Etiketlenen üyelerin listesi

http://img209.imageshack.us/img209/4946/mevgj7.png mevlana'dan sözlerle başlamak istiyorum satırlarıma; "Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok." Mevlânâ "Her gün bir yerden bir yere göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel.

Bu konu 173178 kez görüntülendi 1158 yorum aldı ...
Mevlana Köşesi 5.00 173178 Reviews

    Konuyu değerlendir: Mevlana Köşesi

    5 üzerinden 5.00 | Toplam: 1 kişi oyladı ve 173178 kez incelendi.

Sayfa 3/73 İlk 123456781353 ... Son
  1. #33
    ^diyar^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    02-11-2006
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    871
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @^diyar^


    Ney sesinin, kamışların ağlaması olduğuna inanılır Anadolu’da. Çünkü kendilerine verilen sırları, dayanamayıp kuyulara anlatmışlardır ve pişmandırlar. Her şeyin döndüğü şu evrende, gerçek aşkı dönerek arayan semazenler de neyin çıkardığı büyülü sesin eşliğinde Allah’a ulaşırlar. 17 Aralık Mevlevilerin ayin-i şerif gecelerinden en önemlisidir. Bir Şeb-i Arus(düğün) gecesidir. Mevlana’nın ölümünün kutlandığı gecedir. Seven sevdiğine kavuşmuştur çünkü.


    Mevlana babasını kaybettikten sonra dokuz yıl boyunca Seyyid Burhaneddin Muhakkık’ın manevi terbiyesini alır, Halep ve Şam’a giderek medreselerde eğitim görür, Bilginler ve sufilerle görüşür.




    Mevlana ellili yaşlarına geldiğinde hayatına olgun,çok gezen, kendini peygamber yaşantısına adamış Tebriz’li Şems girer. Mistik ruhu yakalamış olan Şems kollarını açar ve ruhunu boşluğa gönderirmiş. Vücudunu terk eden ruhunun Tanrı’ya yaklaştığını düşünürmüş. Şems ile birlikte Mevlana’nın yaşantısında değişiklikler olmuş.

    Derslerin ve vaazların yerini müzik ve sema almış. Bir türlü Tanrı’ya ulaşamadığından yakınan Mevlana, Şems’in yardımıyla Tanrı’yı her yerde bulmaya başlamış. Şems kendiniyine dünyanın yollarına bıraktığında Mevlana ilahi aşka adanmış ünlü rubailerinin en acılarını yazmaya başlamış. Şems’e adanan Büyük Divan böyle yazılmış. Mevlana, en önemli eseri sayılan Mesnevi’yi yazarken insanları aydınlatmayı, onlara doğru yolu göstermeyi amaçlamış.

    Mesnevi’yi bitirdiği sırada yaşı seksenlere dayanan Mevlana 1273 yılı Aralık ayının onyedinci gününün gecesi Hakk’ına kavuşmuş. Mevlana’nın ölüm gününün anısına yapılan bir törendir Şeb-i Arus. İkindi vaktinden sonra Kur’an oku***** ve Aynü’l-Cem yapılarak başlanan bu anma gecesi ayrılığın değil, kavuşmanın günüdür. Bir düğün gecesidir




    Mevlevi inanışına göre insan iki kere doğar. İlkinde annesinden,ikincisinde kendi bedeninden. Asıl doğuş kendi bedeninden olandır. Mevlevilik bir pirin önderliğinde, prensipleri olan ortak bir hayatı yaşamayı gerektirir.

    Semazenler mevlevi dergahının dervişleridir ve semazen olmadan önce uzunca bir süre geçirirler. Dergaha ilk geldiklerinde “nevniyaz” olarak kabul edilirler. Üç gün boyunca temel ihtiyaçları dışında yerlerinden kalkmadan saka postu üstünde otururlar. Derviş dünyevi gururundan uzaklaşmalıdır. Bu nedenle nevniyaza üç günden sonra dünyevi gururunu kıracak temizlikten, yemeğe onsekiz çeşit iş yaptırılır. Bu sürecin bitiminde dergah girişinde nevniyazın ayakkabılarının yönü kapıya çevrili olursa, dergaha kabul edilmemiş olur.

    Ayakkabılar kapıya çevrilmemişse “halvet” adı verilen binbir günlük çile dönemi başlar. Çile tasavvuf inançlarında çok önemlidir. Çünkü dertler yol göstericidir. “Fakr” denilen vazgeçiş dönemi semazenlik yolunda son aşamadır. Bu sürecin tamamlanmasıyla nevniyaz, dergahın dervişi olup “semazen mertebesine ulaşmıştır artık. Başındaki sikkesi nefsinin mezartaşı, bembeyaz tennuresi nefsinin kefenidir. Destegül adı verilen manşetli ceket, kuşak ve hırka kullanılır.
    Ney ve rebap eşliğinde sema ayinlerine katılır.




    Yedi bölümden oluşan sema töreninin ilkinde peygamberimiz methedilir. Bu ondan önceki peygamberleri ve Tanrı’yı methetmek demektir. Daha sonraki bölümlerde her şeye can veren “nefes”i temsil eden bir ney taksimi duyulur. Semazenler birbirlerine üç kez selam vererek peşrev eşliğinde daire şeklinde yürüyüşe geçerler. Daha sonra semazenler siyah hırkalarını çıkarırlar ve manen edebi aleme doğarlar.

    Gerçeğe dönüş başlamıştır artık. Kollarını çapraz bağla***** “Bir” sayısını temsil eden semazenler Tanrı’nın birliğine şehadet ederler. Şeyh efendinin elini öperek Semaya girme iznini alır ve semaya başlarlar.

    Sema sırasında yerle teması kesmeden sola doğru döndürülen sol ayağa “direk”, havadaki sağ elin yardımıyla vücudu sola döndüren havadaki sağ ayağa “çark” denir; ism-i celalin “AL-” hecesiyle kalkan sağ ayak, “LAH” hecesiyle çarkı tamamlamış olarak yere basar. Yukarıdaki sağ elin içi yukarıya,Allah’a dönüktür. Sol elin içi ise yeri gösterir. Neyin büyülü sesinde semazenlerin “aşk’a” yolculuğu, sevenin sevdiğine kavuşmasının kutlanmasıdır.




    Sema Mevlana’ya göre bir uyanış demekti. Kutsal Sema insanı vecd’e ***ürür, vecd’de insanı Allah’a yaklaştırır. Varolmanın temel şartı dönmektir. Evrendeki her şey döner. Elektron ve protonların dönmesi, vücuttaki kanın dönmesi, herşeyin topraktan gelip, toprağa dönmesi...Herşey hareket noktasına geri dönmektedir. Sema ayinlerinde semazenler hayatın çemberinde dönerek, akla yücelip nefislerini terkederler. Hakk’ta yok olurlar. Olgunluğa erer ve kamil bir insan olarak tekrar kulluğa dönerler.

  2. #34
    ..HayRiye.. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    27-08-2007
    Yer
    ist/bakü
    Yaş
    29
    Mesajlar
    431
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @..HayRiye..
    ...............
    Her şey sahibinden öğrenilir.. Aşkın hocası da aşktır ancak.. Pası kiri yakan kutsal alevi bulmuştu.. Herkesi oraya , o kudsi ateşe davet etti MEVLANA.. Mecusiyi , Ermeniyi , tevbesini bin kere bozanı , doğruyu ve eğriyi... Onlar oraya frklı libaslarda girdiler , bir olup çıktılar . Bütün bu insanlar kndilerini ayıran dillerini unuttuklar yeni ve ortak bir dil buldular. Üzüm demeyi yeniden öğrendiler. MEVLANA bir bir aş ustasıydı ; kırk yumurtayı bir saha da kaynatıp tek yumurta etmenin sanatını elde etmişti. Bir Ney gibiydi; kendinden boşalmış sahibinin soluğuyla dolmuştu. Bir beşer beşeriyetinden ne kadar sıyrılabilirse o kadar sıyrılmıştı kendisinden . Demirdi ama ateşe erimişti , şekerdi ama suda yok olmuştu , Tevazuyu topraktan öğrenmişti , cömertliği çamurdan ; insan seçmezliği güneşten bellemişti. Onun için rahmet gibi her tarlaya yağıyor , güneş gibi her bacadan giriyordu. Biliyordu ki ALLAH katında alçk da birdi yüksek de ; padişahta aynıydı kul da. O yüzden cümle cihana bir nazarla baktı....

  3. #35
    *Naye* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    12-09-2007
    Yer
    Ten kafesinde
    Mesajlar
    75
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @*Naye*
    Bir rubaisi hz.Pir'in:

    "Gizli sırlarını söylemede,cihanın,
    O yanık Ney,o yanık Ney,o yanık Ney,
    Ney nedir?O busesi güzel cananın
    Öptüğü şey,öptüğü şey,öptüğü şey"
    Mevlana

  4. #36
    Sinner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    02-07-2006
    Yer
    Câh-ı Bün...
    Mesajlar
    3.958
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Sinner

  5. #37
    bilal habeş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    29-06-2007
    Yaş
    46
    Mesajlar
    217
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @bilal habeş
    MESNEVİ’DEN-1

    İnsanda yüzlerce benzeyiş, yüzlerce iz, sembol vardır. Fakat dünya işlerine dalmış, vicdanı nasırlaşmış azgınlar bunları nereden görecekler, nasıl bilecekler?

    Allah’ın güneşinin nuru ile aydınlanmayan, karanlıklara dalmış gönül evleri de vardır.

    O gönül evleri Yahudilerin canları gibi dar ve karanlıktır. Sevgi bağışlayan Allah’ın zevkinden, manevi lütfundan mahrumdur.

    Böyle bir gönülde ne güneşin nuru parlar, ne sahası genişler, ne de kapısı ma’rifete ve hakikate karşı açılır.

    Senin için böyle bir gönülden, mezar daha iyidir. Sen şimdi karanlıklar içinde kalmış, nursuz, daracık gönlünün mezarından çık, kurtul!

    Aslında sen ölü değilsin! Sen bir dirisin. Senin bu daracık gönül mezarın nefesini daraltmadı mı? Yani böyle daracık bir gönülle nefes alamaz hale gelmiyor musun?

    Sen vaktinin Yusuf’usun. Gökyüzünün güneşsin. Şu beden kuyusundan, şu karanlık dar zindandan çık, güzel yüzünü göster!

    Senin Yunus gibi olan ruhun, balık karnı gibi olan bedeninde türlü sıkıntılar içinde kavruldu, pişti. Onun Allah’ı tesbih etmekten başka kurtuluşu yoktur.

    Eğer Yunus balığın karnında Hakk’ı tesbih etmemiş olsaydı, kıyamette ölülerin dirileceği güne kadar orada mahpus kalırdı. O zindandan çıkamaz, kurtulamazdı.

    Hz.Yunus, ettiği tesbih bereketiyle balığın karnından kurtuldu. Tesbih nedir? “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” gününün belirtisi, delili…

    Eğer senin ruhun o can tesbihini unuttu ise, şu balıkların tesbihine kulak ver!

    Gönül gözü ile Allah’ı hisseden, yarattığı eserlerde O’nun kudretini, yaratma gücünü gören Allah’a mensuptur. O’nun dostudur. O vahdet denizini müşahade eden de, o denizin balığıdır.

    Bu dünya da denizdir. Beden de o denizin balığıdır. Ruh ise ilahi nuru görememiş, perde arkasında kalmış Yunus gibidir.

    Beden balığı içinde mahpus olan ruh, Allah’ı tesbih ederse, balıktan kurtulur. Yoksa balığın karnında sindirilir, yok olur gider.

    Bu denizde can balıkları çoktur. Sen görmüyorsun, ama onlar senin etrafında uçuşup duruyorlar.

    O balıklar kendilerini sana çarpıyorlar. Gözünü aç da onları açıkça gör!

    Sen can balıklarını açıkça göremiyorsun, elbette onların tesbihlerini işitmişsindir.

    Senin işittiğin tesbihlerin ruhu sabretmektir. Sen de başına gelen musibetlere, belalara sabret ki, en doğru dürüst tesbih budur.

    Hiçbir tesbih sabır derecesine varmamıştır. Sabret ki, sabır neşenin, ferahlığın anahtarıdır.

    Sabır sırat köprüsüne benzer, cennetse öbür taraftadır. Her güzelin yanında çirkin bir lala vardır.

    Laladan kaçarsan güzeli de göremezsin. Çünkü lala güzelden hiç ayrılmaz.

    Ey hafif bir şeyden kırılan sırça gönüllü! Sen sabrın zevkini, hususiyle Hakk’a kavuşmak için çekilen sabrın, sıkıntının tadını ne bilirsin?

  6. #38
    bilal habeş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    29-06-2007
    Yaş
    46
    Mesajlar
    217
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @bilal habeş
    MESNEVİ’DEN-2
    Dünya bizim boğazımızı adam akıllı sıkar; keşke şu boğaz ve şu ağız sadece toprak yeseydi de, haram şeyler yemeseydi!

    Zaten bu ağız, toprak yer durur; fakat ağzın yediği toprak başka şekle girmiş, başka renge boyanmıştır.

    Ey oğul! Bu kebap, bu su ve bu şeker renklere boyanmış, süslenmiş topraktan başka bir şey değildir.

    Onları yedin de bedenine et, deri oldular; etinin, derinin rengine boyandılar.

    Ama onlar yine de şu topraktır. Büyük ve eşsiz sanatkar bir avuç toprağı alır, diker, söker, çeşitli şekillere sokar; sonra tutar hepsini yine toprak eder.

    Doğruluk rengi, takva rengi, gerçek iman rengi; kullukta bulunanlar, ibadet edenler ve iyi işler yapanlarda ebedi olarak kalır.

    Şüphe rengi, nankörlük ve nifak rengi de isyan edenin canında ebedi olarak kalır.

    Asi Firavun’un yüz karası gibi… Onun rengi kalmıştır; mumyalıda olsa bedeni yok olup gitmiştir. Devam edecek…

  7. #39
    Sinner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    02-07-2006
    Yer
    Câh-ı Bün...
    Mesajlar
    3.958
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Sinner

  8. #40
    *Naye* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    12-09-2007
    Yer
    Ten kafesinde
    Mesajlar
    75
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @*Naye*
    *Dostlarla konuşurken,çok dikkatli ve ihtiyatlı hareket etmelidir.Çünkü söz vardır,keskin kılıç gibidir;dostluğu keser,öldürür.Kalpte tedavisi imkansız yaralar açar.Kalp bahçesindeki yeşillikleri,sevgi çiçeklerini kış mevsimi gibi öldürür.

    *Bir söz de vardır,ilkbahar mevsimi gibidir.Her tarafı süsler,güzelleştirir;sayısız yararlar sağlar.

  9. #41
    .YOLCU. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    14-09-2007
    Yaş
    34
    Mesajlar
    69
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @.YOLCU.
    Dinle Ney'den ,

    "Benim sırrım, feryadımdan uzak değil; fakat gözde, kulakta o nur yok. Ten candan, can da tenden gizli değil. Lâkin canı görmek için izin yok.."

    Mevlâna ...

  10. #42
    .YOLCU. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    14-09-2007
    Yaş
    34
    Mesajlar
    69
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @.YOLCU.
    Mevlâna, Mesnevisinin her cildine, bir (dibace) ile başlamıştır. Arapça yazılan bu dibaceler. Mesnevi ciltlerinin tacı, yahut Mesnevi buketinin tomurcuğudur. Mevlâna bu dibacelerde, bütün samimiyetle "Allah'a hamd-ü senâ" da bulunur. Âyet ve hadiselerle söz incileri dizer. Mesneviyi tarif ve tavsif eder. Birinci ciltte: "Şüphe yok ki, Mesnevi, gönüllere şifâdır, hüzünleri giderir, Kur'ân-ı Kerimi apaçık bir hale koyar, rızkların bolluğuna sebep olur, huylan güzelleştirir. Mesnevi, sanları yüce, özleri hayırlı kâtiplerin elleriyle yazılmıştır, temiz kişilerden başkalarının dokunmasına müsaade etmezler" buyururlar.
    İkinci cildin dibacesinde:
    " Birisi bana âşıklık nedir? diye sordu. Dedim ki, benim gibi olursan bilirsin."
    "Âşk ve muhabbet, Hak'kın sıfatıdır ve hakikatte muhabbet Hak'kın olup, kula nispeti mecazidir. Yani, âşk kullara evvela Hak'dan gelir, sonra kulda zuhur eder."
    Üçüncü cildin dibacesinde:
    "Nefsin, heva ve hevesine uyan, istirahatine düşkün olan, bir şeyden çabuk usanıp vazgeçen, kendisinden emin olmayan, zahmetlere katlanmayan, yalnız dünya geçimine düşen kişi ilme kavuşamaz. Allah'ın ihsanına şükredip takdir ettiğini yüce bilip, nefsin aşağılık hazlarından, kendisini beğenmekten, Allah'a sığınan kişi ilme kavuşur..."
    Dördüncü cildin dibacesinde:
    "Bu faydası en ulu olan güzel konağa dördüncü göçtür. Gök gürleyince bahçeler nasıl sevinir, güzel bir uykuyla gözler nasıl uzlaşırsa, bu dördüncü cildi görünce, ariflerin gönülleri öyle sevinir, öyle neşelenir. Ruhların huzuru, bedenlerin şifâsı, bu dördüncü göçtedir..."
    Beşinci ciltte ise:
    "Şeriat muma benzer, yol gösterir. Fakat, mumu ele almakla yol aşılmış olmaz. Yola düzeldin mi o gidişin tarikattir. maksadına ulaştın mı o da hakikat... Bunun için hakikatler meydana çıksaydı, şeriatlar, yollar batıl olurdu) denmiştir.
    Nitekim bakır, altın olursa, yahut da aslında altındır; artık onun için kimya bilgisine hacet kalır, kendisini kimyaya sürtmeye ne hacet var? Kimya bilgisi şeriattır, kimyaya sürtünmek te tarikat.
    Hasılı şeriat hocadan yahut kitaptan kimya bilgisini öğrenmeye benzer. Tarikat, kimya eczasını kullanmak, bakırı kimyaya sürtmektir. Hakikat ise bakırın altın olmasıdır..."

    Altıncı ciltte:
    "Mesnevinin manevi delil ve beyanlarının altıncı cildi olan bu kitap, vehim, şüphe, tereddüt karanlıklarını aydınlatan bir çerağdır. Bu çerağı hayvanî duygu ile görüp anlamaya kimsenin kudreti yoktur.." buyurulmakta ve "Sır. ancak sırrı bilenle eşittir. Sır, onu inkâr eden kişinin kulağına söylenmez.." diyerek, bu son cilde başlanmaktadır.
    Mevlâna, büyük eseri Mesnevi'yi bir beyitinde şöyle tarif eder: "Mesnevimiz, Vahdet dükkânıdır. Onda Vâhid'ten, yâni Allah'tan gayri ne görürsen, o puttur." Gerçekten, yalnız Allah'ı terennüm eden, Allah âşkını dile getiren, insanlığa hayırlı, aydınlık, nurlu bir yol çizerek, onu "kemâl" durağına ulaştıran büyük mürşid Mevlâna, onlara, onların anlayabileceği bir dille seslenmiş ve Mesnevi'sini atasözleri, hikâyeler, hattâ masallarla süslemiştir. Yine Mesnevi üzerine der ki: "Bu kitap, masal diyene masaldır. Bu kitapta halini gören ise er kişidir. Mesnevi. Nil ırmağının suyuna benzer. Kıpdiye kan görünür ama, Musa'ya âb-ı hayat.

  11. #43
    ^diyar^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    02-11-2006
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    871
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @^diyar^


    sevgi, acıları tatlılaştırır; çünkü sevgilerin temeli,
    insanı doğru yola götürmektir. [I, 2591] mesnevi...

  12. #44
    *Naye* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    12-09-2007
    Yer
    Ten kafesinde
    Mesajlar
    75
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @*Naye*
    Türk ve islam aleminin yetştirdiği büyük mutasavvıf,büyük düşünür Mevlana,birçoklarının söylediği gibi bir filozof değildir.Ona göre felsefe yalnız akla dayandığı için noksandır,yetersizdir."Akıl aşkın şehrinde aciz kalmıştır.Aşkın ve aşıklığın hakikatını ancak yine aşk söyleyebilir..."der ve akla dayanan felsefeye önem vermez.
    Mevlana'ya yalnız şair demekte doğru değildir.Mevlana'nın dilinde şiir,bir şeyi kolayca öğretebilme aracıdır.İfade edeceği fikri kayıt altına aldığı için vezin ve kafiyeyi sevmez."Ben kafiye düşünürüm,sevgili bana der ki:yüzümden başka birşey düşünme.Ey benim kafiye düşünenim,benim yanımda devlet kafiyesi sensin,karşımda rahatça otur.Harf ne oluyor ki sen onu düşünesin.Harf nedir?Üzüm bağının çitten duvarı.Hrfi,sesi,kelamı,ortadan kaldır...Bu üçü olmaksızın seninle konuşayım"der.Bütün bunlara rağmen şiirden de vazgeçmez.Şiirle dile getirilen fikir,hafızaya daha kolay yerleşir.Bu yüzden fikirlerini,özellikle Mesnevi ve Divan-ı Kebir gibi büyük eserlerinde şiir halinde ifade etmiştir.
    Başka sufilerden farkı,bir köşeye çekilmiş değildir.Hyata ,insanlığa yayılır.Günlük hayatla yaşar.Tasavvuf yolunda en büyük kılavuzu AŞK'tır."Bizim peygamberimizin yolu aşk yoludur.Aşksız olmaki ölü olmayasın,aşkla öl ki diri kalasın"der.İlahi aşkının uçsuz bucaksız okyanusunda "Şekerin suda eridiği gibi"erimiş,kaybolmuştur.O ilahi aşkının coşkunluğu içinde,pişerek yanan o büyük yangını gönlünde yaşayan bir Allah aşığıdır.
    Mevlana'nın ilahi aşkı,çoğu kez bir cezbe halinde bütün varlığını sarar.Sema,bu cezbenin en belirgin görüntüsüdür.Mevlana'ya göre sema,"cana safadır;ruha gıdadır."Sema,Allah'ın birliğinde,Vahdet alemine kanat açıştır.Mevlana" müzik aşıkların dilidir"der. Rebab için şöyle der:"Rebab,aşk kaynağıdır.Yağmur nasıl gül bahçesini sularsa,Rebab da gönülleri sular.."Nay ise,Allah esrarını fısıldayan bir ses,bir nefesdir.Nay ,benzi sararmış,varlığını Allah'a adamış,yanık,içli bir Allah aşığıdır.Rebab ve nay sesleriyle aşık vecde gelir.sema'a girer.Gezegenler ve yıldızların,bir cezbeyle güneşin çevresinde dönüşleri neyse,Allah aşkı ve cezbeyle semazenin sema meydanında dönüşü de o'dur.
    Mevlana"sema ilahi vuslata erişmek içindir"der.
    Doyumsuz ilahi bir aşkla,müzikle,sema ile şiirle,Mevlana,bir fikir ve düşünce manzumesi,bir sevgi denizidir.
    "SEVİYORUZ VE HAYATIMIZIN GÜZELLİĞİ O YÜZDEN..."DER.

    Mehmet Önder'den alıntı.

    Selam ve dua ile..Huu.

  13. #45
    hafsa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    19-04-2007
    Yer
    KOCAELİ
    Yaş
    35
    Mesajlar
    3.069
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @hafsa
    Aramadıkça bulamazsın-Âşığın kârı da budur;
    Sen kör oldukça O'nu arayamazsın ki bulasın..
    (mevlana C.Rumî)

  14. #46
    ^diyar^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    02-11-2006
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    871
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @^diyar^



    Ölümü bile 'bayram' bilerek,
    Sevdirdin bizlere semaya yükselerek...
    Bizlere de nasip olsa bu yürek,
    Önce güzel ruhun ve büyüklük gerek!

    Döndün döndün su dünya gibi...
    Ne güzel yasamissin evliya gibi!
    Bizlere simdi hos bir rüya gibi,
    Birakip gittin bizleri, 'gel! ' diyerek...

  15. #47
    Sepia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektar Emektar Üye emektar
    Üyelik tarihi
    25-08-2007
    Yer
    Araf
    Mesajlar
    2.453
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Sepia

    Gönül evi dostundur. Dostun evi gönüllerdir. Gel dost ile kalalım.
    Gönül evi sonsuzdur. Dost aşkına sevelim. Dost aşkına yanalım.

    Aşk gönül işidir. Gönüller bu yüzden aşkı iş edinir. Gel aşkı iş edinelim.
    Aşksızlık gönüllerin ecelidir.Aşkla yanalım ikimiz.
    Aşıklar yanar bilirsin. Aşkta dirilelim ikimiz. Aşıklar ölmez bilirsin.

    Gel gönülden kavuşalım!
    Gel gönülden konuşalım!

    “Gel, gel aramıza katıl;
    biz Hakk’a gönül vermiş aşk insanlarıyız!
    Gel bize katıl da sevgi kapısından içeriye giriver,
    Giriver ve evimizde bizimle beraber otur...
    Gel birbirimizle içten konuşalım,
    Kulaklardan, gözlerden gizli konuşalım...
    Güller gibi dudaksız ve sessiz görüşelim,
    Tıpkı düşünce gibi dudaksız, dilsiz görüşelim...
    Mademki hepimiz biriz,
    Birbirimize dilsiz, dudaksız gönülden seslenelim...
    Madem ki ellerimiz kenetli,
    Gel bu halden bahisler açalım.
    El ayak gönül hareketlerini daha iyi anlar,
    Öyle ise gel dilimizi tutalım,
    Titreyen gönüllerimizle buluşalım”

    (Hz. Mevlana)

  16. #48
    .YOLCU. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    14-09-2007
    Yaş
    34
    Mesajlar
    69
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @.YOLCU.
    Aşkın hakikatı
    “Aşk geldi, kan gibi damarlarıma, derime doldu. Beni benden aldı, varlığımı sevgiyle doldurdu. Vücudumun bütün cüzlerini dost kapladı. Benden, bana kalan ancak bir isim. Ötesi hep O...”
    “İnsaf et, aşk iyi bir şeydir. Onu zedeleyen ise, senin kötü huyundur. Sen, şehvete aşk adını koymuşsun. Ah! Bir bilebilsen, şehvetle aşk arasında ne uzun mesafe var.”
    Mevlana C. Rumi / Mesnevi

Sayfa 3/73 İlk 123456781353 ... Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Hatice'nin köşesi
    By Kimya_ı Saadet in forum SİZİN YAZDIKLARINIZ
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 28-07-2013, 15:59
  2. İtiraf Köşesi
    By Vâveyla. in forum HASBİHÂL
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04-02-2012, 23:50
  3. Şark köşesi
    By lafzen in forum HASBİHÂL
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 25-07-2011, 12:50
  4. Bir Ali UraL Köşesi..
    By Bîdâr in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj: 16-03-2008, 11:58
  5. turk köşesi
    By kızılkasırga in forum Osmanlı Tarihi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-11-2006, 13:45

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş