ahlakını asgari ücretten bahset dedim durdum ...
    Günümüzde Erdem ve İş Ahlakı Zengin işverenden yana sadece ....
    600 tl ye mahkum modern köleler çalışırken , zengin işverenimiz Erdem adına , dini islam adına zekat dağıtır ...
    kimse demezki önce işçimi zekata muhtaç yaşamaktan kurtarma sorumlulugum var diye ...
    Hasılı yazının sonunda içimden geçenlere utandım doğrusu ...
    Tavsiye ediyoruz demesi bile kalbimdeki buzların erimesine sebep oldu ...
    Ama duyarlarsa sesimi diyorum ki buradan ...
    Siz İGİAD olarak deyinki ...
    Üyelerimizi seçerken ve alırken o yıl belirledigimiz asgari geçim sınırını işçisine verenleri üye kabul ediyoruz ve biz 155 kişiyiz deyin ...
    Ve asgari geçim sınırımız 1955 tl ...
    O zaman işte , işçimizle , halkımızla hem saygımız ve güvenimiz olur sizlere , hemde herzaman işçi-işveren , üretici -tüketici diyaloglarımızda bambaşka bir hava eser , bereket gelir , anlam gelir ...
    Ve evine,boğazına , nesline 1955 tl den fazla para ve meta girmeyen birde Alimimiz katılırsa aranıza ...
    Derimki ey site , kalkın gidiyoruz ....
    İnş. görürüz o günleri ....
    Buyrun ilgili roportaj ..
    sonunu okuyun mutlaka


    Yaşar Yeşil / Özgün Duruş

    İGİAD’ın kuruluşu hakkında bilgi verir misiniz?

    İGİAD’ın (İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği) tabela kuruluşu 2003 yılına tekabül ediyor. Ancak İGİAD’ın yaklaşık 15 yıl öncesi olan bir çalışması var diyebiliriz. Daha önceden faaliyetlerimizi İktisadi Girişim Platformu adı altında yürütüyorduk. O günkü şartlarda tek temel hedefli bir çıkışımız vardı. Erdemli iş adamlarını, erdemli iş adamlarının sayısını artırmak ve bu duyarlılığı piyasalarda yaygınlaştırmak için neler yapabiliriz, bunlarla ilgili konuşuyorduk. Tabi o zamanlar kurumsal bir çatı olmadığı için elimizden geldiği kadar faaliyetleri birebir tanıdıklarımızla, daha çok seminer ve konferans şeklindeki çalışma metoduyla yaklaşık 5-6 seneye yakın sürdürdük. Zaman içinde baktık ki teveccüh çok fazla, insanların bu konularla ilgili bir hayli derdi var. Bizlerle gelip görüşenlerin sayısı artmaya başlayınca o zaman bir tabelamız, bir derneğimiz olsun istedik. Hem iletişim sağlayacağımız hem de bu işi biraz daha kurumsal ve profesyonelce idare edebileceğimiz bir kadroya dönüştürelim diye 2003 yılında İGİAD’ı resmi bir kuruluş yaptık.

    İGİAD’ın amacını; “Erdemli iş adamlarını onure etmek, erdemli iş adamlarının sayısını artırmak ve bu duyarlılığı piyasalarda yaygınlaştırmak” şeklinde açıkladınız. Bunu biraz daha açabilir miyiz?

    Erdemli ve dürüst iş adamını, sözüne güvenilir tüccarı oluşturabilmek için yalnız başına onlara doğruları hatırlatmanın yetersizliği de ortaya çıkınca, bir de işin diğer boyutu olan, ticari boyutu gündeme geldi. Yani insanların girişimcilik ruhunu da bu anlamda tetikleyecek bir takım çalışmalar yapmamız gerektiği ortaya çıktı. Yalnız başına, “ahlaklı olun, ahlaklı olun” demeyle iş olmuyor. Ortada ticaret yoksa, insan zaten ticaret yapmadığı için ahlakını da kontrol etmiş olamazsınız. Dolayısıyla İGİAD, faaliyetlerinde girişimcilik ruhunu önceleyip, iş ahlakını da merkeze alan çalışmalar yürüten bir dernek oldu.

    Derneğin ne gibi faaliyetleri var?

    Çeşitli komisyonlarımız var, faaliyetlerimizi bu komisyonlarla yürütüyoruz. Eğitim ve kültür komisyonumuz, teşkilatlanma komisyonumuz, kurumsal iletişim komisyonumuz ve proje destek komisyonumuz var. Bütün faaliyetlerimizi bu komisyonlarla organize etmeye çalışıyoruz. Teşkilatlanma komisyonumuz, üyelerin birbirleriyle ilişkilerini geliştirme, yeni üye profilleri üzerinde çalışma, üye ile dernek arasındaki ilişkileri organize etme alanlarında çalışmaktadır. Bir de üyeler arasında ticari ilişkileri artıracak bir takım programlar da yapıyor zaman zaman. Bunların dışında piknik organizasyonları, iftar organizasyonları yapıyoruz ve bununla üyeler arasında kaynaşmayı hedefliyoruz.
    Eğitim komisyonumuz daha çok yayınlar, seminerler ve paneller organize ediyor. Yayınlarımızdan bahsedecek olursak; üç ayda bir çıkardığımız İGİAD Bülten’i var. Burada bir dosya konusu işleniyor ve İGİAD’ın faaliyetleri anlatılıyor. Bültenden yaklaşık iki bin adet basıyoruz, hem üyelerimize hem de elimizdeki dağıtım listesine göre farklı yerlere gönderiyoruz. Bir de İş Ahlakı dergimiz var. Burada da daha çok iş ahlakı alanında yazıları toplayıp yayımlıyoruz. Ayrıca dernekte bir kütüphane oluşturduk. İş ahlakı alanında yazılmış, söylenmiş sözlerin derlenip toplandığı ciddi bir kütüphane. İş Ahlakı dergisi de şu anda üniversitelerde öğretim görevlilerinin, hocaların öğrencilerine ders kaynağı olarak da faydalandıkları bir kitap haline dönüştü. Farklı konularda yayımlanmış kitaplarımız var. Bu sene ramazanda dağıttığımız iş ahlakı üzerine, “İş ve Ticaret Hayatında Kırk Hadis” adlı ciddi ve güzel bir çalışma yaptık.

    İGİAD, üyelerinde ne gibi vasıflar arıyor?

    Şu anda 155 üyemiz var. Üyelerimiz çeşitli sektörlerden oluşuyor. Eğitim, inşaat, gıda, tekstil, hizmet, sağlık sektörü vb. Üye alımında oldukça hassas davranıyoruz. Geçmiş beş yıllık ticaret sicillerine bakıyoruz, çekinin, senedinin dönmemesine bakıyoruz. Çevresinde özellikle sözüne güvenilirliği noktasında tezat oluşturmayanları İGİAD’a üye yapıyoruz. İGİAD’da kurumsal üyelik değil, kişisel üyelik var. Yani firma bazında değil şahıs bazında üyelik geçerli.

    İş dünyası İGİAD’ı ne kadar tanıyor?

    Yaklaşık yedi yıllık bir süreci geride bıraktık. İlk beş yılda planlarımız vardı. İstanbul genelinde tanınır olan bir dernek olmayı hedeflemiştik. Elhamdülillah, ilk beş yıla geldiğimizde Türkiye genelinde birçok yere yayınlarımızın ulaştırılması, özellikle de eğitim komisyonumuzun yapmış olduğu faaliyetler gerçekten çok ciddi bir ses getirdi. Tanınma noktasında ciddi bir mesafe kat ettiğimizi söyleyebilirim. Bir boşluğu doldurduğumuza inanıyoruz.

    Konuşmanızın başında on beş yıllık bir geçmişe sahip olduğunuzdan bahsettiniz. Türkiye’deki ekonomik dinamizmin ve tabi paralelinde siyasal dinamizmin de hemen hemen 15 yıllık bir tarihi var. Türkiye’nin son on beş yılda bu dinamizmi göstermesini ve aynı zamanda sizin de paralel bir gelişme göstermenizi neye bağlıyorsunuz?

    Türkiye’deki son on beş yıllık ekonomik serüvene baktığımız zaman seksen sonrasında, Özal döneminden itibaren serbest piyasa ekonomisinin getirmiş olduğu bir canlanma var. Bunu tüm ekonomistler, tüm iş adamları da söylüyor. Son on beş yıldır bu işlerle neden ilgilendiğimiz sorusu belki akla gelebilir. Şu bir gerçek, bizim camianın yaklaşık 15-20 yıllık bir ticari geçmişi var. Ticaretle hemhal olmaya başlayınca oradaki sorunların kendi sorunlarımız olduğunu gördük. En acıtıcı tarafı da, aslında bu sorunun daha çok bizim insanımızın yaptığını görmüş olmamız. Bizim camiadan çıkan insanlar daha çok bu sorunla insanları muhatap etmişler. Yani dürüstlüğü bizim ortaya koymamız gerekirken, iş dünyasında en uygun hareketleri bizim yapmamız gerekirken tam tersi bir takım durumları gördüğümüzden ötürü o dönemlerde biz niye böyleyiz dedik.

    Ahlaki bir zaaf var yani

    Ahlaki bir zaaf var tabi… Bu ahlaki zaafı da özellikle ticaret yaptığımız ortamlardaki tedarikçilerimizle, müşterilerimizle diyaloglarımızda farkına vardık.

    Bu ahlaki zaaf acaba Türkiye’nin reel şartlarından mı kaynaklanıyor yoksa piyasaya giren iş adamlarının kendi kişisel problemlerinden, kültürsüzlüklerinden ya da yetişme problemlerinden mi kaynaklanıyor?

    Biz 2008 yılında bir rapor yayınladık, iş ahlakı raporuydu. Orada bu soruya çok güzel cevaplar var. İstanbul ve Kocaeli’de 1150 taneye yakın anket yaptırmıştık. Birkaç sorumuz, insanlar neden ticari ahlaki kurallara riayet etmezler veya gayri ahlaki davranmalarına gerekçe nedir? Şeklindeydi. Temel şey şu; İslam ahlakından uzaklaşmış bir medeniyetin geleceği nokta bu. İkincisi, Türkiye’de görsel medyanın insanlar üzerindeki etkisi ciddi bir şekilde olumsuz yönüyle burada göz önüne çıkıyor. Çünkü televole kültürüyle nesiller yetişiyor. Kolaydan para kazanıcılık ve çabucak bu kazandığını harcama kültürü var. Bir diğeri paraların kazanılmasıyla beraber patronların gayri ahlaki tutumları bu davranışlara örnek oluyor.

    Şu sıralar bir vergi affı çıkarıldı biliyorsunuz. Bu af epeyce bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Bazıları diyorlar ki, şimdiye kadar olan vergilerin affedilmesi veya azaltılması bunu zamanında ödeyenlere yapılmış bir haksızlıktır. Burada şöyle bir beklenti de ortaya çıkıyor; Zamanında ödeyenlere de bir teşvik sağlanması gerekiyor. Buna karşılık bazıları da dediler ki, bu tür affetme geleneği, af kültürü bir tür ahlaki dejenerasyona da yol açıyor. Çünkü sen dürüst davrananı cezalandırmış oluyorsun ve insanlar da ben enayi miyim diyerek onlar da aynı şeyleri yapmaya başlıyorlar. Bu uygulamalar teşvik gibi bir anlama da gelebiliyor. Bu konuda ne diyorsunuz?

    Devlet, şüpheli alacaklarına karşı zaman -zaman bu tarz kararlar alıyor. Bizler de ticarette bazen bu tip durumlarla karşılaşıyoruz. Yani yeri geliyor müşteride bir alacağınız oluyor ve tahsilât noktasında bir problem yaşıyorsunuz. Bir gidiyorsunuz, iki gidiyorsunuz ama alamıyorsunuz. En sonunda oturup mutabakata varıyorsunuz. Diyorsunuz ki, senden alacağım 10 liraya karşılık dört lira ver de şu iş bitsin. Bu boyutuyla baktığın zaman, insanların daha önceden ödeyenleri ahlaki noktada zaafa uğratacak bir durumda olmamalı. Bunun illaki firesi vardır, yok değildir. Ona katılıyorum. Çünkü insanlarda, “nasıl olsa affedecek” diye bir düşünce söz konusu olabilir, ama burada sistemin temelini sorgulamak gerekir, neden tahsilat yapılamıyor diye. Gerçekten de Türkiye’deki vergi yükü çok ağır, esnaflar ödemelerde çok zorlanıyorlar. Şuna da katılıyorum, bir teşvik olması açısından vergisini zamanında ödeyenlere de bir avantaj sağlanmalı.

    İGİAD bundan böyle nasıl bir yol haritası izleyecek, gelecekteki projeleri nelerdir?

    İGİAD, bahsettiğim faaliyetlerle beraber düzenli seminerler ve konferanslar da veriyor. Çeşitli konuları gündeme getiriyoruz, raporlar yayınlıyoruz. Mesela 2008 yılında iki tane rapor yayınladık. Bu sene de bir rapor yayınlayacağız. Şu anda onu tamamlamak için çalışıyoruz. Ortaklıklarla ilgili bir hazırlığımız var. Yani Türkiye’de ortaklıklar neden gitmiyor diye böyle bir çalışmamız var.
    Önümüzdeki yıllarda da yaptığımız gibi İGİAD, aslında bugüne kadar yapmış olduğumuz faaliyetlere paralel faaliyetlerle yol haritasını çiziyor. Önemli olan bu duyarlılığı sağlamak ve bu duyarlılıkla birlikte de kendi üyeleri arasında iş birlikteliğini artırmaya çalışmak olacak. Ticari olarak da bizlerin birbiriyle alışveriş yapmaları gerekiyor. Bunlar üzerinde biraz çalışacağız. Eğitim alanında, uzun vadede yürüttüğümüz bir-iki projemiz var. Mesela, bunlardan bir tanesini İstanbul Müftülüğü ile yürütüyoruz. İstanbul Müftülüğü ile olan çalışmalarımızda çok güzel neticeler aldık. İş çevrelerinin yoğun olduğu yerlerdeki camilerde hutbelerde iş ahlakı yönünde hutbe verilsin yönünde bir talebimiz vardı. Müftülük hutbe komisyonuna bunu iletti. Üç tane hutbe İstanbul genelindeki bütün camilerde, tamamıyla bizim konular üzerine yani iş ahlakı üzerine işlendi. Yine uzun vadede düşündüğümüz, vaizlerin iş dünyasıyla hemhal olmaları, dolayısıyla onların bu anlamdaki ticari eksikliklerini bizim telafi etmemiz, onları iş dünyasıyla buluşturmak gibi bir projemiz var.
    Mesela önümüzdeki dönem, İş Ahlakı adlı dergimizin sayısı yolsuzlukla ilgili olacak. Aralık ayında 2010 yılındaki programımızı çıkaracağız inşallah… Yine bu ay yaptığımız bir çalışma var, onu da inşallah duyuracağız. Asgari geçim ücreti bizim yıllardan beri yaptığımız bir çalışma. İstanbul’daki iki çocuklu bir ailenin geçim standardını tespit ediyoruz. Bu, 2010 yılında 1195 liraydı. Şu günlerde bin taneye yakın anket gönderdik. O anketler geldikten sonra ocak ayında 2011 yılının asgari geçim ücretini ilan edeceğiz. Üyelerimize de bunun uygulamaları için tavsiyelerimiz oluyor.
    Yine geçtiğimiz ay yaptığımız bir girişimcilik ödül törenimiz vardı. Ses getiren bir faaliyetlerimizden biriydi bu. İyi örnekleri çoğaltmak adına hem bunları onure etmek hem kamuoyunda bu konu hakkında birazcık duyarlılık oluşturmakla ilgili bir çalışmaydı bu. Bu faaliyetimiz önümüzdeki dönemlerde de devam edecek.

    Son olarak neler söylemek istersiniz?

    Bana bu söyleşi fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Özgün Duruş’un yayın hayatında başarılı bir çizgide olmasını temenni ediyorum.

  2. #2
    girdap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    08-02-2007
    Mesajlar
    2.549
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @girdap
    Bunu düşünen işadamları olmasına sevindim hakkaten.
    Ama bunun her yerde gerçekleşmesi için Türkiye'nin ekonomisinin epeyce daha gelişmesi gerekiyor. Özellikle orta ölçekli işletmeler bu parayı işçilerine verirlerse, ayakta kalmaları çok zor olur galiba.

  3. #3
    bakış - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    22-11-2009
    Yer
    İstanbul-Pendik
    Mesajlar
    4.726
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @bakış
    Alıntı girdap Nickli Üyeden Alıntı
    Bunu düşünen işadamları olmasına sevindim hakkaten.
    Ama bunun her yerde gerçekleşmesi için Türkiye'nin ekonomisinin epeyce daha gelişmesi gerekiyor. Özellikle orta ölçekli işletmeler bu parayı işçilerine verirlerse, ayakta kalmaları çok zor olur galiba.
    Haklısın...
    Evet kötü niyetliler mutlaka vardır.Ama işçisine 600 lira verip,hacizler ile uğraşan işverenleride gördük.Yani işçiye her 600 lira veren kötü niyetli değildir.
    işverenin erdem ve ahlakını para üzerinden ölçeceksek o zaman TUSİADI savunuruz daha iyi.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. teslimiyetimizi artırmak için belki de...
    By ah_teslimiyet in forum TANIŞMA, KUTLAMA VE TAZİYE
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 20-09-2013, 03:24
  2. Kapasiteyi artırmak
    By bulut_bey79 in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14-04-2013, 00:08
  3. Erdemli Olmak
    By KeRRa in forum SAĞLIKLI HAYAT
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26-08-2009, 18:59
  4. En üstün, en erdemli, en zeki, en akıllı Mü'min: ...
    By misak in forum Sahabeler ve İslâmî Önderler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-02-2008, 14:24
  5. hedefimiz Allaha kulluk olmalı
    By parantez in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18-12-2006, 01:11

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş