Yetmişli yılların Yeni Devir'inden itibaren yazılarıyla, kitaplarıyla hepimizin yetişmesinde emeği olan Sadık Albayrak abimiz olmasaydı, Hürriyet gazetesi yazarının harita fecaatinden haberdar olmayacaktım.

Zira, M. Yakup Yılmaz'ın murahhas üyesi(CEO) olduğu “Doğan Burda Dergi”nin haritasındaki Trabzon'da hiç camii yok!

Ya ne var?

İki adet kilise var.

Harita üzerinde gezerken gözünüz Trabzon'a takılınca; (mabet olarak) sadece 2 adet kilise işareti karşılıyor sizi.

Trabzon'da kilise var da, camii yok mu?

Hayır, “Türkiye Kiliseler Haritası” değil, “Türkiye Karayolları Haritası” bu.

Diğer şehirlerdeki camilere az çok yer verilmiş; sadece Trabzon'da yok!

Bu özel muamelenin manası ne?

Tarihi olmayan camilere yer verilmedi desek, Türkiye'nin en eski camilerinden biri Trabzon'da değil mi?

Çocukluğumun önemli bir kısmını geçirdiğim Atapark'ın güneyindeki Gülbahar Hatun Camii, Yavuz Sultan Selim tarafından annesi Gülbahar Hatun adına 1514'te yaptırılmadı mı?

Dikkat isterim: Harita hazırlayıp basmak, tarih kitabı yazmaya benzemez.

Mesela…

Bir tarih kitabı yazar, bütün yenilgileri de, “Müttefiklerimiz mağlup olduğu için biz de mağlup sayıldık…” diskuruna bağlayabilirsin.

Müttefiksiz yenilgileri de, ya diskur değiştirerek ya da sağdan soldan müttefik tedarik ederek çözebilirsin.

Mesela…

Kafana göre roman, şiir yazabilir, resim çizebilirsin. Zaten fakire sorarsan, bu “işleri” kafana göre yapman müşteri memnuniyetini esas almandan evladır. (Sanat toplum içindir diyorsan o başka.)

Tarih yazmakla resim çizmek arasında “keyfilik” bakımından “minik” bir fark var tabii.

Picasso'nun bir tablosuna bakan herhangi bir Evren Paşa, “Ne var bunda, bunu ben de yapabilirim…” diyebilir ama, “Türkiye'de hiç darbe yapılmamıştır…” ifadesinin yer aldığı bir tarih kitabını “Ben de yazarım…” diyemez.

Demem o ki; harita “keyfîlik” kaldırmaz. “Bu yol çok uzun, çok benzin yakar…” diyerek (kafana göre) kestirmeden bir yol koyamazsın haritaya.

Koysan da, o yoldan bir yere varamazsın.

Öyle olsaydı, Karadenizlinin biri de, yaz kış yağmur yağan köyünün yanı başına (romatizmalarına iyi gelsin diye) Bodrum'u yerleştirirdi.

Bilebildiğim kadarıyla bunun fıkrası bile yok.

Lakin haritası var.

M. Yakup Yılmaz'ın “CEO”luğunu yaptığı derginin sponsor marifetiyle sağa sola dağıttığı harita sonuç itibariyle budur işte.

Uzun lafın kısası:

İsteyen istediği gibi harita hazırlayamaz; istediği yere nehir, akarsu, yol, liman, havaalanı, müze, mağara, park, kale, cami, havra, kilise işareti koyamaz.

“Bu atlas(…) MSB Harita Genel Komutanlığınca incelenerek, 06 Şubat 2007 tarih ve P.P.D:3442-17-07/ Yurt İçi İlş.Ş.68318 sayılı yazı ile uygun bulunmuştur…” notu bizzat “Doğan Burda Dergi”nin mezkur “atlas-harita”sında var yahu!

İşin içinde “Harita Genel Komutanlığı” olduğuna göre, Orgeneral İlker Başbuğ'a sorabiliriz şimdi.

Madem geçenlerde Trabzon'da yaptığınız konuşmada, Karadenizli damadı olmaktan gurur duyduğunuzu belirttiniz…

O halde hem bir damat, hem de Genelkurmay Başkanı olarak lütfen cevap veriniz:

Trabzon'daki camileri yok sayan bu “atlas-haritayı” mevzuata nasıl uygun buldunuz?

Yoksa…

M. Yakup Yılmaz'ın “CEO”luğunu yaptığı malum dergi, onaylatmak için gönderdiği haritaya cami işareti koymuş da, yayımlarken mi kaldırmıştır?

Olur a!

Çok yetenekli bir yazardır.

28 Şubat'ın üfunetli günlerinde iki gazeteye birden genel yayım yönetmenliği yapmış; birinde demokrat, diğerinde “darbesevici” olmayı başarabilmiştir.

Hayır yani, biri camilerimizi yok sayar, diğeri “2016 Futbol Şampiyonası”ndan mantık dışı kriterlerle dışlar…

Trabzon'la alıp veremediğiniz nedir?

kaynak