Etiketlenen üyelerin listesi

http://img209.imageshack.us/img209/4946/mevgj7.png mevlana'dan sözlerle başlamak istiyorum satırlarıma; "Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok." Mevlânâ "Her gün bir yerden bir yere göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel.

Bu konu 181756 kez görüntülendi 1157 yorum aldı ...
Mevlana Köşesi 5.00 181756 Reviews

    Konuyu değerlendir: Mevlana Köşesi

    5 üzerinden 5.00 | Toplam: 1 kişi oyladı ve 181756 kez incelendi.

Sayfa 2/73 İlk 12345671252 ... Son
  1. #17
    ArZu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Yer
    Kayıp Şehir...
    Mesajlar
    15.305
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ArZu
    Keşke uyuyabilseydim de, rüyada yüzünü gösterseydin...

    • Sevgilim, belki vefa ve merhametin cosar da, kapıyı açarsın; "Orada, ne bekliyorsun kalk, içeri gir!" diye seslenirsin ümidiyle ben senin kapında oturmus bekliyorum.

    • Ey pek güzel olan yüzünde her zaman yüzlerce lütuf, yüzlerce merhamet nuru parlayan sevgili! Canım, kapında senden gelen misk kokularına, anber kokularına gark olmustur.

    • Biz mest olmusuz; basımız dönmede, baskalarının yaptıkları islerle bizim ilgimiz yok. Dünya alt üst olsa, yakılsa, yıkılsa umurumuzda degil. Yeter ki senin askını kaybetmeyelim. Yeter ki senin askın ebedî olsun!

    • İçimizde senin askın el çırpmada, yüzlerce baska alemler yaratmada, göklerden de dısarda, ötelerde yepyeni yüzlerce asırlar meydana gelmede.

    • Bugün biz senin misafiriniz. Güler yüzünüzün mesti oldugumuz için seni bırakıp baska yere gidemiyoruz. Sen öyle essiz bir güzelsin ki, Allah'a yemin ederim ki yüzünün güzelligini düsününce, hayal edince, su gönlüm beni bırakıp
    gidiyor.

    • Kurtulmam için, gönlü uyanık bir can bulursam, onun etegine yapısacagım, himmet isteyecegim. Keske uyuyabilseydim de rüyada yüzünü gösterseydin.

    • Bütün canlar, can denizinden geldikleri, can denizini tanıdıkları, bildikleri için oraya dogru sel gibi akıp gidiyorlar da, baska tanıdıklardan, baska sevgililerden yüz çevirmislerdir.

    • Can denizine dogru kosan seller de çesit çesit. Bir sel var yüksek daglardan kaynagını alarak, hayran hayran basını taslara çarparak, köpürerek, aglayarak, heyecanla feryat ederek, aslı olan can denizine dogru kosuyor, kosuyor. Bir sel de var ki yolunu kaybetmis, birincisi; "Allah'a hamd olsun!" demede, ikin-cisi; "La havle" okumada.

    • Ey günes gibi dogup, müflislere, yoksul kisilere sevgi sarabı sunan lütfeden. Bir ihsanda bulun, o saraptan bize de sun! Biz de yoksuluz, biz de sasırdık, yolumuzu kaybettik.

    • Nasıl olmussa gül, ansızın seni görmüs, çasırıp kalmıs da elbisesini yitirmis.Çeng senin çenginin sesini duymus, feryada baslamıs, utanıp basını önüne egmis.

    Nıyazi-i Mısrî hazretlerinin su siiri bu hakîkati belirtiyor:

    "Huda davet eder elhamdülillah
    Bu can dosta gider elhamdülillah
    Hakîkat sehrine çün rıhlet oldu
    Gönül durmaz iver elhamdülillah."

    " La havle vela kuvvete illa billah"; Allah'tan baska kimsede güç, kuvvet yoktur, anlamın;ı gelen bır hadîsten alınan "La havle". Mü'minler, sasırdıkları, darda kaldıklan zaman "La havle" derler.

    • Zühre yıldızının burcunda en tali'li olan kimdir? Ney'dir. Çünkü ney, dudagını senin dudagına koymus, senden name ögreniyor.

    • Çeng, sensiz kalınca fenalasıyor, hasta, kötü bir varlık oluyor. Ney de sen olmayınca hüzünlerle doluyor, inlemeye, aglamaya baslıyor. Çengi kucagına al, onu iyilestir! Ney'i de öp, oksa. Def de sana yalvarıyor. "Ne olur?" diyor, "Beni eline al! Yüzüme vur, vur, vur da senin vuruslarınla yüzüm degerlensin, ahenk yolunda meclise parlaklık gelsin."

    • Bu parça parça olah canı al, onun her parçasına ask sarabı içir, onu güzelce sarhos et de dün gece elden kaçan fırsat simdi yeniden gelsin!

    • Ey yüce padisah; dogrusu bizim için bundan sonra ayık olmak ayıptır, yazıktır! Allah'ın sana yemin ederim ki, artık bundan sonra ben ayık olarak senin büyüklügünü, gücünü, kuvvetini anlatamam, senden bahsedemem, ancak senin ask sarabınla mest ohınca dilim çözülür.

  2. #18
    ArZu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Yer
    Kayıp Şehir...
    Mesajlar
    15.305
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ArZu
    Gülün geçirdiği saftalar, başından geçen maceralar...

    • Ey bir yerde duramayan, dinlenme nedir bilmeyen rüzgarımız! Güle bizden haber götür de de; "Gül bahçesinden kaçıp sekerle dost olan gül, nasıl oldu da yurdundan, anandan, babandan, kardeslerinden arkadaslarından ve sana gönül veren, senin için feryat edip duran bülbülden ayrıldın geldin, sekere karıstın, 'gülbeseker' tatlısı oldun?"

    • Ey gül'. Neden sekere karıstın? Aslında sen, kendin sekersin, seker gibi tatlısın, hossun. Seker oldugun için, herkesten çok sen, sekere layıksın ama, neden gül bahçesine karsı vefasızlıkta bulundun? Seker de, gül de hos, fakat vefalı olmak her ikisinden de hos, her ikisinden de tatlı.

    • Ey gül, madem ki bahçeden ayrıldın gittin, sana bir iki sözüm var: 0 güzel yanagını sekerin yanagına koy da sekerden tat al, seker gibi ol, sekere de bahçeden alıp götürdügün hos kokunu ver! 0 da gül gibi olsun. Ayrılıgı göze aldın ama, bu ayrılıkta kazancın da var: Sen sekerin içine girdigin için gül olarak oradan oraya götürülmekten, yolculugun cefasından, solup pörsümekten, yerlere atılmaktan, çignenmekten kurtuldun.

    • Simdi 'gülbeseker' tatlısı oldun ya, seni yiyenlere gönül gıdasısın, göz nurusun. Bu yüzden artık gülden gönlünü çek; o nerede, bu nerede?

    • Sen bahçede dikenle beraber oturuyorsun. Akıl gibi cana yakın idin, insana karıstın. Sekerle beraber iken simdi insanla beraber oldun. Nur oldun. Haydi simdi de su günahlarla kirlenmis yeryüzünden gökyüzüne yüksel menzil menzil, konak konak ta onunla manen bulusma yerine kadar yürü!... *

    • Ey gül! Sen simdi dünyaya yukarıdan bakıyorsun da, dünyadaki acaip halleri gördügün için dünyaya gülüyorsun. 0 yüzden elbiselerini yırtıyorsun. Ey kızıl kaftanlı, güçlü, kuvvetli yigit er, ben senin hayranınım!

    • Güller "Kim manen Hakk'a ulusmak için merdiven isterse, belanın, ızdırabın bir merdiven oldugunu bilsin de,
    basına gelenlerden sikayet etmesin! Belalardan korkmasın, canını belalara atsın!" diye naralar atarak, uçusup saçılarak gökyüzünden gül bahçelerine yagmada...

    • Kendine gel de, su kaptan, gülsuyu çıkaran ustanın testisinden bir yolunu bulup ter gibi sız, o hapsedilmis kaptan, bir rüh gibi kaç, kurtul.

    • Ne de tali'liymissiniz, ne de bahtınız yarmıs! Benziniz gül gibi kıpkırmızı. Biz de sizin gibiydik, rüh olduk, kurtulduk. Haydi siz de rüh olun, bu kirli yeryüzünden kurtulun.

    • Gülbesekerden maksadımız, Hakk'ın lütfuyla bizim varlıgımızdır. Varlıgımız sanki demir kırıntısı, Hakk'ın lütfu ise mıknatıs!..

    • Akıl da aynadır. Demirden ayna yapan aynacı, onu parlatmak, ayna haline getirmek için ona çok eziyet etmededir de, bu yüzden olacak, ayna bizi istemiyor, bize gelmiyor, hep biz onu elimize alıyor, ona bakıyoruz. 0 bize sunları söylüyor ama, kulaklanmız gaflet pamügu ile tıkalı oldugu için duyamıyoruz: "Ey insanlar, ben sizi sizsiz isterim."

  3. #19
    ArZu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Yer
    Kayıp Şehir...
    Mesajlar
    15.305
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ArZu
    Ben çok eskiden sana gönül vermiştim, şimdi gel de sana canımı vereyim...

    • Ey Yusuf, gözleri görmeyen Yakup'a gel. Ey gözlerde gizlenmis olan îsa, sen de su gök kubbenin üstünden hir görün...

    • Ayrılıktan ötürü gündüz karardı, gece gibi oldu. Gönlüm yay gibi idi, inceldi ok gibi oldu. Dertli Yakup ihtiyarladı, ey genç Yüsuf artık gel!

    • Ey îmran oglu Müsa! Senin Hakk'a yalvarman için, ne Tur-ı Sîna'lar var! îsrail ogulları buzagıya tapıyorlar. Artık Tur-ı Sîna'dan dön!... Bizi kurtarmaya gel!

    • Benzim safran gibi sarardı. Boynum büküldü, çene düstü. Beden mezarında sıkıstım kaldım. Ey rühu darlıktan kurtaran, rahata kavusturan! Gel, beni benden, beni bedenden kurtar!

    • Hz. Muhammed'i (sas) gözleyen gözüm, gamınla sana müstakım diyor. "Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik." ayetinin sırrı, gel de o dagınık saçlar arasından yüzünü göster!" Enbiy Suresi 21/107. ayete isaret var."

    • Sen, öyle büyüksün, öyle büyük bir nür kaynagısın ki, su günes senin nuruna karsı sanki aksam kızıllıgı, ey bütün dünya padisahlarını geride bırakan,, azîz varlık, ey Hakk ile gören göz, ey her seyi bilen gönül! Gel!

    • Dünyada mevcut bütün canlar, sana karsı canlıktan çıkıyorlar, beden oluyorlar. Halbuki sen, cansın, canlar canısın, cansız beden ne ise yarar? Ben çok eskiden, sana gönül vermistim. Gel, ey sevgili gel de simdi sana canımı da vereyim!

    • Ey-sevgili, ilacım de sensin, çarem de sensin. Yüz parça olmus gönlünnün nuru da sensin, çaresiz gönlümde, senden baska ne varsa hepsi yok oldu, beni kimsesiz bırakma! Gel!

  4. #20
    ArZu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Yer
    Kayıp Şehir...
    Mesajlar
    15.305
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ArZu
    Ömür kervanının kalkmak üzere olduğunu haber veren çanlarının seslerini duyuyor musun?...

    • Gökyüzünden cana; "Haydi geri dön!" diye bir ses geldi. Can da; "Ey beni çagıran yüce varlık, merhaba, geliyorum." diye cevap verdi.

    • Ses duydum; "Basüstüne, her an yüzlerce can sana feda olsun. Bir kere daha çagır da; (...... ) makamına kadar uçayım.

    (...... )Bu beyitte Insan Süresi, 76/1. ayete isaret var. Bu ayeti tefsir edenler, insanın maddî varlıgının çesitli merhalelerden geçerek nihayet bir damla meni halinde ana rahmine düstügünü ve ınsanın henüz kendisinin atılacak bir seyi olmadıgına ve kemalin yoklukta olduguna etmekte.

    • Ey bizim essiz misafirimiz, bizim canımızın sabrını da, kararını' da aldın. Seni nerede arayayım? Nerde bulayım? Seslenen "0, candan da, rnekandan da dısarıdadır, 0, çok üstün bir yerdedir." dedi.

    • Su zindanda bulunanların, ayaklarına baglanmıs olan agır zincirleri çözeyim, gökyüzüne de bir merdiven koyayım, koyayım da can, yücelere çıksın.

    • Sen cana, canlar katan bir güzelsin. Sonra yabancı da degilsin, bizim sehrimizdensin. Öyle oldugu halde neden kendini garip sayıyorsun, yabancıymıs gibi davranıyorsun? Bu hal, dostluga yakısır mı?

    • Avareligi, bir bir serbet gibi içmissin de kendi evinin yolunu bile unutmussun. Çok kötü huylu olan, Kabil'li büyücü kadın, sana çok büyüler yapmıs, bu yüzden nereden geldigini, nereli oldugunu hatırlıyamıyorsun.

    • Birini takip derek gelen, konup göçen kervanlar, hep o tarafa kosup gidiyorlar. Senin basın nasıl oluyor da dönmüyor? Yüregin kabarmıyor? Neden hiç bir korku ve heyecanın yok?

    • Kervan basının kervanın kalkmak üzere oldugunu haber veren çanlarının 'seslerini duyuyor musun? 0 tarafta nice yol arkadaslarımız, nice dostlarımız var. Hep bizi bekliyorlar. "Bu beyit Sirazlı hafız ın su beytini hatırlatıyor: Sevgiliye giden yolun menzilinde ,kondugu yerlerde nasıl istirahat edeyim,nasıl zevki sefaya dalayım ki,Can;Yürekleri bagladınızmı diye feryat edip durmada."

    Bir çok insanlar, orada bizi bekliyorlar, hepsi de bizim sarhosumuz, hepsi de bize dalıp kendilerinden geçmisler. "Ey zavallı! Padisahın bekliyor. Haydi padisahın yanına gel." diye kulagımıza bagırıyorlar.

  5. #21
    kardem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    22-08-2007
    Mesajlar
    490
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kardem


    Minyatür sanatçısı Nusret Çolpan, dün ‘Minyatürde Mevlânâ’ adlı bir sergi açtı. Sergide, sema eden dervişlerin tasvir edildiği tabloların yanı sıra, Hz. Mevlânâ’nın Belh’ten ayrılışından cenazesine kadar, hayatının önemli evrelerinin anlatıldığı eserler de var.

    2007’nin UNESCO tarafından ‘Mevlânâ Yılı’ olarak ilan edilmesi dolayısıyla büyük İslam mutasavvıfı Hz. Mevlânâ ile ilgili etkinlikler devam ediyor. Bunlardan biri İstanbul Taksim Sanat Galerisi’nde açılmış olan ‘Minyatürde Mevlânâ’ adlı sergi. Hz. Mevlânâ’nın hayatını ve düşüncesini anlatan minyatürlerin yer aldığı sergi, bu geleneksel sanatımızın günümüzdeki önemli isimlerinden Nusret Çolpan’ın imzasını taşıyor. Sanatseverlerin 10 Eylül tarihine kadar ziyaret edebileceği serginin son hazırlıklarını yaptığı sıralarda Nusret Çolpan’ı atölyesinde ziyaret edip açtığı sergiyi ve minyatürü konuştuk.
    Serginin ‘sebeb-i telif’ine vesile olan, TRT’de geçtiğimiz aylarda yayınlanan Mevlânâ belgeseli imiş aslında. Yurtdışında pek çok ülke televizyonunda da gösterilecek olan belgeselin yapımcıları, yapım için 17 minyatür istemiş Nusret Çolpan’dan. Mevlânâ Hazretleri’nin Belh’ten ayrılışından vefatına kadar hayatının önemli evrelerini betimleyen bu minyatürler, serginin nüvesini oluşturmuş. Dolayısıyla sergi sanatseverlere, ekranda üç beş saniyelik bir zaman diliminde izlenme imkânı bulunamayan minyatürleri uzun uzun izleme imkânı sağlayacak. Bu eserlerden sonra temadan kendini alamayan Çolpan, Hz. Mevlânâ’ya ilişkin soyut anlatımlı minyatürler de çalışmış ve serginin yarısını ortaya çıkarmış. Yarısı diyoruz; zira serginin tam adı ‘Minyatürde Mevlânâ ve İstanbul’ ve sergi, sanatçının sergileme imkânı bulamadığı İstanbul konulu minyatürleri de içeriyor.
    Tema olarak Mevlânâ Hazretleri’ni, onun hayatı ve düşüncesini işleyecek minyatürleri öteden beri yapmak istediğini ve ‘Mevlâna Yılı’nın buna vesile olduğunu söyleyen Nusret Çolpan, “Klasik dönemde onun kimi menkıbelerini anlatan minyatürler yapılmış. Ben bu yüzyılda yaşayanın da zevk edebileceği bir şeyler yapmak istedim.” diyor. Bu söylediğini biraz açmasını istediğimizde ise şunları söylüyor: “Minyatürde klasik üslubu aynıyla devam ettirmekten yana olmadım. Orijinalinde bir kitap sanatı olan minyatürü tabloya taşırken, onun kitaptaki haliyle bırakılmaması gerekir. Işığın, gölgenin ve perspektifin olmaması gibi teknik özellikleriyle geleneksel yanını koruyoruz; ama minyatür artık resmin bir kolu.”
    Peki Çolpan, sergide yer alacak minyatürlerinde neleri tasvir etmiş? Hz. Mevlânâ’nın Belh’ten ayrılışını, Konya’ya gelişini ve karşılanışını, demircinin çekiç ritimlerinde ilk sema edişini, ‘iki denizin kavuşması’ olarak anılan Şems ile kavuşmasını, Şam’a gidişi Şems’ten ayrılışını, onunla mektuplaşmalarını ve mana âlemindeki kavuşmalarını, Mesnevî’yi kaleme alışını, cenaze merasimini ve türbesinin yapılışını… Onunla ilgili anlatılan kimi menkıbeleri içeren minyatürlerin yanı sıra, ayin ve sema gibi figürlerle oluşturulmuş Hz. Mevlânâ ve onun felsefesine ilişkin soyut anlatımların yer aldığı eserler de var sergide.
    Geleneksel minyatür, kimi önemli olayları görsel açıdan belgeleme amaçlı olarak olarak kullanılmış. Ancak Çolpan’ın minyatürleri, daha çağrışıma açık, soyut anlatımları kullanan görsel bir sanat niteliği taşıyor. Minyatürün soyut anlatımlara uygun bir sanat olduğunu, zamansal ve mekânsal olarak birbirine zıt olan şeyleri aynı kompozisyonda anlatma imkânı verdiğini ifade eden minyatür ustası Nusret Çolpan, bu sanattaki tavrını ve yaklaşımını şu cümlelerle özetliyor: “Ben minyatürde kompozisyona ve vereceği duyguya daha çok önem veriyorum. Minyatürdeki renk ve çizgi, dinamizmin insanı düşündürüp zevk etmesine yardımcı olmalı, konunun ne olduğu bilinmese bile izleyene resim olarak hoşgörülmesini sağlamalı. İşçilik önemli; ancak kompozisyonun etkileyiciliği, vuruculuğu daha önemli benim için. Çalışırken detay işçiliğini bir yerde durduruyorum. Çünkü yeni şeyler yapmak istiyorum. Bu sanatla anlatabileceğimiz çok şey var, aradaki açığı çok şey yaparak kapatabiliriz.”
    Geleneksel minyatürde Mevlevilik ve Mevlânâ zengin bir konu. Çolpan, “Surnameler gibi olmasa da, peygamberler tarihi, siyer-i nebiler, padişahların seferleri gibi en çok minyatürü yapılan konulardan sonra sıraya girebilecek kadar zengin bir konu.” diyor. Kendisi de sergide yer alacak eserlere başlamadan, Mevlevilik ve sema gibi konuların tasvir edildiği minyatürleri incelemiş; ancak konularını seçerken büyük mutasavvıfın hayatı ve menkıbelerinde daha önce tasvir edilmeyen kısımları seçmiş.
    Sergi yeni eserlerle büyüyecek
    Çolpan’ın son yıllarda ortaya koyduğu eserlerde mavi, turkuaz ve yeşil hâkimiyeti ile artık onun karakteristik bir özelliği olarak beliren spiral kompozisyon, bu eserlerinde de var. Sebebini sorduk, o da söyledi: “Yakın zamana kadar ağırlıklı olarak şehir figürlerini çalıştığım minyatürlerde spiralli kompozisyonlar yüzde beş kadardır. Eserde tarih ile günümüz arasında bir bağlantı kuracağım anda, zamana ait süreci anlatmada bir imkân sağlıyor bu kompozisyon. Mevlânâ konusunda spiralli bir kompozisyon kullanmak gerekliydi. Çoktan teke varmayı her şeyin ‘bir’de buluşmasını, semadaki dairesel dönüşü çok iyi anlatıyor ve burada bunu çok sık kullandım.” Peki maviden yeşile uzanan renk skalasını tercih edişi niye? Mavi ve yeşilin, mistik konuları iyi anlatmada yardımının büyük olduğunu ifade eden Çolpan, ekliyor: “Bandırma’da doğup büyüdüm ve İstanbul’a geldim. Hep denizi, maviyi gördüm. Evimden bakınca göğü ve denizi görüyorum. Minyatür yaparken de İstanbul’un yeşili ve mavisi çok olan yerlerini seçiyorum; çünkü huzur veriyor, dinlendiriyor.” Evet, minyatür ustası Nusret Çolpan’ın fırçasından çıkan sema eden dervişleri, Mevlânâ’yı merak ediyorsanız, serginin adresi ve ne kadar açık kalacağına ilişkin bilgi haberin ilk paragrafında. Ama yolunuz bu tarihlerde İstanbul’a düşmeyecek ise üzülmeyin sergi yakınınıza gelebilir. Çünkü Çolpan, aynı tema etrafında minyatürler yapmaya devam etmeye, yeni eserlerle birlikte, sergiyi büyütmeye ve başka şehirlerde de tekrarlamaya niyetli.

  6. #22
    ^diyar^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    02-11-2006
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    871
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @^diyar^



    800. Doğum Yıldönümü etkinliklerinde Japonya’nın Tokyo şehrinde
    düzenlenen Mevlevi Ayini, izleyenler tarafından ayakta alkışlandı.


    UNESCO'nun Mevlana Celaleddin Rum'nin 800. Doğum Yıldönümü nedeniyle ilan ettiği Hz. Mevlana yılı etkinliklerinin Japonya bölümü başladı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nun, Japonya’nın Tokyo şehrinde düzenlediği Sema Gösterisini izleyen 2500 kişi, ayakta alkışladı.

    Sema gösterisi öncesinde, Türkiye’yi tanıtıcı, 10 dakikalık bir barkovizyon gösterisi yapıldı. Daha sonra, Türkiye’nin Japonya Büyükelçisi Servet ATACANLI bir konuşma yaprak, Mevlana’nın 800. doğum yıldönümü programları ile ilgili bilgiler verdi.

    Hz. Mevlana ve dünyaya bakışı hakkında bir konuşma yapan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi H.İbrahim SARIOĞLU; Mevlana’nın hayatından kesitler verdi ve O’nun öğütlerini izleyicilere iletti.

    Konuşmaların ardından, Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin Ferahfeza Ayini eşliğinde sema programı icra edildi. Program bitiminde izleyiciler ayakla alkışladı.

    ****
    Kendine gel de kargaya benzeyen nefsin ardından koşma. Çünkü o,
    seni mezarlığa götürür; bağa, bahçeye değil! Sen, onun elini bağlamazsan o,
    senin elini bağlar. Sen, onun ayağını kırmazsan o, senin ayağını kırar.

    Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumî


    RABBİM BİZE DE NASİP ETTTT...
    MEVLANAMMM NE ZAMAN YAŞAYACAĞIM BU HUZURU
    NE ZAMAN BULUNACAĞIM YAŞADIĞIN YERLERDE

  7. #23
    ArZu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    emektaremektar Kıdemli Üye emektaremektar
    Üyelik tarihi
    07-06-2006
    Yer
    Kayıp Şehir...
    Mesajlar
    15.305
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ArZu
    Düğünümüz dünyaya kutlu olsun...

    Bizim dügünümüz dünyaya kutlu olsun. Allah, bu dügünü, bu evlenmeyi bize uygun olarak tertipledi. Esler birbirine çok uygun düstü. Bu dügün sebebiyle,

    • Mevlamızın lütfuyla kalpler ferahladı. însanlar çift oldu, evlendi. Kederler, gamlar gönüllerden çıkıp gitti.

    • Ey sehrimizi süsleyen güzel! Allah'ın adıyla güzel bir gelin olarak gidiyorsun. Sen de bir güzele damat olmadasın.

    • Köyümüzden ne de hos gitmedesin. Bize ne de hos salına salına gelmedesin; deremize ne de hos çaglaya çaglaya akmadasın! Ey ırmagımız, ey bizi arayan dost!

    • Cihan padisahının, bizim o canlara can katan padisahımızın devletinde oynayın, raks edin, ey arifler, ey süfîler, sema edin!

    • Halkın bir kısmı denizler gibi cosmada, dalgalar gibi secdeye kapanmada. Bir kısmı da kıhçlar gibi savasmada, bütün cüz'lerimizin kanmı içmede. Sus, sus ki bu gece o güzel yüzlü, ugurlu sahımızın mutfagı açılmıstır. Ne de sasılacak sey ki, helvamız (helva gibi tatlı olan sevgili) helva pisiriyor. Bu siiri Hz.Mevlana oglu Sultan Veled'in dügününde söylemistir.

  8. #24
    ^diyar^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    02-11-2006
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    871
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @^diyar^


    Mevlana'dan hayata dair (2)

    • Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız. Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir...

    • Güneş olmak ve altın ışıklar halinde, Ummanlara ve çöllere saçılmak isterdim. Gece esen ve suçsuzların ahına karışan, Yüz rüzgarı olmak isterdim..

    • Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap..

    • Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz, Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz..

    • Hayatı sen aldıktan sonra ölmek, şeker gibi tatlı şeydir. Seninle olduktan sonra ölüm, tatlı candan daha tatlıdır.

    • Biz güzeliz, sen de güzelleş, beze kendini, Bizim huyumuzla huylan, bize alış başkalarına değil.

    • Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

    • Önce farenin şerrini defet, sonra buğday biriktirmeye çalış.

    • İnsan yüzlü pek çok şeytan var, her ele el vermemek gerek.

    • Herkes herkese bir lokma bir şey verebilir ama boğaz bağışlamak, ancak Allah'ın işidir.

    • Çok insan gördüm, üzerinde elbisesi yok; çok elbise gördüm, içinde insan yok.

    • Tatlı suyun başı kalabalık olur.

    • Putların anası, nefsinizin putudur.

    • Ecel verileni almadan önce, verilmesi gereken her şeyi vermek gerekir.

    • Nefis üç köşeli dikendir, ne türlü koysan batar.

    • Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.

    • Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.

    • Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yok. Şaşılacak olan odur ki, bu kuzu, kurda gönül bağlamış, aşık olmuştur.

    • Ne kadar bilirsen bilirsen bil söylediklerin karsındakinin anlayabildiği kadardır.

    • Doğrudan nasihat, kişiyi yaralar.

    • Hayatta muvaffak olmak için üç şey lazımdır: Dikkat, intizam, çalışma.

    • Her şeye doğru demek ahmaklıktır, fakat her şeye yanlış demek de zorbalıktır.

    • Akil, ask ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.

    • Dertli adamın kararsızlıklarla, dumanlarla dolu bir evi vardır. Derdini dinlersen o eve bir pencere açmış olursun.

    • Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.

    • Düşüncen gül ise sen gül bahçesisin, diken ise dikenliksin.

    • Komşularından av kapmak aslanlara ayıptır, köpeklere değil.

    • Dünya alimin kıymetsiz oyuncağı, delinin de değerli salıncağıdır.

    • Aşksız olma ki, ölü olmayasın Aşk ile öl ki, diri kalasın...

    • Eğer dostun yoksa niçin aramıyorsun. eğer dost buldunsa niçin sevinmiyorsun.

    • Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anlayabildiği kadardır.

    • Bir kimseyi tanımak istiyorsan düşüp kalktığı arkadaşlarına bak.

  9. #25
    kardem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    22-08-2007
    Mesajlar
    490
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kardem
    Mevlânâ, UNESCO'dan barış çağrısı yaptıİsveç'te yaşanan karikatür krizi Batı ile İslam dünyasını bir kere daha karşı karşıya getirirken, önceki gün Paris'te, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Organizasyonu (UNESCO) çatısı altında dünyaya barış ve hoşgörü çağrısı yapıldı. document.write('');document.write('');document.wri te('');document.write('');document.write('');docum ent.write('');
    Mevlânâ Celaleddin Rumi'nin doğumunun 800. yılı dolayısıyla Türkiye, Afganistan ve İran'ın işbirliğiyle UNESCO'nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen Mevlânâ'yı anma etkinliğinde büyük düşünürün sevgi, barış ve hoşgörü düşüncesi farklı din ve dillere sahip aydınlar tarafından dile getirildi. Toplantıya bir kutlama telgrafı gönderen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, UNESCO'daki etkinliğin, Mevlânâ'nın mesajını hatırlamak ve hayata geçirmek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Ev sahipliğinden dolayı UNESCO'yu tebrik eden Gül, mesajında, "Özellikle medeniyetler çatışmasından söz ettiğimiz bu dönemde, Mevlânâ'nın misyonu olan sevgi, barış, çoğulculuk ve uyum çağrısı insanlık için hiç bu kadar anlamlı olmamıştır." dedi. Gül'ün mesajı salonda alkışlarla karşılandı.
    Mevlânâ Celaleddin-i Rumi, bütün insanlığı sevgiye ve barışa çağıran düşünceleriyle UNESCO'nun Paris'teki merkezine konuk oldu. Rumi'nin doğumunun 800. yılında, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, dünyanın önemli kentlerinde gerçekleştirdiği Mevlânâ'yı anma etkinlilerinin en anlamlısı, perşembe günü Paris'te UNESCO'nun genel merkezinde düzenlendi. Panel, sergi açılışı, sema gösterisi ve ülkelerin müzik dinletisinin yer aldığı Mevlânâ gününde büyük mutasavvıfın çağlar öncesinden gelen barış ve hoşgörü mesajları, bir kere daha dünyanın gündemine sunuldu.
    UNESCO Genel Direktörü Koichiro Matsuura, açış konuşmasında 'Mevlâ-nâ'nın barış ve diyalog mesajını ciddiye almamız gerekir.' dedi. Üç ülkenin bakanlarının açılış konuşmasında ise hemen her toplantıda olduğu gibi Mevlânâ'yı sahiplenme çabası gözden kaçmadı. Denge arayışındaki hassasiyet, etkinliğin adına da yansımış ve başlıkta 'Mevlânâ Celaleddin-i Rumi Belhi' ibaresi tercih edilmişti. Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, Mevlânâ'nın mesajının zamanla sınırlı olmadığını dile getirirken Türkiye topraklarının büyük tasavvuf geleneğine hep kucak açtığını söyledi. Afganistan İletişim ve Kültür Bakanı Abdülkerim Khuram, Mevlânâ'nın Belh doğumlu olduğunu özellikle vurguladıktan sonra onun herkese seslenmeyi başarmış bir mutasavvıf olduğunu söyledi. İran Bilim, Teknoloji ve Araştırma Bakanı Muhammed Mehdi Zahadi, İran'ın çok önemli bir şairi olarak andığı Mevlânâ'nın bir vatana sığdırılamayacağını söyledi. Öte yandan Afganistan ve İranlı bakanlar kendi dillerinde konuşurken Bakan Aydın'ın konuşmasını İngilizce yapması Türkiye'den gelen yazar ve aydınlar tarafından eleştirildi.
    Etkinliğe Türkiye'den, Bakan Aydın dışında Konya Valisi Osman Aydın, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Mevlânâ'nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi Bayru, panelistler Prof. Dr. Talat S. Halman, Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç ve Prof. Dr. Kenan Gürsoy, öğretim üyeleri, gazeteciler, şair ve yazarlar da katıldı. Üç ayrı oturumda tebliğ sunan Türk bilim adamları Halman, Kılıç ve Gürsoy'un hem Doğulu hem de Batılı aydınlar ve Mevlânâ uzmanları nezdindeki itibarı gözlerden kaçmadı.
    En büyük ilgiyi sema ayini gördüParis'teki Mevlânâ'yı anma etkinliği, içeriğinin yoğunluğuna rağmen yeterli duyuru ve tanıtım yapılamadığı için beklenen ilgiyi görmedi. Paris'in kültür çevrelerinin ve entelektüel camiasının habersiz olduğu etkinliği izleyen Türk sayısı da çok azdı. Gün boyu peş peşe gerçekleşen üç panelin ardından, resim, hat ve tezhip eserlerinden oluşan kapsamlı bir sergi açıldı. Akşam ise İstanbul Tarihî Türk Müziği Tasavvuf Topluluğu bir sema ayini gerçekleştirdi. Gündüz panelleri az sayıda izleyici takip ederken sema ayini sırasında salon kalabalıktı. Farklı ülkelerden gelen konuklar, Türkler ve Fransızlar, usulünce icra edilen sema ayinine hayran kaldı. Afganistan ve İran müzik grupları da birer dinleti sundu. UNESCO'nun 1 No'lu görkemli salonundaki sema ayininden çıkıp Paris'in boheme çağıran caddelerine doğru yürürken, bir buçuk saatlik manevi hazzın verdiği şevkle kendimizde dünyanın geleceği hakkında hâlâ umuttan söz etmeye güç bulabiliyorduk. Bunu, şüphesiz Mevlânâ'nın çağları delen sesine borçluyduk.

  10. #26
    ^diyar^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    02-11-2006
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    871
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @^diyar^



    Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan;

    http://www.youtube.com/watch?v=tGyfAszzdbQ





    Rabbim bu resimde ki nur sakallı dede gibi
    içten ve gönülden hepimizi kendisine yaklaştırsın ve emin kullardan eylesin
    inşallah...

  11. #27
    ^diyar^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    02-11-2006
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    871
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @^diyar^


    MEVLANA'dan;

    --"Oruç ayına girdiğin zaman, o aya kavuştuğun için Hakk'a şükrederek, sevinerek, neşeli olarak gir! Çünkü Ramazanın gelişinden üzülenlere, gamlılara oruç haramdır. Onlar, oruca layık değillerdir."
    --"Sen vahdet denizinden ayrı düşmüş bir damla gibisin. Sen aslına nasıl ulaşacaksın? îste oruç, sel gibi, yağmur gibi seni alır, denize ulaştırır."
    --"Oruç, Allah'ın has kullarına Hz. Süleyman'ın saltanatını bağışlayan bir yüzüktür, yahut da taçtır. Onu ancak seçkin kullarının başlarına giydirir."
    --"Oruç, can gözünün açılması için bedenleri kör eder. Senin gönül gözün kör de, o yüzden kıldığın namazlar, yaptığın ibadetler sana o aydınlığı vermiyor, hakîkati göstermiyor."
    --"Sen, göklere çıkmak, Mi'rac etmek sevdasındaysan, şunu bil ki, oruç, senin önüne getirilmiş bir Arap atıdır."

    mevlanmmm...

    "Osmanlılar zamaında Ramazan günlerinde tebdil-i kıyâfet ile, pek
    çok zengin, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav
    dükkânlarına gider, onlardan Zimem Defteri ' ni (veresiye defteri)
    çıkarmalarını isterlerdi.
    Baştan, sondan ve ortadan rastgele sahifelerin toplamını yaptırıp,
    miktarını ödedikten sonra;
    "Bu borçları silin! Allah kabul etsin!" der, kendilerini
    tanıtmadan çeker giderlerdi.
    Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren,
    borçtan kimi kurtardığını bilmezdi...
    Gizli verilen nâfile sadakanın, açıktan verilen nâfile sadakadan
    yetmiş kat dahâ sevâp olduğunu bilen zevât, yardımlarını mümkün
    olduğunca gizliden yapmaya gayret ederdi. Ecdadımız sağ ile
    verdiğini, sol elinden bile gizler, yaptıkları iyilikleri unutur
    giderlerdi.

    o günler çok mu geri de kaldı!....

  12. #28
    Gülsen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    11-09-2007
    Yaş
    28
    Mesajlar
    4
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Gülsen
    Ellerinize sağlık paylaşımlarınız birbirinden güzel hepsini okuyamasamda okuduklarımıda zevkle okudum

  13. #29
    ^diyar^ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    02-11-2006
    Yer
    istanbul
    Yaş
    33
    Mesajlar
    871
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @^diyar^



    Mevlana’ ya Sesleniş

    Çürümemiş, yıpranmamış, kazılı bir düşünce sisteminin sahibidir Mevlana .
    Mevlana, yeni bir izleyiş açısı, yeni bir görüş başlangıcı, yeni bir dünya kapısıdır.
    Diyorum da..

    Mevlana’ nın yüzyıllar öncesinden kalplerimizde açtığı hoşgörü kapısı sımsıkı kapanmış çoktan...
    Yok yok hatta kapıların kapalı olduğundan ve hatta kapıların varlığından haberdar değiliz.
    Hoşgörü Mevlana’ nın mesnevisinde, hoşgörü sözlüklerde kaldı. Hoşgörü iyi insan profilinde kaldı.
    Bir dakika tüm bunları bilmeme rağmen kapıların varlığından haberdar olan insanlardanım.
    Bir Mevlana var semazenin eteklerinden uçuşan, hoşgörü dalgasından bir esinti var benim iklimimde,
    her şey oradan başladı zaten.
    Sözlükleri hatırladım.

    Hoşgörü, sözlük anlamlarıyla öğretilmişti hep. Saygıdır, açık olmaktır hayata, yeni düşüncelere.
    Dinlemeyi bilmektir, dedi sözlükler. Sözlükler doğruydu aslında. Ama okundu geçildi, orada bitmesi
    onur kırıcı olsa da anlamı bilinen bir kelime olması rahatlattı az da olsa.Sonra insanlara baktım.
    Uygulamalar her zaman güç gelmişti zaten insanlara. Kabullenememe, zaman harcama,
    saygısızlık davranışları arasında anlamsız kaldı hoşgörü. Uygulamak, beyinde tasarlansa da
    saygı adına verilen savaşta hep nefis yenildi, hoşgörü yitirildi, anlamlar kavranılmadı
    . Hoşgörü adıyla bilindi işte, tadı hep kendinde kaldı.

    Hoşgörüyü Mevlana hep dile getirmiş, hep yaşatmaya çalışmış. Sözleri kalmış geriden, geçmişten.
    En güzel o çağırmış hoşgörüyü. Hiçbir şey gözetmeden içten bir çağrı halinde durmuş Mevlana,
    hoşgörüyle beklemeyi bilmiş...
    Öğretmek de istemiş de…

    Mevlana gözetmemiş ayrımları. Hoşgörüyü dile gelmiş, dillenmiş…
    Hiçbir renk dışında kalmamış…
    Dünya gibi, hoşgörü. Dünyaya gelirken bebekler, hayat onu hiç geri çevirmeden içine kabul eder ya dünya hoşgörü hali işte tam bu yüzden. Düşünceler farklı, renkler farklı, düşler, sevgiler, görüşler, bakışlar farklı olabilir. Hayatın kanunu değil mi bu?
    Savaş halinde yaşamamak, barışın baş üstünde taşınıp yaşanması için hoşgörü en büyük yasa…
    Yasanın uygulanması ahlaki bir seçim, insanlık örneği, insanlığa, düşüncelere, var olmaya saygıdır.
    Mevlana, bizi davet etti. Ne olursak olalım gel dedi. Rengimizi, milletimizi gözetmeden bizi Müslümanlığa davet etti…
    Bir çağrıda biz yapalım insanlığa…
    Ne eksiğimiz olur ki,
    Neden kaçıyoruz ki,
    Ne zarar gelir ki.
    Neler kaybettik unuttunuz mu?
    Saygımızı yitirdiğimizin farkında değil miyiz hala?
    Kaybolmayı bu kadar kabullenemeyiz,
    Hayır, artık istemiyorum.
    Çığlığımı duyar mısınız?
    Artık hoşgörü istiyorum düşüncelerime.
    Sizlere hoşgörü istiyorum, dileniyorum.
    Hiçbir şey için geç değil, en azından başlangıç yapabiliriz.
    Bu sefer ben çağırıyorum sizi.
    Hoşgörüye…
    Mesela bu yazıyı kendi eleştiri çemberimiz içinde,hoşgörüyle okuyabiliriz…
    Güzel bir başlangıç yapabiliriz bu şekilde?
    Daha fazla geç olmadan…
    Daha fazla kaybolmadan…

  14. #30
    *Naye* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    12-09-2007
    Yer
    Ten kafesinde
    Mesajlar
    75
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @*Naye*
    Yazdığınız her bir satır ayrı cevher.Allah razi olsun.Allah gönlünüze göre versin.

  15. #31
    *Naye* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    12-09-2007
    Yer
    Ten kafesinde
    Mesajlar
    75
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @*Naye*
    Bende ekleme yapmadan duramayacağım..Affınıza sığınıyorum.


    *Madem ki aşkın yok,aşık değilsin,sana uyumak yaraşır;git bol bol uyu.O'nun aşkı ve gamı bizim nasibimizdir.

    *Biz sevgilimizin gam güneşinin tesiri ile zerre zerre olduk.Çünkü biz ondan gelen gamı da seviyoruz.Madem ki senin gönlünde böyle bir duygu,böyle bir heves uyanmamıştır,git bol bol uyu!

    *Onu bulmak,ona kavuşmak ümidi ile köpürerek,ağlayarak başını taştan taşa çalan,dağlardan denize doğru koşan sular gibi biz de koşup duruyoruz,onu arıyoruz.Sende ise "Sevgili nerede?Onu nasıl bulurum?" arayışı,üzüntüsü yok.Sen git bol bol uyu!

    *Aşk yolu yetmiş iki milletin inancının dışındadır.Madem ki senin aşkın,inancın taklitten,gösterişten ibarettir,sen git uyu.

    *Bizler aşkın eline düştük,kendimizden kurtulduk.Bakalım aşk bize ne yapacak?Sen ise kendindesin,kendi elindesin,kendine tapıyorsun.Senin için uyumak gerekir,git bol bol uyu!

  16. #32
    .YOLCU. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    14-09-2007
    Yaş
    34
    Mesajlar
    69
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @.YOLCU.
    Öldüğüm gün tabutum yürüyünce
    Bende bu dünya derdi var sanma!
    Bana ağlama,
    'Yazık, yazık! ' 'Vah, vah! ' deme!
    Şeytanın tuzağına düşersen vah vahın sırası o zamandır.
    Yazık yazık asıl o zaman denir.
    Cenâzemi gördüğün zaman 'Elfirak, elfirak! ' deme!
    Benim buluşmam asıl o zamandır.
    Beni mezara koyunca elvedâ demeğe kalkışma!
    Mezar cennet topluluğunun perdesidir.
    Mezar hapis görünür amma,
    Aslında canın hapisten kurtuluşudur.
    Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret!
    Güneşle aya batmadan ne ziyan gelir ki?
    Sana batma görünür amma
    Aslında o doğmadır, parlamadır.
    Yere hangi tohum ekildi de yetişmedi?
    Neden insan tohumu için
    Bitmeyecek, yetişmeyecek zannına düşüyorsun?
    Hangi kova suya salında da dolu olarak çekilmedi?
    Can Yusuf'un kuyuya düşünce niye ağlarsın?
    Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta aç!
    Çünkü artık hay-huy'un, Mekânsızlık aleminin boşluğundadır


    Mevlâna

Sayfa 2/73 İlk 12345671252 ... Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Hatice'nin köşesi
    By Kimya_ı Saadet in forum SİZİN YAZDIKLARINIZ
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 28-07-2013, 16:59
  2. İtiraf Köşesi
    By Vâveyla. in forum HASBİHÂL
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05-02-2012, 01:50
  3. Şark köşesi
    By lafzen in forum HASBİHÂL
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 25-07-2011, 13:50
  4. Bir Ali UraL Köşesi..
    By Bîdâr in forum TASAVVUF
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj: 16-03-2008, 12:58
  5. turk köşesi
    By kızılkasırga in forum Osmanlı Tarihi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-11-2006, 14:45

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş