Gönülsüz Olabilmek


Bir komşusu vardı. Bir gün bu komşusu ona çok ağır ifadelerle bazı hakaretlerde bulundu. Komşusuna hiç karşılık vermedi. Sadece dudaklarından sessizce şu ifadeler döküldü: “Doğru söylüyor. Ben kimim ki! Ben neyim ki!” Bu ifadeler İslam dininin bize orijinal şekliyle gelmesinde büyük emeği geçen, hem alim hem de arif olan ayrıca da Kur’an-ı Kerimin övgüsüne mazhar olmüş etbauttabiinin (sahabeyi görenleri görenler) büyük imamlarından Yahya b. Said el-Kattan’a (r.a) aittir.

Hepimiz büyük çoğunluk itibariyle toplumda, insanlarla beraber yaşamaktayız. Birbirimizle devamlı ilişki içerisindeyiz. Bu ilişkiler içerisinde iyi veya kötü etkilenme olduğu da muhakkak. Cenab-ı Allah insanları bu şekilde, birarada ve devamlı ilişki içerisinde oldukları bir ortamda yaşatmakla bir ayette de işaret edildiği gibi hangimiz daha iyi amel edeceğiz görülmesi için imtihan etmektedir. Ayrıca Yüce Yaratıcı insanları cismen, ruhen, farklı mekanlarda, ayrı kabiliyetlerde, değişik imkanlarda ve çeşitli istidadlarda yaratmıştır. Yakışıklı olan, olmayan, sağlıklı olan- hasta olan, güzel konuşan-konuşamayan, iyi yazan-yazamayan vs. bu sıralamayı uzatmak mümkündür. Aslında hepimizin farklı olması da Cenab-ı Allah’ın ayetlerindendir. Fakat biz, imtihanı kazanmak istiyorsak üzerimize düşen bazı şeyleri yerine getirmemiz gerekmektedir.

İlk adım hiç kimseyi asla küçük görmemektir. Bir hadis-i şerifte de buyurulduğu gibi “kişiye günah olarak kardeşini küçük görmesi yeter.” Beraber yaşadığımız insanların içinde ister meslekî olsun, ister başka bir yönden olsun bazı noksanlıkları veya yetersizlikleri olanlar olabilir. Bu insanları biz, şuuraltımızda kendimizden küçük görüyor ve seslenişlerimizde, hitaplarımızda ve konuşmalarımızda biraz laubali bir tarzda bunu hissettiriyorsak yukarıdaki hadisin tehdidi ile karşı karşıyayız demektir. Bu ciddi bir tehlikedir hemen teyakkuza geçilmeli. Nefsimizin bu kötü önkabulune zıt olarak onları kendimizden üstün tuttuğumuzu davranışlarımızla ve sözlerimizle göstermeliyiz.

Bu imtihanda başarılı olmanın adımlarından birisi de gönülsüz olmak ve hiç kimseye ne olursa olsun kırılmamaktır. Hatta haksız yere dahi olsa bize bir laf dokundurulduğunda incinmemek ve buna kendimizi alıştırmaktır. Bütün bunlara dikkat edildiğinde etrafımızdaki insanların bizi daha çok sevdiğine şahit olabiliriz.

Ayrı bir husus olarak insanın her zaman halet-i ruhiyesi iyi olmayabilir; tasavvufi ifadesiyle kabz halinde bulunabilir. Buna rağmen ilişkilerimizin iyi bir şekilde devam etmesi için bu halimizi elden geldiğince etrafımızdaki insanlara hissettirmeme, tebessümü eksik etmeme, selam verme ve sizi muhatap alıp birkaç söz edene güzel karşılık verme iyi ahlaklı olmaya çalışanların yapması gereken şeylerdir. Aksi takdirde ‘bugün günümde değilim’ deyip somurtmak, kimseye selam vermemek, bizimle konuşanları muhatab almayıp karşılık vermemek pek hoş olmayan bencil davranışlardır. Son olarak biz de yunus gibi demek istiyoruz: “Derviş gönülsüz gerek”