Allah, İnsanı hastalıkla da sınar



Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi, 35)

Ayette de belirttiği gibi, insanın başına gelen ani hastalıklar ve kazalar, Allah’ın bize yaşattığı şer imtihanlarından bazılarıdır. Oysaki bu imtihanın Allah’ın bir lütfu ve eğitimi olduğunu kavrayıp, hayırlara vesile olmasını sağlayabiliriz. Çünkü insan nefsi gereği, kendi yaşamadığı bazı şerri olayları dikkate almaz . Bir başkasının yaşadığı sıkıntıların ve olayların mantığını kavrayamaz Dolayısıyla Allah’ın seçtiği kullarına yaşattığı bu özel eğitiminde, hakkıyla sabredilirse hem Dünya hayatında nefsimizi terbiye etmiş oluruz, hem de ahiret hayatında sonsuz saadete erişmiş oluruz.

Hastalıkların bir başka nimeti de, dünyanın geçiciliğini, ölümü ve ahireti daha fazla düşünür hale gelebilmek. Bazı insanlar hayati önemi olan bir hastalığa yakalandıklarında ya da bir uzuvlarını kaybettiklerinde bunu kendileri için kötü bir olay olarak değerlendirebilirler. Oysa belki de bu kişinin hastalığı dert olarak, bela olarak değil, yukarda da belirttiğim gibi, ahirette kurtuluş bulması ve yalnızca Allah’a yönelmesi için bir vesile olarak kendisine verilmiş bir nimet olabilir.

Hastalıklar, insanın Allah’a olan duasını ve yakınlığını arttırır. Ciddi bir hastalığın vücut üzerindeki belirtileri arttıkça birçok insan düşünmekten kaçtığı ölümü düşünmeye başlar ve bu durumda kişi tüm samimiyetiyle Allah’a dua ederek sağlıklı bir hale gelmeyi ister.

Hastalığı öncesinde Allah’a tam olarak teslim olmamış bir kişi belki hastalığı sayesinde bu güzel özellikleri kazanabilir; geçici dünya hayatındaki kısa süreli sıkıntılarının karşılığında sonsuz cennet hayatının nimetlerine kavuşmayı umabilir.

Allah dilerse insan hiçbir zaman hasta olmaz, ağrı duymaz veya acı çekmez. Ama eğer insan böyle bir zorlukla karşılaşırsa da, bilmelidir ki bu zorluğu yaşamasının, hem dünyanın geçiciliğini hem de Allah’ın sonsuz gücünü anlayabilmesi açısından pek çok hikmeti vardır. Unutulmamalıdır ki, bu gerçeği kalben kavrayabilmek ve asıl olarak böyle bir olayla karşılaştığında güzel ahlak gösterebilmek çok önemlidir

Geleceği için yaptığı planların her zaman kendi tasarladığı şekilde gelişmesini bekleyen, başka ihtimalleri hiç göz önünde bulundurmayan bir insan. Hastalıkta veya bir kazada bu düşüncedeki kişinin bir anda tüm yaşamı alt üst olacaktır. Çünkü yaptığı planlar içinde bu kişi hastalık veya kaza gibi bir olaya hiç yer vermemiştir. Bu gibi kişiler böyle bir durum oluştuğunda hemen isyankar bir tutum içine girebilirler. ’Niye benim başıma böyle bir olay geldi?’ gibi düşüncelerle kadere uygun olmayan bir davranış gösterebilirler. Bu yanlış mantıkla hareket eden, din ahlakından uzak yaşayan insanlar için bir hastalık veya kaza anında tevekkül etmek ya da karşılaştıkları olaya hayır gözüyle bakmak pek mümkün değildir.

Oysa insan bir çok acizlikle yaratılmıştır. Çok çabuk hasta olabilmekte ve küçük bir virüsün etkisiyle günlerce yatakta kalabilmektedir

Hastalığa Neden Olan Virüsleri de, Hastalığı İyileştiren İlaçları da Allah Yaratır

Kader gerçeğini kavrayamamış olan insanlar, başlarına gelen hastalığın sebebi olarak yalnızca virüsleri veya mikropları görürler. Yine aynı şekilde bir trafik kazası geçirdiklerinde, bunun tek sebebinin kötü araba kullanan bir insan olduğunu zannederler. Halbuki gerçek böyle değildir. Hastalığa sebep olan her mikroorganizma veya insana zarar veren her araç, her insan, Allah’ın sebep olarak yarattığı varlıklardır. Bu varlıkların hiçbiri başıboş değildir; tümü Allah’ın kontrolü ile hareket etmektedirler. Eğer bir virüs yüzünden bir insan ağır bir hastalığa yakalanıyorsa, bu, Allah’ın bilgisi dahilindedir. Eğer bir araba bir insana çarpıp onu sakat bırakıyorsa, bu da Allah’ın yarattığı kadere tabi bir olaydır. Hastalığı meydana getiren Allah’tır, tedaviyi yapan doktoru yaratan, ona bildiklerini öğreten, ilacı yaratan, yutulmasını sağlayan ve şifaya vesile eden Allah’tır.

Bir insan ne yaparsa yapsın bunları değiştiremez; kaderinden tek bir anı bile çekip çıkaramaz. Çünkü kader bir bütün olarak yaratılır. Ve sonsuz kudret sahibi Allah’a teslim olan, O’nun sonsuz aklına ve rahmetine güvenip dayanan insan için hastalık da, kaza da, musibet gibi görünen olaylar da sonu hayırla bitecek geçici imtihanlardır.

Önemli olan, Allah’a iman eden, O’nun yaratmış olduğu kadere teslim olan insanların bu tür zorluk ve hastalık anlarında gösterecekleri güzel ahlaktır.

Hastalıklar ve kazalar, müminlerin sabırlarını ve ahlaklarının güzelliğini gösterebilecekleri ve Allah’a yakınlaşmak için kullanacakları çok önemli fırsatlardır. Allah Kuran’da zorluklar karşısında gösterilecek sabrın önemini anlatırken hastalık dönemini de belirtmiştir. Unutulmamalıdır ki, hastalığı da, şifayı da yaratan sadece Allah’tır:

’Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O’dur; bana yediren ve içiren O’dur; hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur; beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O’dur.’ (Şuara Suresi, 78-81)

Nuran YELKENCİ