Konya'nın bereketli toprağında yetişen Veliler sarayının sultanından. Ümmi velakin; manevi ilim, irfan, marifet ehli. Aşk ve muhabbet deryasında kaynayan, takva vera sahibi, eşsiz kerametlerin kahraman, ulu erlerden, Allah'ın dostlarından biri idi. Konya'nın Sarayönü kazasına bağlı, şirin Ladik kasabasında doğmuş. Tertemiz burada büyümüş, yetişmiştir. Babasının adı Mehmet, annesinin adı ise Emine olup 1304 tevellüdü

Bu konu 9887 kez görüntülendi 36 yorum aldı ...
Ladikli Ahmet Ağa 9887 Reviews

    Konuyu değerlendir: Ladikli Ahmet Ağa

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 9887 kez incelendi.

Sayfa 1/3 123 Son
  1. #1
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan

    Konya'nın bereketli toprağında yetişen Veliler sarayının sultanından. Ümmi velakin; manevi ilim, irfan, marifet ehli. Aşk ve muhabbet deryasında kaynayan, takva vera sahibi, eşsiz kerametlerin kahraman, ulu erlerden, Allah'ın dostlarından biri idi.
    Konya'nın Sarayönü kazasına bağlı, şirin Ladik kasabasında doğmuş. Tertemiz burada büyümüş, yetişmiştir. Babasının adı Mehmet, annesinin adı ise Emine olup 1304 tevellüdü ile dünyaya teşrif etmiştir.
    1389 Seferberliğinde iki ağabeyi ile birlikte cepheye gitti. Babası üç evladını da;
    "Ölmek var, dönmek yok. Bana gazi ya da şehit babası olmayı bana çok görmeyiniz. Biz sizleri bu günler için büyüttük. Vatan, Millet, Din, İman, Kur'an ve İslam sizlerden bugün, yolunda kanlar ve canlar feda etmeyi beklemektedir. Hakkın rızası, Peygamber Efendimizin hoşnıutluğu için bu uğurda erlik zamanıdır. Yolunuz açık, bileğiniz kavi olsım.." Düaları ve tenbihleriyle onların alınlarından öperek yolcu etmiştir.
    İlk korkunç mücadelede; Pınar, Losfaki, Çatalca, Vokestin, Dökme Meydan Muharebelerine katılarak kahramanca çarpıştılar.
    Daha sonra; Makedonya'da, Yunanistan, Arnavutluk ve Bulgaristan'da çeşitli cephelere katılan Ahmed Ağa, cepheden cepheye koşan Mehmetçiklerin arasında idi. Aç, susuz ve cephanesiz kaldıkları halde ümitsizliğe düşmeden iman ve inançlarının verdiği sebat edip çalıştılar. Balkan harbinde bulunmuşlar. Ağabeylerinden biri Çanakkale'de, diğeri de Kırkgaziler'de şehit olmuşlardır. Ahmet Ağa'mız da ikinci defa burada yaralılar arasındadır.
    Savaşlar dizesinde; Hicaz cephesi bölgesinde, azgın İslam düşmanlarına karşı savunma görevi için kavurucu Arabistan çöllerinde savaşan Mehmetçiklerden biri de Ahmet Ağa'dır. Kanal harekatında yaralanışı göğsüne şeref madalyası oldu.




    ALLAHA EMANET OLUN

  2. #2
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan
    Şimdiki yahudilerin yerleştiği Gazze şehri civarında, İngilizlerle harp ederken mensup olduğum birlik İngilizler'ce pusuya düşürülmüş, birliğin tamamı makinalı tüfeklerle taranıp bir kısmı öldürülmüş bir kısmı da yaralanmıştı. Ben de vurularak çöle düştüm. Yanımdaki arkadaşlar da peş peşe vurularak üzerime düşerek şehid oldular. Bunların arasında sıcaktan kavrulan kumların üzerinde, son derece susuzluktan yanıyor, bir taraftan da yaralarım sızlıyordu. Artık Mevla'ma yönelmiş, O'na kavuşma anımı bekliyordum..
    Bulunduğumuz mevki; Esas birliğimize üç günlük yol, bu arada hiçbir canlı yok. Yardım ve kurtuluş ümidi kalmamıştı.

    Tam çaresizlik içerisinde, sıcak kumlar üzerinde susuzluktan kavrulan bedenim al kanlar içinde mecalsiz, yaralarım sızlarken, Güneş’in vurduğu yerden bir beyaz atlı belirdi, bize doğru geliyordu. Düşman zannı ile korkumdan kendimi ölüler arasında, ölmüş gibi göstererek yere yatmıştım. Atlı bize yaklaştı ve bana..:
    -Esselamüaleyküm..! Ahmet ne oldu yaralandın mı? Kalk bakalım..!
    Diyerek ismimi söyleyince korkum kalmadı, başımı kaldırdım baktım..
    -Kalkmaya mecalim yok.. dedi
    Attan inip yanıma geldi, beni sıkıştıran şehid arkadaşlarımı üzerimden birer birer çekti. Susuzluktan yanıyordum.

    -Sana su vereyim mi? Deyip, su dolu bir matara verdi.
    Susuzluktan yanan bağrıma, o Vefa elinin verdiği; hayat ve aşk bahşeden şifa suyunu içtim... kana kana..!
    Mubarek Zat; Ellerini sızlayan yaralar üzerinde gezdirirken, sızılarım duruyor taze hayat buluyordum. İşte o su, beni başka bir aleme götürdü.

    Bana ne oldu ise; Rahman’ın Vefa elinden içtiğim o hayat ve aşk bahşeden sudan sonra oldu.!
    Sonra beni kaldırıp atının terkisine aldı. En yakın, üç günlük yoldaki genel karargaha götürdü. Bu yolu nasıl, ne zaman geldiğimizi bilemedim. Karargahın yakınına atının terkisinden beni indirdi. Bir değneğe kırmızı bir bez bağlayıp askerlere salladı. Ayrılacağımız zaman beni getiren bu Zat’a..:
    -Efendim sizi bir daha görecek miyim? Dedim.
    Mubarek Zat bana..:
    -Ahmet Ağa; Eğer sen Hak rızası için yaşarsan her zaman seninle beraberiz. Yok öyle yaşamazsan, bu son görüşmemiz... dedi ve ilave etti..:
    -Askerler gelip seni alınca sana inanmazlar. Onlara beni nöbetçi subaya götürün, dersin.
    Hadiseyi nöbetçi subayına anlat, benim de selamımı söyle..! dedi ve kayboldu.

    Askerler bir sedyeyle gelip beni aldılar. Beni götürürlerken parola soruyorlardı; fakat ben cevap veremiyordum. Birliğimi söyledim bana inanmadılar..:
    -O birlik vurulup yok edilmiş. Hem sen kurtulduysan, senin söylediğin birlik buraya 3 günlük yol. Nasıl geldin? Sen yalan söylüyorsun! Dediler.
    Ben de :
    -Siz beni nöbetçi subayına götürün.. dedim. Askerler beni nöbetçi subayına götürdüler.
    Nöbetçi subayı, ehli hal, aşık bir kimseymiş. Ben nöbetçi subayına; Birliğimizin başına gelenleri, yaralanıp düştüğümü, beni kurtaran Adam’ın gelişini ve durumunu anlatırken subay heyecanlanıyordu, kendisine...:

    -Beni kurtaran kimsenin size selamı var..! deyince..
    Subay hemen altındaki sandalyeyi bana verdi, bana hürmet etmeye başladı ve ..:
    -Nasıl oldu, bir daha anlat..!
    Diyerek üç kere tekrar ettirdi. Her tekrar edişinde heyecanı daha da artıyordu. Hemen beni tedaviye alıp yaralarımı sardılar. Yaramı saran doktor işin farkına varmış, bana inanmayanlara
    -Sizin burnunuz koku almıyor mu? Şimdiye kadar hiçbir askerde böyle bir koku duydunuz mu? Şu hastanın kokusuna bakın, mis gibi kokuyor... dedi
    Ben hastanede bulunduğum müddet içerisinde, Hocam bir iki defa ve bana
    -Ahmed, terhis olup memleketine gittiğinde, ben yine gelip seni bulacağım, merak etme!.. dedi, gitti.
    Elhamdulillah iyileşip taburcu oldum. Çok sürmedi bizi terhis ettiller, artık memleketim olan Ladik’e gelmiştim.







    ALLAHA EMANET OLUN

  3. #3
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan
    İşte Hocamın bana çölde yaralı iken gelip kurtardığı sırada verip içirdiği, bana hayat bahşeden o sudan sonra bende bir aşk başladı. Aşk ateşi beni günden güne benim sinemi yakmaya ve beni dağlara, ıssız yerlere sürüklemeye başladı. Evde duramaz oldum, derdimi de kimseye anlatamıyordum. Yine bir gün sıkıntımdan, üzüntü ve kederimden ne yaptığımı, ne yapacağımı bilmez bir halde iken, Aşk’ın galebesi ile dağlara çıkıp gittim
    Bir kış günü idi, her taraf kar kaplı. Bir de baktım ki, onbir tane kurt arkama düştüler. Durumlarından aç oldukları belli idi. Korkup olduğum yerde durdum, onlar da durdular
    -Yaa Rab..! Sen muhafaza eyle.! Diyerek , Rabbıma niyaz ettim.
    Hayvanlar ağızlarını kaldırarak hep birden öylr bir uludular ki; Vücudumun bütün kılları , adeta elbisemden dışarı çıkmıştı. Tam o sırada, semadan kurtların üzerine beyaz, koyun kuyruğu şeklinde birşey indi. Hemen kapışıp yediler ve birazını bırakıp gittiler.
    Onlar gittikten sonra, o şeyin düştüğü yere varıp;

    Acaba bir parça kalmış mı? Diye bakarken ufacık bir parça buldum. Hakikaten kuyruk şeklinde beyaz ve yumuşak bir şeydi. Bu parçayı aldım yedim. Günlerce açlık hissetmedim..
    İşte böyle günler aylar geçiyor. Hep gözlerim yolları gözlüyor. O’nu bekliyorum ;çünkü;

    -Geleceğim... demiş
    Gönlümdeki yangın ateşi arttıkça, lisanım gönlümdeki feryadı dışarıya döküyordu...







    ALLAHA EMANET OLUN

  4. #4
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan
    Tam oniki sene geçmişti aradan. Nihayet bir gün Elhamdülillah, Hocam teşrif edip göründüler, artık dünyalar benim olduç İşte o günden sonra, hemen hemen hergün uğrar, lüzum eden ders ve malümatı verirdi. Zaman geldi artık beni alır, kendisi ile beraber manevi toplantılara götürürdü. Kendisi gelmediği zaman, manevi telefonla haberleşir, emredilen yere saatinden önce varırdım. Daima böyle saatinden önce vardığım için de, üstadım beni çok sever memnun olurdu
    Evet mubarek Sultani Allah Dostu böyle idi. Vazifeye ruhen değil, bedenen olurdu.
    Bir gün Zıvarıklı Hacı Ahmed Ağa ile, Ladikli Hacı Babanın ziyaretine gitmiştik. O zaman evi, Ladik’teki tepenin üzerinde idi, evinin karşısında da odası vardı. Odaya misafir olduk, yatsı namazına kadar beraber kaldık. Namazı kılınca bizden müsade alıp gitti. Odanın pencereleri, evinin sokak kapısına karşıydı. Biz Zıvarıklı Hacı Ahmed Ağa ile, vazifeye nasıl gidiyorlar görelim diyerek pencereden bakıyorduk.

    Ben zannediyordum ki; Evinin sokak kapısını açıp gidecekler. Öyle olmadı evinin avlusundan kapıyı açmadan füze şeklinde, arkadaşıyla birlikte öyle bir sema ya yükseldilerki, bir anda kayboldular. İkisi de göz kamaştırıcı bir şeklinde yükselip gittiler. Sabah namazına kendisi yalnız geldi.






    ALLAHA EMANET OLUN

  5. #5
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan

    Uzuna yakın orta boylu, buğday benizli, naif bedenli, normal kır sakallı, çukurca gözlü, hilal kaşlı. Nurani simasında halvet ve melahat’ın güzelliği görülürdü.
    Gayet cömert, vakar, temkin ve itidal ehli idi. Sükutu ihtiyar eden, ihtiyaç halinde konuşurlar.
    Ümmi olmasına rağmen, Hocası Hızır Aleyhisselam olduğu için, ondan manevi ilimler almış olup, İlm-i Hikmette yekta idi.
    Kendisini Hakk’ın rızasına, halkın hizmetine adamış, her zaman ve her yönde halkımıza önder, rehber, teselli ve ümit kaynağı idi. Kendisine bir şey sorulduğu zaman
    -Durun gardaşım, şimdi cevabınızı getiririm.. der, gider Hızır Aleyhisselam’a sorar, cevabını alır getirirdi. Kimseyi kırmaz ve geri çevirmezdi.
    Bazı kimseler kendisine gelip;
    - Hacı Baba, manevi yolda bize rehber olsan, bize manevi alem için ders versen olmaz mı..? diyenlere tebessüm ederek:
    - Ben bu işin ehi, selahiyetlisi değilim. Sizler Hacı Sami (K.S) Hazretlerine gidini işin ehli selahiyetlisi O’dur.. derdi.


    ALLAHA EMANET OLUN

  6. #6
    Benefsecun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    08-12-2006
    Yer
    Ankara
    Yaş
    46
    Mesajlar
    159
    @Benefsecun
    Allh razı olsun bacım,böyle güzel mübareğin hayatını bizimle paylşatığın için...:flowers:

  7. #7
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan
    Kimler yapmış ol Ravza'nın yapısın
    Melekleri açmış tavaf kapısın
    Hacer'ül Esved'in güzel kokusun
    Açın bu Ravza'yı Habibi de var
    Benim dertlilerimin tabibi de var..!

    Ravzana bakmaya insan mı kanar
    Aşkından içenler böyle mi yanar
    Ebu Bekir, Ömer, hem Osman'da var
    Açın bu Ravza'yı Habibi de var
    Dertlilerin dermanı tabibi de var..!

    Bakardım dağlara yol vermez dağlar
    Hakk'ın Dergahına sıdk-ınan yalvar
    Fatıma-Tüzzehra Validem de var
    Açın bu Ravza'yı Habibi de var
    Bunca dertlilerin tabibi de var..!

    Uzaktan yakından Sana gelirler
    Gece gündüz kula tavaf ettirirler
    Hakk aşıklarına güller verirler
    Açın bu Ravza'yı Habibi'de var
    Bunca dertlilerin tabibi de var..!

    LADİKLİ AHMET AĞA


    ALLAHA EMANET OLUN

  8. #8
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan

    Onu her yönüyle tanıyan bilen 40 sene arkadaşlık yaptığı hocası Hızır Aleyhisselâmdır. “Hocamı yedi adım geriden takip ederim. Hocam yüzüme baktığı zaman, yüzümün rengi solar. Hocam bana derdi ki: ‘Hüdâî! Ben çok evliya ile arkadaşlık yaptım. Sendeki hâli görmedim.” Bazen, “bende bir şey yok. Çobanın birisiyim” der. Bazen de âdeta coşarak “Oğlum benim hocam ilim deryasıdır. Ne soracaksanız sorun. Ben size bir peygamberin hayatını günlerce anlatırım. Fakat sizler dinlemeye tahammül edemezsiniz.” derdi..

    Söyleyen var söyleten var
    İlm-i Hikmet öğreten var

    Ol kapında bekleyen var
    Affımı isterim Allâhım.

    Bir gün evinde abdest alırken hocası çıkagelir. Heyecanlanır. Hocası “Mevlâna, sana bir abdest almasını öğretemedik” der. Dedem de “Ne yapalım efendim. Bir çobanı peşinize taktınız. Çoban bu kadar becerebiliyor” deyince “Ahmet! Ahmet! Ne abdest arıyorlar, ne namaz; KALB-İ SELİM arıyorlar... der.



    ALLAHA EMANET OLUN

  9. #9
    parya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    28-05-2007
    Yaş
    34
    Mesajlar
    570
    @parya
    Bir gün Ahmet Ağa'ya bir isafir gelmiş.Misafiri eksik olmazmış zaten..Gece gündüz farketmez gelen gideni çoktu.

    Misafire sofra açmışlar,yemek yiyorlar..Şöyle gözleri filan çapaklı biriymiş misafir.
    Ahmet Ağa oğluna:
    -Oğlum Zekeriyya,misafirin atının torbasına yem-saman koyuver!demiş.

    Zekeriyya gitmiş samanlığa,saman dolduruyor torbaya fakat,doldurduğu dökülüveriyormuş boyuna..Birde bakmışki torbanın altı açıkmış.

    -Allah Allah demiş kendi kendine bu ne biçim adam yahu?Gözleri çapaklı atının torbasının altı açık!Bunda ne yem durur,ne saman!Atını neyle doyurur bu adam ki?..filan derken ,almış torbayı anasına götürmüş:

    -Gız ana,demiş şu misafirin torbasını bir dikiver!altı açık bunun!Nasıl yem saman durdurmuş bunda bu adam bilmem!

    Anası bakmış torbaya şöyle:

    -Ülen oğlum o Hızır'dı,git bak ama gitmiştir!demiş

    Zekeriyya odaya dönmüş bakmış ki misafir falan yok.

  10. #10
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan
    “Bir gün, pilot Teğmen uçağı ile eğitim uçuşu sırasında, uçağı arıza yapıyor ve bir tarlaya mecburi iniş yapmak durumunda kalıyor. Her ne kadar yerde arızayı gidermiş ise de, uçağın bu tarla üzerinden kalkmasının imkanı yok. Bulunduğu yer öyle ıssız ki çevrede canlı yok. Hocam emir verdi...;
    -Ahmed, git şu pilot Teğmen’e yardım et,uçağını kaldır..dedi.
    Hemen geldim, pilot çaresizlik içerisinde bocalamakta, ne yapacağını bilememekte idi. Selam verdim;
    -Ne yapıyorsun delikanlı?.. dedim.
    O da durumunu anlattı. Ben dedim ki:
    -Oğlum sen uçağı çalıştır, kalkış için ben sana yardım edeyim!
    Şaşırmış bir halde:
    -Nasıl yardım edeceksin? dedi.
    -Sen çalıştır. ben uçağı kaldırayım.! dedim.
    -Hacı Baba kaç tonluk dört motorlu bir uçak. Nasıl kaldıracaksın..? dedi.
    -Yavrum! Sen çalıştır bakalım.! dedim.
    -Neyse çalıştırayım bakalım.. dedi ve uçağı çalıştırdı.
    Allah’ın izniyle:
    -Bismillah.. Ya Allah..! deyip yardım edip uçağı kaldırdık ve uçup gitti.”

    Pilot der ki:
    “Hacı Baba uçağı kaldırıpta, uçak havalanınca; uçağın kuyruk tarafına oturduğunu gördüm ve..
    -Eyvah, Hacı Baba düşecek.. dedim.
    Bir müddet sonra, Hacı Baba bulunduğu yerden kayboldu.
    Ben yine;
    -Eyvah, Hacı Baba düştü!!.. diye müteessir olmuştum.
    Mensup olduğum karargaha varıp durumu ve başımdan geçenleri kumandanıma anlattım. Kumandanım bana;
    -Maneviyat adamlarından biri sana yardım etmiş..! dedi.”

    Pilot Teğmen bu maneviyat adamları nerede bulunur acaba, diye araştırma yapıyor. Şarkta filan yerde var diyorlar, tarif edilen kimseyi buluyor; fakat aradığı ve gördüğü değil. Böyle bir çok yerleri geziyor. Nihayet bir gün Konya’da Ladikli Hacı Ahmed Ağa’yı haber veriyorlar.

    Konya’ya gelip Hacı Ahmed Ağa’yı soruşturuyor, kendisine Ladik kasabasını tarif ediyorlar. Bir arkadaşı ile taksiye binip Ladik’e geliyorlar. Hacı Ahmed Ağa’yı sorarak odasını öğreniyorlar. Pilot, Hacı Baba’nın odasına giripte, kendisini görünce..

    -Hah.. işte bu amca..! deyip, eline ayağına sarılıyor.
    Hacı Ahmed Ağa.:
    -Oğlum benzetmiş olabilirsin.. diye gizlenmeye çalışırsa da.
    Pilot.:
    -Hayır yanılmıyorum, o sendin..! diyordu.
    Beraberce camiye gidip geldikten sonra, o gün orada misafir kalıyorlar. Ertesi gün veda ederek yerlerine dönüyorlar.”






    ALLAHA EMANET OLUN

  11. #11
    parya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    28-05-2007
    Yaş
    34
    Mesajlar
    570
    @parya
    Yıl 1950-51 filan,Kore Savaşı konuşuluyor her yerde.İşte o günlerde,Ahmet Ağa'ya:Hacı Baba,Kore'dek muhasarada neler oldu?diye sordum.

    Şunu anlattı bize o zaman oradaydık,dedi,tabii oradaydık.Biz emir aldık,gittik.Gece yarısı bekiyoruz,yeni bir emir gelecek,müdahele edeceğiz!Türk tugayını ateş çemberinin içinden kurtaracağız.Bize verilen emirle hareket ediyoruz.Biz orada,seher vakti filan işte,müdahele emrini-hücum komutunu- beklerken,bir baktık ki karanlığı yırtıp gelen bir teveccüh,muhasarayı yardı geçti.Sami Efendi Hazretlerinin teveccühüydü bu..Taa Türkiye'den,oturduğu yerden bir teveccühle tugayımıza yol açtı.Bu zatın kıymetini bilin...

  12. #12
    yüz akı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    28-02-2007
    Yer
    diyar-ı gül
    Yaş
    33
    Mesajlar
    825
    @yüz akı
    rabbim razı olsun ablacım ben ilk bu mübareğin kitabını okumuştum...ve hayran kalarak yatmadan önce hep amenerrasülüyü o mbareği düşünerek okurum ...çocukluk ya aklımda kalan o mübareğin bunu okuyup bir perdenin arkasına geçerek kayboluşu oldu...rabbim onlara dost eylesin bütün ihvanı inş...

  13. #13
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan
    Bir gün Zıvarıklı Hacı Nuri efendi Hoca ve Zıvarık’tan Hacı Ahmed Ağa;
    Ladik’e Hacı Ahmed Ağa(K.S) Hazretlerini ziyarete gitmişler. O gün odasında misafir olup kalmışlar. Akşam Hoca efendi;
    “Hacı Baba, müsaade buyurun da, Üstadım Hacı Sami Efendiyi ziyarete gideyim..” demiş.

    Yatsı namazından sonra, Hacı Baba müsaade alıp gitmiş. Sabah namazından evvel de gel.
    “Hoca Efendi, Sami Efendi Kayseri’ye gitti. Oradan Adana’ya geçecek. Oradan da Konya yoluyla İstanbul’a geçecek, seni görüştüreceğiz..” demiş.

    Hacı Baba;
    “Üstadım, Şems’in imamı Osman efendiyi tain etti, ben ona söyleyeceğimi o da seni getirecek..” demiş.
    Benim haberim yok. Ertesi gün Hoca efendi ile Ahmed Ağ
    a, benim camiye Şems’e geldiler. Hoş beş ettikten sonra..:

    “Sana müjde, Sami Efendi Hazretleri Konya’ya gelecek..! Hacı Ahmed Ağa haber verecek, sen de bizi götürüp Hazret ile görüştüreceksin..” dediler.
    Tabii ki sevincimin ölçüsü yoktu. Hoca Efendi ve Ahmed Ağayı misafir ettim, bekliyoruz hayırlı haberi.. Konya’dan bir ferdin haberi yoktu.
    Ertesi gün ikindi namazından on dakika evvel, Ahmed Ağa ile ikimiz caminin önünde oturuyorduk, iki kişi gelip Selam verdiler
    Biri iri yarı uzun boylu, iri iri gözlü, pehlivan yapılı. Diğeri, orta boylu, zayıf, boynunda çanta asılı idi. Zayıf olan dedi ki:
    “Ben Hadim’den geliyorum, arkadaşım da Ankara’dan geliyor. Mevlana Hazretlerini ziyarete gelmiştik; lakin Mevlana kapalıymış, Şems’i Tebrizi’yi ziyarete geldik.” dedi.

    Ben de:
    “Buyurun efendim.” dedim.
    İçeri kapıyı açtım, Hazretin yanına girdiler. Bu arada bir çocuk gelip..:
    “Hocam seni kayınvaliden çağırıyor..!” dedi.
    Ben dışarı çıkınca, o zayıf olan bizim arkadaş Ahmed Ağa’ya
    “Benim arkadaşa iyi bak, İlmi Ezeli’de tanışmıştık. Burada gözlerinden tanıdım, sen de gözlerine iyi bak, bu Hoca’dır..! “ der
    Lakin bizim arkadaşın basireti kapanmış anlamaz. Ben geldim..:

    “Efendim Huzurda konuşulmasın!..” dedim.
    Hemen Hazretin yanından çıktılar, Ezan-ı Muhammediyye de okunmaya başladı, arkamda namazı kıldılar. Kalkıp giderken, o pehlivan yapılı Zat bana öyle bir baktı ki, ben de anlamadım. Elinin biri sarılıydı.;
    Serçe parmakla yüzük parmağı bir derinin içinde, baş parmak bir derinin içinde, orta parmak açık boşta. Acayip bir sargı, eldiven desem eldiven değil. Yine bir şey anlamıyordum. Namaz bitince, cemaatin bir kısmı camide, bir kısmı kapıdan dışarı çıktı.. Önü park, malum. Hemen Ahmed Ağa pür telaş dışarı çıktı, geri geldi.
    “Ne oldu yahu!..” dedim.
    “Sen sorma bu gelenler boş değillerdi.! Bana bir şeyler söyledi o zayıf olan Zat; lakin ben bir şey anlamadım. Dışarı çıktım ki kaybolmuşlar. Onun için koştum..” dedi.
    Meğer bu gelen kimseler;
    Pehlivan yapılı, eli sarılı olan Hacı Baba’nın Hocası Hızır Aleyhisselam imiş. Orta boylu zayıf olan ise, Ricali Gayb’dan Nabi Hazretleriymiş. Ladik’e Hacı Baba’yı ziyarete gittiğimizde, biz söylemeden..:
    “ Oğlum Hocam ile Nabi Hazretleri sizin camiye varmışlar, siz bilememişsiniz..” dedi.
    İşte bu zatlar ikindi namazında geldiler, akşamla yatsı arasında da Üstadım Hazretleri de Konya’ya gelmişler. Hacı Ahmed Ağa akşam namazından sonra Halcının oğlu ile yeğenini bana göndermiş. Onlar taksiyle bize gelirken eski İş Bankasının orada karşılaştık. Ban
    “Ahmed Ağa bizi gönderdi, Hoca efendi ile arkadaşını saat beşte Sarayönü yolu üzerine çıkaracaksın.” deyip geri döndüler.

    Ben de eve gelip Hoca Efendi ve Ahmed Ağa’ya müjdeyi verdim; geldiler diye. O haberciler bize tekrar geldi; “Saat üç buçukta çıkaracaksın” diye söyleyip gittiler.
    Sabah üç buçukta denilen yere çıkardım. On dakika sonra taksiyle; Üstadım Sami Efendi Hazretleri, Hacı Ahmed Ağa hazretleri ve Halıcı Mehmed Efendi teşrif ettiler.

    Tam seher vaktiydi, teker teker kenara çekip; evvela Hoca Efendi, ondan sonra Ahmed Ağa ve ondan sonra da benimle görüşüp lazım gelen talimatı verdiler. Veda ederek Ladik’e, oradan İstanbul’a gittiler.




    ALLAHA EMANET OLUN

  14. #14
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan
    GÖNÜL SANA DEMEDİM Mİ


    Hüdâ’m senin kadrin celil
    Kur’an oldu bize delil
    Ceddimiz Hazreti Halil
    Gönül sana demedim mi?


    Gözümden hicabı kaldır
    Işkın deryasından doldur
    Hakk dergâhı doğru yoldur
    Gönül sana demedim mi?



    Rahim Allâh rahim eyle
    Ne gaflettir bu da böyle
    Bu âcize rahim eyle
    Gönül sana demedim mi?

    ALLAHA EMANET OLUN

  15. #15
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan
    Ahmet Ağa’nın Ekrem Babacan isimli bir dostu, henüz onunla tanışmadan önce, Ankara’da gittiği bir Cuma camisinde anlatılan, veliler ve kerametleri hakkındaki hutbeden çok etkilenir. Namazı müteakip imam efendiye “hocam, şu anda hutbede belirttiğin vasıfları taşıyan bir veli var mıdır?” diye sorar ve kendisine söylemesini ister. Hoca efendi ise “aradığınız takdirde bulabilirsiniz” cevabını verir.
    Ekrem Babacan bu hâlet-i ruhiye içerisinde düşünceli bir şekilde dolaşırken, İslâm’la hiç alâkası olmayan, dini çıkar için kullanan sahte bir şeyhle tanışır ve ona cemaatlerine katılma isteğinde bulunur. O şahıs da “bizim içimize katılabilmen için önce büyük bir günah işlemen gerekir” der.
    Ekrem Babacan bu şahsa aldanarak ve böyle bir fiil işlemek arzusuyla gençlik parkında dolaşmaya başlar. Kendini bilmez bir şekilde parkta gezindiği sırada arkasından bir el omzuna dokunur ve “sen dosdoğru Konya’nın Lâdik köyüne gideceksin. Senin derdinin çaresi ordadır” der.
    Bu işe bir anlam veremeyen ve çok şaşıran Babacan ise, hiç vakit geçirmeden hemen Lâdik’e gelir ve Ahmet Ağa ile görüşür. Bu görüşmeden sonra Ahmet Ağa ile arkadaş ve dost olurlar. Bu dostlukları yıllarca devam eder.
    İşte bu Ekrem Babacan’a bir keresinde dedem güzel bir Kur'an-ı Kerim hediye eder. Daha sonraki gelişinde "Ne yaptın Kur'anı Kerim’i" deyince. “Güzel bir kap yap*tırdım, evimin kıble tarafındaki duvarına astım." der.
    Dedem:''Ben sana onu sakla,bir duvara as diye vermedim.Onu sana,oku diye verdim''der.
    Arkadaşı evine gider gitmez Kur’an’ı okumaya başlıyor ve birçok manevi ikramlara mazhar oluyor.
    Ekrem Babacan bir keresinde Lâdiklilerin ve civar yerlerden insanların bulunduğu bir sohbet meclisinde; bir aşr-ı şerif okunmasını ister. Mecliste bulunan hafız Kamber hoca, Kur’an’dan bir âyeti yedi vecih üzere ayrı ayrı okur. Tilâvetten sonra Babacan, okunan âyetin tefsirini bu güne kadar kitaplarda yazılanlardan çok farklı bir şekilde ve saatlerce; ayetin sebeb-i nüzûlünden tutunuz da, ayette bahsedilen hadiselere kadar her şeyi, sanki gözüyle görmüş gibi, canlı bir şekilde anlatır. Sohbetin sonunda halktan iki kişi elini öperken ağlamaya başlar. Onlara “ikiniz de bu sene güleceksiniz inşâallâh” der.
    O sene bu şahıslar hacca giderek sevinçlerin en büyüğünü yaşamışlardır.
    Bu sohbetinde de görüldüğü gibi Ekrem Babacan’ın çok bilgili, kültürlü, nezaket sahibi ve terbiyeli bir İstanbul efendisi olduğunu hattâ yedi dil bildiğini söylememiz gerekir. O sakallı olanlara elini öptürmez, onlardan önce davranarak ellerini öperdi.







    ALLAHA EMANET OLUN

  16. #16
    Gülzar-ı İrfan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    24-10-2006
    Mesajlar
    3.458
    @Gülzar-ı İrfan
    Yine dedemin arkadaşı olan bu Ekrem Babacan, Bursa’da bir hastanede rahatsızlığı nedeniyle yatıyordu. İskenderun’dan ve Erdemli’den sevenleri ziyarete giderlerken Lâdik’e de uğrayıp, bana “gidersen seni de götürelim” dediler. Ben de “arabanızda yer varsa gideyim” dedim. Onlarla beraber Bursa’ya, Ekrem Bey’in yattığı hastaneye kadar gittik. Geçmiş olsun dileklerimizden sonra Ekrem Babacan, dedemle ilgili iki hatırasını nakletti.
    İlkinde, büyükelçi olan oğlunun Ankara’daki ameliyatını anlattı:
    “Benim mahdum Ankara’da ameliyat oldu. Lâkin ameliyatı istenilen şekilde başarılı geçmediği için herhangi bir iyileşme görülmedi ve hattâ rahatsızlığı da gün geçtikçe fazlalaşmaya başladı. Biz bu sıkıntılar içinde kıvranırken gece yarısı Ahmet Ağa ve arkadaşları oğlanın yanına gelmişler:
    —Hiç korkma oğlum! Biz ameliyatta yapılan hatayı düzeltip seni rahata kavuşturacağız, demişler. Yeniden manevi bir ameliyat yapıp gitmişler. Şimdi ise oğlan, Allâh’a şükür sağlık ve sıhhatine kavuştu.
    Ben Ahmet Ağa’nın birçok himmetine nail oldum, Rabbime şükürler olsun. Keşke kabul etseydi de koyunlarına çoban olsaydım” dedi
    Diğer hatırasında Ekrem Babacan, Ahmet Ağa’yı bir ziyaretinde, onun yorgun hâlini görerek "Hayrola Ahmet Ağa, sende bir yorgunluk var.” deyince, dedem:
    —Yeni müslüman olan İtalyan bilgini Markoni vefat etmiş. Cenazesine katılmam için emir geldi. Oraya gittim geldim." der. Hayret ve şaşkınlıkla yönelttiği “uçakla falan mı gidip geldiniz?” sorusuna karşılık "Ne uçağı oğlum! Gidip geldim işte." diye dedemin cevap verdiğini anlatmıştır.
    Ekrem Babacan Bursa’daki hastanede tedavi olduktan sonra Lâdik’e dedemin mezarına ziyarete geldi. Daha sonra uğradığı odada, sohbet yapıldıktan sonra evimizin avlusuna çıktı ve: “Ev halkından kim varsa yanıma gelsin, belki bu görüşmemiz son olabilir, sizlerle helalleşmeye geldim” dedi ve devam etti:

    “Size iki şey söyleyeceğim: Birincisi Allâh’ın Merhameti… Cenâbı Allâh’ın merhameti o kadar büyüktür ki ben size bunu anlatacak olursam ibadeti, taati bırakırsınız. Onun için şimdilik burayı bir geçelim. İkincisi kader meselesi…
    Evlatlarım!... Herkes kaderine razı olsun. Allâh’ın takdir ettiği kadere mecbur razı olacağız. Cenab-ı Allâh, Kur’an-ı Kerim’inde “Razı olmayanlar kendilerine başka bir Rabb arasın” diyor. Allâh’tan başka Rabb mi var da arayacağız..? Hepiniz hakkınızı helâl edin” dedi. Sonra Lâdik’ten ayrılıp gitti. Kısa bir süre sonra da dostunun ve dostlarının yanlarına hicret etti.

    ALLAHA EMANET OLUN


Sayfa 1/3 123 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 134
    Son Mesaj: 24-03-2015, 12:49
  2. Cevaplar: 121
    Son Mesaj: 30-12-2014, 16:59
  3. Kaşıkçı Dede ve Ladikli Ahmed Ağa
    By KUZAT in forum Sahabeler ve İslâmî Önderler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-07-2013, 03:15
  4. KONYA - Ladikli Şeyh Ahmet Efendi
    By ladik in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 01-02-2011, 18:41
  5. kaşıkcı dede ve ladikli ahmet..(gönül yolu)..
    By DaLokay in forum SERBEST KÜRSÜ
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04-04-2008, 17:06

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş