-eski değil, önceki sevgiliye...
Senden bir dünyam vardı
Gidişinle battı güneş
Benim dünyam karardı.
Sustum öylece
Karanlığa daldım ve bekledim
Belki gelirsin diye
Yakıp oturmadım ışıkları
Sataşmadım mahallenin hiçbir delikanlısına
Kimsenin bahçesine bakmadım
Ve kimsenin itine ıslık çalmadım.
Horozlar sabahı muştularken
Ben daha yeni şiirimi tamamlıyordum
Sen gittin
Gidişinle incindi yüreğim belki
Ayaklar altına indim,
Serildim serseriler gibi
Ama ben sana darılmadım sevgili
Bir umuttu sana dair yaşattığım içimde
Karanlığı onca sevmeme ve
Yarını seninle düşlemiş olma yolunda
Bir çıldırıştı benimkisi
Ben sana yeni şiirler yazacaktım
Ama insanların işleri vardı
Ve horozlar sabahı müjdeliyorlardı.
Yapamadım,
Yapamadı yüreğim,
Senin o umursamaz çekip gidişinin
Yılmaz yarasının içimde bıraktığı acıyı silemedim
Karanlığı sevdim, ışığı değil
Hasretine yandım, vuslatına hayır,
Sabah olurken gördüm
Sen, bir çeşme başında idin
Elinde testi vardı
Ve yine sen bizim köy çobanlarının
Yanakları al al olmuş kızlarına benziyordun
Tutayım dedim ellerinden
Sen çekiliverdin.
Sevgili sen Asya bozkırlarında
Benimle at biniyordun
Kurultaylarda sol yanımda hep sen vardın
Sen benim her şeyde “en güzel”imdin
Ülkemde seher vakti seninle gelirdi
Akşam güneşin batışını birlikte izlerdik
Karanlığa verip en duygulu yanımızı
Sabahlara, yıldızlar altında
Yataksız yorgansız uyanırdık.
Seninle beraber sesleniyorduk semaya
“bu deli sevdanın haykırışında
ey gök
ne duruyorsun çök gayrı” diye
şimdi sen yoksun sevgili
sen diye bir şey hiç olmamış gibi yoksun
karanlığın ortasında yıldız tutup
adını sen koyacağım gecelerde yok öyleyse
bağırıp sataşmak gibi bir şansımda yok dünyaya
sen yoksan karanlığı ne edeyim sevgili
yıldızlar yıkılmış gidişinle senin
ben yıkılmışım
senin umrunda değilken ben
sen neden hala benim içimdesin sevgili
seni yitirmek istemiyorum sevgili
dönmek istemiyorum eskiye
karanlığımla ben iyiyim
sen gittin, bu aşk da bitti
artık arayıp sormazsın zaten adımı
dillerde dolanmaz sözlerim
kar yağmasa da açar kardelen birgün
sen bilmezsin yıldırımlar nasıl ölür
bilmezsin karanlığı yakan hangi gün.

Sana söylenecek söz yok sevgili
Gittiğin yerde mutlu ol, olda dönme bana
Ben mecnunum bundan sonra
Belay-ı aşk düşmüş bir kere bana
Ama sen, sen bende değilken Leyla değilsin
Hayır, hayır
Sen leyla(mı) sın aşığı mecnun eden
Ben fatih fuzuliyem senin elinden.




Fatih Kemâl