Etiketlenen üyelerin listesi

Sen türkü yak ben mermi gökten zembille inen sadece aşktir ve ölüm daha şık durur bronz bir tende her daim sıfır kilometre bir gün var önümüzde gir ve ortalığı karıştır. ah diyorum, ahi bilir misin sen dünya dedikleri gömgök bir yatır

Bu konu 44800 kez görüntülendi 114 yorum aldı ...
İbrahim Tenekeci Şiirleri 44800 Reviews

    Konuyu değerlendir: İbrahim Tenekeci Şiirleri

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 44800 kez incelendi.

Sayfa 1/8 123456 ... Son
  1. #1
    Kaf-Nun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    14-06-2006
    Yer
    Yer_6
    Mesajlar
    272
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kaf-Nun

    Sen türkü yak ben mermi


    gökten zembille inen sadece aşktir
    ve ölüm daha şık durur bronz bir tende
    her daim sıfır kilometre bir gün var önümüzde
    gir ve ortalığı karıştır.

    ah diyorum, ahi bilir misin sen
    dünya dedikleri gömgök bir yatır
    nereden bilmiş beni, röntgeni icat eden
    otuz yıl yaşadım elde var sıfır.

    git ve körünü öldür, bitsin artık nazları
    şöförlerin kurşunlaması gibi birtakım tabelaları
    iştah kabartan ne varsa iste onları
    vurmak, her insana yakışır.

    dünya küçük demişlerdi, nerdesin
    kuyruğunu bırakması gibi bir kertenkelenin
    kim böyle orta yerde bırakır
    ve yazmaz birkaç satır.

    bana günahtir,
    nereye gidersem orası senin yurdun
    çünkü aklımdan çıkmıyorsun.

    Ibrahim Tenekeci





  2. #2
    Kaf-Nun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    14-06-2006
    Yer
    Yer_6
    Mesajlar
    272
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kaf-Nun
    Bir Ki Deneme



    zar tutuyorsun ey hayat bu kaçıncı sevgili
    yanlış ata oynamışım gözlerim öyle dedi.

    pır pır diye ses çıkardı yürürken yüreğimden
    denizleri sulardım tozmasın diye deniz
    sporu çok severdim çiçeğe yem vermeyi
    kuşlara binerdim ve kaçardım basından
    bak buraya yazıyorum diye milyar kelimeyi
    ziyan eden de bendim hem de hiç sıkılmadan.

    güzeldim de galiba bunu nasıl söylesem:
    eline sağlık Tanrım leyla çok güzel olmuş
    Tanrım eline sağlık dünya da çok güzel olmuş
    keşke biraz ölmesem.


    İbrahim Tenekeci




  3. #3
    Kaf-Nun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    14-06-2006
    Yer
    Yer_6
    Mesajlar
    272
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kaf-Nun
    Derin Su



    toy bir delikanlı küçük bir parkta
    herkesi dövebileceğini söylüyor kolundaki kıza
    ve tempo tutuyor ayağıyla
    dünyanın dönüşüne
    ebabil midir nedir kanadından soluyor
    yaralı bir hayvan gibi geceye sokuluyor

    astımlılar korosu
    ah ne kadar şaşkındır karaya vurmuş ada
    gıcır gıcır gülümser şehrin tam ortasında
    ve mirastan güzeldir babadan kalma öğüt
    adın çiviye çıkar açılmazsa paraşüt
    çiçeği sokan arı üzgün değildir elbet
    su derindir abiler bir damla bile evet
    kim hayır diyebilir böyle şık bir ortaya
    üşüyenin elleri muhtaçtır soğuk suya

    II
    bir konvoydan beklenen çok ses çıkarmasıdır
    ihtiyar ölecek oysa hiç dut yemezse bu yıl
    adı yazılacak kırklar hanesine
    yarısı yetim kalmış bir sakat gibi
    karışıp gidecek dünyanın çilesine
    karışıp gidecek dünyanın çilesine

    astımlılar korosu
    bizi sıvayan çamur evi yutan sarmaşık
    cana susayan ölüm yirmi dört saat açık
    sigara içen heykel parmak çıtlatan zenci
    çekirdek yiyen genç kız geceden korkan bekçi
    bizi kışkırtan merak taşı ısıran patron
    kimsesi olmayan ev şahı koruyan piyon
    mühleti dolan bir söz müjdesi bitmiş adam
    pürüz çıkaran müdür olmak bilmeyen akşam

    III
    beni ateşinle koru su içip geleceğim
    kardeşimi de koru bir diğer kardeşimden
    ve kimseye söyleme beş mermin olduğunu
    seni kral sansınlar ve sen de hisset bunu
    hisset ki iliklenmesin göğsüne
    köşeye kıstırılmış bir kaçağın korkusu

    astımlılar korosu
    beş taş oynar al bay emrindeki deliyle
    akrep saçıyor eyvah konuşunca diliyle
    atlı bir karıncayla cenk ediyor kör milis
    kuzuyu alıp kurda ikram ediyor bu sis
    zayıflatıyor rejim uygulayan herkesi
    sahibine havlıyor sahibinin aç sesi
    aç kalmıyor muhalif günde üç öğüt barut
    biliyoruz çok şükür beyazıt kadar beyrut

    İbrahim Tenekeci






    Düş ve Dua



    yağmura,nisana ve yaşıma aldanıp
    uçurumları kıyı sanarak
    ve dağlar erişilmeyince acı verir
    sözünü unutarak
    kaf dağına gitmek istedim

    ırmak inadıyla yürüdüm uzaklara
    bir derviş olup yürüdüm uzaklara

    yanıldı denektaşım geriye döndüm
    Kutsal Sözler Panayırı'na sığınıp
    ipeksi bir sessizliğe büründüm:

    bir hayat,mahçup ve duru
    Tanrım,gülleri
    ve sessiz harfleri koru.

    İbrahim Tenekeci






    Gömü



    uyuruz ve uykudur Tanrı’nın en hayırlı evladı
    çünkü gece oldumu sokak cüzzamlı bir bakire
    ya da bir kabadayı cüsseli mi cüsseli
    oysa toplardamardır ev ve incitmez kimseyi
    onarırız evvela üşüyen yerlerimizi ve yağmur
    yakalayamaz bizi, görmemiştir çünkü
    sıcak bir yuva ömründe ve bir nazarlık gibi
    ay parlar üstümüzde.

    pusu atmakla geçer şu daracık ömrümüz
    şımarık bir yırtmaç gibi halden anlamaz tuzak
    peki neye benzer bu, evet anne tarafı tutmak
    korkaklık olsa da iyi geçer günümüz.

    çünkü bir gömüyüz biz bulutların altında
    ve bir gömünün peşinde vardır birçok harita.

    İbrahim Tenekeci






    İşsizler İçin Şiir



    bütün gün kahvede oturdum yedek kulübesinde
    ve bir kardeşim saf dışı kalsın diye
    çay söyledim kahveden.

    işsizim ya
    ismi naz oldu herkesin
    temiz bir sopa istiyor şu serçe bile
    isterse yalan desin.

    hiçbir şey gitmiyor da gücüme

    şimdi tıklım tıklım pariste pastaneler
    kürkün içinde kadın, kadının içinde vaşak
    birlikte tatildeler.

    oysa tatil dediğin şımarık bir çocuktur
    yapışır yakamıza biraz güneş görünce
    hem sermaye istiyor pişti oynamak bile.

    İbrahim Tenekeci


    Mektup



    işte yine günün belini kırıyor akşam
    ve sen kırlara benzersin günün bu saati
    çıkarmamışsan çiçekli elbiseni.

    I

    hatırla ve sıkı tut:
    korkardın küçükken
    serçe parmağın uçacak diye elinden.
    diğer çocuklara benzerdim bense
    benzemesi gibi, bir çinlinin diğerine.

    II

    şaşkınım, şehir açmıyor beni
    ve namım yürümüyor burada
    çünkü tuhaf burada her şey;
    denizi sel basıyor hayret
    hayret şehir sığmıyor taksiye
    ve terör estiriyor rüzgar
    kaldırıyor dağın eteklerini bile.

    ve burada sensiz bahar
    hem yatalak hem öpmeden geçiyor
    bir jeton
    yanağıma getiriyor da yanağını
    kokunu rüzgara salsan
    bana getirmiyor.

    III

    yoksun ya
    güvercin avlıyor avluda kedi
    kızlar gülüşüyor bahçede
    gül üşüyor –gül üşür-
    yoksun ya, bezden anne
    yapıyor öksüz
    öpmek için kendisine.

    İbrahim Tenekeci






    Mırıldanmalar



    içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
    varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
    varsın yarı yolda uyuya kalsın
    bize gönderilen bahar.

    içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
    varsın gölgemiz olsun hüzün
    dilediği gibiuzatsın canevimize ayaklarını
    varsın annemiz olsun tütün
    hayat daha sert vursun yumruklarını.

    içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
    nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
    kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
    nedir yalnız bize yakışan bu serüven.

    bu serüven ki
    bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
    ve terketti bizi huzur denen sevgili
    kalakaldık, şaşkınlığın avuçllarında
    billur bir kuş gibi.

    içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
    beraber yürüyelim olur mu...

    İbrahim Tenekeci






    Peltek Vaiz



    peltek vaiz hani senin cema'atin
    bak öteki bülbül gibi şakıyor
    hele hutbede duruyor saatin
    iteklesen bir saniye gitmiyor

    gizlesen de dilindeki kanburu
    çıkmak için bir yolunu buluyor
    s yılan z kuyu evet kanguru
    gibi harfler ah nasıl da zıplıyor

    İbrahim Tenekeci







    Ulu -orta



    I

    düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
    olsun artık diyorum ne olacaksa
    paralı bir asker miyim neyim
    ekleyip duruyorum sabahları akşamlara
    ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
    gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
    aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
    nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
    hem de mayhoş elma tadında.

    sorma,
    elim kırılsın bir daha
    dokunursam güneşe.


    II

    kendimi de koysam ayağımın altına
    yine de yetişemiyorum ey aşk,
    omzunun hizasına.
    çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
    ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
    budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
    nereye konsam geri sayım başlıyor
    kurcalıyor beni bir çırağın elleri
    ah, unufak olsam ve desem ki
    ağzın tat görmesin hayat
    kandırdın beni.

    sorma,
    üstü açık araba
    dünya dediğin.


    III

    kılpayı kaçırılmış bir şeyin
    bıraktığı ardında
    neyse oyum ben.
    yaralı serçe, benim için dua et:
    gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
    dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete.

    sorma,
    yangın sönseydi suyla
    denizler her akşam böyle yanmazdı.


    IV

    acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
    ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
    çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
    bir yastık arıyorum kuş seslerinden
    mühim değil sonrası.

    sorma,
    siliniyor her şey, hatta uçurtma
    takılıp kalıyor göğe.


    V

    yakar top oynayan melekler gördüm güneşle
    ve büyük çiftçiler, dağları biçen
    yolundaydı her şey ben bile yolundaydım
    ama
    kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım
    karşı kıyıda.

    sorma,
    kaldım altında
    devirince kitabı.


    VI

    şiirler söyledim belki duyarsın diye
    çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
    sana seslendim durdum bu küçük odadan
    acımı duy, sensin pusulam benim
    ki dünya
    silinmiş bir harita
    gibi yabancı bana.

    sorma
    usulca uzandığında
    bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

    İbrahim Tenekeci







    Ulu Orta



    'seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin
    nazlanırsın ama bir gün gelirsin'



    düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
    olsun artık diyorum ne olacaksa
    paralı asker miyim neyim ben
    ekleyip duruyorum sabahları akşama
    ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
    gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
    aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
    nasıl bir dostluk ki bu,hem kadim
    hem de mayhoş elma tadında.

    kendimi de koysam ayağımın altına
    yine de yetişemiyorum ey aşk,
    omzunun hizasına.
    çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
    ve ayağını kaldırıyor dünya,konuşurken benimle.
    budanan oğullar gibiyim,sessiz ve narin
    nereye konsam geri sayım başlıyor
    kurcalıyor beni bir çırağın elleri
    ah,unufak olsam ve desem ki
    ağzın tat görmesin hayat
    kandırdın beni.

    sorma,
    elim kırılsın bir daha
    dokunursam güneşe.

    kılpayı kaçırılmış bir şeyin
    bıraktığı ardında
    neyse oyum ben.
    yaralı serçe,benim için dua et;
    gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
    dr şükrü öncüoğlu'ndan
    üç ayda bir reçete.

    acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
    ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
    çünkü nasıl birşey biliyorum itin taştan korkması
    bir yastık arıyorum kuş seslerinden
    mühim değil sonrası.

    sorma,
    yangın sönseydi suyla
    denizler her akşam böyle yanmazdı.

    yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
    ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
    yolundaydı herşey,ben bile yolundaydım
    ama
    kıyıya vardığımda
    kendimi unuttuğumu anladım
    karşı kıyıda.

    şiirler söyledim belki duyarsın diye
    çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
    sana seslendim durdum bu küçücük odadan
    acımı duy,sensin pusulam benim
    ki dünya
    silinmiş bir harita
    gibi yabancı bana.

    sorma,
    usulca uzandığında
    bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

    İbrahim Tenekeci






    Veryansın



    incir dalını emer süt kokar ağzı burnu
    yavrusunu yer balık bilmez bile burç olduğunu
    ve kimseye havlayamaz soytarının köpeği
    mermi
    yeni kesilmiş et gibi
    seğirtir cana doğru.

    toprak uzakta kaldı elif artık cüzlerde
    ve koçun kanı
    dönüp duruyor mersedesin tekerleğinde
    yazık, her şeyi hapsettiler, ırmakları kartpostala
    oysa rüzgarı bilirdim ben, kemirgen denince
    ve burada vapurlarımız bile benziyor bize
    karaköyde yediğini kusuyor üsküdarda
    ne sıkıcı, sabahlıyor her gün kocamış bir halatla.

    oysa taptaze gelir gün, üstünde sabahlığı
    ne güzeldir o senin serin suların
    ama nafile
    tan vaktiyle
    bize nikah düşmez artık, çünkü unuttuk
    nur içinde yatmayı hem aşk içinde
    oysa evvel zaman içinde
    kar olmayı düşlerdik dağlara yar olmayı
    ve bilirdik:
    mezarlıklardır saatlerin midesi
    erkeğe güven verir bir közü karıştırmak
    yaşamak... yamacındaki şehri
    aş eren dağ gibi.

    İbrahim Tenekeci






    Yüzler Ve Sözler



    Mezartaşı Yontucusu

    mezartaşı yontan bir adamın gözleri
    miras pay edilirken uykusu gelen
    bir çocuk gibi
    bomboş bakar dünyaya.
    der ki bu şenlikistanda
    her şeyin varisi benim adım muamma
    kuruyan yüzünüzü ancak ben onarırım
    cilt bakım setleri gider boşa
    size bembeyaz bir yüz yaparım.

    Kör

    Körüm ben, aydınlığa karşı kötürüm
    umrumda değil gündüzün uzaması
    hiç karışmam Tanrı’nın işine
    mesela kaç ölçek kırmızı katıyor güle
    -gül neyse-
    körüm ben, seslerden insan yaparım
    dolaşıp dururum gece bekçisi gibi
    şart olsun ki
    insan burda karanlıktan kuruyor
    bana mı bulaştı yoksa,
    dünyanın isi.

    Mecnun

    kusura kalma teselli hazretleri
    sana layık bir mürit olamadım besbelli
    büyük şehirlerin küçük içinde
    dansa kaldırılan utangaç bir kız gibi
    buldum bu dünyada kendimi.
    ve camları hohlayıp da çizdiğim resimlerden
    bir ben kaldım ve sevgilim
    suyu ihmal edilmiş fesleğen gibi gitti
    gözlerim terledi yolunu gözlemekten.

    Sevgili

    gökyüzü kapalı ben açık hece
    bir dua damlar yapraklarıma
    ceylan derisinden bir ezan sesi
    gelir ve cilt olur dudaklarıma.

    Foto ali

    bir vesikalık kestim aynanın içinden
    pazar ola ey çünkü ben
    yana yatmayan saçları gibi bir insanın
    hep şuna inandım,
    geciken bir mektup, düşünün sevgilinizden
    işte o mektup benim, siz karşımda gülerken
    üzüntümdür yüzünüzde patlayan
    foto ali ben
    falso alırken her şey hayatın karşısında
    çoğaltırım sizi hiç üşenmeden.

    Dilenci

    ey insan sana küstüm çünkü sen beni
    birazdan kurşuna dizilecek bir mahkum gibi
    bıraktın ve gittin endişe limanında.
    ama sorarım, mesela samatyada
    kimin bahçesi daha büyük
    ölümden.

    Cüce

    kurban olduğum,
    iki ters bir düz örerken insanları
    birkaç ilmek daha atsaydın bu fakire
    sevaba girerdin ve
    olmazdı kimseye hıncım
    ama şimdi üç beş santim için
    zıplayıp duruyor elim ayağım.

    Deli

    deli sizsiniz böyle bir çağda
    akıllı kaldığınız için.
    ben sizin
    akla hayale sığmayan yanınızım
    siz ki dünyayı üstünüze giyseniz
    yine de açıkta kalırsınız çünkü gözleriniz
    dipsiz bir ambar sanki.
    ah siz,
    mezarlıklar müdür olsanız bundan daha iyi
    bir koyup hiç almasanız bir tohum gibi
    kendinizi toprağa.

    İbrahim Tenekeci

  4. #4
    Kaf-Nun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    14-06-2006
    Yer
    Yer_6
    Mesajlar
    272
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kaf-Nun
    KURSAK




    1

    yağmur topluyor gök
    yüzünü bir kâğıda
    çizip çizip buruşturuyor hasta
    -dinmiyor gece-
    üşüyor ala geyik duvardaki halıda
    ve çalıyor saat bizden bir şeyler
    bir şeyler veriyoruz ya da.

    bir çam gibi devriliyor şah/damar
    bir cam gibi kırılıyor bu hayat
    devriliyor şah/damar ve mat
    bir şamar gibi iniyor suratımıza.

    2

    evet, her şey kapanıyor kendi içine
    acı çekiyor herkes, hatta bir kraliçe.
    oysa
    hayat mısmıldır ona, çünkü bir kraliçe
    kuyulardan su çekmez
    toprağı geniştir ve haritalar
    soytarıyla doludur
    köylüleri göstermez.
    ve hatta ölüm bile
    şık bir damat gibi gelir
    gelir onu almaya.

    bizimse
    ölüm arka sokağıdır hayatımızın
    bir depremdir diriliş şiddetinde:

    -gül bile kendini düşlermiş
    kendini düşlermiş gül,
    verilirken bir sevgiliye-

    3

    dinmiyor gece:
    servise anne keklik sofrada
    ve onu deşmek için sabırsızlanırken çatal
    bekleşip duruyor yavruları yuvada.

    İbrahim Tenekeci

  5. #5
    .BeYzA.


    I
    düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
    olsun artık diyorum ne olacaksa
    paralı bir asker miyim neyim
    ekleyip duruyorum sabahları akşamlara
    ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
    gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
    aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
    nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
    hem de mayhoş elma tadında.

    sorma,
    elim kırılsın bir daha
    dokunursam güneşe.
    II

    kendimi de koysam ayağımın altına
    yine de yetişemiyorum ey aşk,
    omzunun hizasına.
    çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
    ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
    budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
    nereye konsam geri sayım başlıyor
    kurcalıyor beni bir çırağın elleri
    ah, unufak olsam ve desem ki
    ağzın tat görmesin hayat
    kandırdın beni.

    sorma,
    üstü açık araba
    dünya dediğin.
    III

    kılpayı kaçırılmış bir şeyin
    bıraktığı ardında
    neyse oyum ben.
    yaralı serçe, benim için dua et:
    gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
    dr şükrü öncüoğlu’ndan üç ayda bir reçete.

    sorma,
    yangın sönseydi suyla
    denizler her akşam böyle yanmazdı.

    IV
    acıyan bir şeyim ben buradan çok uzaklarda,
    ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
    çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
    bir yastık arıyorum kuş seslerinden
    mühim değil sonrası.

    sorma,
    siliniyor her şey, hatta uçurtma
    takılıp kalıyor göğe.
    V

    yakar top oynayan melekler gördüm güneşle
    ve büyük çiftçiler, dağları biçen
    yolundaydı her şey ben bile yolundaydım
    ama
    kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım
    karşı kıyıda.

    sorma,
    kaldım altında
    devirince kitabı.
    VI

    şiirler söyledim belki duyarsın diye
    çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
    sana seslendim durdum bu küçük odadan
    acımı duy, sensin pusulam benim
    ki dünya
    silinmiş bir harita
    gibi yabancı bana.


    ibrahim tenekeci

  6. #6

    Doçent
    Üyelik tarihi
    16-02-2007
    Mesajlar
    564
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Kerem Buldu
    ibrahimin tenekecinin tadı biraz acımtırakta olsa seviyorum...
    paylaşım için teşekkürler...

  7. #7
    .BeYzA.
    Üzülmedim Diyemem

    I

    ey aşk, yaptığını beğendin mi:

    yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen

    ters yakılan sigara, hemencecik söndürülen-

    yoksulluk ile vakit geçer mi…



    uyanmış kalmışım, nasıl bir şey bu

    toprağa baktım, yerinde yoktu;

    şiirden aşağıya attım kendimi

    düşerken düşündüm, ölmesem mi.



    anlatıyorum, hiç konuşmadan,

    buğdayın içini dökmesi gibi…



    II

    bugün dalgınım, dün de dalgındım

    aç bile değildim aynaya bakmasaydım

    dünden kalmış yemekleri yerken ki gönülsüzlük

    gibi burdayım…



    burayı sevmiyorum, bahsetmişimdir.

    unufak olmak iyidir olmamaktan

    hiç böyle demedim, yarabbim bilir

    bu bozuk güzellik, kalbimi yoran…



    bir sandalye çektim zor günlerin altına

    ah ama,



    kimse yüz vermiyor bana, sandalye bile

    beni çağırıyor, yarım kalan ne varsa

    bana düşüyor, her yağmur tanesini

    suya götürmek, o serin ırmaklara



    öyle ya



    bir almanı herkes tanır, miğferi varsa

    moskofu da tanırlar, yatıp uyumamışsa

    bunları şunun için anıyorum burada

    kim tanır beni, şaşkınlığım olmasa



    bağırıp duruyorum denizin ortasında,

    su buradan ne kadar uzakta…


    İBRAHİM TENEKECİ

  8. #8

    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    07-07-2007
    Mesajlar
    409
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ISSIZ
    içimdem dedim beraber yürüyelim olur mu
    varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
    varsın yarı yolda uyuya kalsın bize gönderilen bahar.
    içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
    varsın gölgemiz olsun hüzün
    diledigi gibi uzatsın canevimize ayaklarını
    varsın annemiz olsun tütün
    hayat daha sert vursun yumruklarını.
    içimden dedim imleği kaçmış bir hayat bizimkisi
    nedir anlımızdan öpmek için izimizi süren
    kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
    nedir yalnız bize yakışan bu seruven.
    bu seruven ki.
    bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
    ve terk etti bizi huzur denen sevgili kalabalık,
    şaşkınlığın avuçlarında
    billur bir kuş gibi.
    içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
    beraber yürüyelim olur mu..
    İbrahim Tenekeci
    (ALINTI)

  9. #9
    NuRuDiLara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    30-12-2006
    Yaş
    30
    Mesajlar
    455
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @NuRuDiLara
    Yazan güzel yazmış sağolsun.Bize ulaştırandan da Allah razı olsun

  10. #10

    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    07-07-2007
    Mesajlar
    409
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ISSIZ
    KIRKI ÇIKMAMIŞ SEVDAMIZA ŞİİR

    paylaşılan mutluluğu severim
    engin denizler kadar güzeldir o.

    I
    bana ait olmayan cesetleri yaktım bütün gece
    küllerini savurdum dans ettim
    ay kaydı yıldızlar gülüştü pervasızca
    ve saçlarımdan bir ceset düştü suya
    aldım öptüm gözbebeklerinden
    cazibesini yitirmiş bir kadındın sen
    seni ben güzel yaptım.

    II
    davudi bir sesim vardı sonra kayboldu
    yıldızların üzerine çığ düştü ve ellerim
    damıttı ellerini-utandın-demek ki biliyorsun
    ah, tarihsiz duyguların ilk resmini bulutlara çizilen
    gözlerine çiy düşmüştü üşümüştün
    aldım ısıttım seni.

    III
    ben uzaktan severim
    seni de öyle sevdim
    bir tutam gökkuşağı karıştı sevdamıza
    kuş kanadı bir tutam
    bıraktık korkularımızı
    uçtuk gittik.


    İBRAHİM Tenekeci

    (Alıntı)

  11. #11
    undersecretary - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    03-12-2006
    Yaş
    67
    Mesajlar
    720
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @undersecretary
    Alıntı ISSIZ Nickli Üyeden Alıntı
    KIRKI ÇIKMAMIŞ SEVDAMIZA ŞİİR
    seni ben güzel yaptım.
    (Alıntı)
    müthiş bir şiir gerçekten...Paylaştığınız için Allah razı olsun...
    Alıntı yaptığım cümle ise herşeyi ifade ediyor....
    SENİ BEN GÜZEL YAPTIM...bu kadar...Var mı daha ötesi...

  12. #12

    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    07-07-2007
    Mesajlar
    409
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ISSIZ
    Sen türkü yak ben mermi
    gökten zembille inen sadece aşktir
    ve ölüm daha şık durur bronz bir tende
    her daim sıfır kilometre bir gün var önümüzde
    gir ve ortalığı karıştır.

    ah diyorum, ahi bilir misin sen
    dünya dedikleri gömgök bir yatır
    nereden bilmiş beni, röntgeni icat eden
    otuz yıl yaşadım elde var sıfır.

    git ve körünü öldür, bitsin artık nazları
    şöförlerin kurşunlaması gibi birtakım tabelaları
    iştah kabartan ne varsa iste onları
    vurmak, her insana yakışır.

    dünya küçük demişlerdi, nerdesin
    kuyruğunu bırakması gibi bir kertenkelenin
    kim böyle orta yerde bırakır
    ve yazmaz birkaç satır.

    bana günahtir,
    nereye gidersem orası senin yurdun
    çünkü aklımdan çıkmıyorsun.

    Ibrahim Tenekeci

  13. #13
    zübeyde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Doçent
    Üyelik tarihi
    25-04-2007
    Yaş
    29
    Mesajlar
    652
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @zübeyde
    bana günahtir,
    nereye gidersem orası senin yurdun
    çünkü aklımdan çıkmıyorsun.

    eyvallah....

  14. #14
    .BeYzA.
    ne çok günah işledim ben mendilime
    herşeye hakim oldum olamadım kalbime
    ördü durdu içimi ateşin bir sarmaşık


    oh olsun dedim, oturup biraz sitem
    ve bir şeyler mırıldandım bazısı mahrem:
    kendi özsuyumda boğulmak ne güzel
    ey tufan bunu saymam yine gel
    ölümdür cana nazarlık.


    oh olsun dedim ve üşenmeden
    getirdim dalgaları tutup elinden
    dedim yakışıyor mu bu beden
    dedi sus artık.


    İBRAHİM TENEKECİ

  15. #15
    Olmayan Ulke - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    02-04-2007
    Yer
    Olmayan Ülke!..
    Yaş
    35
    Mesajlar
    898
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Olmayan Ulke
    Susup kalakalmak en büyük cevapmış...
    Volkanın lavı çıkıp taşsa da..
    Yalnız türkü söylemekmiş..
    Cevapsızlıkmış hayat..


    Yüreginize sağlık diyorum..Güzelliklerinizin devamını diliyorum..

  16. #16

    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    07-07-2007
    Mesajlar
    409
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @ISSIZ
    Üzülmedim Diyemem
    I

    Ey aşk, yaptığını beğendin mi:

    Yetimler gibiyim ziyafetten aç dönen

    Ters yakılan sigara, hemencecik söndürülen-

    Yoksulluk ile vakit geçer mi…



    Uyanmış kalmışım, nasıl bir şey bu

    Toprağa baktım, yerinde yoktu;

    Şiirden aşağıya attım kendimi

    Düşerken düşündüm, ölmesem mi.



    Anlatıyorum, hiç konuşmadan,

    Buğdayın içini dökmesi gibi…



    II

    Bugün dalgınım, dün de dalgındım

    Aç bile değildim aynaya bakmasaydım

    Dünden kalmış yemekleri yerken ki gönülsüzlük

    Gibi burdayım…



    Burayı sevmiyorum, bahsetmişimdir.

    Unufak olmak iyidir olmamaktan

    Hiç böyle demedim, yarabbim bilir

    Bu bozuk güzellik, kalbimi yoran…



    Bir sandalye çektim zor günlerin altına

    Ah ama,



    Kimse yüz vermiyor bana, sandalye bile

    Beni çağırıyor, yarım kalan ne varsa

    Bana düşüyor, her yağmur tanesini

    Suya götürmek, o serin ırmaklara



    Öyle ya



    Bir almanı herkes tanır, miğferi varsa

    Moskofu da tanırlar, yatıp uyumamışsa

    Bunları şunun için anıyorum burada

    Kim tanır beni, şaşkınlığım olmasa



    Bağırıp duruyorum denizin ortasında,

    Su buradan ne kadar uzakta…

Sayfa 1/8 123456 ... Son

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. İbrahim Tenekeci - Yoksulun sırtı, zenginin karnı
    By İsmail in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 05-11-2014, 11:14
  2. İbrahim Tenekeci / Uçuş Denemeleri
    By İsmail in forum KİTAP
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 12-07-2012, 10:02
  3. İbrahim Tenekeci: Şiir, hizaya gelmeme sanatıdır
    By İsmail in forum Röportaj - Söyleşi
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 13-06-2012, 23:43
  4. İbrahim Sadri Şiirleri
    By Rüveydaa in forum Şairlerden Şiirler
    Cevaplar: 136
    Son Mesaj: 30-05-2012, 21:43

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş