Antik Çağ’ın en önemli bilim insanlarından matematikçi Arşimed’in elyazmaları, özel X-ışınları kullanılarak yeniden yapılandırılıyor.
--------------------------------------------------------------------------------

BBC- Arşimed’in keçi derisi üstüne işlediği elyazmaları, bilim tarihinde ilk matematik hesapları olarak kabul ediliyor. Elyazmaları arasında Arşimed’in Suyun Kaldırma Kuvveti başlıklı tarihi makalesi de bulunuyor. Arşimed’in Dünya’yı rakamlarla ifade ettiği yazıları kapsayan elyazmaları, matematiğin başlangıcı sayılıyor. Araştırmayı yürüten Baltimore’daki Walters Sanat Müzesi küratörü Will Noel, elyazmalarının yeniden yapılandırılması “Antik Çağ’dan bir faks mesajı almak gibi” sözleriyle betimliyor.

Arşimed’in M.Ö. 3’üncü yüzyılda kaleme aldığı metinler, M.S. 10’uncu yüzyılda kimliği bilinmeyen bir elyazı ustası tarafından yağlı parşömen kağıtlarına temize geçirilmişti. Bu olaydan 2 veya 3 yüzyıl sonra Kudüs’te Yohanna Mironas adlı bir keşiş, Arşimed’in elyazmalarını içeren orijinal kağıtları yeniden kullanıma soktu. Yağlı keçi derisinden yapılan zamanın kağıtlarının üretimi oldukça pahalı olduğundan, ölen bir kişinin ardından el yazmaları silinip kağıtlar yeniden kullanılıyordu.

Arşimed için de bu kural değişmedi ve orijinal elyazmaları silindi, kağıtlar yeniden kullanıldı. Hatta Mironas adlı bu keşiş, büyük kağıtları ikiye bölerek kitap haline gelecek şekilde katladı ve Ortodoks dinine ait ilahileri işledi. Keşiş Mironas’ın yeniden kullanıma soktuğu bu eski ve o zaman için dahi tarihi sayılabilecek kağıtlar arasında ünlü 4’üncü yüzyıl filozoflarından Hiperides’in de elyazmaları bulunuyordu. Yüzyıllar içinde parşömen kağıdı üzerindeki yazılar silindi ve kayboldu.

Küratör Noel, iki önemli filozofun fikirlerini üstüste barındıran bu kağıtları ‘Dünyanın 8. harikası’ olarak niteliyor; “Antik Çağ’ın iki filozofu ve ortaçağ Ortodoks ilahileri aynı kitapta aynı sayfalarda, ne kadar şanslı kağıt parçaları ve bizler de onları bulabildiğimiz için şanslıyız.”
Tarihi elyazmalarındaki metinleri okumak için daha önce çeşitli aydınlatma ve dijital görüntüleme teknikleri kullanılıyordu.

Ancak ne kadar gelişmiş olsa da bu teknikler bazı bölümleri aydınlığa kavuşturmuyordu. Bilim insanları şimdilerde X-ışınlarından yararlanıyor. X-ışınları jeoloji ve biyoloji gibi temel bilimlerde ve antropolojide ise taş resimlerinin aydınlatılmasında yıllardır kullanılıyor, ancak sanat eserlerinin incelenmesinde ise henüz yeni.

X-IŞINI KAĞITTAKİ ATOMLARI BULUYOR
Araştırmada kullanılan X-ışınları, senkrotron adı verilen, elektronları ışık hızına yakın bir hıza çıkan özel bir parçacık hızlandırıcının içinde üretiliyor.

Senkrotronda üretilen X-ışınları, elektromanyetik spektrumda tıbbi görüntülemede kullanılan bilinen X-ışınlarından çok güçlü bir ışın. Bu ışınlar araştırmacılara, inceledikleri cismin atom düzeyine nüfuz etmelerini sağlıyor. Bu güçlü X-ışınları sayesinde uzmanlar, tarihi kağıtların içinde, Arşimed’in kullandığı demir-bazlı mürekkebi yakalayabiliyor.

Işınlar bir demir atomuna temas ettiğinde belli bir ışıma yapıyor, bu ışımalar toplanarak, demir atomlarının kağıt üzerindeki dağılımı çıkarılıyor. Bu demir atomlarının dağılımı yazının kendisi demek, dolayısıyla X-ışınları takip edilerek yazı bilgisayar ekranına yansıtılıyor. Her bir sayfanın yeniden yapılandırılması 12 saat sürüyor.