Etiketlenen üyelerin listesi

Bana kalk gidelim deme bu şehirden Ben sevgisini yüreğime kazımışım bu şehrin Ayrılık bana komaz Hani duymasam martı çığlığını, ezan sesini Hani görmesem Kız kulesinin çırpınan denizini Belki terk etmek kolay olurdu bu şehri Bana kalk gidelim deme bu şehirden Kolay mıdır yardan ayrılmak

Bu konu 6001 kez görüntülendi 28 yorum aldı ...
Bir İstanbul Var Sevdiğim Gerisi Boş.... 6001 Reviews

    Konuyu değerlendir: Bir İstanbul Var Sevdiğim Gerisi Boş....

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 6001 kez incelendi.

Sayfa 1/2 12 Son
  1. #1
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa

    Bana kalk gidelim deme bu şehirden
    Ben sevgisini yüreğime kazımışım bu şehrin
    Ayrılık bana komaz
    Hani duymasam martı çığlığını, ezan sesini
    Hani görmesem
    Kız kulesinin çırpınan denizini
    Belki terk etmek kolay olurdu bu şehri

    Bana kalk gidelim deme bu şehirden
    Kolay mıdır yardan ayrılmak
    Bu şehir minarelerini dikmiş yüreğime
    Kolay mı sanırsın yıkmak
    Gel vazgeç koparma gülü dalından
    Koma beni yurtsuzlar yurdunda

    Bana kalk gidelim deme bu şehirden
    Bir yaz daha göreyim ölmeden
    Bir çay daha içeyim büyükada da
    İlkbaharında aşık olayım
    Sonbaharında yalnız kalayım
    Bir şiir daha yazayım n'olur
    Bana kalk gidelim deme bu şehirden
    Bırak da kara toprağının tadına varayım


    ...



    Kahraman Tazeoğlu

  2. #2
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa
    Canım İstanbul

    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
    İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
    O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
    Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
    İstanbul benim canım;
    Vatanım da vatanım...
    İstanbul,
    İstanbul...
    Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
    Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;
    Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
    Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
    Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
    Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
    Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
    O manayı bul da bul!
    İlle İstanbul`da bul!
    İstanbul,
    İstanbul...
    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
    Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
    Oynak sular yalının alt katına misafir;
    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
    Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
    Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...
    Kadını keskin bıçak,
    Taze kan gibi sıcak.
    İstanbul,
    İstanbul...
    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
    Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,
    Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
    Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
    Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
    Gecesi sünbül kokan
    Türkçesi bülbül kokan,
    İstanbul,
    İstanbul…

    Necip Fazıl Kısakürek

  3. #3
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa
    istanbul destanı- 2

    kırk değirmen taşı gibi dönmektedir
    orkinos dediğin balıkların şahı orkinos mavzerle gözünden vurulur
    denizin içinde ağaçlar devrilir
    kan çanağına döner dalyanın yüzü

    camgöbeği yeşili bulanır
    bir çırpıda kırk orkinos
    reisin sevinçten dili dolanır
    bir martı gelir konar direğe

    atılan kolyosu havada yutar
    bir başkasını beklemez gider
    balıkçı gülümser tatlı tatlı
    adı marikadır bu martının der

    her zaman böyle gelir böyle gider
    istanbul deyince aklıma adalar
    gelir dünyanın en kötü fransızcası orda harcanır
    çalımından geçilmez altmışlık madamların

    ağzı dili olsa da tenhadaki çamların
    görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların
    istanbul deyince aklıma kuleler gelir
    ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır

    ama şu kızkulesinin aklı olsa
    galata kulesine varır
    bir sürü çocukları olur
    istanbul deyince aklıma

    tophane`de küçücük bir sokak gelir
    her allahın günü kahvelerine
    anadolu’dan bir sürü fakir fukara gelir
    kimi dilenecek dilenmesine utanır

    kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
    dudaklarında kirli paslı bir tebessüm
    çöpçü olmuştur bugüne bugün
    kiminin sırtında perişan bir küfe

    kiminin sırtında nakışlı semer
    şehrin cümbüşüne katılır gider
    kalın yağlı bir kolana koşulur
    piyano taşırlar omuz omuza

    kendinden ağır yükün altında adamlar
    balmumu gibi erir dururlar
    sonra kanter içinde soluk alırlar
    nazik eşya nazik hamallar ister neylersin

    ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin
    nazdan nazik çiniden bilezik eller
    derken
    karşı radyoda gayetle mülayim bir ses

    evlere şenlik üstad sinir zulmettin
    hacıyağına bulanmış sesiyle esner:
    gamı şadiyi felek
    böyle gelir böyle gider

    istanbul deyince aklıma
    stadyum gelir
    güne güneşe karşı yirmibeşbin kişi
    hepsinin dudağında istiklal marşı

    bulutlar atılır top top pare pare
    yirmibeşbin kişilik bir aydınlık içinde eririm
    canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız
    isteseler bir gelincik gibi koparır veririm

    istanbul deyince aklıma
    stadyum gelir
    kanımın karıştığını duyarım ılık
    ılık memleketimin insanlarına

    daha fazla sokulmak isterim yanlarına
    ben de bağırırım birlikte
    avazım çıktığı kadar
    göğsümü gere gere

    ver lefter`e yaz deftere
    stadyum gelir
    istanbul deyince aklıma
    binlerce insanın aynı anda

    aynı şeyi duymasından doğan sevincin
    heybetini düşünürüm
    birbirine eklenir kafamda
    binler yüzbinler milyonlar

    sonra bir mısra havalanır ürkek
    bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar
    istanbul deyince aklıma
    yahya kemal gelirdi bir eyyam

    şimdi orhan veli gelir
    demindenberi dilimin ucundasın orhan veli
    demindenberi senin tadın senin tuzun
    senin şiirin senin yüzün
    yaralı bir güvercin misali başımın üstünde dolanır durur

    gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
    neresine mi arayan bulur
    erbabı bilir
    deli eder insanı bu şehir deli

    kadehlerin çınlasın orhan veli
    istanbul deyince aklıma sait faik gelir
    burgaz adasında kıyıda
    mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne

    mavi gözlü bir ihtiyar balıkçı gencelir küçülür
    ikisi bir boya geldi mi sait kesilirler
    bütün istanbul’u dolaşırlar elele başbaşa
    ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta

    sivriadada da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
    ziba mahallesinde gece yarısı
    sabaha galata’dan geçer yolları
    maytaba alacakları tutar kahvede

    zararsız bir deliyi
    ula hasan derler gazeteyi ters tutaysun
    çaktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
    sonra oturup sessizce ağlarlar

    istanbul deyince aklıma
    sait faik gelir
    taşında toprağında suyunda
    fakirin fukaranın yanıbaşında

    bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
    kıldan ince kılıçtan keskin
    hep iyiden güzelden yana
    hep kimsesizlerin

    istanbul deyince aklıma
    said`in son yılları gelir
    hey allahım en güzel çağında said`e
    dört beş yıl ömrün kaldı denir

    sait sait olur da nasıl dayanır
    mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
    ihtiyar balıkçı pis pis düşünür
    bir zehir yeşilidir açılır

    bir yeşil ki ciğerine işler adamın
    bir yeşil ki kasıp kavurur
    küçük mavi çocuk
    ihtiyar balıkçı

    ve dilimize bulaşan zehir yeşili
    istanbul çalkalandıkça bu denizlerde dipdiri
    dilimiz yaşadıkça yaşasın said`in şiiri
    istanbul deyince aklıma

    sabiyem gelir
    sabiyem boynundan büyük bir demetle
    sarıyer'den gelir pendik'ten gelir
    bahar nereden gelirse velhasıl

    sabiyem oradan gelir
    ne delidir ne divane
    aslını ararsan çingenedir
    tepeden tırnağa güneştir

    topraktır
    anadır
    analar içinde bir tanedir
    biri sırtında biri memesinde biri karnında

    karnı her daim burnundadır
    canını mendil gibi takar dişine
    yürekten birşeyler katar işine
    bir ucundan girer şehrin ötekinden çıkar

    alçakgönüllüdür sabiyem
    hem maşa satar, hem göbek atar
    ver bir çeyrek güzelim der
    neyse halin o çıksın falin

    canı çıkar sabiyemin falı çıkmaz
    sonra anlatır dün gece başına gelenleri
    görürüm üryamda bir sarı yılan
    cenabet uğraşır durur benimlen

    uyanır bakarım benim bebeler
    yatağın ucuna kaymış
    ayağımın parmaklarını emer
    istanbul deyince aklıma

    bir basma fabrikası gelir
    duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun
    dal gibi dalyan gibi kızlar çalışır bütün gün ayakta
    kanter içinde mahzun

    yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
    fabrikada pencereler tavana yakın
    al topuklu beyaz kızlar dalga geçmeyin
    dışarda ağaçlar dizi dizi

    duvarlar duvarlar uzun duvarlar
    niçin ağaçlardan ayırdınız bizi
    dışarda tarlalar turuncu asfalt mosmor
    dışarda dışarda dışarda

    mevsim gürül gürül akıp gidiyor
    ondokuz yaşında eyüplü gülsüm
    dalmış beyaz köpüklü akışına ipeklilerin
    kötü kötü düşünüyor

    ipeğin akışına doyum olmaz
    ama gel gör ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz
    bir top amerikan bezi sakız gibi beyaz
    bir top amerikandan neler çıkmaz

    perdeler yatak çarşafları çoluğa çocuğa çamaşır
    sakız gibi ağarmış bir top amerikan bezi
    gülsüm`ün gözleri kamaşır
    üçüncü oğlanı doğururken gülsüm

    bir top amerikana hasret sizlere ömür
    gülsüm`lerin sürüsüne bereket
    yerine bir gülsüm`cük bulunur elbet
    gider gülsüm gelir gülsüm

    azrail ettiğin bulsun
    istanbul deyince aklıma
    ağzına kadar soğan yüklü bir taka gelir
    sülyen kırmızısı üstüne zehir gibi yeşil

    samsun'dan sürmene'den sinop`tan
    yaz demez kış demez mutlaka gelir
    kirli yelkeninde yeni bir yama
    demirinin pası gelir dilime

    nabzımda duyarım motorunun hızını
    canımın içine sokasım gelir
    iri kalçaları pullu denizkızını
    istanbul deyince aklıma

    takalar gelir
    alçakgönüllü kalender
    ya peleng-i deryadır adları ya şimşir-i zafer
    istanbul deyince aklıma

    koca sinan gelir
    on parmağı on ulu çınar gibi
    her yandan yükselir
    sonra gecekondular gelir ardısıra

    isli paslı yetim
    eyy benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim


    Bedri Rahmi Eyuboğlu

  4. #4
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa
    istanbul deyince aklıma kuleler gelir
    ne zaman birinin resmini yapsam oteki kıskanır
    ama şu kızkulesinin aklı olsa
    galata kulesine varır
    bir suru çocukları olur

    bedri rahmi eyuboglu

  5. #5
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa
    GÖZLERİN İSTANBUL OLUYOR BİRDEN

    Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

    Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

    Martılar konuyor omuzlarıma,

    Gözlerin İstanbul oluyor birden.

    Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım

    Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen

    Durgun sular gibi azalacağım

    Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.

    Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince

    Yalnız gözlerime bak diyeceksin.

    Ellerim usulca ellerine değince

    Kaybolup gideceksin

    Bir elim seni çizecek bütün pencerelere

    Bir elim seni silecek.

    Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere

    Senin için yeni baştan can kesilecek.

    Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde

    Sonra seni kaybetmek hemen her yerde

    Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak

    Yapayalnız kalmak iskelelerde.

    Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,

    Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.

    Martılar konuyor omuzlarıma,

    Gözlerin İstanbul oluyor birden.



    Yavuz Bülent Bakiler

  6. #6
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa
    İstanbul

    salkım salkım tan yelleri estiğinde
    mavi patiskaları yırtan gemilerinle
    uzaktan seni düşünür düşünürüm
    istanbul

    binbir direkli haliç'inde akşamlar
    adalarında bahar süleymaniye'nde güneş
    ey sen ne güzelsin ey kavgamızın şehri
    istanbul

    boşuna çekilmedi bunca acılar
    büyük ve sakin süleymaniye'nle bekle
    parklarınla köprülerinle meydanlarınla
    bekle bizi istanbul

    tophane'nin karanlık sokaklarında
    koyun koyuna yatan çocuklarınla bekle
    bekle zafer şarkılarıyla geçişimizi
    istanbul

    haramilerin saltanatını yıkacağız
    bekle o günler gelsin gelsin istanbul
    sen bize layıksın biz de sana istanbul
    istanbul

    boşuna çekilmedi bunca acılar
    büyük ve sakin süleymaniye'nle bekle
    parklarınla köprülerinle meydanlarınla
    bekle bizi istanbul.


    Vedat Türkali

  7. #7
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa
    İstanbulda Boğaziçinde,
    Bir fakir Orhan Veliyim;
    Velinin oğluyum,
    Tarifsiz kederler içinde.

    O rumelihisarına oturmuşum;
    Oturmuş da bir türkü tutturmuşum;

    "İstanbulun mermer taşları;
    Başıma da konuyor, konuyor aman, martı kuşları;
    Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
    Edalım,
    Senin yüzünden bu halim."

    "İstanbulun orta yeri sinama;
    Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
    El konuşur, sevişirmiş; bana ne?
    Sevdalım,
    Boynuna vebalim!"

    İstanbulda, Boğaziçindeyim;
    Bir fakir Orhan Veli;
    Velinin oğlu;
    Tarifsiz kederler içindeyim.


    ORHAN VELİ KANIK

  8. #8
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa
    Hava serin... Ve sessiz, sakin...
    Bir ihtiyar camiden çıkıyor elinde baston...
    İstanbul saçlarını tarıyor herkes uyurken,
    yeni bir gün için...
    Orada bir çöpçü, sonbahar yapraklarını süpürüyor...
    İşçi vapurunun manevrası köpürtüyor Kadıköy'ü...

    Bir adam dikiliyor, iskelenin önünde, gazete bayiinin yanında, elinde simit...
    Martılar çığlık çığlık "merhaba"
    diyor sabaha...
    Çalar saatlerin sesi, çay kaşıklarına karışıyor...
    Gece uykunun kolundan çekiştiriyor
    şehri terketmek için...
    Bir gün daha biniyor sırtına yorgun
    İstanbul?un...

    Yedi otuz işçilerin...
    Sekiz otuz şeflerin...
    Dokuz otuz müdürlerin saati...
    Ve saat on sularında lüks arabaların arka sağ kapıları açılıyor...


    Zil çalıyor sonra ikinci teneffüs için...
    Bahçeye dökülen curcunanın ses dalgaları sokak sokak yayılıyor...
    Bahçeye İstanbul?un yarınları çıkıyor...
    Kornalar caddelerde, işportacılar meydanlarda, tren sesi, vapur sesi...
    Bir ihtiyar abdest alıyor vakit varken....
    Yeni Cami'nin şadırvanında...
    Güvercinler seyrediyor...

    Çamlıca'da bir delikanlı, sevdalı...
    Boğaz rüzgârı okşuyor, içindeki yangını...
    Kalbinin sesi İstanbul'u sallıyor...
    İstanbul'da aşk, İstanbul gibi oluyor...

    Vakit öğlene sarıyor...
    Müezzin minarenin merdivenlerinde...
    Günün ilk cenazesi konuyor musalla taşına...
    Günün kimbilir kaçıncı bebeği doğuyor bir yerlerde...
    İstanbul "fatiha" okuyor...
    İstanbul "nazarlık" takıyor...

  9. #9
    ezberci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    15-10-2006
    Yer
    şimdilik ordu
    Yaş
    34
    Mesajlar
    6
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ezberci
    yüreğine sağlık kardeşim.

  10. #10
    HURİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    29-09-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    28
    Mesajlar
    42
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @HURİ
    islambol gibisi var mı?ne güzel anlatmışlar...paylaşımın için teşekkürler:flowers:

  11. #11
    zelal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    13-06-2006
    Mesajlar
    485
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @zelal
    Çok güzel şiirler eline sağlık rüveyda(müzehhibe)

  12. #12
    Kumral Abdal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    28-08-2006
    Mesajlar
    99
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kumral Abdal
    İstanbul Aşıkları için güzel şiirler, Teşekkür Ederim.

  13. #13
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa
    Çocukluğumun gurbeti.
    Bu şehrin bendeki en güzel ifadesi bu olmalı..
    Gün oldu,sılamdan kopup gelmenin dayanılmazlığıyla
    gurbeti yaşadım bu şehirde,gün oldu uzaklaşmak zorundalığımla
    sılam oldu fark etmeden.

    Bu coğrafya kaç kişinin kırılma noktası olmuştur doğası gereği.
    Büyüsüne kapılıp gelenler bir yana; memur olur, tayin olur gelinir.
    Yedektekiler,bir bavul,birkaç kat yataktır.
    Yabandır önce gelinen yer,izin zamanları iple çekilir.
    En çok bilinen yeri otogardır,tren garı birde…

    Öğrenci olunur,postacının getirdiği bir kağıt ikiye katlanır,
    zihinde acabalarla büyük şehirde okuyacak olmanın gururu
    köşe kapmaca oynarken,gözler yeni bir sabaha açılır
    köprünün üstünden geçerken...
    Sabahın mahmurluğu boğazın büyüsüne bırakır kendini.
    Uzaklaşılan sılanın burukluğu gurbetin hayranlığına karışır,yürekte harmanlanır..,
    Memuriyet biter,emekli olunur,denkler yapılır,dönüş vaktidir artık.
    Geride bırakılanlar kendinizdir,yüreğinizin parçalarıdır….

    Okul biter,zaman dolmuştur artık.
    Yıllar önce geri geri giden ayaklar
    bu kez aynı isteksiz adımları atar otogarın kaldırımlarında.
    Her yere biraz uzak biraz yakındır yedi tepeli şehir…
    Herşeye rağmen gidersiniz,cebinizde fotoğraflar,aklınızda adımlar vardır…
    Durmak için bir neden olsa,kalmak için bir fırsat bulunsa.
    Önceden gidenlerin,her gelişlerinden sonra,
    yürek burkan gidişlerine anlam veremezken,şimdi aynı sızı
    inceden inceye burkar yüreği.
    Genzinize kekre bir tat oturur, geçmez bir türlü…
    Bu yer,yıllarla birlikte yüreğin sılası oluvermiştir fark etmeden.
    Bir bahane bulunsa,iş,hastalık,evrak,bir şey çıksa,
    yol tekrar uzansa yüreğin sılasına.

    Gidene zordur,kalana daha bir zor.Giden sabırla beklenir.
    Her fırsatta yeniden tazelenir anılar.
    Yollar bir kez daha kesişir burada.
    Dışarı gidilecektir,uzak diyarlara.
    Havaalanında aktarma için bile uğradığınızda denizin kokusu dolar genzinize.
    Yol sılayadır,içiniz içinize sığmaz.
    Bir kasabadan gece vakti dönmeye başlayan tekerlekler
    bir gün doğumunda yine getirir sizi yedi tepeli şehre.
    İlk akla gelen telefon olur,numaralar bir bir aranır,
    bir mola süresince,bir çay içimi yadetmek için zamanı.

    “Bir dahaki sefere,kim bilir” diyerek kucaklaşılır……..
    Yolların kesişme noktasıdır yedi tepeli şehir…..


    İLK GURBET BURASIDIR, AYRILIRKEN SILA OLUR....

  14. #14
    hiba_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    24-04-2007
    Mesajlar
    774
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hiba_nur
    Bu coğrafya kaç kişinin kırılma noktası olmuştur doğası gereği.
    Büyüsüne kapılıp gelenler bir yana; memur olur, tayin olur gelinir.
    Yedektekiler,bir bavul,birkaç kat yataktır.
    Yabandır önce gelinen yer,izin zamanları iple çekilir.
    En çok bilinen yeri otogardır,tren garı birde…


    Yüreğine sağlık bal böceğim
    inşAllah beraber gitmek nasip olur bir gün bize tabi sadece sen ve ben değil üçümüz gideriz

  15. #15
    Rüveydaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    06-06-2006
    Yer
    kendi içimde: )
    Mesajlar
    1.013
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Rüveydaa
    dua hammalı ellerim göklerin uzağında bilirsin...
    dilimdende kalbimdende dileğin dua'm olur geçer )

  16. #16
    semih_TEK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    02-01-2007
    Mesajlar
    598
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @semih_TEK
    istanbul istnbul

Sayfa 1/2 12 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Mevzu Çağdaşlıksa Gerisi Teferruattır
    By Meryem in forum SERBEST KÜRSÜ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-05-2008, 00:07
  2. Birtek Seni Sevdim Gerisi Yalan.
    By kalbin zümrüt tepesi in forum ŞİİR DEFTERİ
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01-08-2007, 19:01
  3. Aşktır ki Gerisi Vesaire..
    By kalbin zümrüt tepesi in forum GENEL EDEBİYAT
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19-07-2007, 13:10
  4. aşk-ı hayal et, gerisi önemli değil
    By meda in forum GENEL EDEBİYAT
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 27-05-2007, 10:50
  5. aşktır ki gerisi vesairedir
    By Gülzar-ı İrfan in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 24-05-2007, 15:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş