Sultan Alparslan Malazgirt'te, Bizans ordusu ile savaşa tutuşmadan önce inanç ve kahramanlığının yüceliğini gösteren bir konuşma yaptı. Herbiri canını Allah'a adamış yiğit askerlerine şöyle dedi:
- "Burada Allah'dan başka bir sultan yoktur. Emîr ve kudret tamamiyle O'nun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmakta veya savaşmamak için uzaklaşmakta serbestsiniz". Bu imanlı ve heyecanlı sözlerden sonra bütün askerler: "Asla emrinden ayrılmayacağız" cevabını verince hep birlikte ağlaştılar ve muharebenin akıbetinden endişeli oldukları için de son ayrılış olması ihtimali ile vedalaş-tılar. Sultan beyazlar giydi, atının kulaklarını sıktı, kuyruğunu bağladı. Elindeki ok ve yayını bırakıp kılıç ve topuzunu aldı. Bütün askerleri de aynı şeyi yapıp kader gününe hazırlandılar. Atına binen bu büyük ve kahraman sultan şu son vasiyet hitabesinde bulundu:
- "Ey askerlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Melikşâh'ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır."
Netice malûm... Allah Müslümanları muzaffer kıldı: düşmanlarını büyük bir hezimete uğrattı. Bizans imparatoru Diogenes esir düştü. Böylece ruhun şekle, imanın küfre karşı üstünlüğü belirmiş oldu. Demek ki, yalnız maddi güç ve kuvvet kâfi değildir. Onun yambaşında imân ve ruh gücüne büyük ihtiyaç vardır.