Etiketlenen üyelerin listesi

Cemâlullah'ı Müşahede 30/01/2008 ÇARŞAMBA Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- derki : Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hazretlerine bir takım insanlar gelip; -Ya Resûlullah! kıyamet gününde biz Rabbimiz Teâlâ Hazretlerini görebilir miyiz? diye sordular. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz onlara cevaben:

Bu konu 32700 kez görüntülendi 197 yorum aldı ...
Mahmut Sami Ramazanoğlu Efendiden Hergün Bir Sohbet 5.00 32700 Reviews

    Konuyu değerlendir: Mahmut Sami Ramazanoğlu Efendiden Hergün Bir Sohbet

    5 üzerinden 5.00 | Toplam: 2 kişi oyladı ve 32700 kez incelendi.

Sayfa 13/13 İlk ... 38910111213
  1. #193
    yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    31-12-2009
    Mesajlar
    33
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @yakaza
    Alıntı Gülzar-ı İrfan Nickli Üyeden Alıntı
    Sueda'nın anlamını Saidler. Allah'ın (C.C.) rızâsına erenler. Mes'ud olanlar diye bulduk kardeş....
    Kaldı ki yazılanlara da uyumlu...
    Şöyle okuyalım mı...

    İlim gözlerin çerağıdır. Allahü Teala ilmî süadâ'ya( Allah'ın (C.C.) rızâsına erenler'e)ilham eyler.


    ALLAHA EMANET OLUN
    Allah razı olsun.

  2. #194
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    61
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    Faiz Batırır, Zekât Artırır... M. Sâmi Ramazanoğlu
    1989 - Aralik, Sayı: 046, Sayfa: 023

    Allah Teala faizi noksanlaştırır, sadakaları ise artırır. Nimet kadri bilmeyen hiçbir günahkâra da asla muhabbet etmez. (Bakara;276)

    Yani Allah Teala faiz karışan malın bereketini giderir ve neticede o malı mahveder, sadakası verilen malı da artırır; ahirette de ecrini kat kat verir. Binaenaleyh sahibi hakkında o mal mübarek olur.

    Faize ısrarla dalan ve hakkı hukuku setredip gözetmeyen günahkarları Allah Teala sevmez.

    Fahr-i Razi'nin beyanı vechile faiz zahirde malı artırır gibi görünürse de hakikatte noksanlaştırdığına, sadaka ise malı noksanlaştırır gibi görünürse de hakikatte artırdığına;manada bereket olduğuna ve muteber olanın da zahir değil, hakîkat olduğuna da ayet delalet eder.

    Ayetteki "mahk" bir şeyin tedricen azalması ve bereketinin kalmamasıdır.
    Faizin dünyada malı noksan etmesi, faiz karışan mala noksanlık olduğu gibi ayrıca ribayı alan kimsenin haysiyetine de noksan arız olmasıdır.

    Zira faizde ısrar eden kimsenin her ne kadar malı çok olsa da akıbeti fakirliğe ve malının bereketi zevale maruz olacağı gibi o kimse halk arasında mezmum, itimada ve itibara layık olmayan fasık unvanıyla ma'ruf ve kasvet-i kalp sahibi olur.

    Sadakanın dünyada ziyadece verilmesi, sadaka veren kimsenin Allah'ın fakir kullarına yardım etmesi, Cenab-ı Hakk'ın da kendisine yardımına sebep olur.

    Zira her gün bir meleğin:

    Allah'ım her infak sahibine infakına mukabil halefini kolay kıl, her pintiye de telefi kolaylaştır! duasıyla nida ettiğini Resül-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz beyan buyurmuştur.

  3. #195
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    61
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    Faiz Batırır, Zekât Artırır...

    Salim akıl sahibi bir mü'mine yaraşan dünya ziynetine kapılmayıp ondan ancak helal ve tayyîb, yani haramdan uzak ve temiz olanını tedarik etmeye çalışmalıdır.

    Hasan Basrî der ki: Helal ve tayyîb demek, kıyamet gününde bir suale ma'ruz bırakılmayacak rızık demekdir. İşte mü'mine gereken budur.

    Hadîs-i şerîfde:

    "Allah Tayyîbdir. Ancak tayyîb olanı kabul eder" buyurulmuşdur.

    İlim ve hikmet ancak helal lokmadan zuhur eder. Aşk ve kalb rikkati ancak helal lokmadan husüle gelir. Yersiz gadab, haramlara meyil, mübahlara düşkünlük de haram ve şüpheli lokmalardan zuhura gelir.

    Hülasa olarak, lokma helal ve tayyîb değilse fasid amel zuhura gelir.

    Cenab-ı Hak ayet-i celîlede: "Ey Resûller! Tayyîb şeylerden yiyin ve salih amel işleyin! buyurmuştur. (Mü'minun; 51)

    Tayyîb demek, haram şüphesi bulunmayan demektir.

    Ebü Hüreyre -radıyallahu anh' den mervidir ki,

    - "Nas üzerine bir zaman gelecektir ki, bir kimse helâlden mı haramdan mı kazandığına ehemmiyet vermeyerek alacaktır." Buyurulmuştur. (Buharî)

    Bu hadis-i şerif mücizat-ı nebeviyyedendir. Zira hadîste söylenenler aynen olmuştur.

    -"Haram lokmadan beslenen, büyüyen vücüd-ı insana nar-ı cahîm daha evladır" buyurulmuştur. (Münavî)

    -"İki dirheme malik olanın hesabı bir dirheme malik olan kimsenin hesabından daha zordur." (Münavî)

    -"Haram lokma yiyen kimsenin kırk gece namazı kabul olunmaz, kırk gün de duasına icabet olunmaz." (Râmuz)

    -"Bir zaman gelecek ki, insanlardan riba yemeyen kalmayacak. Riba yemese bile onun tozu toprağı ona isabet edecek." (Râmuz)

    ALTINOLUK DERGİSİ ARALIK 1989

  4. #196
    sahasan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    22-11-2007
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    23
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @sahasan
    Kalbin Kilitlenmesi



    Kalbin Kilitlenmesi


    Allah Teala buyuruyor:
    "O küfredenler ve Allah'ın yolundan sapanlar, sapdıranlar muhakkak ki hidayetten pek uzak bir dalalete düşmüşlerdir." (Nisa, 168)
    "Ahd-i Elest'de" yani; Allah'ın ezelde "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sualine cevab olarak; "Bela" yani "Evet, Sen bizim Rabbimizsin" dedikten sonra Benim rububiyyetimi inkar edenler, kalblerinin o vakitdeki safasını süfli ve nefsani amelleriyle boğanlar ve Allah'ın insanlara verdiği salih fıtratlarını, behimi, yırtıcı ve şeytanî sıfatlarla değiştirip bozanları korkutsan da korkutmasan da birdir. Çünkü:
    "Hayır! Onların söylediklerinin aksine kendi kazandıkları behimi ve şeytani vasıflar kalblerini kuşatmış ve boğmuştur!" (Mutaffifin, 14) buyurulmuştur.
    Onlar küfran ile Allah'ı unutunca, Allah onları darmadağın etti. Hevaları onlara galib geldi ve onları tepesi üstü yere yıktı. Onlar canlı suretinde ölü kalbli oldular. Kalbleri ölü olmakla onları va'd ve vaid ile müjdelemek ve korkutmak aynıdır, iman etmezler. Çünkü kalbleri katılaşmadır. Dünya muhabbeti ve şehvetlerine düşkün olmaları onların kalblerini taşlaştırmıştır. Nasihat tesir etmez. Kalblerinin kapılarını, hak kelamı duymağa ve anlamağa karşı kilitlemişlerdir. Onların bu hali Kıtal Suresi, 24. ayetinde:
    "Onlar Kur'an'ı hiç tedebbür etmezler mi? Manasını anlamağa çalışmazlar mı? Yoksa kalblerinin üzerine kilitler mi vuruldu?" diye beyan buyurulmuştur.
    Bunlar Cenab-ı Hakk'la ünsiyyet kokusunu alamazlar. Şekavet gibi bir sarsar fırtınası bunların yurdlarını harabeye çevirmiş ve kendilerini helak etmiştir.
    Bunların kazandıkları ve kendilerine sıfat olarak seçdikleri süfli, behimi ve şeytani vasıflar kalblerinin etrafını kuşatıp, hiç bir öğüdü ve hitabı işitmeyecek hale getirince Allah onların kendi kalblerine vurdukları kilitleri mühürlemiştir:
    "Allah onların kalblerine ve kulaklarına mühür vurmuşdur, gözlerinde de perde bulunmaktadır. Onlar için ayrıca bir büyük azab daha vardır." (Bakara, 7)
    Akıl sahibine gerekdir ki kendini acıklı bir azaba götürecek şeylerden kaçınsın. İnsanı azaba götüren şeylerin başında günahlarda ısrar, insanların küçük hata ve ayıblarıyla uğraşmak gelir. Kul Allah'ın ayetlerine kulak tutup her bir emr-i ilahinin kalbinde yer etmesine çalışmalı, kalbinin ve kulağının mühürlenip gözüne perde çekilmesinden Allah'a sığınmalıdır.
    "Onlar Allah'a ve iman edenlere kendilerince hud'a, yani hile yapıyorlar. Halbuki kendilerinden başkasını aldatmıyorlar. Fakat bunu idrak etmiyorlar ki!" (Bakara, 9)
    Şekavet üzere, mebcûl (yaratılmış) bulunanlar zahirde Allah'ı aldatmağa, O'na hile ve hud'a yapmağa çalışırlar. Fakat yapdıkları hilelerin kendi başlarına geçeceğini düşünemezler. Çünkü türlü türlü şehvetlerle gözleri dönmüş ve yapdıkları işin neticesini düşünmekten ve görmekten kendi kendilerini mahrum etmişlerdir.
    "Allah onlara hud'a ederken, onlar kendilerince Allah'a hud'a yapdıklarını zannediyorlar." (Nisa, 142)
    Bunlar iman etme imkanları var iken iman etmeyip ateşi hakettiler. Hile yoluyla nifaklarını izhara başladılar ve nifak ayağıyla ateşin en alt derecesine indiler. İmana gelme istidadlarını kendi elleriyle ibtal etdiler ve mekirleri kendilerini helak etti. Bunu da bilmediler. Kendilerini bu işlere sürükleyen sebeb kalblerinin hasta olması idi. Kalbleri hasta olanlar ise sırr-ı kader'i anlamaktan uzak olup Allah'ı aldatmağa teşebbüs edecek dereceye düşen kimselerdir.
    Bu ayet-i celilenin tefsirinde denilmiştir ki: Allah bunlara amellerine göre muamele eder. Onlar ateşe atılırlar ve uzun seneler boyunca orada azab olunurlar. Sonra Rahman'dan yardım isterler. Onlara denilir ki: İşte şu kapılar sizin için açılmıştır! Hemen o kapılara koşarlar, tam çıkacakları zaman yüzlerine kapanır ve şeytanlarıyle baş başa kalacakları kuyularına, derekeleri-ne geri döndürülürler.
    Cenab-ı Hak bunlar hakkında:
    "O fasıklara gelince onların varacakları yer ateştir. Onlar oradan her çıkmak istedikçe oraya döndürülürler ve kendilerine: 'Yalanlamakta olduğunuz bu ateş azabını tadın bakalım' denilir"
    "Onlar sadece kendilerini aldatırlar, fakat bunun farkına varmazlar." (Bakara, 9)
    Yani onlar, yalnız kendilerini aldatırlar ama, gaflet ve dalalete saplandıklarından bunu hissedemezler. Allah'ı ve müminleri aldatmaya çalışmalarının vebali ve zararı o kadar açık bir şekilde bu münafıklara dönecektir ki, bunu ancak duyma azalan körelmiş kimseler anlayamazlar.
    "Hissedemezler" ifadesiyle münafıklar, cemadat: cansızlar seviyesine indirilmiş, duygudan mahrum oluşları dolayısıyla da hayvanlardan daha aşağı mertebededirler. Haklarında, "Belki hayvanlardan daha şaşkındırlar" (Araf, 179) denilmektedir.


    M.Sami Ramazanoğlu

  5. #197
    erenky_30 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    27-04-2010
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    36
    Mesajlar
    3
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @erenky_30
    S.A Dün gece bir Rüya gördüm.Hayır olsun.Toplantı masası gibi bir masa Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s) Hazretleri varmış ama genç yaşlı hali değil.Diyorlar çok Yüzüne bakma.Ah efendim bana bir nazar etse diyorum.Derken giderken yanına vardım Efendim Ayaklarımda rahatsızlık var (gerçekten öyle egzema gibi) mübarek şöyle şöyle yap anlattı uyanınca unuttum.Hayırlara gitsin.Kendisi olabilir mi Rüyada..Başka bir konuda üstad hz. hakkında bir sualim de olacak..Ehil bir kişiye..selam ve dua ile.

  6. #198

    Üye
    Üyelik tarihi
    03-04-2013
    Mesajlar
    62
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @abibo
    Allah razı olsun

Sayfa 13/13 İlk ... 38910111213

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 785
    Son Mesaj: 18-09-2013, 10:41
  2. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 31-05-2012, 16:31
  3. Mahmut Sami Ramazanoğlu (r.h.) Anıldı
    By cahid in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23-03-2010, 11:45
  4. osman nuri topbaş hoca efendiden hergün bir sohbet
    By kays in forum Sahabeler ve İslâmî Önderler
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 19-08-2007, 19:50

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş