Etiketlenen üyelerin listesi

OSMANLI TÜRKÇESİ - TÜRKİYE TÜRKÇESİ SÖZLÜK ÇALIŞMASI (A-B-C) (Ç-D-E-F) (G-H) (I-İ-J-K) (L-M-N-O-Ö-P) (R-S-Ş-T) (U-Ü-V-Y-Z) -A- â (F.) düşmanlar. a’dâd (A.) sayılar. â’ik (A.) engel.

Bu konu 25074 kez görüntülendi 75 yorum aldı ...
Osmanlıca-Türkçe Sözlük (A'dan Z'ye) 25074 Reviews

    Konuyu değerlendir: Osmanlıca-Türkçe Sözlük (A'dan Z'ye)

    5 üzerinden | Toplam: 0 kişi oyladı ve 25074 kez incelendi.

Sayfa 5/5 İlk 12345
  1. #65
    AdigeBatur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    19-09-2006
    Yer
    Ayıntab
    Yaş
    37
    Mesajlar
    839
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdigeBatur
    -Z-

    za’f (A.) [ ضعف ] zayıflık, zaaf.
    za’f gelmek zayıflamak.
    za’ferân (A.) [ زعفران ] safran.
    za’fî (A.) [ ضعفی ] zayıflıkla ilgili, zaaf ile ilgili.
    za’fiyyet (A.) [ ضعفيت ] zayıflık, zafiyet.
    zâbıta (A.) [ ضابطه ] güvenlik görevlisi.
    zâbih (A.) [ ذابح ] boğazlayan.
    zâbit (A.) [ ضابط ] subay.
    zâbitân (A.-F.) [ ضابطان ] subaylar.
    zabt (A.) [ 1 [ ضبط .tutma. 2.ele geçirme. 3.kavrama.
    zabt edilmek ele geçirilmek.
    zabt etmek ele geçirmek.
    zabtiye nâzırı emniyet genel müdürü.
    zabtiye nezâreti emniyet genel müdürlüğü.
    zabtiyye (A.) [ ضبطيه ] güvenlik güçleri, polis, jandarma.
    zabtnâme (A.-F.) [ ضبط نامه ] tutanak, zabıt yazısı.
    zabtürabt (A.) [ ضبط و ربط ] disiplin.
    zâc (A.) [ زاج ] göztaşı.
    zâd (A.) [ زاد ] azık.
    zâd (F.) [ 1 [ زاد .doğmuş. 2.doğum.
    zâde (F.) [ 1 [ زاده .doğmuş. 2.evlat.
    zâdegân (F.) [ زادگان ] soylular, aristokratlar.
    zâdgegânlık satmak soyluluk taslamak.
    zafer (A.) [ ظفر ] üstünlük kazanma.
    zaferyâb (A.-F.) [ ظفریاب ] üstünlük kazanan, muzaffer olan.
    zaferyâb olmak üstünlük kazanmak, muzaffer olmak.
    zâğ (F.) [ زاغ ] karga.
    zağan (F.) [ زغن ] çaylak.
    zahâir (A.) [ ذخائر ] zahireler.
    zâhib (A.) [ 1 [ ذاهب .giden. 2.sanıya kapılan.
    zâhib olmak 1.gitmek. 2.sanıya kapılmak.
    zâhid (A.) [ زاهد ] aşırı dindar, zühd ile uğraşan.
    zâhidâne (A.-F.) [ زاهدانه ] zahitçe.
    zâhir (A.) [ 1 [ ظاهر .ortaya çıkan, görünen, zuhur eden. 2.belli, açık, aşikâr.
    3.sanırım. 4.görünüş, dış yüz.
    zâhir olmak ortaya çıkmak, görünmek, zuhur etmek.
    zâhirbîn (A.-F.) [ ظاهربين ] sadece görünüşe bakan.
    zahîre (A.) [ ذخيره ] depolanmış erzak.
    zâhiren (A.) [ ظاهرا ] görünüşte, görünüşe göre.
    zâhirî (A.) [ ظاهری ] dış görünüş ile ilgili, görünüşteki.
    zâhirperest (A.-F.) [ ظاهرپرست ] sadece dış görünüşe bakan.
    zahm (F.) [ زخم ] yara.
    zahmdâr (F.) [ زخمدار ] yaralı.
    zahme (F.) [ 1 [ زخمه .vuruş. 2.yara. 3.tezene, mızrap.
    zahmet (A.) [ 1 [ زحمت .sıkıntı, meşakkat. 2.güç.
    zahmzede (F.) [ زخم زده ] yaralı.
    zahr (A.) [ 1 [ ظهر .sırt, arka. 2.arka yüz.
    zahriye (A.) [ ظهریه ] kağıdın arka yüzündeki yazı.
    zâid (A.) [ 1 [ زائد .artık. 2.artan. 3.artı. 4.gereksiz.
    zaîf (A.) [ ضعيف ] zayıf, güçsüz.
    zâik (A.) [ ذائق ] tadan, tadına varan.
    zâika (A.) [ ذائقه ] tat alma duyusu.
    zâil (A.) [ زائل ] yok olan, yok olucu.
    zâil olmak yok olmak, ortadan kalkmak.
    zâir (A.) [ زائر ] ziyaretçi.
    zâkir (A.) [ ذاکر ] zikreden.
    zakkûm (A.) [ 1 [ زقوم .zakkum ağacı. 2.zıkkım.
    zâl (F.) [ زال ] saçları ağarmış, ihtiyar.
    zalâm (A.) [ ظلام ] karanlık.
    zâlim (A.) [ ظالم ] zulüm eden.
    zâlimâne (A.-F.) [ ظالمانه ] zalimce.
    zamâim (A.) [ ضمائم ] ekler.
    zamâne (A.) [ 1 [ زمانه .devir. 2.felek.
    zamîme (A.) [ ضميمه ] ek.
    zamimeten (A.) [ ضميمة ] ek olarak.
    zâmin (A.) [ ضامن ] tazmin eden.
    zamîr (A.) [ 1 [ ضمير .gönül. 2.iç. 3.zamir, adıl.
    zamm (A.) [ ضم ] ekleme, arttırma.
    zamm edilmek eklenmek, arttırılmak.
    zamm etmek eklemek, arttırmak.
    zamm olunmak eklenmek, ilave edilmek.
    zamme (A.) [ ضمه ] ötre.
    zan (A.) [ ظن ] zan, sanı.
    zanbak (A.) [ زنبق ] zambak.
    zanîn (A.) [ ظنين ] zan altında bulunan.
    zann (A.) [ ظن ] zan, sanı.
    zannedilmek sanılmak.
    zannetmek sanmak.
    zânû (F.) [ زانو ] diz.
    zapt bk. zabt.
    zapt edilmek ele geçirmek.
    zapt etmek ele geçirmek.
    zaptiye bk. zabtiyye
    zâr (F.) [ 1 [ زار .perişan, ağlayan, inleyen. 2.inilti.
    zâr (F.) [ زار ] yer.
    zâr etmek ağlayıp inlemek.
    zâr olmak ağlayıp inlemek.
    zarâfet (A.) [ ظرافت ] zariflik.
    zarar (A.) [ ضرر ] ziyan.
    zarardîde (A.-F.) [ ضرردیده ] zarar gören.
    zarb (A.) [ ضرب ] vuruş.
    zarbhâne (A.-F.) [ ضرب خانه ] darphane.
    zarf (A.) [ 1 [ ظرف .kap. 2.mektup zarfı. 3.zarf.
    zarfiyyet (A.) [ ظرفيت ] kapasite.
    zârî (F.) [ زاری ] inleme, zar zar ağlama.
    zâri’ (A.) [ زارع ] ekici, çiftçi.
    zarîf (A.) [ ظریف ] zarafet sahibi, nazik, nüktedan.
    zarîfâne (A.-F.) [ ظریفانه ] zarifçe.
    zarûrât (A.) [ ضرورات ] sıkıntılar, mecburiyetler.
    zarûret (A.) [ 1 [ ضرورت .sıkıntı. 2.yoksulluk. 3.zorunluluk.
    zarûrî (A.) [ ضروری ] zorunlu.
    zarûriyyât (A.) [ ضروریات ] zorunluluklar.
    zât (A.) [ 1 [ ذات .kişi. 2.kendi.
    zâten (A.) [ ذاتا ] aslında.
    zâtî (A.) [ ذاتی ] kişisel.
    zâtülcenb (A.) [ ذات الجنب ] akciğer zarı iltihabı, zatülcenp.
    zâtürrie (A.) [ ذات الرئه ] zatürriye, akciğer iltihabı.
    zav’ (A.) [ ضوء ] ışık.
    zavâhir (A.) [ ظواهر ] dış yüzler.
    zâviye (A.) [ 1 [ زاویه .açı. 2.köşe. 3.küçük tekke.
    zâyi’ (A.) [ ضایع ] kaybolan.
    zâyi’ etmek kaybetmek, yitirmek.
    zâyi’ olmak kaybolmak, yitmek.
    zâyi’ât (A.) [ ضایعات ] kayıplar.
    zebân (F.) [ زبان ] dil.
    zebândıraz (F.) [ زبان دراز ] dili uzun.
    zebâne (F.) [ 1 [ زبانه .yalaz. 2.dilimsi.
    zebânzed (F.) [ زبانزد ] ünlü, dillerde dolaşan.
    zeber (F.) [ زبر ] üst.
    zebercedî (A.) [ زبرجدی ] fıstık yeşili.
    zebh (A.) [ ذبح ] boğazlama.
    zebh edilmek boğazlanmak, kesilmek.
    zebh etmek boğazlamak, kesmek.
    zebîh (A.) [ ذبيح ] kesilmiş hayvan, boğazlanmış.
    zebîl (A.) [ 1 [ زبيل .pislik. 2.gübre.
    zebûn (F.) [ 1 [ زبون .alçak. 2.aciz, zavallı. 3.güçsüz.
    zebûn etmek 1.alçaltmak. 2.aciz bırakmak. 3.güçsüz bırakmak.
    zebûn olmak 1.alçalmak. 2.aciz kalmak. 3.güçsüz kalmak.
    zecr (A.) [ 1 [ زجر .zorlama. 2.eziyet etme.
    zecrî (A.) [ زجری ] zorlayarak, zorlayıcı.
    zede (F.) [ 1 [ زده .vurmuş, dövmüş. 2.vurulmuş, dövülmüş. 3.uğramış, müptela
    olmuş.
    zehâb (A.) [ 1 [ ذهاب .gidiş. 2.sanıya kapılma.
    zeheb (A.) [ ذهب ] altın.
    zehr (A.) [ زهر ] çiçek.
    zehr (F.) [ زهر ] zehir, ağı.
    zehre (A.) [ زهره ] çiçek.
    zehrhand (F.) [ زهرخند ] acı gülüş.
    zehrnâk (F.) [ زهرناک ] zehirli.
    zekâ (A.) [ ذکا ] zekilik.
    zekan (A.) [ زقن ] çene.
    zekâvet (A.) [ ذکاوت ] zekilik.
    zeker (A.) [ 1 [ ذکر .erkek. 2.erkeklik üreme organı.
    zelâzil (A.) [ زلازل ] depremler.
    zelîl (A.) [ ذليل ] düşkün, zavallı.
    zell (A.) [ زل ] sürçme, kayma.
    zelzele (A.) [ زلزله ] deprem.
    zemân (A.) [ 1 [ زمان .zaman. 2.çağ. 3.süre.
    zemâne (A.) [ 1 [ زمانه .devir. 2.felek.
    zemherîr (A.) [ زمهریر ] karakış.
    zemîm (A.) [ ذميم ] kötü.
    zemîn (F.) [ 1 [ زمين .yer. 2.dünya. 3.fon. 4.konu, alan.
    zeminbûsî (F.) [ زمين بوسی ] saygı ile yer öpme.
    zemistan (F.) [ زمستان ] kış.
    zemistânî (F.) [ زمستانی ] kışlık.
    zemm (A.) [ ذم ] kötüleme, yerme.
    zemm edilmek kötülenmek, yerilmek.
    zemm etmek kötülemek, yermek.
    zemzeme (A.) [ 1 [ زمزمه .melodi. 2.mırıltı.
    zen (F.) [ زن ] kadın.
    zenâdıka (A.) [ زنادقه ] zındıklar.
    zenâne (F.) [ 1 [ زنانه .kadınca, kadınsı. 2.kadın işi.
    zenb (A.) [ ذنب ] suç, günah.
    zenbîl (A.) [ زنبيل ] zembil.
    zenbûrek (F.) [ زنبورک ] zemberek.
    zencebîl (A.) [ زنجبيل ] zencefil.
    zencî (A.) [ زنجی ] siyahî, zenci.
    zencîr (F.) [ زنجير ] zincir.
    zencîrî (F.) [ 1 [ زنجيری .zincirli. 2.zincirlik deli.
    zendeka (A.) [ زندقه ] zındıklık.
    zendost (F.) [ زن دوست ] zampara.
    zeneb (A.) [ ذنب ] kuyruk.
    zenehdân (F.) [ زنخدان ] çene.
    zeng (F.) [ 1 [ زنگ .zil. 2.pas.
    zengî (F.) [ زنگی ] zenci, siyahî.
    zengûle (F.) [ 1 [ زنگوله .çan. 2.çıngırak.
    zenne (F.) [ زنه ] kadın rolünü üstlenen erkek sanatçı.
    zenperest (F.) [ زن پرست ] kadın düşkünü.
    zer (F.) [ 1 [ زر .altın. 2.akçe.
    zer’ (A.) [ زرع ] ekim.
    zerâfe (A.) [ زرافه ] zürafa.
    zerbâf (F.) [ زرباف ] sırmacı.
    zerd (F.) [ زرد ] sarı.
    zerdâlû (F.) [ زردالو ] zerdali.
    zerde (F.) [ 1 [ زرده .zerde. 2.sarılık. 3.safran.
    zerdûz (F.) [ زردوز ] sırmacı.
    zerefşân (F.) [ زرافشان ] altın saçılmış, altın yaldızlı.
    zerger (F.) [ زرگر ] kuyumcu.
    zerharîd (F.) [ زرخرید ] köle.
    zerîn (F.) [ زرین ] altından.
    zerk (A.) [ زرق ] deri altına verme, şırınga etme.
    zerrâ’ (A.) [ زراع ] ekici, çiftçi.
    zerrâk (A.) [ زراق ] ikiyüzlü.
    zerrât (A.) [ ذرات ] zerreler.
    zerre (A.) [ 1 [ ذره .en küçük parça, molekül. 2.azıcık, birazcık.
    zerreşikâf (A.-F.) [ ذره شکاف ] kılı kırk yaran.
    zerrin (F.) [ زرین ] altından.
    zevâl (A.) [ 1 [ زوال .yok olma, yok oluş. 2.batma. 3.öğle.
    zevâlnâpezîr (A.-F.) [ زوال ناپذیر ] yok olmayan, kalıcı.
    zevâlpezîr (A.-F.) [ زوالپذیر ] yok olucu, fani.
    zevât (A.) [ ذوات ] kişiler.
    zevâyâ (A.) [ 1 [ زوایا .açılar. 2.köşeler. 3.küçük tekkeler, zaviyeler.
    zevc (A.) [ 1 [ زوج .koca. 2.çiftin teki.
    zevcât (A.) [ زوجات ] nikahlı kadınlar, karılar.
    zevce (A.) [ زوجه ] nikahlı kadın, karı.
    zevceteyn (A.) [ زوجتين ] karıkoca.
    zevceyn (A.) [ زوجين ] karıkoca.
    zevciyet (A.) [ زوجيت ] eşlik.
    zevebân (A.) [ ذوبان ] erime.
    zevk (A.) [ 1 [ ذوق .beğeni, hoşlanma. 2.tat.
    zevkbahş (A.-F.) [ ذوق بخش ] zevk veren.
    zevrak (A.) [ زورق ] kayık.
    zeyl (A.) [ 1 [ ذیل .ek, zeyil. 2.etek.
    zeylen (A.) [ ذیلا ] ek olarak.
    zeyn (A.) [ زین ] süs.
    zeyn olmak süslenmek.
    zeytûn (A.) [ زیتون ] zeytin.
    zıdd (A.) [ ضد ] zıt, karşıt.
    zıddiyyet (A.) [ ضدیت ] zıtlık, karşıtlık.
    zılâl (A.) [ ظلال ] gölgeler.
    zıll (A.) [ ظل ] gölge.
    zımnen (A.) [ ضمنا ] bu arada, dolayısıyla.
    zımnî (A.) [ ضمنی ] dolaylı, üstü kapalı.
    zırh (F.) [ زره ] zırh.
    zırhpûş (F.) [ زره پوش ] zırhlı.
    zıyâ’ (A.) [ ضياع ] kaybolma.
    zıyâ’ (A.) [ ضياء ] çiftlikler.
    zî (A.) [ ذی ] sahip.
    zi’b (A.) [ ذئب ] kurt.
    zîbâyî (F.) [ زیبایی ] güzellik.
    zîbâ (F.) [ زیبا ] güzel.
    zîbak (A.) [ زیبق ] cıva.
    zîc (A.) [ زیج ] yıldız atlası.
    zifâf (A.) [ زفاف ] gerdek.
    zih (F.) [ زه ] kiriş.
    zîhayât (A.) [ ذی حيات ] canlı.
    zihgîr (F.) [ زهگير ] okçu yüzüğü.
    zihî (F.) [ زهی ] ne güzel, bravo.
    zihin (A.) [ ذهن ] zihin.
    zihn (A.) [ ذهن ] zihin.
    zihnen (A.) [ ذهنا ] zihin yoluyla.
    zihnî (A.) [ ذهنی ] sihinsel.
    zihniyyet (A.) [ ذهنيت ] düşünce tarzı, anlayış.
    zîk (A.) [ ضيق ] darlık.
    zîkıymet (A.) [ ذی قيمت ] değerli.
    zikr (A.) [ ذکر ] zikir, anma.
    zikr etmek anmak.
    zikr olunmak anılmak, zikredilmek.
    zîkudret (A.) [ ذی قدرت ] güçlü, kudretli.
    zillet (A.) [ ذلت ] düşkünlük, aşağılık, alçaklık.
    zilzâl (A.) [ زلزال ] sarsıntı.
    zimâm (A.) [ زمام ] yular.
    zimâmdâr (A.-F.) [ 1 [ زمامدار .yular tutan. 2.işleri yürüten, sorumlu.
    zîmedhal (A.) [ ذی مدخل ] müdahalesi olan.
    zimmet (A.) [ ذمت ] elde tutma zorunluluğu.
    zîn (F.) [ زین ] eyer.
    zinâ’ (A.) [ زناء ] zina, nikahsız cinsel ilişki.
    zinâkâr (A.-F.) [ زناکار ] zina eden.
    zencîrbend (F.) [ زنجيربند ] zincire vurulmuş.
    zencîrbend edilmek zincire vurulmak.
    zindân (F.) [ زندان ] hapishane.
    zindânî (F.) [ 1 [ زندانی .zindancı. 2.mahpus.
    zinde (F.) [ 1 [ زنده .diri, canlı. 2.sağlığı yerinde.
    zindegânî (F.) [ زندگانی ] yaşam.
    zindîk (A.) [ زندیق ] zındık.
    zînet (A.) [ زینت ] ziynet, süs.
    zinhâr (F.) [ زنهار ] sakın.
    zîr (F.) [ زیر ] alt, aşağı.
    zîrâ (F.) [ زیرا ] çünkü.
    zirâ’ (A.) [ 75-90 [ ذراع cm. lik bir uzunluk ölçüsü birimi, dirsek ile orta parmak
    ucu arasındaki uzaklık.
    zirâ’at (A.) [ زراعت ] tarım.
    zirâ’î (A.) [ زراعی ] tarımsal.
    zirâ’at nezareti tarım bakanlığı.
    zîrdest (F.) [ زیردست ] el altındaki, emir altındaki, ast.
    zîre (F.) [ زیره ] kimyon.
    zîrek (F.) [ زیرک ] uyanık, zeyrek.
    zîrîn (F.) [ زیرین ] alttaki.
    zîrûh (A.) [ ذی روح ] canlı.
    zîrüzeber (F.) [ زیر و زبر ] altüst.
    zîrüzeber etmek altüst etmek, yerle bir etmek.
    zîrüzeber olmak altüst olmak, yerle bir olmak.
    zirve (A.) [ زروه ] doruk.
    zîşan (A.) [ ذی شان ] şerefli.
    zişt (F.) [ زشت ] çirkin.
    ziştî (F.) [ زشتی ] çirkinlik.
    zîvekâr (A.) [ ذی وقار ] ağırbaşlı.
    zîver (F.) [ 1 [ زیور .süs. 2.ziynet, takı.
    ziyâ’ (A.) [ ضياء ] ışık.
    ziyâdâr (A.-F.) [ ضيادار ] aşıklı.
    ziyâde (A.) [ زیاده ] fazla, çok.
    ziyâfet (A.) [ ضيافت ] şölen, ziyafet.
    ziyân (F.) [ زیان ] zarar.
    ziyânkâr (F.) [ زیانکار ] zarar veren.
    ziyâretgâh (A.-F.) [ زیارتگاه ] ziyaret yeri.
    zû’(A.) [ ضوء ] aydınlık, ışık.
    zu’bân (A.) [ ذؤبان ] kurtlar.
    zu’m (A.) [ زعم ] sanı.
    zuafâ’ (A.) [ ضعفا ] zayıflar.
    zucret (A.) [ ضجرت ] yürek daralması, iç sıkıntısı.
    zûd (F.) [ 1 [ زود .çabuk. 2.erken.
    zufr (A.) [ ظفر ] tırnak.
    zuhr (A.) [ ظهر ] öğle.
    zuhûr (A.) [ ظهور ] ortaya çıkma, görünme.
    zuhur etmek ortaya çıkmak, çıkmak.
    zuhûrât (A.) [ ظهورات ] beklenmedik gelişmeler.
    zukâk (A.) [ زقاق ] sokak.
    zulm (A.) [ ظلم ] cefa, eziyet.
    zulm etmek zulüm yapmak.
    zulmânî (A.) [ ظلمانی ] karanlıkla ilgili.
    zulmet (A.) [ ظلمت ] karanlık.
    zulmetefzâ (A.-F.) [ ظلمت افزا ] karanlığı arttıran.
    zulümât (A.) [ ظلمات ] karanlıklar.
    zunûn (A.) [ ظنون ] zanlar.
    zûr (F.) [ زور ] güç.
    zurafâ (A.) [ 1 [ ظرفا .zarifler. 2.seviciler, sevici kadınlar.
    zûrbâ (F.) [ 1 [ زوربا .güçlü. 2.zorba.
    zûrmend (F.) [ زورمند ] güçlü.
    zurûf (A.) [ 1 [ ظروف .kaplar. 2.zarflar.
    zübde (A.) [ زبده ] öz.
    zücâc (A.) [ زجاج ] cam.
    zücâciyye (A.) [ زجاجيه ] cam eşyalar.
    zühd (A.) [ زهد ] zahitlik, aşırı sofuluk.
    zühhâd (A.) [ زهاد ] zahitler.
    zühre (A.) [ زهره ] Venüs, Çoban Yıldızı.
    zührevî (A.) [ زهروی ] cinsel ilişkiyle bulaşan.
    zühûl (A.) [ ذهول ] dalgınlıkla unutma.
    zükâm (A.) [ زکام ] nezle.
    zükûr (A.) [ ذکور ] erkekler.
    zülâl (A.) [ زلال ] berrak, saf.
    zülf (F.) [ زلف ] zülüf.
    züll (A.) [ ذل ] alçalma, alçaklık, düşkünlük, zillet.
    zülüf (F.) [ زلف ] zülüf, iki yandaki lüleli saç.
    zümre (A.) [ زمره ] grup, topluluk.
    zümûm (A.) [ ذموم ] yermeler, kötülemeler.
    zümürrüd (A.) [ زمرد ] zümrüt.
    zünbûr (A.) [ زنبور ] eşek arısı.
    zünnâr (A.) [ زنار ] papaz kuşağı.
    zünûb (A.) [ 1 [ ذنوب .suçlar, günahlar. 2.kuyruklar.
    zürâfe (A.) [ زرافه ] zürafa.
    zürefâ (A.) [ ظرفا ] zarifler.
    zürrâ’ (A.) [ زراع ] ekiciler, çiftçiler.
    zürriyyât (A.) [ ذریات ] soylar, zürriyetler.
    zürriyyet (A.) [ ذریت ] soy, zürriyet.
    züvvâr (A.) [ زوار ] ziyaretçiler.
    züyûl (A.) [ ذیول ] ekler, zeyiller.

  2. #66
    AdigeBatur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    19-09-2006
    Yer
    Ayıntab
    Yaş
    37
    Mesajlar
    839
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdigeBatur
    Sonunda Bitti... (Elhamdülillah)

  3. #67
    eLiFNuR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    12-06-2006
    Yaş
    29
    Mesajlar
    247
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @eLiFNuR
    ADİGE BATUR kardeş ALLAH senden razı olsun yaaa harikulade bir paylaşım..osmanlı denilince akan sular duruyor bende nedense asalet var..bambaşka...çıktılarını almalıyım ve konuşma düzenimi böyle ayarlamalıyım sanırımm
    bu arada biz ukala diye hep patavatsızlara deriz ama osmanlıcada anlamı tamamen aksi...
    ukalâ (A.) [ عقلا ] akıl sahipleri.
    çok ilginç di mi arkadaşlar

  4. #68

    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    09-06-2006
    Mesajlar
    1.210
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdımcA
    adige.
    Allah senden razı olsun.
    çok emek verdin, biliyorum.
    bu sözlükten her faydalandığımda seni hayırla anıyorum. :flowers:

  5. #69
    AdigeBatur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Profesör
    Üyelik tarihi
    19-09-2006
    Yer
    Ayıntab
    Yaş
    37
    Mesajlar
    839
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @AdigeBatur
    Teşekkür ederim kardeşler, Allah sizden de razı olsun.

    Sözlüğü karıştırdıkça Ecdadımızın bize ne kadar güzel bir dil hazinesi bıraktığını anlıyor insan...

  6. #70
    El-HaYa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    11-04-2007
    Mesajlar
    42
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @El-HaYa
    Selamun Aleykum

    ALLAH razi olsun

    acaba bunun boyle arabca-turkce halinde bir sozluk varmidir?

  7. #71
    özzlem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Üyelik tarihi
    10-12-2006
    Yer
    yersiz yurtsuz
    Mesajlar
    90
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @özzlem
    mükemmmeeell ellerinize emeğinize sağlık çook yararlı bi paylaşım olmuş

    ALLAh razı olsun

  8. #72
    shadow - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    08-05-2007
    Mesajlar
    212
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @shadow
    Osmanlı döneminde "çay" konusunda- demlenişinden ikramına kadar- 3 kitap yazılmış...

    Tabi biz bunları bilmiyoruz....

    dedelerimizden kalma bu kitapları okuyamıyoruz da...

    Agop Dilaçar sağolsun...

  9. #73
    Satuk Buğra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    22-12-2006
    Yaş
    46
    Mesajlar
    1.121
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @Satuk Buğra
    Alıntı shadow Nickli Üyeden Alıntı
    Osmanlı döneminde "çay" konusunda- demlenişinden ikramına kadar- 3 kitap yazılmış...

    Tabi biz bunları bilmiyoruz....

    dedelerimizden kalma bu kitapları okuyamıyoruz da...

    Agop Dilaçar sağolsun...
    Öz kültürümüze bir gün içinde bizi yabancı eden batılı felsefelerle büyütülmüş kurtarıcılar sağolsun ne diyelim, nasıl okuyalım. Onlar okuttuda bizmi okumadık.

  10. #74
    shadow - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    08-05-2007
    Mesajlar
    212
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @shadow
    Alıntı Satuk Buğra Nickli Üyeden Alıntı
    Öz kültürümüze bir gün içinde bizi yabancı eden batılı felsefelerle büyütülmüş kurtarıcılar sağolsun ne diyelim, nasıl okuyalım. Onlar okuttuda bizmi okumadık.
    Tatlıses-Oxford hesabı olmuş bu biraz ama haklısınız....

    Cumhuriyet dönemine inmek gerekir...

    geç kalmış sayılmayız değil mi?

  11. #75

    Üye
    Üyelik tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    4
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @a.eryaman
    teşekkürler....

  12. #76
    nur_eslem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ordinaryus
    Üyelik tarihi
    30-05-2008
    Yer
    ....
    Mesajlar
    1.131
    Adı geçen
    0 Mesaj
    Etiketlenme
    0 Konu
    @nur_eslem
    arada açıp faydalanabileceğimiz çok güzel bir paylaşım.teşekkür ederiz...
    (kamusi türki'm olmasına rağmen hemde )

Sayfa 5/5 İlk 12345

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Osmanlıca-Türkçe Sözlük (A'dan Z'ye)
    By AdigeBatur in forum Osmanlı Tarihi
    Cevaplar: 74
    Son Mesaj: 02-03-2008, 01:52
  2. osmanlıca sözlük
    By dilhuba in forum Osmanlı Tarihi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24-08-2007, 10:50
  3. Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 14-01-2007, 15:40
  4. msn de sözlük Türkçe-İngilizce
    By XaberDar in forum İNTERNET ve BİLGİSAYAR
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04-12-2006, 02:13

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Giriş

Facebook platformu Giriş