Etiketlenen üyelerin listesi

Bekâ mülkün dilersen varını yok eyle dünya teg Etek çek gördüğünden âfitâb-ı âlem-ârâ teg Taalluk zulmetin tecrîd hurşidine kıl matla Eğer âlemde bir gün görmek istersen Mesîhâ teg Gönül her sûreti Şîrîn' e verme iç mey-i ma'nâ Hazer kıl taşa çalma tîşeni Ferhâd-ı şeydâ teg Refîkan olsa dilsiz cânver hem sakla râz ondan

Bu konu 22315 kez görüntülendi 61 yorum aldı ...
Fuzûlî, hayatı ve gazelleri 22315 Reviews

    Konuyu değerlendir: Fuzûlî, hayatı ve gazelleri

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 22315 kez incelendi.

Sayfa 1/4 1234 Son
  1. #1

    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    07-07-2007
    Mesajlar
    409
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ISSIZ

    Bekâ mülkün dilersen varını yok eyle dünya teg
    Etek çek gördüğünden âfitâb-ı âlem-ârâ teg

    Taalluk zulmetin tecrîd hurşidine kıl matla
    Eğer âlemde bir gün görmek istersen Mesîhâ teg

    Gönül her sûreti Şîrîn' e verme iç mey-i ma'nâ
    Hazer kıl taşa çalma tîşeni Ferhâd-ı şeydâ teg

    Refîkan olsa dilsiz cânver hem sakla râz ondan
    Sakın sırrın düşürme dillere Mecnûn-ı rüsva teg

    Yeter tavûs teg ucb ile kıl ârâyiş-i sûret
    Vücudundan geçip âlemde bir ad eyle Anka teg

    Güher tek kılma tağyîr-i tabî'at delseler bağrun
    Karar et her hevâdan olma şûr-engîz deryâ teg

    Fuzûlî kâinât asbâbının kıldım temâşâsın
    Nedâmetsiz tena'um yok tasarrufsuz temâşa teg

    ***********

    teg=>gibi
    taalluk=>dünya ilgisi,masiva
    hazer kıl-=>kaçın-
    tîşen=>balta
    cânver=>canavar
    ucb=>ayıplanma,kınanma
    tena'um=>nimet,gıdalanma
    mey=>içki
    refÎk=>arkadaş
    Âfitâb=>güneş
    ârâ=>süs
    râz=>sır


    ******
    **Eğer ebedi hayatın mutluluğunu istiyorsan, dünyayı örnek alıp onun gibi varlığını yok eyle ve alemin süsü olan güneş gibi gördüğün bütün kötülüklerden eteğini çek.

    **Eğer dünyada Hz.İsa gibi bir gün görmek istiyorsan masiva denen karanlığın üzerine bir soyutlanmışlık güneşi gibi doğmalısın

    **Gönlünü her şirin(tatlı,sevgili) suretliye kaptırma, işin hakikatini görmeye çalış! Aman ha âşık Ferhad giib baltanı taşa vurmaktan kaçın!

    ** Eğer arkadaşların dilsiz vahşiler bile olsa onlardan sırrını sakla ve sakın rezil Mecnûn gibi aşkını dillere düşürme!

    **Tavus gibi kibirliliği ve süslenmeyi bırak! Şimdiye kadar bu yolda ettiklerin yeter. Vücudunu süslemekten vazgeç ve varlığından feragat et. Alemde "anka" gibir bir ad bırak.

    **Bağrını dahi delseler inci gibi tabiatını dğiştirme. Bir yerde dur, deniz gibi her rüzgardan dalgalanma!

    **Fuzûlî dünyada zevk ve sefa veren herşeyi gördüm,seyrettim. Bunların hepsi sonunda insana pişmanlık getiriyor. (Dünya nimetlerinin hepsinin sonunda pişmanlık vardır). Ancak onları elde etmeyi düşünmeden sadece karşıdan izlemek insana zevk verir ve bu zevkin sonunda pişmanlık olmaz.




    (beyitlerin açıklamaları şahsıma aittir. sürç-i lisan ettiysem affola…)

  2. #2

    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    07-07-2007
    Mesajlar
    409
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ISSIZ
    Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
    Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı

    Kamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan
    Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

    Gâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
    Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı

    Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım
    Uyadır halkı efgânım gara bahtım uyanmaz mı

    Gûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su
    Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı


    Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
    Bana ta'n eyleyen gâfil seni görgeç utanmaz mı

    Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
    Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı



    ****************

    *Sevgili (ayrılık acısı,eziyetleriyle) beni candan usandırdı ama kendisi cefadan bıkmadı. Benim ahlarımdan çıkan kıvılcım ile felekler yandı da (gökler bana ağladı da) yazık ki muradımın mumu yanmadı (isteğim gerçekleşmedi)

    *sevgili kendisine tutulu hastalığa düşen bütün aşıklarına dertlerinin devasını bağışladı gelin görün ki bana derman vermiyor. yoksa beni hasta mı saymıyor( aşıklarından mı saymıyor)

    *Çektiğim aşk derdini ben gizli tutardım,etrafımdakiler git, derdini sevgiliye anlat dediler. anlatmasına anlatayım ama inanıp inanmayacağını bilmiyorum(ya inanmazsa diye de endişeleniyorum)

    *Ayrılık gecesinde canım önce yanmaya başlar sonra ağlayan gözlerimden kanlı yaşlar akmaya başlar;ben bu acıyla ah-vah etmeye başlarım ve çığlıklarım herkesi uyandırır. Yazık ki kara bahtım hala uykuda....

    *Ey sevgili!
    senin yanağının gülüne karşı gözümden hep kanlı yaşlar akıtmaktayım.ancak bu bir gül mevsimidir ve gül mevsiminde akar suların bulanık akması doğaldır.(baharda sular bulanık akar)

    *Başlangıta sana tutlmayı asla istemedim, aklımı başımdan sen aldın.(aşka düştüğüm için) beni ayıplayan gafiller acaba senin güzelliğini görünce (bana yaptıkları haksızlıktan dolayı) utanmayacaklar mı?

    * Fuzuli, işi çılgınlığa vardırmış biridir. Bu yüzden halkın diline düşmüş, resil de olmuştur. Ey ona delilik yakıştırıp resil olduğunu vehm edenler sorun ona;bu nasıl bir sevdadır da Fuzuli bu sevdadan usanmamaktadır (bıkmamakta' akıllanmamaktadır)

    ********************
    beyitlerin açıklamaları şahsıma aittir
    sürç-i lisan ettiysek affola...

  3. #3
    Hayrun_Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Katılımcı Üye
    Üyelik tarihi
    15-10-2006
    Yer
    Almanya
    Yaş
    29
    Mesajlar
    154
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Hayrun_Nisa

    Aşk Belasına At Beni Allahim

    Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni
    Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beni

    (Ya Rab aşk belasıyla içli dışlı kıl beni,
    bir an bile ayırma aşk belasından beni)

    Az eyleme inayetini ehl-i dertten
    Yani ki çoh belâlara kıl müptelâ beni

    (Az eyleme yardımını dertlilerden,
    Yani çok aşk belaları ver bana)

    Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
    Geldikçe derdine beter et müptelâ beni

    (Gittikçe artır sevgilimin güzelliğini,
    Bana gelince onun derdine daha çok müptela et beni)

    Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
    Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni

    (Onun ayrılığında öyle zayıflat beni ki
    Saba yeli beni ona ulaştırabilsin)

    Nahvet kılıp nasîb Fuzuli gibi bana
    Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak bana beni

    (Ya Rabbi bana Fuzuli gibi gurur verme
    beni bana asla bırakma)


    Fuzuli

  4. #4
    SERGERDAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    10-09-2007
    Mesajlar
    4
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @SERGERDAN
    Rahat ister tab' mihnetdir ibadet serteser,
    Terk-i rahat rağbet-i minnet kılan mümtâz olur.
    Ol sebebdendir ki küfr âsân olur İslâm asâ,
    Arsa-i âlemde mülhid çok muvahhid az olur.

    Fuzûlî
    "İnsanın içi, tabiatı, nefsi rahat ister. Ama ibadetler, hepsi baştan aşağı mihnet ve meşakkattir; kolay değildir."
    "Rahatını terkedip mihnete talib olan, mümtaz kul olur. Bu sebepten de küfür kolaydır, müslüman olmak zordur. Şu dünya üzerinde mülhid çoktur da, muvahhid az olur."
    İşte bu bir sır, bu bir durum... Bu bizim dinimizi başkalarından ayıran ve bizi en güzel tarif eden şey bu...

  5. #5
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    FUZÛLδNİN YAŞAMI:

    Fuzûlî´nin yaşamı üzerine çok fazla bilgi yoktur. Bağdat yakınlarında Hille veya Kerbela´da doğduğu tahmin edilmektedir. Asıl adı Mehmet´tir. Toplum bilimcilere göre Oğuz´ların Bayat aşiretindendir. Doğum tarihinin bilinmemesine karşın, ölüm tarihi 1556 yılıdır.

    Türkçe divanının önsözünden öğrendiğimize göre, yaşamı boyunca Irak dışına çıkmamıştır. Bazı Farsça kaynaklara göre ömrünün büyük bölümünü halife Ali´nin Necef´deki mezarına hizmet ederek geçirmiştir. Bu hizmetinden dolayı Safevi hükümdarları tarafından ona bir aylık bağlanmıştır. Fakat günün birinde bilinmeyen bir sebeple bu aylığı kesilmiştir. Irak Safavi´lerin elindeyken Şah İsmail ve Safavi ileri gelenlerine şiirler sunan Fuzûlî, Irak´ın Osmanlı´ların eline geçmesiyle de Kanuni Sultan Süleyman ve Osmanlı ileri gelenlerine şiirler sunmuştur. Osmanlı´lar döneminde de Fuzûlî´ye dokuz akçelik bir aylık bağlanmıştır. Fakat Fuzûlî’nin o dönemin Nişancı paşasına gönderdiği Şikayet-nâme´sinden anlaşılıyor ki, Fuzûlî kendisine bağlanan bu aylığı hiçbir zaman alamamıştır. Her iki dönemde de değeri anlaşılamayan ve gereken önem verilmeyen şairin yaşamı yoksulluk içinde geçmiş, 1556 yılında Irak´ı kasıp kavuran veba salgınında ölmüştür.

    Farsça ve Türkçe divanlarının önsözlerinden anlaşıldığına göre daha çocuk yaşta şiirle uğraşan Fuzûlî genellikle şiirlerini Azeri lehçesiyle yazmış. Ona göre divan edebiyatındaki şiir türlerinin en önemlisi gazeldir. O nedenle kendi gönlüne de gazeli seçmesini önermiştir.

    Fuzûlî´nin şiirleri diğer divan şairlerinin şiirlerinden bambaşka bir özelliğe sahiptir. Onun şiirleri genellikle din dışı şiirlerdir. Bu şiirlerde çoğunlukla aşk teması işlenmiştir. Şair bir anlamda aşkı şiirlerinde metalaştırmış ve aşk derdinden mutlu olduğunu söylemiştir. Hatta bu dertten hiç kurtulmak istemediğini vurgulamıştır. Ayrıca Fuzûlî divan şiirinin bir özelliği olan söz sanatlarını en ustaca kullanmış bir şairdir. O nedenle gazelleri ve diğer şiirleri hayli süslü ve anlaşılması çok zor şiirlerdir.

    İyi şiirin yalnızca bilimle elde edilebileceğine inanan Fuzûlî, bu düşüncesini Türkçe divanının önsözünde "İlimsiz şiir, temeli yok duvar gibi olur, temelsiz duvar da sonunda itibarsız olur" diye açıklar. Bu düşüncesini her zaman savunduğunu ve "ilimsiz şiirden ruhsuz kalıp gibi nefret ettiğini" vurgular.

    Fuzûlî, Eski Türk Edebiyatı´nda ünü ve etkisi en yaygın olan şairlerden biridir. Azeri ve Çağatay lehçeleriyle yazan şairler üzerinde olduğu gibi, Türkiye lehçesiyle yazan pek çok divan, tasavvuf, halk ve modern Türk edebiyatının ilk dönem şairlerine de büyük etkisi olmuştur.

    Yapıtları: Türkçe, Farsça ve Arapça üç divan, Leylî vü Mecnun mesnevisi, Kerbela olayını anlattığı nesir ve nazım karışımı Hadıkat-üs-Suada ve Şikayet -nâme adlı mansur mektuplardır.

    Yapıtlarının bugünkü Türkçe ile basılmış örnekleri; Abdulbaki Gölpınarlı tarafından hazırlanmış Fuzuli Divanı, K. Akyüz - S. Yüksel -M. Cumbur tarafından hazırlanmış Türkçe Divan´ları vardır.

  6. #6
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    Fuzuli-Sukasidesi ve anlamı



    - Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su
    Kim bu denlü duduşan odlara kılmaz çare su

    2- Ab gûndur gûnbed-i devvâr rengi bilmezem
    Ya muhit olmuş gözümden gûnbed-i devvâre su

    3- Zevk-i tiğinden aceb yoh olsa gönlüm çak çak
    Kim mürûr ile bırağur rahneler divâre su

    4- Vehm ilen söyler dil-i necrûh peykânın sözün
    İhtiyât ile içer her kimde olsa yare su

    5- Suya versun bâğban gülzârı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzare su

    6- Ârızın yâdıyle nemnâk olsa müjgânım nola
    Zâyi olmaz gül temannâsıyle vermek hâre su

    7- Gam günü etme dilî bîmârdan tîğin dirîğ
    Hayrdır vermek karangu gicede bîmâre su

    8- İste peykânın gönül hicrinde şevkin sâkin et
    Susuzam bir kez bu sahrâda benümçün are su

    9- Men lebin muştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
    Nitekim meste mey içmek hoş gelûr hüşyâre su

    10- Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
    Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş reftâre su

    11- Su yolun toprağ olup ol kûydan dutsam gerek
    Çün rakîbimdir dahi ol kûya koymam vare su

    12- Dest bûsi ârzusuyle ölürsem dostlar
    Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su

    13- Sevr ser-keşlik kılur kumrî niyâzından meğer
    Dâmenin duta ayağına düşe yalvere su

    14- İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile
    Gül budağının mizâcına gire kurtare su

    15- Tinet-i pâkini ruşen kılmış ehl-i âleme
    iktidâ etmiş tarîk-i Ahmed-i muhtâra su

    16- Seyyid-i nev-i beşer deryâ-yi dürr-i istifâ
    Kim sepüptür mucizâtı ateş-i eşrâre su

    17- Hayret ilen parmağın dişler kim etse istimâ
    Parmağından verdiği şiddet günü enâsere su

    18- Dostu ger zehr-i mâr içse olur âb-i hayât
    Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâre su

    19- Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasal
    Başını taştan taşa urup gezer âvâre su

    20- Bîm-i dûzah nâr-i gam salmış dil-i sûzânıma
    Var ümidîm ebr-i ihsânın sepe ol nâre su

    21- Yumn-i na´tinden güher olmuş Fuzûlî sözleri
    Ebr-i nisandan dönen tek lâ´lü-i şehvâre su

    22- Umduğum oldur ki rûz-i haşr mahrûm olmayan
    Çeşme-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su


    Su Kasidesi´nin günümüz Türkçe´sine uyarlanmış biçimi.

    1- Ey göz, gönlümdeki ateşlere gözyaşlarından su serpme
    Çünkü, böylesine tutuşan ateşlere su fayda etmez.

    2- Bilmiyorum, dönen gökkubbe mi su rengindedir,
    Yoksa gözyaşlarım mı gökyüzünü kaplamış?

    3- Kılıç gibi bakışlarının etkisiyle gönlüm parça parça olsa şaşma,
    Çünkü; su duvardan aka aka yarıklar oluştururur.

    4- Yaralı gönül, senin ok atışlarına benzeyen kirpiklerinin sözünü korkarak söyler,
    Yarası olanlar da suyu yavaş yavaş ve ihtiyatla içer.

    5- Bahçıvan boşuna yorulmasın ve gül bahçesini sele versin,
    Çünkü bin gül bahçesini sulasa senin yüzün gibi bir gülün açılmasına
    olanak yoktur.

    6- Gül isteyerek dikenine su vermek boşuna değildir,
    Senin yanağını anarak kirpiklerim ıslansa ne olur?

    7- Gam gününde hastaya gönülden kılıç gibi keskin bakışlarını esirgeme;
    Çünkü karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

    8- Gönül, sevgilinin oka benzeyen kirpiklerini arzula ve ondan ayrı olduğum zaman hasretimi dindir.
    Susuzum, bu aşk sahrasında bir kez de benim için su ara.

    9- Ben şiddetle dudağını arzuluyorum, sofularsa Kevser istiyorlar,
    Tabii, sarhoşa şarap, ayıklara da su içmek hoş gelir.

    10- Su, durmadan sevgilinin cennet bahçesine dönmüş yurduna doğru akıp gidiyor,
    Galiba o da, o selvi boylu güzele aşık olmuş.

    11- Toprak olup sevgilininin yurduna giden suyun önünü kesmeliyim,
    Çünkü su benim rakibim olmuştur, onu oraya gitmesini önlemeliyim.

    12- Dostlarım, onun elini öpmek arzusuyla ölürsem,
    Toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.

    13- Selvi, kumrunun yalvarmasına inatla karşı çıkıyor,
    Su, selvinin çevresinde dolanıp yalvarsın da onu bu inatçılıktan
    vazgeçirsin.

    14-Gülün budağı güle renk vermek için hile ile bülbülün kanını içmek
    istiyor,
    Su gülün gövdesine yürüyüp yalvarsın da, zavallı bülbülü kurtarsın.

    15- Su olmazı oldurmuş, Hazreti peygamberin yoluna girerek,
    tertemiz doğasını insanlık alemine göstermiştir.

    16- İnsanların ulusu Muhammed, seçkinlik incisinin denizidir ki;
    Onun mucizeleri kötülerin ateşine su serpip söndürmektedir.

    17- Kızgın bir günde Muhammed´in yanındakilere parmağından su verdiğini,
    Kim işitse hayret eder ve şaşırır.

    18- Muhammed´e gönül veren, onun dostu olan yılan zehri içse hayat suyu olur,
    Onun düşmanları ise tatlı su içse yılan zehiri olur.

    19- Ömürler süren yıllardır ki, su başını taştan taşa vurarak bir avare gibi gezer,
    Bütün amacı peygamberin mezarına ulaşabilmektir.

    20- Cehennem korkusu yanık gönlüme gam ateşi salmıştır,
    Fakat, peygamberin ihsanının bulutunun su serperek o ateşi
    söndüreceğini umuyorum.

    21-Fuzuli´nin sözleri, seni övmenin bereketiyle nisan yağmurundan düşüp büyük incilere dönen
    o yağmur damlaları gibi inci olmuştur.

    22- Umduğum şudur; kıyamet gününde yüzünü görmekten yoksun olmayayım,
    ve sana kavuşmakla hasretimin yangınını söndürmüşcesine su içmiş


  7. #7
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    Fuzûlî’nin gazellerinden bir örnek:


    1- Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı

    Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı

    2- Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver

    Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı

    3- Yetti bîkesliğim ol gaayete kim çevremde

    Kimse yoh çevrile girdâb-ı belâdan gayrı

    4- Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge

    Ne açar kimse kapım bâd-i sebâdan gayrı

    5- Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyen

    Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı



    Açıklaması:

    1-Senin sokağının başında beladan başka elde ettiğim (bir şey) yok -aşkının yolunda yok olmaktan (ölmekten) başka da bir amacım yok.

    2-Ey ah! Gam (hüzün) meclisinin ney´iyim, ateşe yanmış kuru vücudumda arzudan başka ne bulursan yele ver (savur) dağıt.

    3-Kimsesizliğim o dereceye vardı ki, çevremde -bela girdabından başka dönen kimse yok.

    4-Bana, ne gönül ateşinden başka kimse yanar, -ne de tan yelinden başka kimse kapımı açar.

    5-Fuzûlî! Aşk meclisinde nasıl ah etmeyeyim? -bende sesten başka ne kâr bulunur.




    1 bende mecnundan füzun aşıklık istidadı var
    aşık-ı sadık benem mecnunun ancak adı var

    2 kıl tefahür kim senin hem var ben tek aşıkın
    leylanin mecnunu şirinin eğer ferhadı var

    3 ehl-i temkinem beni benzetme ey gül bülbüle
    derde sabrı yok anın her lahza bin feryadı var

    4 öyle bed-halem ki ahvalim görende şad olur
    her kimin kim dehr cevrinden dil-i naşadı var

    5 gezme ey gönlüm kuşu gafil feza-yı aşkta
    kim bu sahranın güzer-gahında çok sayyadı var

    6 ey fuzuli aşk men'in kılma nasihten kabul
    akl tedbiridir ol sanma ki bir bünyadı var


    Açıklama

    1 bende mecnundan daha fazla aşıklık özellikleri var
    sadık olan aşık benim, mecnunun sadeece adı var

    2 ben senin aşığınım ki bununla övünmelisin
    nasıl leylanın mecnunu şirinin ferhadı var

    3 aklım başımda ey gül beni bülbüle benzetme
    onun derde sabrı yok her an feryadı var

    4 öyle kötü haldeyim ki halimi görenler mutlu olur
    zamanın çarkından kimin neşesiz bir gönlü varsa

    5 ey gönlümün kuşu, aşk aleminde boş boş gezme
    cunku bu alemin her yolunda birçok avcısı var

    6 ey fuzuli! aşkı yasaklayan nasihatçıya uyma
    o aklın tedbiridir sanmaki onun bir temeli var






    Gazel -Ya Râb
    1-Benim tek hîç kim zâr ü perişân olmasın yâ Rab
    Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicrân olmasın yâ Rab

    2-Demâdem cevrlerdir çektiğim bî-rahm bütlerden
    Bu kâfirler esiri bir müselmân olmasın yâ Rab

    3-Görüp endîşe-i katlimde ol mâhı budur derdim
    Ki ol endîşeden ol meh peşîmân olmasın yâ Rab

    4-Çıkarmak etseler tenden çekip peygânın ol servin
    Çıkan olsun dil-i mecrû peygân olmasın yâ Rab

    5-Cefâ vü cevr ile mu’tâdım anlarsız nolur hâlim
    Cefâsına had ü cevrine pâyân olmasın yâ Rab

    6-Demen kim adli yok yâ cevri çok her hâl ile olsa
    Gönül tahtına andan özge sultân olmasın yâ Rab

    7-Fuzûlî buldu genc-i âfiyet meyhâne küncünde
    Mübârek mülktür ol mülk vîrân olmasın yâ Rab

    Günümüz Türkçesiyle

    1-Ey Tanrı'm!hiç kimse benim gibi inlemesin ve perişan olmasın;aşk derdinin ve ayrılık yarasının esiri olmasın,ey Tanrı'm!
    2-Merhametsiz putlardan (yani:güzellerden) daima cefa çekiyorum;ey Tanrım!bir Müslüman bu kâfirlerin esiri olmasın.
    3-O ayın (yani:ay yüzlü güzelin) beni öldürmeyi düşündüğünü gördüm:derdim budur:o ay, o düşünceden pişman olmasın ey Tanrım!
    4-O selvinin (yani:selvi boylunun) okunun temrenini vücuttan çekip çıkarmak isteseler,yaralı gönül çıksın,fakat ok temreni çıkmasın,ey Tanrım!
    5-Cevir ve cefaya alışığım,onlarsız halim ne olur!Cefasına sınır,cevrine son olmasın ey Tanrım!
    6-Adaleti yok,zulmü çok demeyin;nasıl olursa olsun,gönül tahtına ondan başka sultan olmasın ,ey Tanrım!
    7-Fuzulî meyhane köşesinde âfiyet hazinesi buldu (yani:esenlik,eminlik buldu),o mülk mübarek mülktür,viran olmasın,ey Tanrım!





    GAZEL-BAK

    Reng-i rûyundan dem urmuş sâgarı sahbâya bak

    Âftab ile kılur da’vî tutulmuş ayâ bak

    Şem’ bâşından çıkarmış dûd-ı şevk-ı kâkülün
    Böyle kûteh ömr ile başındaki sevdâya bak

    Sînemi çâk eyle gör dil iztırâbın aşktan
    Revzen aç her dem hevâdan mevc uran deryâya bak

    Ey Fuzûlî her nice nâsıh seni men’ eylese
    Bakma anın kavline bir çehre-i zîbaya bak

    Günümüz Türkçesiyle

    1-Şarap kadehine bak;sevgilinin yüzünün renginden bahse kalkmış;tutulmuş aya (yani:şarap kadehine) bak;güneşle davaya girişmiş.

    2-Mum,sevgilinin saçlarını özlemiş, o özleyişin dumanını başından çıkarmış (yani:o özleyişle tütmeye koyulmuş).Böyle kısa bir ömürle başındaki sevdaya bak.

    3-Göğsümü yar da gönlümün aşkla nasıl çırpındığını gör;pencere aç da her solukta havadan dalgalanan denize bak.

    4-Ey Fuzuli,öğütçü ne kadar seni yasaklasa da,onun sözüne bakma,güzel bir yüze bak.
    Fuzûlî




    GAZEL-GÖRÜNÜR
    Serv-i âzâd kadinle bana yeksan görünür
    Neye ser-geşte olan baksa hırâman görünür

    Can görünmez deseler tende inanmam nitekim
    Lûtftan her nice baksam tenine can görünür

    Derdim ahvâlimi cânâna kılam arz velî
    Görebilmem özümü anda ki cânân görünür

    Ne keman-dârsın ey meh ki atıp gamze okun
    Yıktığın saydda ne zahm ne peygân görünür

    Bir sanem zülfüne gûyâ ki veriptir gönlün
    Ki Fuzuli’nin eyen hâli perişan görünür



    Günümüz Türkçesiyle

    1-Hür selvi (yani:alabildiğine uzanmış selvi), ban,seninle aynı boyda görünür.Başı dönen neye baksa dönüyor,yürüyor görünür.


    2-Bedende can görünmez deseler inanmam;çünkü lûtuftan(yani:lûtfedip bana göründüğün zaman,yahut vücudumdaki letâfet yüzünden)bedenine ne kadar baksam bana can görünür.

    3-Hallerimi sevgiliye bildireyim derdim:ama sevgili görününce kendimi göremem ki.

    4-Ey ay (yani:ay yüzlü), ne okçusun ki,bakış okunu atıp yıktığın avda ne yara görünür,ne ok temreni.

    5-Güya bir putun (yani:güzelin) saçlarına gönlünü vermiş;çünkü Fuzuli’nin hâli,perişan görünür.

    Fuzûlî


    Gazel - Usanmaz mı?
    Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
    Felekler yandı âhımdan muradım şem’i yanmaz mı

    Kamu bâmarına cânan devâ-yı derd eder ihsan
    Niçin kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mı

    Şeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-ı giryânım
    Uyarır halkı efgaanım kara bahtım uyanmaz mı

    Gül-i ruhşârına karşu gözümden kanlı akar su
    Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

    Gamım pinhan dutardım ben dediler yâre kıl rûşen
    Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı

    Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil
    Bana ta’n eyleyen gafil seni görgeç utanmaz mı

    Fuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır
    Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı


    Günümüz Türkçesiyle:

    1-Sevgili beni candan usandırdı,cefadan usanmaz mı?Âhımdan gökler yandı,dileğimin mumu yanmaz mı?

    2-Sevgili,bütün hastalarının derdine ilaç veriyor,bana niçin ilaç vermiyor?Beni hasta sanmıyor mu?

    3-Ayrılık gecesinde canım yanar,ağlayan gözüm kanlı yaş döker,feryadım halkı uyandırır,kara bahtım uyanmaz mı?

    4-Yanağının gülüne karşı gözümden kanlın su akar (yani:kan ağlarım); sevgilim!Bu gül mevsimidir,akar sular bulanmaz mı?

    5-Ben gamımı gizli tutardım,”sevgiliye aç” dediler,desem o vefasız acaba inanır mı?İnanmaz mı?

    6-Ben sana meyletmiş değildim,aklımı sen yok ettin;beni kınayan gafil seni görünce utanmaz mı?

    7-Fuzuli çılgın bir rinttir,daima halkın diline düşmüştür;sorun ki bu nasıl sevdadır?Bu sevda dan usanmaz mı?

    Fuzûlî




  8. #8
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    Gazel - Gayrı
    Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı
    Garazım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı

    Ney-i bezm-i gamem ey âh ne bulsan yele ver
    Oda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı

    Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk
    Ki gözüm görmeye ol mâh-likaadan gayrı

    Yetti bî-kesliğim ol gaayete kim çevremde
    Kimse yok çizgine girdâb-ı belâdan gayrı

    Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
    Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı

    Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem
    Ne temettu’ bulunur bende sadâdan gayrı

    Günümüz Türkçesiyle:

    1- Senin bulunduğun yerde belâdan başka elde ettiğim şey yok;aşkının yolunda yok olmaktan başka bir maksadım yok.

    2-Ey âh!gam meclisinin ney’iyim,ateşe yanmış kuru vücudumda arzudan (veya:havadan) başka ne bulursan yele ver (yani:savur,dağıt).

    3-Ey kanlı gözyaşı!ayrılık günü yüzüme perde çek ki gözüm o ay yüzlüden başka bir şey görmesin.

    4-Kimsesizliğim o dereceye vardı ki,çevremde belâ girdabından başka dönen kimse yok.

    5-Bana ne gönül ateşinden başka kimse yanar,ne de tan yelinden başka kimse kapımı açar.

    6-Fuzuli!aşk meclisinde nasıl âh etmeyeyim?Bende sesten başka ne kâr bulunur?

    Fuzûlî



    Gazel - İçindir
    Âh eylediğim serv-i hırâmânın içindir
    Kan ağladığım gonce-i handânın içindir

    Ser-geşteliğim kâkül –i müşkınin ucundan
    Âşüfteliğim zülf-i perîşânın içindir

    Bîmâr tenim nerkis-i mestin eleminden
    Hûnin ciğerim lâ’l-i dür-efşânın içindir

    Yaktım tenimi vasl günü şem’ tek ammâ
    Bil kim bu tedârük şeb-i hicrânın içindir

    Kurtarmağa yağmâ-yı gamından dil ü cânı
    Sa’yim nazar-ı nerkis-i fettânın içindir

    Can ver gönül ol gamzeye kim bunca zamandır
    Cân içre seni sakladığım ânın içindir

    Vâiz bize dün dûzahı vasf etti Fuzûlî
    Ol vasf senin külbe-i ahzânın içindir

    Günümüz Türkçesiyle:

    1-Âh edişim,salınarak yürüyen selvin (yani:selvi boyun) içindir,kan ağlayışım gülen koncan (yani:konca gibi ağzın) içindir.

    2-Başımın dönmesi mis kokulu kâkülündendir;perişanlığım perişan saçın içindir.

    3-Sarhoş nerkisinin (yani:süzgün gözünün) derdinden vücudum hastadır,inci saçan lâ’lin (yani:arasından inci gibi dişlerin görünen lâ’l gibi kırmızı dudakların) için ciğerim kanlıdır.

    4-Kavuşma günü vücudumu mum gibi yaktım;bil ki,bu hazırlık senin ayrılık gecen içindir.

    5-Gönül ve canı gamını yağmasından kurtarmağa çalışmam,fettan nerkisine (yani:nerkis gibi gözüne) feda etmek içindir.

    6-Gönül! O süzgün bakışa can ver ki,bunca zamandır seni onun için canımın içinde saklıyorum.

    7-Fuzuli!vaiz bize dün cehennemin nasıl olduğunu anlattı,o anlattıkları kulübesi içindir (yani:senin gam yuvası olan kulübene uygun düşmektedir.)




    Gazel - Beni
    Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
    Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni

    Az eyleme inayetini ehl-i derden
    Ya’ni ki çok belâlara kıl mübtelâ beni

    Oldukça ben götürme belâdan irâdetim
    Ben isterim belâyı çü ister belâ beni

    Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
    Geldikçe derdine beter et mübtelâ beni

    Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
    Vaslına mümkin ola yetürmek sabâ beni

    Nahvet kılıp nasîb Fuzûlî gibi bana
    Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak bana beni

    Günümüz Türkçesiyle:

    1-Ey Tanrı!beni aşk belasıyla bildik et,beni aşk belasından bir an ayrı bırakma.
    2-Yardımını dertlilerden eksiltme,yani beni çok belalara düşür.
    3-Ben var oldukça dileğimi belâdan ayırma,çünkü ben belâyı isterim,belâ beni ister.
    4-Sevgilimin güzelliğini gittikçe çoğalt,geldikçe de derdine beni daha beter düşkün et.
    5-Onun ayrılığı ile vücudumu o kadar zayıflat ki,yelin beni ona kavuşturması mümkün olsun.
    6-Ey Tanrı!bana Fuzuli gibi kibirlilik verip de beni bana bağlama

    Gazel - Küfr-i Zülfün




    Küfr-i zülfün salalı rahneler îmânımıza
    Kâfir ağlar bizim ahvâl-i perîşânımıza

    Seni görmek müteazzir görünür böyle ki eşk
    Sana baktıkça dolar dîde-i giryânımıza

    Cevr-i çok eyleme kim olmaya nâgeh tükene
    Az edip cevr ü cefâlar kılasın cânımıza

    Eksik olmaz gamımız bunca ki bizden gam alıp
    Her gelen gamlı gider şâd gelip yanımıza

    Gam-ı eyyâm Fuzûlî bize bîdâd etti
    Gelmişiz acz ile dâd etmeğe sultânımıza

    Günümüz Türkçesiyle:

    1-Saçının kâfirliği (veya:karalığı) imanımıza yarıklar açalı,bizim perişan halimize kâfir ağlar.

    2-Seni görmek imkânsız görünür,çünkü sana baktıkça ağlayan gözümüze gözyaşı dolar.

    3-Cevri çoğaltma,belki birdenbire tükenir;cevri azaltıp canımıza her zaman cevir ve cefalar et.

    4-Gamımızı eksik olmaz,o kadar ki,yanımıza neşeli gelen herkes bizden gam alıp gamlı gider.

    5-Fuzuli!günlerin (zamanın) gamı bize zulüm etti;bunalmışız da sultanımıza adalet istemeğe (veya:feryat etmeğe) gelmişiz.
    Fuzûlî


    Seçme Beyitler ve Mısralar
    1
    Ger derse Fuzûlî ki güzellerde vefâ var
    Aldanma ki şâir sözü elbette yalandır

    2
    Dest-bûsî ârzusuyla ölürsem dûstlar
    Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su

    3
    Gâh Mecnun gâh ben devr içre nevbet bekleriz

    4
    Çekme dâmen nâz edip üftâdelerden vehm kıl
    Göklere açılmasın eller ki dâmânındadır

    5
    Ey Fuzûlî kalmışım hayrette bilmem neyleyim
    Dehr zâlim baht nâ-fermân gam çok ömür az

    Günümüz Türkçesiyle:

    1)Fuzuli eğer “güzellerde vefa var” derse, aldanma ki şair sözü elbette yalandır.

    2)Dostlar!onun elini öpmek arzusuyla ölürsem, toprağımdan testi yapın,onunla sevgiliye su sunun.

    3)Devir içinde kâh Mecnun, kâh ben nöbet bekleriz.

    4)Sana düşkünlerden, nazlanarak eteğini çökme.Kork eteğinde olan eller göklere açılmasın (âşıkların ilenmesin sana!)

    5)Ey Fuzuli!şaşırmış kalmışım, bilmem neyliyeyim. Zaman zalim, baht buyruğuma uymuyor, gam çok,ömür az.
    Fuzûlî

  9. #9
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    GAZEL

    Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı?
    Felekler yandı âhımdan muradım şem’i yanmaz mı?

    Kamu bimarına canan deva-yı derd eder ihsan
    Niçin kılmaz bana derman beni bimar sanmaz mı?

    Şeb’i hicran yanar canım, döker kan çeşm-i giryanım
    Uyarır halkı efgaanım kara bahtım uyanmaz mı?

    Gül-i ruhsarına karşı gözümden kanlı akar su
    Habibim faslı güldür bu akar sular bulanmaz mı?

    Gamım pinhan dutardım ben, dediler yare kıl rûşen
    Desem ol bîvefa bilmen inanır mı inanmaz mı?

    Değildim ben sana mail sen ettin aklımı zail
    Bana ta’n eyleyen gaafil seni görgeç utanmaz mı?

    Fuzuli rind-i şeydadır hemîşe halka rüsvadır
    Sorun kim bu ne sevdadır bu sevdadan usanmaz mı?


    GAZEL

    Ya Rab, belâ-yı aşk ile âşinâ kıl meni
    Bir dem belâ-yı ışkdan kılma cüda meni

    Az eyleme inayetini ehl-i derdden
    Ya'ni ki çok belâlara kıl mübtela meni

    Oldukça men götürme belâdan irâdetim
    Men isterem belâyı çü ister belâ meni

    Temkinimi belâ-yı mahabbetde kılma süst
    Tâ dost ta'n edüp demeye bî-vefa meni

    Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
    Geldikçe derdine beter et mübtelâ meni

    Öyle zâif kıl tenimi firkatinde kim
    Vaslına mümkin ola yetürmek sabâ meni

    Nahvet kılub nasîb Fuzûlî gibi mana
    Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak mana meni



    GAZEL


    Eyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünya nedür
    Men kimem sâkî olan kimdür mey ü sahba nedür

    Gerçi cânândan dîl-i şeyda içün kâm isterem
    Sorsa cânân bilmezem kâm-ı dîl-i şeyda nedür

    Vasldan çün âşıkı müstağnî eyler bir visal
    Âşıka mâşukdan her dem bu istiğna nedür

    Hikmet-i dünya vü mâfiha bilen ârif degül
    Ârif oldur bilmeye dünya vü mâfiha nedür

    Âh u feryâdun Fuzûlî incidübdür âlemi
    Ger belâ-yı ışk ile hoşnûd isen gavga nedür



    GAZEL

    Hansı gülşen gülbün-ü serv-i hırâmânunca var
    Hansı gülbün üzre gonca la'l-i handânunca var
    Hansı gülzâr içre bir gül açılur hüsnün kimi
    Hansı Gül bergi leb-i lâl-i dür-ebşânunca var
    Hansı bâgun var bir nahli kadün teg bâr-ver
    Hansı nahlün hâsılı sib-i zenahdânunca var
    Hansı hûnî sen kimi cellâda olmuşdur esîr
    Hansı cellâdun kılıcı nevk-i müjgânunca var
    Hansı bezm olmuş münevver bir kadün teg şem'den
    Hansı şem'ün şu'lesi ruhsâr-ı tâbanunca var
    Hansı yerde tapılır nisbet sana bir genc-i hüsn
    Hansı gencün ejderi zülf-i perîşânunca var
    Hansı gülşen bülbülün derler Fuzûlî sen kimi
    Hansı bülbül nâlesi feryâd ü efgânunca var



    GAZEL

    Ney kimi her dem ki bezm-i vaslünı yâd eylerem
    Tâ nefes vardur kuru cismümde feryâd eylerem
    Rûz-ı hicrândur sevin ey murg-ı rûhum kim bugün
    Bu kafesden men seni elbette azâd eylerem
    Vehm edüp tâ salmaya sen mâha mihrin hiç kim
    Kime yetsem cevr-ü zulmünden ana dâd eylerem
    Kan yaşum kılmaz vefâ giryân gözüm isrâfına
    Munca kim her dem ciğer kanından imdâd eylerem
    ıncimen her nice kim ağyâr bî-dâd eylese
    Yâr cevri içün gönül bî-dâda mutâd eylerem
    Bilmişem bulman visâlinlik bu ümmîd ile
    Gâh gâh öz hatır-ı nâ-şâdumı şâd eylerem
    Levh-i âlemden yudum eşk ile Mecnûn adını
    Ey Fuzûlî men dâhi âlemde bir ad eylerem



    GAZEL

    Bilmez idüm bilmek ağzun sırrını düşvâr imiş
    Ağzunı derlerdi yoh dedüklerince var imiş
    Âciz olmuş yakmağa âhı ile kûhu Kûh-ken
    Neylesün miskin anun 'ışkı hem ol mikdâar imiş
    Daşa çekmiş halk içün Ferhâd şîrîn suretin
    'Arza kılmış halka mahbûbun 'aceb bî-'ar imiş
    Ka'be ihrâmına zâhid dediler bel bağladı
    Eyledüm tahkîk anun bağlanduğı zünhâr imiş
    'Ömrlerdir eylerem ahvâl-i dünyâ imtihân
    Nakd-i 'ömr ü hâsıl-ı dünyâ hemün bir yar imiş
    Zevk-i dîdârı ile dir-dârun yoh etdüm varumı
    Devlet-i bâkî ki derler devlet-i dîdâr imiş
    Dün Fuzûlî 'ârızun görgeç revân tapşurdu cân
    Lâf edüp derdi ki cânum var emânet-dâr imiş




    GAZEL

    Kad enâr el-aşk-ı li'l-'uşşâkı minhâci'l-hüdâ
    Salik-i râh-i hakikat aşka eyler iktida
    Aşktır ol neş'e-i kâmil kim andandır müdâm
    Meyde teşvir-i hararet neyde te'sir-i sadâ
    Vâdi-i vahdet hakikatte makâm-i aşktır
    Kim müşahhas olmaz ol vadide sultândan geda
    Eylemez alvet-sarây-i sırr-i vahdet mahremi
    Âşıkı ma'şuktan ma'şuku âşıktan cüda
    Ey ki ehl-i aşka söylersen melâmet terkin et
    Söyle kim mümkin midir tağyîr-i takdîr-i Hudâ
    Aşk kilki çekti hat levh-i vücûd-i âşıka
    Kim ola sâbit Hak isbâtında nefy mâ'ada
    Ey Fuzûli intihâsız zevk buldun aşktan
    Böyledir her iş ki Hak adiyle kılsan ibtida
    Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib!
    Kılma derman kim, helakim zehri dermanındadır
    Ol yire varanı eylesun Hak cennetmekan
    Anın meni her daim şen olasız duada



    GAZEL

    Gönülde bin gâmım vardır ki pinhân eylemek olmaz
    Bu hem bir gam ki il ta'nından efgân eylemek olmaz
    Ne müşkil derd olursa bulunur âlemde dermânı
    Ne müşkil der imiş aşkın ki dermân eylemek olmaz
    Fena mülküne çok azm etme ey dil çekme zahmet kim
    Bu tedbîr ile def'i derd-i hicrân eylemek olmaz
    Sakın gönlüm yıkarsın pendden dem urma ey nâsih
    Hevâ-yi nefs ile bir mülkü vîran eylemek olmaz
    Dehânın üzre lâ'lin istemiş dil def-i müşkildir
    Görünmez hiç cürmü yok yere kan eylemek olmaz
    Du'âlar eylerim benden yana bir dem güzâr etmez
    Ne çâre sihr ile servi hırâman eylemek olmaz
    Fuzûlî âlem-i kayd içre sen dem urma aşkından
    Kemâl-i cehl ile da'vây-i irfân eylemek olmaz

  10. #10
    kasvetli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    10-11-2007
    Yer
    eski istanbul
    Mesajlar
    296
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @kasvetli
    Emek vermişssiniz Allah razı olsun paylaşım için şu an vaktim yok ama akşam inşallah okurum.Fuzuli hakkında bir şey merak edersek artık sizi rahatsız ederiz.

  11. #11
    dantellektuel
    Acının kendisini terbiye etmesinden zevk alan büyük şair. Şiiri bana sevdiren zat. Şiirdeki önderim ve pirim.

    Ne yanar kimse bana ateşi dilden özge
    Ne kimse kapımı çalar bad-ı sabadan gayri...

    Sabah rüzgarına dahi bir misyon ve bir mana yükleyen büyük zat. Arkana dönüp bakarsan beni seni takip edenlerin ilk safında göreceksin...

  12. #12
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    Bu acılı aşk ve ıstırap serüveni Arap edebiyatından daha ziyade İran ve Türk edebiyatlarında akis bulmuş ve nihayet en güzel ve muhteşem meyvasını şairimiz Fuzûlî’nin kaleminden vermiştir. Eser 1535 yılında yazılmıştır.

    Fuzûlî. Leylâ ve Mecnûn’unu hangi duygularla kaleme aldığını şu kıtalarla söyler:

    Dutsam taleb-i hakîkate râh-ı mecaz
    Efsâne behânesiyle arz etsem râz
    Leylî sebebiyle vasfun etsem âğâz
    Mecnûn dili ile etsem ızhâr-ı niyâz


    Açıklama : (Ey Tanrı), hakikat arzusu ile, mecaz yolunu tutup da, hikaye söylemek bahanesiyle sırları açıklasam… Leylâ vasıtasıyla senin sıfatlarını söylemeye başlasam ve Mecnun’un dili ile sana olan ihtiyacımı ortaya koyup yalvarsam…

    Mesnevi bölümler halinde ilerliyor her konuyu baş tarafa yazacağım. Mesnevi tam t¤¤¤¤¤ 3098 beyittir. Umarım ömrümüz yeter buraya yazmaya.Şimdi sözü Üstad’a bırakalım.

  13. #13
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    DÂSTÂN-I LEYLÎ vü MECNÛN



    1. Konu





    Bu hazret-i İzzetden ızhâr-ı hamd ile istimdâd-ı hus'ül-i metâlibdür ve Âsâr-ı şükr ile istid'â-yı setr-i meâyibdür



    Açıklama : Yüce Allah'tan, Hamd ile Arzuların Gerçekleşmesini Dileme ve Şükür ile Kusurların Örtülmesini isteme.


    1. Beyit :
    Elhamdü livâhibi'i-mekârim
    Ve'ş-şükrü lisahibi'l-merâhim

    Açıklama :Keremler bağışlayan ve merhametler sahibi olan ( Allah'a) hamd ve şükür olsun.


    2. Beyit :
    Veh've'l-ezeliyyü fi'l-bidâye
    Veh've'l-edebiyyu fi'n-nihâye

    Açıklama : O, başlangıç olarak ezelî, ve sonuç bakımından ebedîdir
    .

    3. Beyit :
    Kad şâa bisun'ihî beyâneh
    Mâ a'zamu fi'l-bakâi şâneh

    Açıklama : Bakilikte şanı çok yüce olan (Allah) ın beyanı, kudretinin eseri olarak cihana yayıldı.

    4. Beyit :
    Sübhânallah zihî hudâvend
    Bîşibh u şerîk u misl u mânend

    Açıklama : Subhanallah!.. Benzeri, ortağı misli ve menendi bulunmayan ve yüce bir efendi!..

    5. Beyit :
    Meşşâta-i nev-arûs-i âlem
    Gevher-keş-i silk-i nesl-i Âdem

    Açıklama : (O), âlemin taze gelininin yüzünü süsleyen, Âdem nesli ipliğini incilerle donatan (dır)

    6. Beyit :
    Sarrâf-ı cevâhir-i hakâyık
    Keşşâf-ı gavâmız-ı dekâyık

    Açıklama : Hakikatler cevahirinin sarayı; ince nükte sırlarının aralayıcısı(dır)

    7. Beyit :
    Peydâ-kun-i her nihan ki bâşed
    Pinhan-kun-i her iyan ki bâşed

    Açıklama : Gizli olan her şeyi açığa çıkaran, her açık olan şeyi de gizleyen(dir)

    8. Beyit :
    Mi'mâr-ı binâ-yı âferiniş
    Sîr-âb-kun-i riyâz-ı bîniş

    Açıklama : Yaratılış binasının mimarı, basiret çimenleri(nin çiçekleri) ni sulayıp besleyen(dir)

    9. Beyit :
    Yârab mededî ki derd-menden
    Aşufte vu zâr u mustmenden

    Açıklama : Ya Rab, elimden tut ki; dertliyim, düşkünüm; ağlayıp inliyorum, kederliyim!..

  14. #14
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    10. Beyit :
    Ez feyz-i huner haber nedârem
    Cuz bîhunerî huner nedârem

    Açıklama : Hünerin feyzinde habersizim; hünersizlikten gayrı yok bir hünerim.

    11. Beyit :
    Şugl-i acebî girifteem pîş
    Pîş u pes-i û tamâm teşvîş

    Açıklama : (Öyle) şaşılacak bir işe giriştim ki; başı sonu bütünü ile sıkıntı ve endişe...

    12. Beyit :
    Sengîst berâhem ûftâde
    Bahrîst merâ hirâs dâde

    Açıklama : (Sanki) yolumun üzerine bir taş düşmüş; yahut karşıma korku veren bir deniz çıkmıştır.

    13. Beyit :
    Tevfîk-i tuem eger nebâşed
    Ver lutf-ı tu râhber nebâşed

    14. Beyit :
    Muşkil ki der in girîve-i teng
    la'lî beder ârem ez dil-i seng

    15. Beyit :
    Muşkil ki mûrad ruh numâyed
    Zin bahr durî bedestem âred

    Açıklama 13-15 : Eğer senden bir yardım gelmez, ve eğer senin lutfun bana rehber olmazsa; taşın bağrından bir lâ'l çıkarabilmem güç; muradımın yüzünün görünüpte bu denizden elime bir inci geçmesi müşküldür.

    16. Beyit :
    An nun ki dilem furûg gîred
    Levham rakam-ı safâ pezîred

    Açıklama : (Ya Rab!) içimin aydınlandığı ve gönlümün aynasının parladığı şeyi lutfet!

    17. Beyit :
    Âyine-i hâtıram şeved pâk
    Rûşen gerbed çerâg-ı idrâk

    18. Beyit :
    Kufl-i der-i ârzû bitâbem
    Her çîz taleb kunem biyâbem

    19. Beyit :
    Bahşed beriyâz-ı devletem âb
    Ebr-i kerem-i Rasûl u ashâb

    Açıklama 17-18-19 : (Böylelikle) gönlümün aynası parlasın ve anlayışımın çerağı aydınlansın da; arzu kapımın kilidini açayım ve ne istersem elde edeyim; bahtımın bahçesini Peygamber'in ve ashabının kerem bulutu sulasın.

  15. #15
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    2. Konu

    Bu şükûfe-i gülzâr-ı tevhîddür ve Nev-bâve-i bûstân-ı temcîddür

    Açıklama : Tevhid Bahçesinin Çiçeği ve Allah'ı Ululama Bostanının Taze Yemişi

    20. Beyit :
    Ey mûnis-i ehl-i zevk yâdun
    Ebvâb-ı emel kilîdi adun

    Açıklama : Ey, zevk sahiplerinin yoldaşı ve adın emel kapılarının kilidi olan (Tanrı)!

    21. Beyit :
    Ey genc-i atâ tılısmı ismün
    Sen genc-i nihan cihan tılısmun

    Açıklama : Ey, ismin bağış hazinesinin tılsımı ve zatın o tılsımın gizli hazinesi olan (Tanrı) !

    22. Beyit :
    Ey cûd-ı vücûdı kevne vâhib
    Zâtı kimi i'tirâfı vâcib

    Açıklama : Ey kâinata varlık lutfunu bağışlayan ve zatı gibi, varlığının itirafı da vacib olan (Tanrı)!

    23. Beyit :
    Ey silsile-i vücûda eâzım
    Rezzâk-ı erâzil ü eâzım

    Açıklama :Ey varlık sistemini düzenleyen ve hem rezillere, hem de yüksek ruhlu insanlara rızkını veren (Tanrı)!

    24. Beyit :
    Ey perde-keş-i rümûz-ı mübhem
    Müstahfız-ı intizâm-ı âlem

    Açıklama :Ey anlaşılmaz remizlere perde çekip âlemin nizamını koruyan!

    25. Beyit :
    Ey mûnis-i hâtır-ı perîşân
    Bîcân olana muhabbetün cân

    Açıklama :Ey perişan gönlün yakını! Ey, muhabbeti cansızlara can olan!

    26. Beyit :
    Ey nakş-tırâz-ı safha-i hâk
    Sâhib-rakam-ı hutût-ı eflâk

    Açıklama :Ey toprağın zemini nakışlarla süsleyen ve göklerin sayfasına yazılar yazan!..

    27. Beyit :
    Ey muhtesib-i cihât-ı erkân
    Kân-ı güher-i vücûb ü imkân

    Açıklama : Ey dört cihetin hesabını tutan (ve ey) vücûb ve imkân cevherinin maden ocağı!

    28. Beyit :
    Ey mebde'-i feyz-i âferîniş
    Senden rûşen çerâg-ı bîniş

    Açıklama :Ey yaratılış feyzinin kaynağı! İdrak çerağı senin nurundan tutuşmuştur.

    29. Beyit :
    Ey perde-i mâsivâ nikâbun
    Senden özge senün hicâbun

    Açıklama : Ey, masiva perdesi yüzünün örtüsü olan! Senden gayrı olanlar senin perdendir.

    30. Beyit :
    Ey sırr-ı vücudun emr-i ma'lûm
    Mevcûd hemin sen özge ma'dûm

    Açıklama : Ey, varlığının sırrı bilinen bir iş olan! Var olan yalnız sensin; senden başkası ise (aslında) yoktur.

  16. #16
    fuzuli-gazeL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    31-01-2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    202
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @fuzuli-gazeL
    31. Beyit :
    Ey yeddi gül ü tukuz gülistân
    Feyz ü keremünle sebz ü handân

    Açıklama : Ey yedi (göğün) gülünü ve dokuz (gezegenin) gülistanını cömertliğiniz feyzi ile yeşerten ve güldüren!..

    32. Beyit :
    Ey varı yoh eyleyen yohı var
    Yoh varlığunda zann ü inkâr

    Açıklama : Ey varı yok eyleyen, yoğu da var! Yok asla varlığın hususunda ne zan, ne inkâr.

    33. Beyit
    Ey şâhid-i gayb perde-dârı
    Fikrün güli ma’rifet bahârı

    Açıklama : Ey gayb güzelinin perdedarı!.. Ey fikrin gülü ve marifet baharı!

    34. Beyit :
    Ey âleme feyz-i cûd senden
    Halka şeref-i vücûd senden

    Açıklama : Ey âleme cömertlik feyzi ve varoluş şerefi bağışlayan!

    35. Beyit :
    Ey cümle cihan sana rızâ-cû
    Senden hâlî senünle memlû

    Açıklama : Ey bütün cihanın rızasını aradığı! Kâinat baştan başa senin feyiz ve bereketinle dopdolu.


    36. Beyit :
    Ey şem’-i ezel fetîle-sûzı
    Bezm-i ebed encümen-fürûzı

    Açıklama : Ey güzellik lambasının fitilini yakan ve ebedilik meclisini aydınlatan!..

    37. Beyit :
    Ey şirk ü şerîkden münezzeh
    Sırr-ı ezel ü ebeden âgeh

    Açıklama : Ey şirkten ve şerikden münezzeh(bulunan) ve(ey) ezel ve ebed sırrından haberdar olan!..

    38. Beyit :
    Ey bâr-ı Hudâ-yı âlem-ârây
    Tahsîn işüne hemin ola rây

    Açıklama : Ey âlemi süsleyen Tanrı!.. İşlerine hayran olmaktan başka ne düşüncem olabilir!

    39 Beyit :
    Ahsent zehî hakîm-i kâmil
    Ne şükr ola sun’una mukâbil

    Açıklama : Övgüler sana (ey) en güzel ve en yüce hâkim! Senin yaptığına karşılık sana nasıl şükredilsin!

    40. Beyit :
    Fıtrat zamanın çeken zamanda
    Hakkâ ki bu emr-i künfekânda

    Açıklama : Yaratma yazısını yazdığında, (yani) (her şeyin ) senin “OL!” emrinle olduğu zaman, doğrusu bu ki;

    41. Beyit :
    Hükm etdün kim ne ola ahvâl
    Ne vaz’ ile çizgine meh ü sâl

    Açıklama : İşlerin nasıl olacağına, ayların ve yılların nasıl devredeceğine ;

    42. Beyit :
    Devran ne zamanda ola âhır
    Her devrinde ne ola zâhir

    Açıklama : Devranın ne zaman son bulacağına; her dönüşünde nelerin ortaya çıkacağına;

    43. Beyit :
    Nişe ola ferd-i nesl-î âdem
    Her ferdi anun ne ede her dem

    Açıklama : Adem nesli fertlerinin nasıl olacağına ve her birinin her an ne yapacağına sen hükmettin.

    44. Beyit :
    Eşyâya çoh etmezem tehayyür
    Senden yanadur hemin tefekkür

    Açıklama: Varlıklara çok şaşmıyorum; çünkü bütün( bunları izah eden ) düşünce, senden yanadır.

    45. Beyit :
    Eşyâ aceb olmaz olsa zâhir
    Kim var senün kimi muzâhir

    Açıklama : Eşya eğer ( varlık sahnesinde) görünüyorsa buna şaşılmaz; çünkü senin gibi bir koruyucusu var.


    46. Beyit

    Ammâ çü sana kadîmdür zât
    İdrâk sana yeter mi heyhât

    Açıklama : Ama senin zatın kâdim (öncesiz) olunca, akıl seni idrak edebilir mi? Heyhat!

Sayfa 1/4 1234 Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Fuzuli'den
    By Ahter in forum ŞİİR DEFTERİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30-05-2013, 01:37
  2. Mevlânâ’nın gazelleri
    By kardem in forum DUYURULAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-10-2007, 13:22
  3. Fuzuli
    By Sinner in forum ANSİKLOPEDİ / SÖZLÜKLER
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06-06-2007, 21:34
  4. Sahabelerin Hayatı (Toplam 132 Adet Sahabinin Hayatı)
    By Murat Sâki in forum Sahabeler ve İslâmî Önderler
    Cevaplar: 82
    Son Mesaj: 09-01-2007, 11:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş