Etiketlenen üyelerin listesi

Ebu Hureyre (ra) dan rivayete göre, Resulullah (sav): -“Her insan İslam fıtratı üzere doğrulur (yaratılır) buyurdu.” Bu Hadis-i Şeriften anlaşıldığına göre İslam fıtratı üzerine yaratılmıştır. Fakat bilfiil islamın meydana gelmesi peygamberlerin talim ve tebliğleriyle, onların varisleri olan ulema ve meşayihın irşadına bağlıdır. İnsan ALLAH-u Tealâ’nın dinini öğrendikten sonra, Tarikatı Aliyye aşısıyla aşılanır ve seyr-u sülük’e, yani Mevla Tealâ Hazretlerine manevi bir şekilde

Bu konu 4661 kez görüntülendi 7 yorum aldı ...
Seyrü Sülük 5.00 4661 Reviews

    Konuyu değerlendir: Seyrü Sülük

    5 üzerinden 5.00 | Toplam: 1 kişi oyladı ve 4661 kez incelendi.

  1. #1
    €bR@R - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    24-06-2006
    Mesajlar
    126
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @€bR@R

    Ebu Hureyre (ra) dan rivayete göre, Resulullah (sav):

    -“Her insan İslam fıtratı üzere doğrulur (yaratılır) buyurdu.”

    Bu Hadis-i Şeriften anlaşıldığına göre İslam fıtratı üzerine yaratılmıştır. Fakat bilfiil islamın meydana gelmesi peygamberlerin talim ve tebliğleriyle, onların varisleri olan ulema ve meşayihın irşadına bağlıdır. İnsan ALLAH-u Tealâ’nın dinini öğrendikten sonra, Tarikatı Aliyye aşısıyla aşılanır ve seyr-u sülük’e, yani Mevla Tealâ Hazretlerine manevi bir şekilde yürüyebilmek için tayin edilmiş vazifelere hakkıyla riayet ederse, Mevlanın falu ihsanı da ona ulaşırsa, o zaman huzuru kalple ibadet etme zevkini elde etmiş olur.

    Nitekim Risale-i Kudsiyyede bu husus şu şekilde izah edilmektedir:

    Sülük eder eğer çi nakşibendi:

    Nakşibendi tarikatına mensup olan kişi sülük eder.

    Sülük: Tasavvuf yoluna girerek, riyazetle iştigal edip ( az yemek, az içmek, az uyuyup, az konuşmak gibi manevi vazifelerle meşgul olmak suretiyle) ALLAH yolcusunun, Mevla ile kendi arasındaki perdleri aşmak için manevi bir yürüyüşle yüremesinden ibarettir.

    Gece gündüz atar nefse kemendi:

    (Bu kişi) Gece gündüz nefsine kement atar.

    Kement: Düşmanı ve avlanırken bazı hayvanatı tutmak için uzaktan atılan, ucu ilmikli ip ki, boynuna geçtikten sonra, çekişmekle sıkışır.

    Eder hem zikru fikru ercümendi:

    Bu muhterem kişi zikir ve tefekkür eder.

    Bu şekilde nefsini bağlamış olur. İşte zikir, tefekkür, rabıta ve murakabe gibi Tarikatı aliyyenin vazifelerine çalışmak, nefse kement atmaktır. Bu vazifeleri yaparak nefse kement atılmadığı takdirde, nefis her zaman şehavani (sevdiği) yollara dalmakla, Mevla ile kendi arasına daha nice perdeler sokar ve bu sebeple Mevla ile huzurdan (beraberlikten) geri kalmış olur.

    Ercümend: Muhterem, akıllı kişi demektir.

    Azimetdir değildir başka fendi:

    (O Muhterem kişinin, nefsi yakalamaktaki) çaresi azimetle (ciddiyetle, azimetle) amel etmekten başka bir şey değildir.

    Beytin şu kısmı da şunu anlatıyor. Burada, bu kişi gece gündüz nefse kement atmakla, acaba islam da olmayan başka bir şey mi icat ediyor? diye bir soru akla gelirse, cevap verilir ki:

    Hayır! O kişinin gayesi ancak azimetle amel etmektir, ruhsatla amel etmek değildir. Çünkü insan namaz, oruç, hac gibi emirleri tutarak, Mevla'ya karşı vazifesini yapmış olur ama, bunları yapmakla ruhsatla amelden ileri geçemez.

    Azimetle amel etmeyi daha ziyade açıklamak için şu izahat uygun olur:

    Tarikatta olan insan, 24 saatin bir kısmını tarikat kaidesi üzere zikrullah'a, diğer bir kısmını beş vakit namazı cemaatle kılmaya, diğer bir kısmını işrak, kuşluk, evvabin, teheccüt gibi sünnet namazlara, diğer bir kısmını da uygun olan saatinde istirahatlerine ayırırlar ki:

    Abdullah İbn-i Ebi Evfa (ra) dan rivayete göre, P.E (sav):

    -"Alimin uykusu ibadet, nefesi tesbihtir" buyurdu.

    Hadis-i Şerifin manasınca mutedil (ölçülü) şekilde yapılan istirahatler de şükrün ifasından (yerine getirilmesinden) sayılmaktadır.

    Diğer saatlerini de mesleğine uygun olarak; ders okutmak, ziraat, ticaret ve ammenin (umum insanların) ihtiyacıyla uğraşmaya ayırır. Bu işler de Şer'i Şerif'in koyduğu esaslara uygun olduğu müddetçe, yine şükrün ifasından sayılır.

    ALLAH-u Teala Hazretleri; bu şekilde çalışmaya devam eden kuluna, Risale-i Kudsiyye'nin bunu müteakip mısralarında belirtilen huzur-u daimiyi (devamlı kendisiyle beraber olma makamını) fazlu keremiyle ihsan eder.

    Huzuri daimi üzre ibadet, Şeriatde iderler istikamet

    Onlar devamlı huzur üzere ibadet etmeye ve şeriat da istikamet etmeye muvaffak olurlar.

  2. #2
    YagmuR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    18-08-2006
    Yer
    ¤´ UnuTuLu§taN `¤
    Yaş
    29
    Mesajlar
    62
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @YagmuR
    ALi Ramazan Dinc hoca Efendi'nin Seyru SüLuk adLi kitabini da tavsiye ederim..

    PayLa§iminiz icin ALLah razi oLsun ..

  3. #3
    Bedrin_Aslanı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    21-06-2006
    Mesajlar
    896
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Bedrin_Aslanı
    İnşa'ALLAh Seyrü Sülüğümüzü tamamlamayı nasip eder Rabbim bizlere.

    Paylaşım için Allah C.C razı olsun kardeş.

    Zaman gelecek vücudunda ki tüm hücrelerinin Allah Allah diye zikrettiğini, kulaklarınla işiteceksiniz. Efendi Hz. K.S....

  4. #4
    €bR@R - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    24-06-2006
    Mesajlar
    126
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @€bR@R
    Amin... İnşAllah kardeş.

    Rabbim cümlemizden razı olsun
    .

  5. #5
    İmandanihsana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    09-06-2006
    Yer
    istanbul/kadıkö
    Yaş
    30
    Mesajlar
    524
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @İmandanihsana
    kardesım allah razi olsun.rabbım seyru sulugumuzu tamamlayanlardan eylesın.burda tamamlayamaksak kabırde olmadı mahserde ıns tamamlarız.bılırsınız kardeslerım naksıbendılerde seyru suluk kabırdede tamamlanıyor.nakşbend hz.duası var.bazı nakşi zatların kabırlerınden tesbıh sesı gelıyormus.bu ve benzerı konularda sıze cok guzel bı kıtap onereyım ıns.OSMAN NURİ TOPBAŞ HOCAEFENDIDEN IMANDAN IHSANA TASAVVUF ERKAM YAYINLARI ALLAH a emanet olun ınsaallah

  6. #6

    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    08-06-2006
    Yer
    şehr-i yar
    Yaş
    30
    Mesajlar
    224
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @RaBiA
    Allah razı olsun.bu bölüm ile yeni yeni şeyler öğrenmeye başladım.rabbim hakkıyla yaşamayı nasip etsin inşaallah.

  7. #7
    €bR@R - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    24-06-2006
    Mesajlar
    126
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @€bR@R
    Tasavvuf ehlinin büyüklerinden Abdülhâlık Gucdevânî -kuddise sirruh-Hazretleri'nin tespit ettiği bâzı prensipler vardır. Husûsan Nakşî yolunun tâkib ettiği seyrü sülük usûlünde, yâni ham vasıflardan kurtulup, kâmil insan hüviyetine ulaşmayı hedefleyen mânevî terbiyede bu prensiplere riâyet, müstesnâ bir ehemmiyeti hâizdir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

    1. Hûş der dem: Her alınıp verilen nefeste mânen uyanık bulunmak.

    2. Nazar ber kadem: Gözün ayak ucuna bakması.

    3. Sefer der vatan: Her adımda Hakk'a yürümek.

    4. Halvet der encümen: Halk içindeyken bile Hâlık ile beraber olmak.

    5. Yâd-kerd: Kalbin zâkir hâle gelmesi.

    6. Bâz-geşt: Matlûb ve maksûdun ancak Allâh rızâsı olması.

    7. Nigâh-dâşt: Şeytânî ve nefsânî havâtırdan korunmak.

    8. Yâd-dâşt: Kendini dâimâ Allâh'ın huzûrunda bilmek.

    9. Vukûf-i zamânî: Her an kendini yoklamak ve zamanı iyi değerlendirmek.

    10. Vukûf-i adedî: Zikir sayısına dikkat ve riâyet etmek.

    11. Vukûf-i kalbî: Kalbin dâimâ zikr-i ilâhî ile meşgûl olması ve zikirde kalbe yönelmek.

  8. #8
    Kimya_ı Saadet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    01-04-2013
    Yaş
    36
    Mesajlar
    2.052
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kimya_ı Saadet
    Seyrü Sülûkte Doyuma Ulaşmak: İŞBA
    Prof. Dr. Süleyman Derin
    2012 - Kasım, Sayı: 321, Sayfa: 024

    Maneviyat yoluna giren salikin dikkat etmesi gereken en önemli noktalardan biri işbâ ve istiğna halinden sakınmasıdır. İşbâ, salikin elde ettiği az bir fütühata aldanarak kendini şeyhinden, sohbetlerden, ihvandan müstağni görmesi demektir. Nasıl ki bazen alimler ilmiyle, zenginler servetiyle kendilerini müstağni görürlerse, bunun gibi bir takım maneviyat yolcuları da kendilerini beğenerek sohbetleri, ihvanı küçümsemeye başlarlar. İş o hale gelir ki salik şeyhinin yanında iken bile gerekli adaba uymamaya başlar. İmam Rabbani müridlerini bu durumda görünce hemen uyarır, onları bu tehlikli durumdan çekip çıkarmaya çalışırdı. Davranışlarından işbâ halini hissettiği bir müridine şöyle yazar:

    Bilmen gerekir ki; buraya kadar geldiniz, ayaklarınızIı yordunuz ve çabucak ayrıldınız. Bir takım sohbet hukukunu yerine getirmeye bile fırsat bulamadınız. Sohbetten ve beraber olmaktan maksad, ya faydalı olmaktır ya da
    fayda görmektir. Eğer bu iki özellik bir mecliste bulunmazsa, o meclisin bir değeri yoktur. (157. Mektup)

    İmam’ın ifade ettiği üzere bu tür salikler zahmet çekip sohbetlere giderler ama işin adabına uymadıkları için halleri ile ne başkalarına fayda verirler, ne de içinde bulundukları manevi ortamdan kendileri istifade ederler. Hatta istifade etmek niyeti ile gelenlere de mani olur, onların süluk yolundaki ciddiyetlerini azaltırlar.

    Bu sebeple salik, şeyhinin sohbetine giderken, nefsini muhasebe etmeli, niyeti bozuk ise düzeltmeli ve en yüksek seviyede istifade için muhtaçlığının farkında olmalıdır. Adabına dikkat edilmeyen sohbet meclisleri bir süre sonra yarenlik ortamlarına dönüşür ki bu, aslında maneviyata doymuşluğun/bıkkınlığın bir göstergesidir. İmam Rabbani bu tür geliş gidişleri faydasız görür. Nasıl ki kendini sağlam bilen hastaya doktor yardım edemez ise aynı şekilde işbâ halindeki salike de mürşidi fayda veremez. İmam bu konuda şöyle der:

    Büyüklerden birinin huzuruna gelen kişi boş olarak gelmeli ki dolu olarak dönsün. Onların yanında acziyetini ve iflasını göstermeli ki onların şefkatine layık, feyizlerine müstahak olsun. Doymuş olarak gelip gitmenin mânâsı yoktur. Çok dolu olmakta hastalıktan, istiğnâ halinde de azgınlıktan başka bir şey yoktur.

    Bu tür saliklere şeyhin olgunlaştırıcı nazarları yetişmez, zira onlar kendilerini ucublarına kurban etmişlerdir:Hâce Bahâuddîn Nakşibend (k.s.) demiştir ki: “Önce hastanın dilemesi ve boyun eğmesi gerekir. Bunun peşinden de bu kırık gönül teveccüh eder. Hasılı, yalvarma ve boyun bükme şeyhin teveccühüne mazhar olmanın iki şartıdır.” (157. Mektup)

    İmam Rabbani, içinde bulunduğu hali beğenerek doygunluğunu ifade eden bir mektup yazan sonra da bu halinden tevbe eden müridi Molla Sadık el-Kâbuli’ye bu halin zararını şöyle anlatır:

    Peş peşe iki mektubun bize ulaştı. Birinci mektup mertebelere ulaşmaktan ve doyuma ermekten; ikincisi ise susuzluktan ve ulaşamamaktan bahsediyordu. Allah’a hamd olsun ki işlerin sonuna itibar ediliyor. Doyuma ulaştığını söyleyen kişi aslında hiçbir yere ulaşmamıştır; bunun aksine kendisini hiçbir yere ulaşmamış gören kişi de vasıl olmuştur.

    İmam’a göre bu tür salikler şeyhin yakınında bulunmak, onun bazı iltifatlarına mazhar olmak veya bazı haller yaşamak sebebiyle kendilerini kandırmamalıdırlar. Zira salike gözüken hoş haller kendisinden değil belki içinde bulunduğu ortamdan bir hediyedir. Şükrü yapılmayan her nimet ise elbet bir gün elden alınır:

    Meşâyihin yardımlarına ve ruhâniyetlerinin aracılığına aldanmaman hususunda sana defalarca uyarı yapıldı. Senin gördüğün ve müşahede ettiğin bu büyüklerin suretleri, gerçekte kendisine uyulan şeyhin latifeleridir ki bu şekilde zahir olmuştur. Teveccüh yönünü birlemek şarttır. Teveccühün ayrı ayrı olması Allah korusun hüsrana yol açar. (148. Mektup)

    Teveccühe layık olmak isteyen salik boş işleri, sözleri ve davranışları bir tarafa bırakmalıdır. Ciddiyetle maneviyat yoluna girdikten sonra fuzuli işlere geri dönmek, salik için manen öldürücü bir zehirdir. Çoğu zaman bu tür salikleri geri döndürmek mümkün olmamaktadır. Bu sebeple İmam bütün uyarılarına rağmen kendisini dinlemeyen bu müridine şöyle seslenir:

    Üstüne basarak defalarca söylemiştim. Maksada hızlı ulaşabilmek için meşgaleler azaltılmalı. Zarurî olanı bırakıp gereksiz işlerle meşgul olmak akıl kârı değildir. Ama sen kendi nefsine inanmışsın, bundan dolayı başkalarının sözleri seni pek etkilemez. Sen bilirsin! Ayette buyrulduğu üzere elçiye düşen yalnızca tebliğ etmektir. (Maide, 99) (148. Mektup)

    İmam Gazali’nin ifade ettiği üzere tasavvuf “adetleri ibadet haline dönüştürmek”tir. Halbuki işbâ halindeki gafil salikler sohbet ve zikir halkaları gibi tasavvufun olmazsa olmaz uygulamalarını sıradan bir adet haline getirirler. Sohbetlerde manen istifade etmek yerine yarenlik yapmayı, zikir meclislerinde de hoş vakit geçirmeyi tercih ederler. Halbuki maneviyyat yolunda ilerleyenler Rablerine kavuşuncaya kadar hiçbir şeyle avunmayan kimselerdir.

    Yahya b. Muaz er-Razi, “aşk şarabından içtim ve doydum” diyen birine, “ben ise yedi denizi içtim hala dilim dışarıda daha yok mu, daha yok mu diye yalvarıyorum” cevabını verir. Allah Teala bize dünyadan tok gözlülük, maneviyat yolunda ise kanmayan bir susuzluk nasip etsin, gönlümüzü irfana ve irfan ehline karşı daima arzulu bıraksın. Amin!

    Mevlânâ’dan“Susuzluktan kurumuş olan o dudak, sâhibinin çeşme başına erişeceğine şahitlik eder.Dudakların kurumuş olması, “bu ıztırap, bu çırpınma; seni bize ulaştıracaktır.” diye suyun o zata gönderdiği müjdeli bir haberdir.Bu arayış, mübârek ve kutlu bir harekettir. Bu candan isteyiş, Allâh yolundaki bütün engelleri kırar döker.Evlâdım; her kimi Allâh’ın talibi görürsen, onun dostu ol, onun önünde saygı ile eğil!Allâh’ı isteyenlerin, Allâh dostu olanların komşusu olursan, sen de Hakk’ı isteyenlerden olursun, onların sâyesinde sen de nefis savaşını kazanırsın. (Mesnevi, III, 1440)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Devlet hastanelerinde hacamat-sülük dönemi!
    By Büşra in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 27-11-2014, 00:08
  2. Küresel Sülük
    By Gök_Han in forum HASBİHÂL
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-11-2009, 16:09

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş