Etiketlenen üyelerin listesi

CUMA GÜNÜ Müslümanların Haftalık Bayramı; Semavî, gayr-i semavî bütün dinlerin kutsal saydığı bazı özel günler vardır ve bu zaman dilimlerinde kendine özgü birtakım toplu ibadetler yerine getirilir. Hafta günleri içinde Yahudiler cumartesiyi, Hıristiyanlar da pazarı kutsal kabul ederler. Biz Müslümanlar için ise cuma günü bizzat ALLAH (c.c.) ve Rasûlü (sas) tarafından haftalık ibadet ve toplantı günü olarak teşri’ buyrulmuştur. "Toplamak, bir araya getirmek" anlamındaki (cem’)

Bu konu 22507 kez görüntülendi 3 yorum aldı ...
CUMA'nın Anlam ve Önemi 22507 Reviews

    Konuyu değerlendir: CUMA'nın Anlam ve Önemi

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 22507 kez incelendi.

  1. #1
    Zeynep Özmen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    1.653
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Zeynep Özmen

    CUMA GÜNÜ
    Müslümanların Haftalık Bayramı;

    Semavî, gayr-i semavî bütün dinlerin kutsal saydığı bazı özel günler vardır ve bu
    zaman dilimlerinde kendine özgü birtakım toplu ibadetler yerine getirilir. Hafta
    günleri içinde Yahudiler cumartesiyi, Hıristiyanlar da pazarı kutsal kabul ederler.
    Biz Müslümanlar için ise cuma günü bizzat ALLAH (c.c.) ve Rasûlü (sas) tarafından haftalık
    ibadet ve toplantı günü olarak teşri’ buyrulmuştur. "Toplamak, bir araya getirmek"
    anlamındaki (cem’) kökünden türetilmiş bir isim olan cum’a (cumua, cumaa)
    kelimesi, aynı zamanda Kur’ân-ı Kerim’in 62. sûresinde yer almış ve sureye de
    adını vermiştir.

    İslam’dan önceki dönemde haftanın altıncı gününe (bize göre cuma) arûbe denirdi.
    râmî dilinde arafe günü anlamına gelen arûbe, Yahudilerin yedinci gün olan
    cumartesiye hazırlık yaptıkları ve bunun için Medine’de sabahtan öğleye kadar
    pazar kurdukları bir gündü. Mahlukatın mükemmel şeklinin yahut Hz. Adem’in
    yaratılışının o gün tamamlanması sebebiyle bugüne cuma adının verildiği
    söylenmiştir. Yine bu isimlendirmeyi, Kureyş’in atalarından olup bugünde
    kavmini toplayan, onlara Harem’e saygı göstermelerini emreden ve kendi
    neslinden bir peygamberin geleceğini haber veren Ka’b b. Lüeyy’e kadar
    götürenler olduğu gibi [bu kişinin Kusay olduğu da söylenmiştir], bugünün hicretten
    önce Medine’de Ensar tarafından toplantı ve ibadet günü olarak seçilmesine
    bağlayanlar ve ismi bu tarihten itibaren başlatanlar da vardır.

    Cuma adı verilmesi bilhassa toplantı günü olmasından kaynaklanmaktadır ki ismini
    alan sûrede: "Ey iman edenler! Cuma günü cuma namazına ezan ile çağrıldığınız
    zaman derhal Allah’ı zikretmeye (hutbe ve namaza) koşun, alışverişi bırakın. Eğer
    bilirseniz bu sizin için çok daha hayırlıdır. Namaz tamamlanınca yeryüzüne yayılın,
    işinize gücünüze bakın, Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Ve daima Allah’ı anın ki
    felah bulasınız." [Cum’a 62/9-10] buyrulmuş olması, cuma namazının –hicret
    esnasında farz kılınmasından önce de bugünün aynı isimle anıldığını ve bir
    toplantı günü olduğunu göstermektedir. Cuma gününün en kutsal unsuru, cuma
    namazıdır. Cumanın kulluk cihetiyle en mühim sırrı da, mü’minlerin kalplerini
    birleştirmesi ve dillerini bir kelimede cem’ etmesidir. Günlük beş vakit
    namazdan daha yoğun olarak bu cuma namazında Müslümanlar bir araya gelirler
    ve topluca İlahî dergaha yönelirler. Ümmetin birlik ve dirliğini kuvvetlendirici,
    kardeşliklerini özleştirici bir misyon eda eder cuma namazları.

  2. #2
    Zeynep Özmen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    1.653
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Zeynep Özmen
    Cuma gününün kudsiyeti ve müslümanlar için hususiyeti hakkında şeref-sudûr olan
    birçok hadis-i şeriften anlaşıldığına göre:
    ALLAH (c.c.) Teala cuma gününe diğer günlerin üstünde bir kutsiyet atfetmiş, sonra o
    gününü tespit edip onda topluca Allah’a ibadet etme mevzuunda Yahudi ve
    Hıristiyanları muhayyer bırakmıştır; ancak onlar bugünü belirleme konusunda
    ihtilafa düşmüşler; Yahudiler cumartesiyi, Hıristiyanlar da pazarı haftalık bayram
    ve ibadet günü olarak tayin etmişlerdir. Cenâb-ı Hak, cuma gününü bayram olarak
    biz müslümanlara ihsan etmiştir."
    Bir cuma günü ALLAH (c.c.) Rasûlü:
    "Ey Müslümanlar! Bu öyle bir gündür ki, ALLAH (c.c.) Teala, onu sizlere bayram kılmıştır."
    buyurmuştur.Evet cuma günü, Müslümanların haftalık bayramıdır.
    Her bayramda mutlaka bir kutlama ve merasim biçimi ve bunun da sebepleri
    vardır. Bu bağlamda cuma gününü kutlamaya sevk eden belli başlı hususiyetleri
    hadis-i şeriflerden istinbatla şöylece sıralamak mümkündür:

    ALLAH (c.c.) katında haftalık günlerin en şereflisi ve en kıymetlisidir. Senenin en hayırlı
    günlerindendir. Müslümanların haftalık bayramıdır. Üzerine güneşin doğduğu en
    hayırlı gündür. ALLAH, Âdem’i cuma günü yaratmıştır ; vazifeli olarak cennetten o
    gün yeryüzüne indirmiştir; [tevbesini o gün kabul etmiş ] onun ruhunu da o gün almıştır.
    ALLAH (c.c.) katında kurban ve ramazan bayramı günlerinden daha faziletlidir.

    Kıyamet cuma günü kopacaktır. Mü’minler cennetten, Cemalullah’ı o gün temaşa
    edeceklerdir; yine o gün cennet ehli misk tepeleri üzerinde toplanacaklardır.
    Cuma günü yapılan ibadetler diğer günlerdekilerden daha faziletlidir.
    Cuma günü, ümmet-i Muhammed için hayır ve bereketi artırılmış bir gündür.

    Cuma günü yapılan hayırlı işlerin de özel kıymeti, kutsiyeti ve makbuliyeti vardır.
    Amellerin sevabı, cuma gecelerinde binlere çıkar." Hayırlar o günde sabitleşir,
    yüce ruhlar o gün bir araya toplanırlar. Meleklerin hazır bulundukları bir gündür.
    Vakfesi cumaya denk gelen hacca hacc-ı ekber (en büyük hac) denilir.

    [Efendimiz (sas) de, mübarek hac ziyaretlerinde Cuma günü vakfe yapmışlardır.
    Hacc-ı ekber ifadesi Kur’an’da da geçmektedir: [Tevbe 9/3-4].
    Cumanın gündüzünde haram istekler haricindeki duaların kabul olunacağı gizli bir
    icabet vakti bulunduğu gibi gecesinin son üçte birinde de bir icabet vakti
    bulunmaktadır; yine aynı zaman dilimi, meleklerin de hazır bulunduğu meşhûd bir
    an olmaktadır.
    "Cuma günü içindeki icabet saati, ramazan’da kadir gecesi gibidir." denilmiştir.
    Ka’b b. Mâlik: "Bir grup, anlaşarak cuma gününü dua etmek üzere taksim etseler,
    icabet vaktine daha kolay erişirler." demiştir. [Kütüb-i Sitte, 12/501]

    Hz. Yakup, oğlu Yusuf’a karşı işledikleri suçtan dolayı diğer evlatları adına cuma
    gecesi istiğfar etmiştir [Yusuf 12/98]. Hafızayı güçlendirme namazı da cuma gecesi
    kılınır. Peygamber Efendimiz: "Kıyamet gününde her merhalede bana en yakın
    olanınız, dünyada bana en çok salat ve selam getireninizdir. Kim, cuma günü ve
    cuma gecesi bana salât ü selâm getirirse, Cenab-ı Hak onun yetmişi ahiret ve
    otuzu dünya ihtiyaçlarından olmak üzere yüz hacetini giderir. Sonra ALLAH (c.c.) bir
    meleği vazifelendirir. Size nasıl hediyeler gelirse o da kabrime girer, bana salat
    edeni adı, nesebi ve kabilesine kadar haber verir. Ben de onu beyaz bir deftere
    yazarım." buyurmuşlardır.

  3. #3
    Zeynep Özmen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Mesajlar
    1.653
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Zeynep Özmen
    Cuma gününün dinen en bağlayıcı mükellefiyeti, cuma namazıdır.
    Zaruret olmaksızın üç cuma namazını peşpeşe terk eden kimsenin kalbi
    mühürlenir. Şeytanlar cumaya gitmek isteyen müslümanları engellemeye çalışırlar.
    Kim cuma günü yıkanır, yaya olarak erkenden mescide gider, hutbenin başına
    yetişir, imama yakın oturur, onu dinler ve malayani söz sarf etmezse, ona her
    adımı için bir yıllık amelin (oruçları ve namazlarıyla) sevabı yazılır; haftalık
    günahları affolunur. Cuma günü olunca, mescidlerin her bir kapısında melekler
    bulunur. İlk gelenleri sırayla yazarlar.
    İmam (minbere) oturunca defterleri kapatıp, zikri dinlenmeye giderler.
    Sünnete uygun olarak hutbeyi dinlemek, namaza dahil olmak,
    zikir ve duada hazır bulunmak, huşû, susmak gibi fiillerin sevaplarını ise
    hafaza melekleri yazmaya devam ederler.

    Cuma günü bu kadar kutsi, bu kadar feyizli bir gün olmasına karşılık; yeryüzünde
    en şerli faaliyetler de genellikle yine bu günlerde yapılmaktadır. Nasıl Arafat’a
    çıkılan Arefe günü, haccın yümün ve bereketinin toplandığı gündür; aynen öyle de
    cuma günü de haftanın günleri içinde bir nokta-i beyzâdır. Onun lekelenmesiyle
    diğer günler de o lekeden nasiplerini alırlar.
    ALLAH (c.c.) bir kulunun ruhunu cuma gününde kabzederse bu onun saadetine ve iyi bir akibetle gittiğine işaret addedilir.

    Cuma günü veya gecesi vefat eden, şehid sayılır; kabir fitnesinden
    (azap ve sual) korunur. Yine cuma günü cehennem ateşi yakılmaz, kapıları kapatılır.

    Cuma namazı kılmak, her akıl-bâliğ mü’min erkeğe farz-ı aynıdır [Cuma 62/9-10]
    Ezan okununca başka şeylerle uğraşılmayıp hemen camiye gidilmesi vaciptir.

    Bunun dışında cuma günü yapılması sünnet olan bazı ameller vardır:

    Cuma sabah namazında Secde ve Dehr/İnsan sûreleri okumak.
    Cuma namazı öncesi yıkanmak.
    Misvak veya fırça ile ağzı temizlemek.
    Hoş koku sürünmek.
    Tevbe ve istiğfarlarla manen arınmak.
    Dua, zikir ve tesbihlerde bulunmak.
    Hz. Peygamber’e çokça salât ü selâm getirmek.
    Cuma gününe mahsus güzel elbiseler giymek.
    Güler yüzlü ve sevinçli olmak.
    Camiye erken gitmek ve iki rek’at tahiyyetü’l-mescid namazı kılmak.
    Kehf sûresini okumak veya dinlemek.
    Mescidleri temizleyip kokulandırmak.
    Cuma namazında Cum’a ve Münâfikûn veya A’lâ ve Gâşiye sûreleri okumak.
    Hatip hutbeye çıkıncaya kadar ibadetle meşgul olmak...
    Cuma günü, bayram günü olduğundan, bir gün önce veya sonrası olmaksızın sadece o güne has oruç tutmak haramdır.
    Camiye ezandan sonra girmek;
    zaruret olmaksızın, imam minbere çıkıp iç ezanın okunmasından itibaren namaz
    kılınıncaya kadar alışveriş ve benzeri bir dünya işiyle meşgul olmak ve cuma
    namazı vakti girdikten sonra namazı kılmadan yolculuğa çıkmak ise dinen kerih
    görülmüştür.

    Hutbe esnasında boş konuşan ve başka şeylerle ilgilenen kişi sevaptan mahrum
    kalır; ancak cumaya ezandan önce gelen, mü’minleri rahatsız etmeyen,
    hutbeyi sükûnet ve edep içinde dinleyen, namazı huşu ile kılanın bu namazı ise,
    bir önceki cumaya ve fazladan da üç güne kadar (işlemiş olduğu) günahlara
    keffarettir; zira Cenab-ı Hak: "Kim bir hayır yaparsa bu kendisinden on misliyle
    kabul edilir." buyurmuştur [En’am 6/160]. Bu sebeple cuma günü salih amelleri
    artırmalıdır. Allah’ın kardeş ilan ettiği Müslümanlar, bütün mübarek gün ve
    gecelerde olduğu gibi cumayı da bir vesile, bir fırsat bilerek yaratılış gayeleri olan
    ubûdiyetin [Zâriyât 51/56] gereğini hayırda yarış emr-i Sübhânî’si [Bakara 2/148]
    ufkunda sergilerler ve sergilemelidirler. İslam uleması arasında cumayla alakalı
    atasözü hükmünde bir değerlendirmeyle konuyu bağlayalım:

    "Cuma haftanın, ramazan yılın, hac ise ömrün ölçüsüdür."(yunus gülendam)

  4. #4
    Murat Sâki
    bayramımız mübarek olsun teşekkürler..

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Tasavvufun Anlam ve Önemi
    By zekaikc in forum Sohbet Videoları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27-01-2012, 12:07
  2. GÖNÜL PINARI - Cuma Gününün Fazileti Ve Cuma Namazı
    By bulut_bey79 in forum İSLAMİ HAYAT
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16-07-2011, 23:24
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20-04-2010, 10:40
  4. Reşat Beyin İntiharı "Günün Anlam ve Önemi Üzerine"
    By cypermethrin in forum GÜNDEM VE SİYASET
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28-08-2009, 02:53
  5. Cübbeli Hoca (Cuma'nın Hutbenin,Önemi)
    By mücahit in forum Sohbet Videoları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20-12-2007, 20:11

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş