Etiketlenen üyelerin listesi

Zilzal Suresinin Sırlarıyla Yaşamak Bütün duyguların merkezi, başı ve padişahı hangisidir gibi bir soruya verilecek en doğru cevap, herhalde, ‘beka arzusu’ olacaktır. Bu arzu, duyguların merkezi ve zenbereğidir. Açlığını bastırmaktan evlat sahibi olma arzusuna, mal-mülk edinme tutkusundan tanınıp bilinme hevesine, cinsellikten ölüm korkusuna... Hangi duyguyu ele alırsak alalım, derinine inildiğinde, ‘beka arzusu’ çıkar karşımıza. Beka talebi, duygularımızın temelidir. Dünya fanidir; ama

Bu konu 1721 kez görüntülendi 5 yorum aldı ...
Zilzal Suresinin Sırlarıyla Yaşamak 1721 Reviews

    Konuyu değerlendir: Zilzal Suresinin Sırlarıyla Yaşamak

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 1721 kez incelendi.

  1. #1

    Üye
    Üyelik tarihi
    10-06-2006
    Mesajlar
    44
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @seyyah

    Zilzal Suresinin Sırlarıyla Yaşamak

    Bütün duyguların merkezi, başı ve padişahı hangisidir gibi bir soruya verilecek en doğru cevap, herhalde, ‘beka arzusu’ olacaktır. Bu arzu, duyguların merkezi ve zenbereğidir. Açlığını bastırmaktan evlat sahibi olma arzusuna, mal-mülk edinme tutkusundan tanınıp bilinme hevesine, cinsellikten ölüm korkusuna... Hangi duyguyu ele alırsak alalım, derinine inildiğinde, ‘beka arzusu’ çıkar karşımıza.

    Beka talebi, duygularımızın temelidir. Dünya fanidir; ama hiçlik, insanın kabul edebileceği türden bir son değildir. O yüzden, ancak hayatını ölümün ötesine uzatarak ahireti dünyasına alabilenler şu dünyada dengeli ve huzurlu bir hayat yaşar. Yine bu yüzden, ölümü mutlak bir son olarak görenler, bu dünyada varlığını yahut ölümünü bir şekilde unutarak yaşamak zorundadırki, uyuşturucular, sefahet, alkolizm, işkoliklik, eğlence.. bütün bunların ucu bu noktaya dayanmaktadır.

    Beka arzusunu doyurabilmek için ölümden öte bir ölümsüz hayat ülkesine muhtaç olan insan, öte yandan, yine bu arzunun bir uzantısı olarak şu dünyada dahi sağlam bir zemine basmak ister. İstatistiğe vurulduğunda karşımıza en güvenli yol olarak çıktığı halde havayolu ulaşımının bize olabildiğine ürkütücü gelmesi bundandır. Çünkü, bir uçağın içinde, “Her an herşey olabilir” halet-i ruhiyesi içindedir insan. İstatistiklerin gösterdiği, “Uçak yere çakılacak olsa?” diye düşünen insanlara hiçbir teselli vermemektedir. Çünkü, uçak düşecek olsa, sakat kalarak dahi yaşamasının pek mümkün olmadığını düşünmektedir.

    Aynı şekilde, denizin de insana güven verdiği pek söylenemez. Hava gibi, su da insanı taşımaz çünkü. Vapur bir şekilde su alacak ve insan dayanacağı bir zeminden mahrum kalacak olsa, denizin yapacağı iş, bir müddet sonra onu yutmak olacaktır. O da beka talebinin sağlam bir zemini değildir kısacası.

    Yeryüzü ise, insana güven verir. Zira, doğduğu andan itibaren onun üzerindedir. İnsana, ona atılan temel üzerinde bina kurma imkânı tanır. Ektiği tohumu biçmesini temin eder.

    Bunun için, insanın şu dünya hayatında kendini rahat hissedeceği zemin, gökyüzü yahut deniz değil, yerdir. insana dost gelen unsur, hava veya su değil, topraktır. Yeryüzü ve toprak, insanın beka arzusunu bir derece karşılamaktadır. Eh, insan, ölse bile, en azından toprak olur. Kendisinin bıraktığı mal-mülk, evladına kalır. Kendisi yerin altına da girse, namı veya soyu yürür.

    Dolayısıyla, bir Bâki-i Zülcelâl’in varlığına imandan beslenmesi ve asıl olan âhiret yurduna yönelmesi gereken beka arzusunun dünyaya kilitlenip kalmasında toprak unsurunun ciddi bir rolü vardır. İnsan, gafletli bir nazarla, Rabb-ı Rahîm’in çok rahmetler ve hikmetler taşıyan bu unsurunu beka talebinin doğru adresinin mezarı kılmaktadır.

    Zilzâl sûresi, onu ilk kez keşfettiğim günden beri, bu bakımdan manidar gelir bana. Bilhassa, bütün bir günü uğrunda harcadığımız şu dünyada artık gönül huzuruyla uyku âlemine girmeye hazırlandığımız gece vakti okumaya gayret ettiğim bir sûredir Zilzâl. Kendimden ve Rabbimden gafil olmadığım zamanlarda bu sûreyi kendime tekrarlarken öncelikle düşündüğüm, bu sûreyi gerçekten kavrayacak olsak, dünyanın bizi aldatamayacağıdır. Çünkü, güvendiğimiz, beka yatırımını üzerine yaptığımız yeryüzünün hiç de güvenli ve güvenilir olmadığını bildirir sûre-i Zilzâl.

    Bu sûreden öğrendiğimize göre, gün gelecek, yeryüzü deprenecektir. Zaten, zeminin tamamının depreneceği o kıyamet ânına bedel, parça bölük depremler ile el’an bunun nümuneleri sergilenmektedir. Yer sarsılır; yıkar, mahveder, ezip geçer. Beka yatırımının arsası olarak, uygun bir seçim değildir kısacası.
    Hem, öyle bir deprem sûretinde deprenir ki, ona yüklediğimiz bütün ağırlıkları dışarı atar. Ne ‘biz gitsek de arkamızda kalacak’ dediğimiz malı mülkü arkamızda bırakır; ne de neslimize daimî bir hayat zemini olarak hizmet verir. Üzerine yaptığımız yatırımları ve kendisine yüklediğimiz hesapları reddedip atıverir. Böylece, celâl yüklü bir hal lisanıyla, “Arzu ettiğiniz bekanın mercii ve zemini ben değilim” der gibidir.

    Ve, yeryüzü müthiş bir deprenme ile sarsılıp bütün ağırlıklarını dışarı attığında, havada korkan, suda korkan, lâkin ayağı yere basıyorsa huzur duyan insan şaşırıp kalacaktır. Âdeta, ummadığı birinden ihanet gören ve güvendiği biri tarafından aldatılan birinin şaşkınlığı içinde olacaktır. Gerçi, her an o incecik kabuğunun altında kaynayıp duran cehennem-misâl magma tabakasıyla; üstelik, o tabakanın varlığını bildiren yanar veya sönmüş dağlarıyla veya deprem adlı sarsıntılarıyla yeryüzü bize diyeceğini demiştir durmaksızın. Lâkin, beka arzusunu bir Bâkî-i Zülcelâl’in varlığına imanlı besleyip âhirete imanla doyurmanın bazı vazgeçilmez uzantıları nefsinin hesabına gelmediği için, insan bu arzunun adresini ‘yeryüzü’ sûretinde saptırmıştır. Lâkin, yer müthiş bir sarsıntıyla deprenip sarsıldığında, kendi eliyle ördüğü aldanışların kofluğuyla yüzyüze gelip, “Ne oluyor buna?” şaşkınlığına dûçar olacaktır. Onun anlamadığı ve anlamlandıramadığı bu sarsıntı hengâmında, arz, Rabbinin vahyetmesiyle, haberlerini anlatacaktır. İşte o an, zerre miskâl hayrın ve zerre miskal şerrin karşılığının görüleceği bir günün başlangıcıdır.

    Kabiliyetimiz nisbetinde, en azından bu derece anlayabildiğimiz Zilzâl sûresi, işte ‘yerin sarsılması’ ekseninde, Kıyameti ve Hesap Gününü anlatır bize. Bilvesile, Bâki-i Zülcelâl’e bedel kendisine sığındığımız yerin, bekanın arsası olarak çürük ve adresi olarak yanlış olduğunu bildirir. Dolayısıyla, bizi, son tahlilde dünyada kalan beka teşebbüsleri yerine, zerre-miskâl hayrın da, zerre-miskâl şerrin de karşılığının görüleceği bir âhiret âlemine yönlendirir.

    Bu derslerini hatırda tutabilsek ve her gün Zilzâl sûresiyle yaşamayı bilebilsek, içindeki herşeyin yanında kendisi de fâni olan dünya bizi bu kadar oyalayıp boğar mı; anlamıyorum.

    O yüzden de, mü’minâne bir hâl ve gidiş için, bizi Zilzâl sûresini çokça okumaya teşvik eden hadisleri, hayatımıza yansıtmamız gerektiğine inanıyorum.



    Metin Karabaşoğlu
    (zafer dergisi)

  2. #2
    melde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    1.116
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @melde
    daha önce okumuştum tekrar okumak çok güzel teşekkürler.

  3. #3

    Üye
    Üyelik tarihi
    11-06-2006
    Mesajlar
    23
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @yurdanur
    ve her gün Zilzâl sûresiyle yaşamayı bilebilsek, içindeki herşeyin yanında kendisi de fâni olan dünya bizi bu kadar oyalayıp boğar mı..
    zilzal suresiyle yasamayi bilelim insaallah, ve okudukca kopalim bu dunyadan,ukbaya yonelelim..
    cok degerli bir yazi..
    paylasiminiz icin tesekkurler seyyah, Allah razi olsun !

  4. #4
    mustafa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    08-06-2006
    Yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    986
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @mustafa
    paylaşım için teşekkürler. Allah razı olsun

  5. #5
    okur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    06-01-2007
    Mesajlar
    606
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @okur
    Çok ibretli bir yazı!

  6. #6
    rıdvanuyan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    736
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @rıdvanuyan
    Allah razı olsun yazandan Açıklama ile bizi bize anlattı Teşekkürler Allah-ın selameti üzerimize olsun.
    Tefekkürlü ve gerçek tevidi yaşayanlardan olalım inşallah.




    "Rıdvan Uyandan-size

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Ez-zilzal
    By Zeynep Özmen in forum KUR'ÂN-I KERİM
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 03-04-2012, 14:14
  2. Keriman Halis Sırlarıyla Öldü
    By Mehmet in forum SERBEST KÜRSÜ
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 30-01-2012, 20:50
  3. Ahmed Naina - Zilzal - Fatiha Sureleri
    By cahid in forum VİDEOLAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-04-2010, 18:56
  4. Zilzal Sûresi [Mehmed Emin Ay]
    By Mektûm in forum KUR'ÂN-I KERİM
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 23-09-2009, 03:48
  5. Yaşamak Istiyorum, Ben De Yaşamak!!
    By M.Fatih18 in forum ŞİİRLERİNİZ
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 08-02-2008, 09:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş