Etiketlenen üyelerin listesi

Mona Rosa siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah senin yüzünden kana batacak Mona Rosa siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Rosa bugün ben de bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa

Bu konu 34020 kez görüntülendi 170 yorum aldı ...
Sezai Karakoç Şiirleri 34020 Reviews

    Konuyu değerlendir: Sezai Karakoç Şiirleri

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 34020 kez incelendi.

Sayfa 1/11 123456 ... Son
  1. #1
    Murat Sâki

    Mona Rosa siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah senin yüzünden kana batacak
    Mona Rosa siyah güller, ak güller

    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    Mona Rosa bugün ben de bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar

    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Rosa seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Rosa ben bir deliyim
    Açma pencereni perdeleri çek

    Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    Ben de çıkar güneş aydınlığa
    Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    Seni hatırlatır her zaman bana
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mum ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

    Ellerin, ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli olur bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin, ellerin ve parmakların

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
    Saat on ikidir, söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

    Akşamları gelir incir kuşları
    Konarlar bahçemin incirlerine
    Kiminin rengi ak, kiminin sarı
    Ah beni vursalar bir kuş yerine
    Akşamları gelir incir kuşları

    Ki ben Mona Rosa bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O sakin bakışlar bir su kenarında
    Ki ben Mona Rosa bulurum seni

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa
    Henüz dinlemedin benden türküler
    Benim aşkım sığmaz öyle bir saza
    En güzel türküyü bir kuşun söyler
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa

    Artık anla beni muhacir kızı
    Anla ve kabul et itirafımı
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı etrafımı
    Artık anla beni muhacir kızı

    Yağmurdan sonra büyürmüş başak
    Meyveler sabırla olgunlaşırmış
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurdan sonra büyürmüş başak

    Altın bilezikler, o korkulu ten
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    Bir tüy ki can verir gülümsemene
    Bir tüy ki kapalı geceye güne
    Altın bilezikler, o korkulu ten

    Mona Rosa siyah güller, ak güller
    Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah senin yüzünden kana batacak
    Mona Rosa siyah güller, ak güller


    VE HİKAYESİ.

    ÜNİVERSİTE YILLARINDA; Sezai Karakoç bir kıza aşık olur,ama bunu ne o kıza ne de başka birine anlatabilir.kız bi şeylerin farkındadır ama emin değildir.en yakın arkadaşı sezai karakoç'un şiire olan merakını biliyordur ve bir davete katılması için ısrar eder.o da kıramaz ve katılır.programı sunan da o arkadaşıdır.gecenin sonuna doğru söze başlayan arkadaşı,aralarında da güzel şiirler yazan birinin olduğunu söyler ve sezai karakoç'u sahneye davet eder.sıkıla sıkıla çıkar karakoç ve mona rozayı okumaya başlar.kız da ordadır ve nişanlanmıştır.şiiri kendisine yazdıgını anlamıştır.emindir artık emin olamadıklarından.bakışırlar bir süre,sonra karakoç daha fazla dayanamaz ve koşarak sahneyi terkeder.kız arkasından koşar hemen.yetişir karakoç'a.parmağındaki yüzüğü göstererek der ki; "bir tek sözüne bakar,çıkarıp atarım".sezai karakoç da "artık senin aşkın benimkine yetişemez" der.
    daha sonra kız intihar eder.. ve sezai karakoç mona rosa 2-3 yazar.

    selçuk küpçüğün yorumu ile,

    http://www.firaset.net/izle.php?id=17485

  2. #2

    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    09-06-2006
    Mesajlar
    1.210
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdımcA
    o hanımın intihar etmediğini, geçmiş yıllara kadar bir lisede edebiyat öğretmenliği yaptığını duymuştum ama; yanılıyor muyum acaba?

  3. #3
    Zeynep Özmen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    1.653
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Zeynep Özmen
    Denizin Kentini Yaktım

    Denizin kentini yaktım
    Vızıldayıp duran kafamın ortasında
    Denizin kentini yaktım
    Hurma şırıltılarıyla

    Denizin kentini yaktım
    Beni çocukluğumdan koparan
    Denizin kentini yaktım
    Bir kent kadın kabuklarından

    Denizin kentini yaktım
    Miras kalmış bir alevle
    Denizin kentini yaktım
    Veli ağaçlarla kalbi atan mermerle

    Tanrıyı anarak kalbi atan
    Cami sütunları boğdu
    Sararmış gözyaşlarıyla
    Kararmış denizin kentini

    İstanbul ey sevgili şehir
    Dön dön karadan gelen sesime
    Son veren zaman yatırında
    Denizden getirilen biçimine

    Sezai Karakoç

  4. #4
    gurbet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    10-06-2006
    Mesajlar
    319
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @gurbet
    Sezai Karakoç`un o ünlü Mona Rosa şiirleri ile Yavuz Bülent Bakiler`in Gözlerin İstanbul Oluyor şiirini güzel bir şekilde harmanlayan Abullah Çevik ve Selçuk Küpçük harika bir eser ortaya çıkarmışlar. Ne de güzel , ne de iyi yapmışlar...



    Istanbul / Ve Mona Rosa


    zambaklar en ıssız yerlerde açar
    ve vardır her vahşi çiçekte bir gurur
    bir mumum ardında bekleyen rüzgar
    ışıksız ruhumu sallar da durur
    zambaklar en ıssız yerlede açar

    yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    bir gün gözlerimin ta içine bak
    anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik
    bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden
    martılar konuyor omuzlarım,
    gözlerin İstanbul oluyor birden

    ben bir şarkı, ben bir türküyüm
    ben Meryemin yanağındaki tüyüm
    beni bir azizin nefesi uçurur
    içimde Allahın korkusu durur
    cici ayaklarım iplikle bağlı
    ben onun sılası, kendimin gurbetiyim

    sineklerin kanadını ısıtan
    bir güneş toprağı yarıp çıkacak
    kadınlar sansa da yaşadığını
    şarkısız kaldıkça yaşamayacak
    kandınları şarkılar akrepler aydınlatır

    akşamlardan, gecelerden,senden uzağım
    şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
    durgun sular gibi azalacağım
    bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.

    ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık
    ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi
    sana da Mona Roza, taşbebeği bıraktık
    ellerinde kılıçlı balıkların bir dişi
    senin hatıran kadar büyük, yeni, karanlık
    senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi
    ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık

    ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
    sonra seni kaybetmek hemen her yerde
    ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
    yapayalnız kalmak iskelelerde

    peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
    sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
    sırrımı söylüyorum vefakar balıklara
    yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi
    koyverip kirli pullu saçlarını rüzgara
    koyverip telli pullu saçlarını rüzgara
    bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
    peygamber çiçeğinin aydınlığında ara

    zaman nede çabuk geçiyor Mona
    saat on ikidir, söndü lambalar
    uyu da turnalar gelsin rüyana
    bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar



  5. #5
    benja
    ben de cok severim bu eseri. dinle dinle bikmiyor insan..

  6. #6
    Murat Sâki
    kesinlikle harika bir şiir çok severim bende özellikle selçuk küpçük'ün yorumu ile dinlemenizi tavsiye ederim teşekkürler sayın; gurbet

  7. #7
    şehidan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    01-07-2006
    Mesajlar
    271
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @şehidan
    Selçuk küpçük gerçektende güzel bir yorumcu. ^^Leyla^^yıda dinleyin benim çok hoşuma gitti monarosa kadar olmasada

  8. #8
    SaLtan
    Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
    Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
    Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
    Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
    Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
    Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
    Bunu bana söylemediniz
    İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler
    Bunu bana öğretmediniz
    Kardeşim İbrahim bana mermer putları
    Nasıl devireceğimi öğretmişti
    Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
    Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini
    nasıl sileceğimi öğretmediniz

    Bir kentten daha geçtim
    Buğdayları yakıyorlardı
    Yedikleri pirinçti
    Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı
    Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı
    Pirinçler gibi çoğalıyorlardı
    Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum
    Öpüp çıkıp gittim yelelerini

    Sezai Karakoç

  9. #9
    BeHReM



    Ey Sevgili

    Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    Bütün sürgünlüklerim bir bak1ma bu sürgünün bir süregi
    Bütün törenlerin sölenlerin ayinlerin yortularin disinda
    Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layikolmasam da
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Aşkın bu en onulmazından koparıp
    Bir tuz bulutu gibi
    Savuran yüregime
    Ah uzatma dünya sürgünümü benim
    Nice yoruldugum ayakabilarimdan degil
    Ayaklarimdan belli

    Lambalar egri
    Aynalar akrep melegi
    Zaman çarpilmis atin son hayali
    Ev miras degil mirasin hayaleti
    Ey gönlümün dogurdugu
    Büyüttügü emzirdigi
    Kus tüyünden
    Ve kus südünden
    Geceler ve gündüzlerde
    Insanliga anit gibi yükselttigi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünüm benim

    Bütün siirlerde söyledigim sensin
    Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandim Salome'nin Belkis'in
    Bosunaydi saklamaya çalismam öylesine asikarsin bellisin
    Kuslar uçar senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devsirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alir sonsuzlugun haberini
    Ey gönüllerin en yumusagi en derini
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Yillar geçti sapan ölümsüz iz birakti toprakta
    Yildizlara uzaniphep seni sordum gece yarilarinda
    Çati katlarinda bodrum katlarinda
    Gölgendi gecemi aydinlatan essiz lamba
    Hep Kanlica'da Emirgan'da
    Kandilli'nin kursuni safaklarinda
    Seninle söylesip durdum bir ömrün baharinda yazinda
    simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda
    Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
    Ey çagdas Kudüs (Meryem)
    Ey sirrini gönlünde tasiyan Misir (Züleyha)
    Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Daglarin yikilisini gördüm bir Venüs bardaginda
    Köle gibi satildim pazarlar pazarinda
    Günesin sarardigini gördüm Konstantin duvarinda
    Senin hayallerinle yandim düslerin civarinda
    Gölgendi yansiyip duran bengisu pinarinda
    Ölüm düsüncesinin beni sardigi su anda
    Verilmemis hesaplarin korkusuyla
    Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layik olmasam da
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünüm benim

    Ülkendeki kuslardan ne haber vardir
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardir
    Ask celladindan ne çikar madem ki yar vardir
    Yoktanda vardan da ötede bir Var vardir
    Hep suç bende degil beni yakip yikan bir nazar vardir
    O sarkiya özenip söylenecek misralar vardir
    Sakin kader deme kaderin üstünde bir kader vardir
    Ne yapsalar bos göklerden gelen bir karar vardir
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardir
    Yanmissam külümden yapilan bir hisar vardir
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardir
    Sirlarin sirrina ermek için sende anahtar vardir
    Gögsünde sürgününü geri çagiran bir damar vardir
    Senden umut kesmem kalbinde merhamet adli bir çinar vardir
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili

  10. #10
    derya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    22-07-2006
    Yaş
    29
    Mesajlar
    89
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @derya
    Çok güzel olmuş şiir sanamı ait Azra kardeş?Ya ben niye bu kadar etkilendim yaa..Eline sağlık selametle..

  11. #11
    BeHReM
    değil canım ya.ama çok isterdim.

  12. #12
    AdigeBatur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    19-09-2006
    Yer
    Ayıntab
    Yaş
    37
    Mesajlar
    839
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdigeBatur
    KAR ŞİİRİ

    Karın yağdığını görünce
    Kar tutan toprağı anlayacaksın
    Toprakta bir karış karı görünce
    Kar içinde yanan karı anlayacaksın

    Allah kar gibi gökten yağınca
    Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
    Başını önüne eğince
    Benim bu şiirimi anlayacaksın

    Bu adam o adam gelip gider
    Senin ellerinde rüyam gelip gider
    Her affın içinde bir intikam gelip gider
    Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

    Ben bu şiiri yazdım âşık çeşidi
    Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
    Ruhum seni düşününce ışıdı
    Her şeyi beni anlayınca anlayacak
    Sezai Karakoç

  13. #13
    AdigeBatur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    19-09-2006
    Yer
    Ayıntab
    Yaş
    37
    Mesajlar
    839
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdigeBatur

    SEZAİ KARAKOÇ KİMDİR ?

    Sezai Karakoç 22 Ocak 1933 de Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Babası Yasin Efendinin koyduğu isim Muhammed Sezai’dir. Nüfus kayıtlarına geçerken bir karışıklık sonucu ağabeyinin ismi olan Ahmet Sezai’nin başına eklenmiştir. Resmi kayıtlarda adı Ahmet Sezai Karakoç’tur. Dedeleri Ergani ve yöresinde bir hayli tanınmış etkin kişilerdendir. Babasının babası Hüseyin efendi Plevne savaşına katılmış,Gazi Osman Paşanın takdirini kazanmıştır.Ailenin Lakabı Leventoğullarıdır.

    Çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçen ve 1938 yılında Ergani’de 3 ay ilkokul öncesi ihtiyat sınıfına devam eden Sezai Karakoç 6 yaşında ilk mektebe başlar ve 1944te Ergani’de bitirir. Maraş Orta Okuluna parasız yatılı olarak kayıt olur.1947 de burayı bitirerek Gaziantep’te yine parasız yatılı lise öğrenimine başlar. Gaziantep lisesinden 1950’de mezun olur.Felsefe okumak istediği için İstanbul’a gider. Babasının isteği İlahiyat fakültesiydi.Kendi parasıyla okuyamayacağını anlayınca, o zaman parasız yatılı kısmı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavına girer. Sınav sonuçlarını beklerken de Felsefe bölümüne kayıt yaptırır.Şayet sınavı kazanmazsa felsefe tahsili yapacaktır.

    Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955’te fakültenin mali şubesinden mezuniyetle tamamlar.Mecburi hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığı’nda Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi Bölümüne atanır. Bu vazifenin bir istikbal sağlayamayacağı düşüncesiyle Maliye müfettişliği sınavına girer, Kazanır ve 11 Ocak 1956’da müfettiş yardımcılığı görevine başlar.1959 yılında İstanbul’da Gelirler Kontrolörüdür.Bir ara Ankara çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesinde görevlendirilirse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul’daki görevine döner. Görevi icabı Anadolu’yu çok gezer ve bir çok il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı bulur.1960-1961 yıllarında yedek subay olarak askerlik görevini ifa ettikten sonra İstanbul’daki görevine kaldığı yerden devam eder.1965’ten 1973’e kadar bir çok kez istifa eder. 1973’ten bu yana da hiçbir resmi görev almaz.

    Kurucusu bulunduğu DİRİLİŞ YAYINLARI ve DİRİLİŞ DERGİSİ ile İstanbul’da hizmete devam eder. 1990 yılında “Güller Açan Gül Ağacı” Amblemiyle Diriliş Partisi (DİRİ-P) ni kurar. Yedi yıl Partinin Genel Başkanlığını yürütür.Ancak 19 Mart 1997’de 2 genel seçime girmedi diye parti kapatılır.

    Devlet, millet ve medeniyet kavramlarına farklı boyutlarda anlam yükleyen Sezai Karakoç’un 41 yıllık “Diriliş” doktrini etrafında düşünsel alanda bir Diriliş Nesli oluşur.

    ALDIĞI ÖDÜLLER:
    1968 Milli Türk Talebe Birliği Milli Hizmet Madalyası
    1970 Sürgündeki Macar Yazarları Gümüş Madalya Ödülü
    1982 Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Ödülü
    1988 Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü
    1991 Dünya Sanat ve Kültür Akademisi Ödülü

    HAKKINDA SÖYLENENLER:

    Rasim Özdenören:
    “Sezai abiyle tanıştığımda yazı ve şiirlerini aşan bir kişilikle karşılaştım. Böyle bir insanın yazdığı bir dünyada, yazmamın gereksiz ve anlamsız olduğunu düşündüğüm için o dönem yazmamaya karar vermiştim. Fakat bu kararımı ne kendisine, ne başkasına söyledim"

    Erdem Beyazıt:
    “Romanını yazmak isterdim. Fakat yazabilmek için de Dostoyevski gibi biri olmak lazım"

    Ömer Öztürkmen:
    “Eğer bir gün (yeryüzünde) sahte ölçülerden, puta tapıcılıktan, madde perestlikten ve haksız yargılardan arınmış, kurtulmuş dürüst ve samimi bir dünya kurulursa, o dünyanın geçmiş ve gelecek zamanlar için gösterebileceği en büyük şair Diriliş Mesajı ile Sezai Karakoç olacaktır. Shakspeare için, Goethe için dahi derler, doğrudur. Fakat Sezai Karakoç dehadan da üstün bir yerdedir.zaten o deha kelimesinden hoşlanmaz. Ona göre deha vahye karşı çıkarılmak istenen insan egosudur.Evet, bu söz onundur ve dehaları böylesine suçüstü yakalayan başka bir söz de söylenmemiştir.”

    Arif Ay:
    “O, ulu hocaların öğretmediklerini öğreten öğreti ustası, bir haberci bir muştucudur”

    Şiir
    ŞİİRLER I: Hızırla Kırk Saat
    ŞİİRLER II: Taha’nın Kitabı/Gül Muştusu
    ŞİİRLER III: Körfez/Şahdamar/Sesler
    ŞİİRLER IV: Zamana Adanmış Sözler
    ŞİİRLER V: Ayinler
    ŞİİRLER VI: Leyla ile Mecnun
    ŞİİRLER VII: Ateş Dansı
    ŞİİRLER VIII: Alın Yazısı Saati

    Hikaye:
    HİKAYELER I: Meydan Ortaya Çıktığında
    HİKAYELER II: Portreler

    Piyes:
    PİYESLER I-ARMAĞAN

    Çeviri şiir:
    BATI ŞİİRLERİNDEN
    İSLAMIN ŞİİR ANITLARINDAN

    Düşünce:
    RUHUN DİRİLİŞİ- KIYAMET AŞISI- ÇAĞ VE İLHAM I-II-III-IV- İNSANLIĞIN DİRİLİŞİ-YİTİK CENNET- MAKAMDA- İSLAMIN DİRİLİŞİ- GÜN DÖNÜMÜ- DİRİLİŞ MUŞTUSU- İSLAM- DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ- İSLAM TOPLUMUNUN EKONOMİK STRÜKTÜRÜ – DÜŞÜNCELER I- DİRİLİŞİN ÇEVRESİNDE- FİZİKÖTESİ AÇISINDAN UFUKLAR VE DAHA ÖTESİ I-II-III- YAPI TAŞLARI VE KADERİMİZİN ÇAĞRISI I-II- UNUTUŞ VE HATIRLAYIŞ-VAROLMA SAVAŞI

    Deneme:
    EDEBİYAT YAZILARI I
    EDEBİYAT YAZILARI II
    EDEBİYAT YAZILARI III

    İnceleme:
    YUNUS EMRE
    MEHMED AKİF

    Günlük Yazılar
    FARKLAR
    SÜTUN
    SUR
    GÜN SATİ
    SÖYLEYİŞLER

    RÖPORTAJ:TARİHİN YOL AĞZINDA

    KONFERANS:ÇIKIŞ YOLU:ÜLKEMİZİN GELECEĞİ
    ÇIKIŞ YOLU-II-MEDENİYETİMİZİN DİRİLİŞİ
    ÇIKIŞ YOLU III-KUTLU MİLLET GERÇEĞİ

    (Derleme yapılarak hazırlanmıştır.)

  14. #14
    AdigeBatur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    19-09-2006
    Yer
    Ayıntab
    Yaş
    37
    Mesajlar
    839
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdigeBatur
    (Monna Rosa-I Aşk ve Çileler)
    şiiri dinlemek için tıklayın

    Mona Roza, siyah güller, ak güller
    Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah, senin yüzünden kana batacak
    Mona Roza siyah güller, ak güller

    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    Mona Roza, bugün bende bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar

    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Roza seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Roza, ben bir deliyim
    Açma pencereni perdeleri çek...

    Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    Bende çıkar güneş aydınlığa
    Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    Seni hatırlatıyor her zaman bana
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

    Ellerin, ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli oluyor bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin, ellerin ve parmakların

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
    Saat on ikidir söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

    Akşamları gelir incir kuşları
    Konar bahçenin incirlerine
    Kiminin rengi ak, kimisi sarı
    Ah beni vursalar bir kuş yerine
    Akşamları gelir incir kuşları

    Ki ben Mona Roza bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O masum bakışlar su kenarında
    Ki ben Mona Roza bulurum seni

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
    Henüz dinlemedin benden türküler
    Benim aşkım uymaz öyle her saza
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

    Artık inan bana muhacir kızı
    Dinle ve kabul et itirafımı
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı her tarafımı
    Artık inan bana muhacir kızı

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    Meyveler sabırla olgunlaşırmış
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    Altın bilezikler o kokulu ten
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
    Bir tüy ki kapalı gece ve güne
    Altın bilezikler o kokulu ten

    Mona Roza siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah, senin yüzünden kana batacak!
    Mona Roza siyah güller, ak güller

  15. #15
    AdigeBatur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    19-09-2006
    Yer
    Ayıntab
    Yaş
    37
    Mesajlar
    839
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdigeBatur
    (Monna Rosa-II Ölüm ve Çerçeveler)

    Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
    Garip bir yolculuk, tren ve geyve
    Bir hançer bölüyor, ah... rüyaları:
    Bir rüya, bir hançer, bir el: ve, ve, ve...

    Lambalar yanıyor hafif ve sarı
    Gece kar yağacak sabaha kadar
    Toprakta et, kemik çatırtıları...
    Yarı ölüleri bir korku tutar,
    Değince bir taşa kafa tasları,
    - Ölüler ki yalnız tırnakları var,
    Ve yalnız burkulmuş diz kapakları...

    Bir lamba yanıyor hafif ve sarı,
    Esmer delikanlı, hatıra ve kan.
    Yeşil gözlü kızın hıçkırıkları,
    Sızıyor bir kapı aralığından,
    Lambalar yanıyor hafif ve sarı

    Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
    Açıyor elini göğe bir kadın
    Uzuyor, uzuyor altın saçları
    Uğrunda ölünen güzel kızların

    Lambalar yanıyor hafif ve sarı
    Çocuklara açar mağaraları
    Güngörmemiş kuşlar ve örümcekler
    İlân-ı aşktan dil balıkları
    Aşina suları çabuk terkeder.

    Lambalar yanıyor hafif ve sarı
    Bakıyor ateşe, küle böcekler.
    Köpekler parçalar kanaryaları
    Mektupları bir boz ağaç kurdu yer
    Baykuşlar ötüyor harabelerde
    Yanıyor lambalar hafif ve sarı.

    Bir kaza kurşunudur her yerde
    Süvarisiz şaha kalkan atları
    Bir ruhun ışığı vardır göklerde
    Lambalar yanıyor hafif ve sarı
    Ötüyor baykuşlar harabelerde.

    Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
    Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer
    Bekledi arzuyla karanlıkları
    Anneler, babalar, erkek kardeşler:
    Tâ içinden duyar ani bir ağrı
    Bir hüzün şarkısı tutturur gider
    Anneler, babalar, erkek kardeşler...

    Lambalar yanıyor hafif ve sarı
    Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş
    Bir neşe şarkısı tutturur gider
    Birinci, ikinci, üçüncü sarhoş
    Kurşunlar sıkılır göklere doğru
    Serçe yavruları havada titrer
    Lambalar yanıyor hafif ve sarı...
    Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
    İnce yelkenleri alıyor yeller
    Titretir kalpleri ve bayrakları
    Gemiden toprağa uzanan eller...

    Lambalar yanıyor hafif ve sarı
    Bir yosun köküne hasret kalacak
    Gizli hazineler, su yılanları...
    İnce yelkenleri alıyor yeller
    Bir lamba yanıyor hafif ve sarı

    Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
    Beyaz pelerinli hür tayfaları
    Kendine bağlar siyah kediler
    Titriyor gönüller ve kara bayrak
    Bir yosun köküne hasret kalacak
    Gemiden toprağa uzanan eller
    Bir lamba yanıyor hafif ve sarı

    Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
    Garip bir yolculuk, tren ve geyve
    Bir hançer bölüyor, ah... rüyaları:
    Bir rüya, bir hançer, bir el: ve, ve, ve.

  16. #16
    AdigeBatur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    19-09-2006
    Yer
    Ayıntab
    Yaş
    37
    Mesajlar
    839
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdigeBatur
    (Monna Rosa-III Pişmanlık ve Çileler)

    Rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür
    Bir odun parçası aydınlatır ocağı
    Anne ateşin önünde perişan
    Anne ateşin içinde hür
    Rüzgar eser, yağmur yağar, tilkiler üşür

    Yağmurlar sırtıyla sırtım arasındadır
    Şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın
    Kalbimi bin parçaya böldü divane sır
    Sesi geliyor sesi, günahkar çocukların
    Şarkılar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır

    Benim boyum ufak onun da ufaktı
    Kıvırcık saçlarından öpmediğim için onu
    Onun bu ocakta yanan toprağı
    Her gece rüyamda avuçlarımı yaktı
    Benim boyum ufak onun da ufaktı

    Benim gözlerim yeşildir onun kara
    Ben günah kadar beyazım, o tevbe kadar kara

    Annenin başı elleri arasında
    Parmağında aydınlık günlerden kalma yüzük
    Bir fotoğraf asılıdır duvarda
    Aynaya, geceye, maziye dönük
    Annenin başı elleri arasında

    Bir tüfeğin burnu havadadır
    Ateş almak üzeredir mermisiz
    Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım
    Siz beni ne anlarsınız... siz...
    Bir tüfek ateş almak üzeredir mermisiz

    Bir saman çöpüne tutunmuş kızların
    Eteğini ben çektim
    Neyleyim göğsümü Karacadağ'ın sert rüzgarı doldurmuş
    Annemden ben ilk sütü Geyve'de içtim
    Ankara'ya Çataldağ'a bir zindandan gül vurmuş
    Az kalsın ben ölecektim
    Bir saman çöpüne tutunmuş kızların

    Kediler halıları parçalıyor
    Kırmızı bir ışık düşüyor yere
    Annemin dizinde derman yok
    Hükmedemiyor insan ruhuna ateş
    Rüzgar hükmedemiyor incecik perdelere
    Kediler halıları parçalıyor
    Ateşte sarı gül açan saksılar
    Kızarmış bir ekmek gibi duruyor

    Kulağıma garip sesler geliyor
    Kuş yumurtasından çıkan insanlar
    Ahırda bir ata eyer oluyor
    Kulağıma garip sesler geliyor

    Ben bir şarkı bir türküyüm
    Ben Meryem'in yanağındaki tüyüm
    Beni bir azizin nefesi uçurur
    Kalbimde Allah'ın elleri durur
    Cici ayaklarım ilikli bağlı
    Ben onun sılası kendimin gurbetindeyim

    Ben azizin hasreti
    Ben Meryem'in yanağındakı tüyüm

    Benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara
    Ben günah kadar beyazım, o tevbe kadar kara

    Ocak sönüyor ateş kül oluyor
    Annenin saçları beyaz
    Anne saçlarını yoluyor
    Ateşin içinde gül açılmış
    Servi büyür, ardıç büyür, çocuk büyür
    Annesi ruhunda ruhuma eğilir

    Sineklerin kanadını ısıtan
    Bir güneş toprağı yarıp çıkacak
    Kadınlar sansa da yaşadığını
    Şarkısız kaldıkça yaşayamayacak
    Kadınları sarkılır, akrepler aydınlatır
    Kadınları sarkılır, zahirlar aydınlatır

    Artık ben gideceğim ata eyer vuruyorlar
    Hatıralarımı birer birer yakacağım
    Entarimi parça parça edip
    Zehirli kirpilere bırakacağım
    Beyaz bir kayanın üstüne çıkıp
    Göğsüme siyah bir gül takacağım
    Batan güneşe doğru kurşunlar sıkıp
    Kendimi boşluğa bırakacağım

    Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz
    Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım
    Siz beni ne anlarsınız... siz...
    Artık ben gideceğim atım kişniyor
    Bir bebek mum istiyor, bir ölü şarkı istiyor

    Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz bir deniz
    Beni onun gözleri çağırıyor duramam, duramam

    Benim gözlerim yeşildir ah... onun gözleri kara
    Ben günah kadar beyazım, o tevbe kadar kara

Sayfa 1/11 123456 ... Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Sezai Karakoç
    By AdigeBatur in forum ANSİKLOPEDİ / SÖZLÜKLER
    Cevaplar: 34
    Son Mesaj: 07-09-2012, 18:34
  2. Gün Doğmadan/Sezai karakoç
    By Büşra in forum VİDEOLAR
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10-04-2012, 14:10
  3. Sezai Karakoç-şehrazat
    By uzlet in forum VİDEOLAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19-04-2011, 08:43
  4. Sezai Karakoç
    By Hikem in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-06-2010, 14:49
  5. Sezai karakoç - Kar
    By Sepia in forum VİDEOLAR
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 11-11-2007, 22:58

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş