Etiketlenen üyelerin listesi

tasavvuf böyle anlaşılır Tasavvufu yaşadığını zanneden birtakım liyâkatsiz veya kötü niyetli insanların tatbikâtına bakarak onu anlamak imkânsızdır. Zîrâ Tasavvuf, her kantarın çekebileceği bir yük olmadığından, ehil olmayan kimselerin davranışlarında ortaya çıkan muhtevâ ile işin aslı arasındaki muazzam fark, insaf ve mantık ölçüleriyle bakıldığında sathî bir nazarla bile kavranabilir. Tasavvufu, kaba ölçülerle anlamak imkânsızdır. Zîrâ Tasavvuf, gönül ufkuna âit bir hâdise olup temel

Bu konu 74630 kez görüntülendi 503 yorum aldı ...
Hâce Musa Topbaş (Sâdık Dânâ) Efendiden İnciler 5.00 74630 Reviews

    Konuyu değerlendir: Hâce Musa Topbaş (Sâdık Dânâ) Efendiden İnciler

    5 üzerinden 5.00 | Toplam: 3 kişi oyladı ve 74630 kez incelendi.

Sayfa 3/32 İlk 1234567813 ... Son
  1. #33
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3 26/09/2007 ÇARŞAMBA

    Benî Isrâil'de bir âbid vardi, ona filân yerde agaçdan yapilmis bir put vardir. Bir kisim insanlar ona Allah deye taparlar, dediler. Kizdi ve kalkdi. Baltayi omuzuna alip o putu kirmaga gitdi. Seytan bir ihtiyar sekline girip onun karsisina çikdi ve: Nereye gidiyorsun? dedi. O putu kirip, insanlari Allah Teâlâ'ya tapdirmaya gidiyorum, dedi.

    Seytan :
    "Git ibâdetinle mesgul ol, bu senin için daha iyidir," dedi. "Hayir putu kirmak daha mühimdir," diye cevap verdi. Seytan, "Seni birakmam" deyip kavgaya tutusdular. O âbid seytani yere vurdu ve gögsünün üzerine oturdu. Seytan, "Müsaade et bir söz söyleyeyim" dedi. Müsaade etdi. Dedi ki: Ey âbid Allah'in peygamberi vardir. O putu

    kirmayi dilerse, onlara emir verirdi. Sen bununla emir olunmadin, bunu yapma. "Hayir muhakkak yapacagim" dedi. "Birakmam" dedi. Gene kavgaya basladilar. Abid yine seytani yere vurdu. " Müsaade et bir sey daha söyleyeyim," dedi. "Peki söyle," dedi. "Sen fakir bir âbidsin. Senin yükünü insanlar çekiyorlar.

    Senin is yapabilecek bir seyin olmasi, o putu kirmakdan daha iyidir. Çünkü onu kirarsan insanlar bir baskasini yaparlar, onlara bir zarar vermis olmazsin. Bundan vazgeç, her gün yastiginin altina iki altin koyayim." Âbid , "Dogru söyledin", dedi. Biri ile sadaka verib, digeri ile de islerimi görmem bu putu kirmakdan daha iyidir. Ben bununla emrolunmadim. Ben ne peygamberim, ne de bunu kirmakla vazifeliyim, dedi
    devamı var

  2. #34
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3 26/09/2007 ÇARŞAMBA

    Böylece geri döndü. Ertesi gün yasdiginin altinda iki altin gördü. Altinlari aldi. Ertesi günü gene gördü ve aldi. Kendi kendine " Iyi ki o putu kirmadim," dedi.

    Üçüncü gün yasdigin altinda hiç bir sey göremedi. Kizdi ve baltayi aldi. Seytan karsisina çikdi ve "Nereye gidiyorsun?" dedi. "O putu kirmaya gidiyorum" dedi. "Yalan söylüyorsun, yemin ederim ki onu kiramazsin," deyip kavgaya tutusdular. Seytan âbidi yere vurdu. Seytanin elinde serçe gibi titriyordu. "Geri dön yoksa basini koyun gibi keserim," dedi. "Peki döneyim, fakat o zaman iki defa ben

    seni yendim ve simdi sen beni yendin. Sebebi nedir?" dedi.
    Seytan: O zaman Allah için kizmisdin, beni sana yendirmisdi. Allah için is yapana bizim gücümüz yetmez. Simdi ise kendin için ve dünya için kizdin,kendi arzularina uyan bizi yenemez, dedi. (Kimya-yi Seâdet, Niyet-ihlâs bahsi)
    DEVAMI var

  3. #35
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3 (devamı) 27/09/2007 PERŞEMBE

    Sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:
    -Kiyamet günü olunca bir kul getirilir. Beraberinde de daglar büyüklügünde iyi amelleri vardir. Bu sirada bir nâdi, nidâ ederek der ki:

    - Filân kisi üzerinde kimin hakki varsa hemen gelsin, alsin! Bu nidâ üzerine oraya bir çok kisi gelir ve daglar büyüklügünde güzel amelleri bulunan o kisiden haklarini alirlar. Öyle ki, öteki beriki ala ala, onun daglar büyüklügündeki o güzel amelleri tamamen tükenir. Kisi ortada sasirip kalir. Fakat bu sirada Rabbi ona hitaben der ki:

    - Ey kulum, benim katimda senin öyle bir hazinen var ki ben onu ne meleklerime ne de mahlûkatimdan herhangi birine bildirmedim. Onu yalniz ve sadece ben biliyorum. Bunun üzerine kul sorar:
    -Ya Rabbi nedir o hazine?

    Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurur:
    -Senin hayirli niyetlerindir. Ben onlari yetmis kati ile senin lehine yazmisdim.
    devamı var

  4. #36
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3 (devamı) 27/09/2007 PERŞEMBE

    Anlatilir ki; vaktiyle eski kavimlerden biri bir ara siddetli kitliga maruz kalmislar. Iste bu kitlik zamaninda, birgün âbidlerden biri, bir kum tepesinin yanindan geçerken, ruhunun derinliklerinden gelen hâlis bir niyetle kendi kendine söyle dedi:

    - Ah simdi su kum tepesi tamamen un olsaydi da onunla aç halki doyursaydim..
    Âbidin bu hâlisane temennisi üzerine , Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri zamanin peygamberine vahyen söyle buyurdu:

    - Filân âbide haber ver ki, niyeti kabul edilmis ve sanki o kum tepesi un olmus da o da bununla halki doyurmuscasina kendisine sevab yazilmisdir.

    Hazret-i Âise radiyallahu anha'dan:
    Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:
    "Bir kimse, insanlarin darilmasina ragmen Allah'in rizâsina sarilirsa,kendisinden

    Allah razi oldugu gibi, kullari da razi eder. Buna karsilik, eger bir kimse Allah'in rizasini çigneme bahasina kullari razi etmege kalkisirsa kendisine Allah gazablandigi gibi kullari da aleyhine döndürür. Böylece hem Allah'i gazaplandirmis hem de kullari memnun edememis olur."
    devamı var

  5. #37
    yüz akı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    28-02-2007
    Yer
    diyar-ı gül
    Yaş
    33
    Mesajlar
    794
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @yüz akı
    ALLAH razı olsun...rabbim istifade edip amel edebilmeyi nasib eylesin..bir ömrü onun rızası uğruna hüsni niyetlerle geçirebilmeyi cümlemize lütfeylesin inş....:flowers:

  6. #38
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3 (devamı) 28/09/2007 cuma

    Ebu Mes'ud Ensarî radiyallahu anh anlatir:

    Bir defasinda Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize bir adam çika geldi. Cihâda katilmak istedigini, fakat binecek bir seyinin bulunmadigini ifade ederek söyle dedi:
    - Ya Rasûlallah, bana bir binek...

    Rasûlü Ekrem Efendimiz söyle buyurdu:
    -Filân kisiye git. O,sana bir binek verecekdir.
    Adam söylenen sahsa gitti. O sahis, savasa giderken binmesi için kendisine bir deve verdi. Deveyi alinca geri geldi. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e anlatdi.

    Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz söyle buyurdular:
    -Kim hayirli bir ise öncülük ederse, kendisine aynen o hayirli isi isleyene verilen sevab kadar sevab verilir.

    Mesela bir kimse dese ki :
    -Eger Kur'an'in tamamini bilseydim, hem onu devamli okur, hem de bütün ahkâmi ile amel ederdim.

    Böyle deyen kisi, eger Kur'an-i Kerim'den az bir sey de bilmis olsa onu okuyor ve ahkâmi ile amel ediyorsa Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri ona sanki Kur'an'in tamamini okumus ve tamami ile amel etmiscesine sevab verir. Zirâ Allah Teâlâ bilir ki eger o, Kur'an'in tamamini bilmis olsaydi, onu da okuyacak ve onunla amel edecekti.

    Eger bir kisi böyle dedigi halde Kur'an'dan bildigi az bir seyi dahi okumuyor ve onunla amel etmiyorsa böyle bir kisinin niyeti karsiliginda kendisine ecir yokdur. Çünkü onun niyetinin halis olmadigi asikârdir. Çünkü azi okumayan ve az ile amel etmeyen, çogu da okumaz ve çokla da amel etmez.
    devamı var

  7. #39
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3 (devamı) 28/09/2007 cuma

    Abdülkadir Geylânî hazretleri, ihlâsli mü'minleri söyle senâ ediyor:
    Mü'minin bütün fiil ve tasarruflarinda sâlih ve hâlis bir niyeti vardir. Dünyada dünya için is yapmaz. Bil'akis, dünyada âhiret için bina yapar. Câmiler, mescidler,

    köprüler,mektebler, kervansaraylar (misafirhaneler) yapar, yaptirir, bunlari tamir eder, etdirir. Müslümanlarin yollarini yapdirir, güzellesdirir. Bunun disinda aile efradinin geçimini saglar. Dullara, yetimlere, fakirlere, yoksullara ve muhtac durumda olanlarin kâffesine bakar. Onlarin ihtiyaçlarini giderir. Bütün bunlari, sirf

    Allah için ve âhiretde kendisine bunlarin bedelinde bir seyler yapilmasi için yapar, kendi nefsânî, hevâî arzulari için yapmaz. (Fethür Rabbanî, onaltinci meclis)
    devamı var

  8. #40
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3 (devamı) 02/10/2007 salı

    Gene buyuruyorlar:
    Mü'min hirs yükünden kurtulmustur. O, dünya için hiç bir zaman hirs beslemez, hirs yükünü yüklenmez,acele de etmez. Esyada kalbi ile zühd eder, yine esyadan özü ile

    yüz çevirir, ne ile emrolundu ise onunla mesgul olur ve bilir ki, kismeti onu mutlaka bulur. Bir baskasina asla gitmez. Onun için, kismetini aramakda yersiz ve lüzumsuz hirslara kapilmaz. Kismetlerini arkasina atar. Öyleki bu kismetler, kendilerini kabul etmesi için ona tevazu gösterirler ve kabul etmesini isterler. (Yirmisekizinci meclis)

    Amellerin esasi, yani temeli, tevhîd ve ihlâsdir. Kimin ki tevhîdi yoksa, ihlâsi yoksa, onun ameli de yokdur.

    Öyleyse sen ey müslüman! Önce amellerinin temelini tevhîd ve ihlâs ile tahkim et, kuvvetlendir. Sonra onlari izzet ve celâl sahibi Allah'in lûtfu, kuvveti ve tevfîki ile bu temel üzerine bina et,kur. Bu noktada, sakin kendi gücüne, kendi iradene dayanma. Mutlak suretde Allah'in iradesine, Allah'in lûtfuna ve kuvvetine dayan... (Altinci sohbet)
    devamı var

  9. #41
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    İHLÂS VE HÜSN-İ NİYET 3 (devamı) 02/10/2007 salı

    Gene buyuruyorlar:

    Ey ogul! Konusdugun zaman hâlis bir niyetle konus. Sükût etdigin zaman sâlih -hâlis bir niyetle sükût et. Bir seyi islemeden önce sâlih-hâlis bir niyete sahib bulunmayan kisinin ameli yok demekdir. Sen niyetini düzeltmedikçe konussan da, sükût etsen de yine de günah içindesin. Çünkü niyetini düzeltmemissin. Sükût etmen de, konusman da sünnete uygun degil. (Yirmialtinci sohbet)

    Ibrahim Düsûkî kuddise sirruh hazretlerinin ihlâs hakkindaki pek kiymetli kelâmlari ile mevzuu tamamliyoruz. Derdi ki:
    -Bir çok suda duran vardir ki; susuzdur. Susuzlugunu gidermek için yolunu, erkânini bilmek icab eder.

    Burada kasdim ihlâsdir, sadâkatdir. O ki bir illete veya bir sebebe dayanarak Mevlâsina ibâdet eder. Onu nice bulur!

    Bilmeli ki: Hak yoluna girmege, ancak mücadele kilici ile nefsi kesip öldürmekle nâiliyet hasil olur. Bir de nefsin yersiz isteklerini karsiliksiz birakmakla.
    Elinizde daima ihlâs olsun ki, susuzlugun hararetinden kurtulup o suya kanasiniz.

    Bir defa da söyle buyurdu:
    "Oglum,fakr elbisesi giy; ama temiz olsun... Zarif olsun... Is, ne elbise giymekdedir, ne de kubbelerde sâkin olmaktadir, ne de tekkelerde. Hatta zaviyeler de önemli degildir. Aba giymek, kaba giymek de bir mes'ele degildir. Hatta mavili seyleri giymeyi de bir sey saymayiz.

    Biyiklari kisaltmak, bagli ayakkabi giymek, sofi libasi giymek de bizim için önem tasimaz.

    Asil dervislik odur ki: kalben bütün islerinde ihlâs yolunu tutasin.
    Çalismandaki niyetine; sadâkat libâsi giydiresin... ve imânina saglamlik asilayasin.
    musa topbaş erkam yayınevi hizmet insanı

  10. #42
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    Anne Duâsının Bereketi... 04/10/2007 perşembe

    Gerede’li bir komşumuz vardı. Orta halli bir esnafdı. İki ailesi vardı. Geceleri sabaha kadar içki içer, sabaha kadar bir kenara sızardı.

    Namaz-niyaz, oruç gibi ibâdetlerden mahrûmdu. Kimseye faidesi dokunmaz, herkesin nefretini kazanmışdı.

    İlk ailesi tesettürlü, vakarlı, herkesin itibar etdiği mütevazi bir hanım efendi idi.
    İkinci karısı ise, kaba saba, hayasızca kocasının içki sofrasını severek hazırlayan bir kadındı. O zamanki tabirle bir Tango idi.

    Bu adam, ilk iffetli karısını küçümser, daima onu tahkir eder, hatta bazan dövdüğü olurdu. Bilhassa kabak çiçeği gibi açılmasını-saçılmasını ister, bu da olmayınca ona karşı husumeti artardı.

    Nihayet bu eza ve tahkirlere tahammül edemiyen, o sabırlı, tertemiz, islâmî vasıflarla temayüz eden, bütün civarın kendisini sevdiği, hürmet gösterdiği nezaketi ve her hareketi ile İstanbul hanımefendisinden ayrıldı. (Hakikatte adam mı boşadı, yoksa kadıncağız ailesinin evine mi döndü orasını bilemiyorum...)
    devamı var

  11. #43
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    Anne Duâsının Bereketi... 04/10/2007 perşembe
    Bu bahsettiğimiz kimsenin Allah’ın mahluku olan bütün insanlara iyi, kötü demeyip ayırd etmeden şefkat nazarı ile bakan saliha bir annesi vardı. Her şeyin, Allahü Teâlâ hazretlerine iltica, dua yoluyla sonuçlanacağını bilenlerdendi. Ağzından bir defa olsun kötü söz çıkmazdı.

    Tekrar ettiği dua şu olurdu:
    – Ya Rab! Yunus’umun bir defa olsun Cuma namazına gittiğini bana göster!

    Zaman geldi, Rabi-a Adviyye meşrebinde olan bu yaşlı hatun oğlunun istikbaldeki halini göremeden Rabbına kavuşdu.

    Annesinin vefatı, Allah’ın nusreti ile oğlunda öyle bir değişiklik meydana getirdi ki, kısa bir zamanda onun o kötü hal ve görüşleri birden bire hakikat yoluna yöneldi.
    devamı var

  12. #44

    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    13-09-2007
    Mesajlar
    2.306
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Cenan
    Allah razi olsun kardesim...

  13. #45
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    Anne Duâsının Bereketi... (devamı) 05/10/2007 cuma

    Şimdi o, sabahlara kadar içki içilen odanın ışıkları gene yanıyordu, amma bu sefer Yunus Bey namazlar kılıyor, istiğfar ediyodu. Kaza namazları, oruçlar, sadakalar,

    hayır hasenatlar biri birini takib ediyordu. Hanesi misafirlerle dolup dolup taşıyordu. Herkesin evvelce nefretle baktıkları Yunus efendi bu sefer tam tersine

    herkesin sevdiği, hörmet ettiği bir insan olmuştu. Kendisine müracaat eden her darda kalanın yardımına yetişiyordu. Ticâri işleri de günden güne inkişaf etmiş, hayli zenginleşmişti. Amma o bunlarla da tatmin olmuyor Hicaz’a gidip o mübarek

    beldeye yüz sürüp geri kalan ömrünü orada huzur içinde geçirmek istiyordu. Bir sebebini bulup pasaportunu aldı. Çünkü o zamanlar bilhassa hicaza gitmek için hayli kimselere müracaat edip yüzsuyu dökmek icab ediyordu.

  14. #46
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    Anne Duâsının Bereketi... (devamı) 05/10/2007 cuma

    Her ne kadar ailesine, Allah’ın rızasını kazandıracak bir islâmî hayata dönmesi telkinatında bulunmuş ise de, onu ikna edemedi. Ve yalnız başına mübarek beldeye hicret etdi. Ve orasının sakinleri tarafından çok sevildi. Namazları mescid-i nebevîde kılıyordu. Sık sık oruçlu oluyor, açları doyuruyor, çıplakları giydiriyordu. Hülasa bütün ahlâk-ı hamide üzerinde toplanmıştı. O zamanlar Hicaz’da aşırı bir fakirlik

    hüküm sürüyordu. Halk yarı aç, yarı tok bir vaziyette idi. Yılda bir kez entari yaptırabilen pek azdı. Hükümet memurun onbeş-yirmi riyal olan maaşını bile ödeyemiyordu. Çünkü henüz petrol kuyuları açılamamıştı. Böyle bir zamanda Yunus Bey’in İstanbul’dan getirdiği paralar çok faideli oluyordu.
    *
    “Cesedde bir çiğnem et vardır. O salih olursa bütün cesed salih olur. O da kalbdir”, buyurulmuştur. Dil de kalbin tercümanı olduğun göre, dilin vazifesi çok mühimdir.

    Bütün sürçmeler hatalar, günahlar onunla işlendiği gibi bütün iyilikler sevablar, gönül almalar hep onunla elde edilir.

  15. #47
    hicran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    29-07-2007
    Mesajlar
    32
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hicran
    allah annelerimizin duasını almak nasip etsi sağolun efendim.

  16. #48
    kays - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    01-10-2006
    Yer
    Kayseri
    Yaş
    60
    Mesajlar
    4.632
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kays
    Anne Duâsının Bereketi... (devamı) 08/10/2007 pazartesi

    Dil’in âfetlerinden sakınılmalıdır. Dil hüsn ü isti’mal edilip de Allah’ın rızası yolunda kullanılırsa baha biçilmez ne güzel bir uzuvdur. Allahü Teâlâ’nın has kulları bu hususa çok dikkat ederler.

    Bilhassa beddua etmekten sakınmalıdır. Bazı kadınlar, ağızlarında sakız gibi bu kötü hali itiyad edinmişlerdir, sebebli sebebsiz her şeye bilhassa oğullarına, kızlarına beddua ederler. Bu ne çirkin bir alışkanlıkdır. Halbuki bilmezler ki, o hatalı söz döner dolaşır kendilerine isabet eder, bu yüzden dert ve sıkıntılarının sonu gelmez.
    *
    Bahsi geçen Yunus Bey’in muhterem annesi oğlunun o kötü haline dayanamayıp beddua etse idi belki onun o kötü hali daha da beter olurdu. Halbuki maneviyatlı olgun kadın, gece gündüz oğlunun selahı için dua etdi ve semeresini gördü. Çünkü ısrarla ve samimiyetle yapılan duanın kabul edileceğini biliyordu. İnsanoğlu anne duası bereketiyle ne halden ne hale geliyor, teemmül edelim.
    Çünkü Allahü Teâlâ herşeye kâdirdir.
    altınoluk musa topbaş

Sayfa 3/32 İlk 1234567813 ... Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 31
    Son Mesaj: 16-07-2012, 18:11
  2. The Middle Way (Sâdık Dânâ)
    By Erkam. in forum EĞİTİM DÜNYASI
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-04-2010, 18:48
  3. İnfak - Sâdık Dânâ (Musa Topbaş)
    By Erkam. in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 28-03-2010, 11:28
  4. Asıl Olan Gönül Terbiyesi (MERHUM MUSA TOPBAŞ EFENDIDEN)
    By İmandanihsana in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18-02-2008, 23:53
  5. Sadık Dana Musa Topbaş Hocaefendi mi?
    By Asi Kölen in forum DİNİ SORULARINIZ
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 27-09-2007, 09:29

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş